Zurück   IslamForum Ne Olursan Ol Gel > Islamforum Turkish > Oku - Düşün - Anla

Bu Alana Reklam Verebilirsiniz

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil

Kendini kendinden çıkar
Alt 01.04.2007, 15:26   #1 (permalink)
Yeni Üye
 
dua demeti - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
dua demeti isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 20.02.2007
Yaş: 25
Mesajlar: 84
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
dua demeti Artık ünlü biri... o bir isik sacandua demeti Artık ünlü biri... o bir isik sacandua demeti Artık ünlü biri... o bir isik sacandua demeti Artık ünlü biri... o bir isik sacandua demeti Artık ünlü biri... o bir isik sacandua demeti Artık ünlü biri... o bir isik sacandua demeti Artık ünlü biri... o bir isik sacandua demeti Artık ünlü biri... o bir isik sacandua demeti Artık ünlü biri... o bir isik sacandua demeti Artık ünlü biri... o bir isik sacan
Tecrübe Puanı: 6
Standart Kendini kendinden çıkar

Çok uzaklara gitmeye gerek yok. Yaşın kaç ise, bir o kadar rakamı yaşından çıkar ki geriye sıfır kalsın. Hayata başladığın güne git. Doğduğun gün ağzından çıkan ilk çığlığı hatırla. Şu anda yaşadığın şehirde bir günde yüzlerce, binlerce bebek doğuyor. Hepsi de bir çığlıkla karışıyorlar hayata. Kendine bir sor; onların doğması ne kadar umurunda? Ne kadar önemsiyorsun uğramadığın bir yerde, tanımadığın bir kadının tanımadığın/tanımayacağın bir bebeği doğurmasını? Doğduğu gün işte sen de böylesine umursanmaz biriydin. Şükür ki yanı başında annen baban vardı da, dünyaya ilk acemi bakışlarına şefkatli bakışlarıyla karşılık verdiler. Elinden tuttular, ninni söylediler, büyüttüler, beslediler seni.
Seni önemli kılan onların sevgisiydi. O sıralar seni ne Nike tanıyordu, ne Coca-Cola önemsiyordu, ne de LCW düşünüyordu. Seni önemeyenler, üstünde hiçbir şey olmadığı halde önemsiyordu seni. Seni sadece sen olduğun için seviyorlardı.



İstersen doğduğun günden biraz daha geriye gidelim. Birkaç ay daha geriye.. O zamanlar annenin karnında karanlıklar içindeydin. Sadece onun fark ettiği, onun hissettiği biriydin. Oracıkta kala kalsaydın ya da hiç çıkamasaydın, kimse önemsemeyecekti seni. Bildiğin bütün markalar seni hesaba katmadan satmaya devam edecekti, sevdiğin bütün reklamlar seni düşünmeden oynayıp duracaktı.
Bir de şöyle düşün: Sen “içerideyken” henüz gözlerin tamamlanmamıştı; gözlerinin olmadığını gören, gözlerinin olması gerektiğini düşünen, gözlerini olması gerektiği gibi olması gereken yere koyan ne annendi, ne babandı, ne de kendindin. Sana sorulmuş olsaydı, henüz ışığı bile tanımadığın için gözlerine ihtiyacın olmadığını söylerdin. Sana sorulmuş olsaydı, henüz yolları, bahçeleri, kaldırımları, vitrinleri görmediğin için ayaklarıma gerek yok derdin. Belki ellerini bile istemeyecektin. Belki yüzünü bile gereksiz görecektin. Şimdi bir düşün seni önemli kılan, gözlerinin önüne taktığın gözlük mü, ayaklarına geçirdiğin ayakkabı mı, ellerine taktığın eldiven mi, boynuna doladığın atkı mı?



Birkaç ay daha geriye gidelim. Henüz iki hücreden ibaretsin. Annen bile farkında değil varlığının. İki hücre hâlâ daha nasıl olduğunu anlayamadığımız bir hızla, olağanüstü bir düzenle çoğalıp ayrışmasaydı da, anne rahminden düşüverseydin kimse fark etmeyecekti seni, kimsenin fark ettiği biri olmayacaktın. Hatta, bir adın bile olmayacaktı.



Hiç doğmasaydın, şu an aramızdan eksik olacaktın. Ama eksikliğini bile fark etmeyecektik. “ayşe şimdi burda olsaydı!” bile diyemeyecekti annen baban ve iş arkadaşların. Çünkü olmayacaktın ve olmadığın için de olmadığın fark edilmeyecekti. Örneğin arkadaşın olmayacaktı. Çünkü hepten eksik olduğun için arkadaşın eksikliğini çekmeyecekti.



Senin anlayacağın hiç var olmamak ölmekten beterdir. Öldüğünde hiç olmazsa, ardın sıra ağlayanların olur, eksikliğini çekenler olur, özleyenlerin olur. Ama hiç yaşamadığında, hesaba katılmazsın, sözün bile edilmez.



İşte şimdi hesabını yeniden yap; kendini kendinden çıkar. Geriye sıfır kaldığında, yani sen adı bile olmayan bir hücre topluluğu olduğunda seni önemseyen kim olabilir? Tanıdıkların içinde öyle biri var mı? Sevdiklerin arasında seni hiç yokken seven biri var mı? Örneğin, yüzün ortada bile değilken yüzünü özleyen biri var mı?



Nasıl olabilir ki? Seni en çok sevenler bile seni sen varolduğun için sevdi. Şimdi sen, seni sen yokken bile seven birini düşünmek istemez misin? Seni sen var olduğun içen sevenleri hatırladığın kadar, seni sevdiği için var edeni hatırlamak istemez misin?
  Alıntı ile Cevapla

Özgürlük için dört işlem..
Alt 04.05.2007, 20:29   #2 (permalink)
Tercübeli Üye
 
hannane - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
hannane isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 19.01.2007
Bulunduğu yer: kayıp şehirden
Yaş: 23
Mesajlar: 1.366
Tesekkür Etti: 0
1 Kunu Icin 1 Tesekkür Aldı
hannane Asırı Söhretli ve itibarlı birihannane Asırı Söhretli ve itibarlı birihannane Asırı Söhretli ve itibarlı birihannane Asırı Söhretli ve itibarlı birihannane Asırı Söhretli ve itibarlı birihannane Asırı Söhretli ve itibarlı birihannane Asırı Söhretli ve itibarlı birihannane Asırı Söhretli ve itibarlı birihannane Asırı Söhretli ve itibarlı birihannane Asırı Söhretli ve itibarlı birihannane Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 72
Standart Özgürlük için dört işlem..

Kendini kendinle topla Herkes biliyor ki:
Herkes için her şey olamazsın
Her şeyi bir anda yapamazsın.
Her şeyi mükemmel yapamazsın.
Her şeyi herkesten iyi yapamazsın.
Sen de herkes gibi bir insansın.

Öyleyse:
En azından, birisi için önemli bir şey ol.
Bir anda sadece bir şey yap.
Bir şeyleri hep eksik bırakacağını hatırla.
Bir şeyi herkesten iyi yapmaya bak.
Böylece hiç kimsenin “senin gibi” olamadığını gör.
Herkesin herkes gibi olmaya çalıştığı yerde,
sen “sen” ol, böylece herkesten daha iyi ol.

Kendini kendinden çıkar

Çok uzaklara gitmeye gerek yok. Yaşın kaç ise, bir o kadar rakamı yaşından çıkar ki geriye sıfır kalsın. Hayata başladığın güne git. Doğduğun gün ağzından çıkan ilk çığlığı hatırla. Şu anda yaşadığın şehirde bir günde yüzlerce, binlerce bebek doğuyor. Hepsi de bir çığlıkla karışıyorlar hayata. Kendine bir sor; onların doğması ne kadar umurunda? Ne kadar önemsiyorsun uğramadığın bir yerde, tanımadığın bir kadının tanımadığın/tanımayacağın bir bebeği doğurmasını? Doğduğu gün işte sen de böylesine umursanmaz biriydin. Şükür ki yanı başında annen baban vardı da, dünyaya ilk acemi bakışlarına şefkatli bakışlarıyla karşılık verdiler. Elinden tuttular, ninni söylediler, büyüttüler, beslediler seni.
Seni önemli kılan onların sevgisiydi. O sıralar seni ne Nike tanıyordu, ne Coca-Cola önemsiyordu, ne de LCW düşünüyordu. Seni önemeyenler, üstünde hiçbir şey olmadığı halde önemsiyordu seni. Seni sadece sen olduğun için seviyorlardı.



İstersen doğduğun günden biraz daha geriye gidelim. Birkaç ay daha geriye.. O zamanlar annenin karnında karanlıklar içindeydin. Sadece onun fark ettiği, onun hissettiği biriydin. Oracıkta kala kalsaydın ya da hiç çıkamasaydın, kimse önemsemeyecekti seni. Bildiğin bütün markalar seni hesaba katmadan satmaya devam edecekti, sevdiğin bütün reklamlar seni düşünmeden oynayıp duracaktı.
Bir de şöyle düşün: Sen “içerideyken” henüz gözlerin tamamlanmamıştı; gözlerinin olmadığını gören, gözlerinin olması gerektiğini düşünen, gözlerini olması gerektiği gibi olması gereken yere koyan ne annendi, ne babandı, ne de kendindin. Sana sorulmuş olsaydı, henüz ışığı bile tanımadığın için gözlerine ihtiyacın olmadığını söylerdin. Sana sorulmuş olsaydı, henüz yolları, bahçeleri, kaldırımları, vitrinleri görmediğin için ayaklarıma gerek yok derdin. Belki ellerini bile istemeyecektin. Belki yüzünü bile gereksiz görecektin. Şimdi bir düşün seni önemli kılan, gözlerinin önüne taktığın gözlük mü, ayaklarına geçirdiğin ayakkabı mı, ellerine taktığın eldiven mi, boynuna doladığın atkı mı?



Birkaç ay daha geriye gidelim. Henüz iki hücreden ibaretsin. Annen bile farkında değil varlığının. İki hücre hâlâ daha nasıl olduğunu anlayamadığımız bir hızla, olağanüstü bir düzenle çoğalıp ayrışmasaydı da, anne rahminden düşüverseydin kimse fark etmeyecekti seni, kimsenin fark ettiği biri olmayacaktın. Hatta, bir adın bile olmayacaktı.



Hiç doğmasaydın, şu an aramızdan eksik olacaktın. Ama eksikliğini bile fark etmeyecektik. “Caner şimdi burada olsaydı!” bile diyemeyecekti annen baban ve sınıf arkadaşların. Çünkü olmayacaktın ve olmadığın için de olmadığın fark edilmeyecekti. Örneğin “Sümeyye seni ne kadar özledim!” diyen bir arkadaşın olmayacaktı. Çünkü hepten eksik olduğun için arkadaşın eksikliğini çekmeyecekti.



Senin anlayacağın hiç var olmamak ölmekten beterdir. Öldüğünde hiç olmazsa, ardın sıra ağlayanların olur, eksikliğini çekenler olur, özleyenlerin olur. Ama hiç yaşamadığında, hesaba katılmazsın, sözün bile edilmez.



İşte şimdi hesabını yeniden yap; kendini kendinden çıkar. Geriye sıfır kaldığında, yani sen adı bile olmayan bir hücre topluluğu olduğunda seni önemseyen kim olabilir? Tanıdıkların içinde öyle biri var mı? Sevdiklerin arasında seni hiç yokken seven biri var mı? Örneğin, yüzün ortada bile değilken yüzünü özleyen biri var mı?



Nasıl olabilir ki? Seni en çok sevenler bile seni sen varolduğun için sevdi. Şimdi sen, seni sen yokken bile seven birini düşünmek istemez misin? Seni sen var olduğun içen sevenleri hatırladığın kadar, seni sevdiği için var edeni hatırlamak istemez misin?


Kendini kendinle çarp


Bu sabah aynaya bir bak. Bakalım kimi göreceksin. Elbette yeryüzündeki bütün insanlara benzeyen bir insan yüzü. Kaşları, gözleri, yüzü, burnu, kulakları, saçları ile sen de herkes gibi bir insansın. Ama aynada herhangi bir insanı görüyor değilsin. Kendini görüyorsun. Tümüyle sana özel, sadece senin için yaratılmış bir yüz görüyorsun. Yani senin yüzün gibi başka bir yüz yok. Onun için yüzüne bakanlar seni, sadece seni görüyorlar. Seni tanıyanlar yüzünden tanır, sevenler yüzünü sever. Herkese benzeyen birini değil. Bütün zamanlarda, senin yüzün gibi bir yüz olmadı, senin yüzün gibi bir yüz olmayacak.

Şimdi tekrar düşün. Sen, en azından yüzüne bakarak anlayabileceğin gibi, seni yaratan için bir tanesin, biriciksin, çok özelsin. Aynaya bakıp yüzünü gördüğünde, hep bunu hatırla. Sen hayran olduğun birilerine benzediğin için önemli değilsin. Sen şarkılarını severek dinlediğin şarkıcı gibi konuştuğun için özel değilsin. Sen giydiğin ayakkabı sayesinde, tuttuğun takımın başarıları yüzünden, tişörtünün üzerinde yazan marka için biricik değilsin. Sen, sadece “Sen” olduğun için önemlisin. Seni biricik, bi’tanecik ve özel olarak yaratan, yaşatan bir Yaratıcı seni önemsediği için önemlisin.


Kendini kendine böl

Etrafına bir bak. Ne kadar çok insan ne kadar çok şey peşinde koşuyor. Çok para, çok mal, çok yer, çok iş, çok yemek, çok araba, çok tatil, çok çok… Ne kadar telaşla yaşıyorlar. Herkesin çok acelesi var, çok telaş içindeler, çok koşturuyorlar, hep bir yerlere yetişmek istiyorlar. Durup kalsalar kaybedecekler sanki.. Koşturmasalar ellerindekileri düşürecekler gibi.
Şimdi bir de kendine bak. En çok ne mutlu ediyor seni? Kimler sana gerçek dostluk yüzü gösteriyor? Kaç sahici arkadaşın var? Kaç sırdaşın var? Çok az şey mutlu ediyor seni. Dostların pek az. Arkadaşlarının ve sırdaşlarının sayısı bir elin parmağını geçmiyor. Bazen sadece nefes almak seni mutlu etmeye yetiyor. Özlediğin bir dostunu görmek, özlediğin bir sahilde yürümek, sevdiğin bir yiyeceği yemek, sevdiğinin iki gözünün içine içine bakmak mutlu ediyor seni. Hepsi az şeyler.. Çok az şeyler…



Şimdi geri dön. Dur ve yeniden bak. Meydanlarda koşturan insanların aradıklarını bir düşün. Merdivenleri telaş içinde tırmanan, otoyolları son hızla tüketen kalabalıkların neyin peşinde olduğunu düşünmeye çalış. Aslında onların çoğu senin çoktan bulduğun çok az şeyin peşinde. Ama çok koşturdukları için bir türlü durup kendilerine soramıyorlar. Yazık ki aradıklarını sandıkları şeyi bulduklarında da tanımayacaklar.



Sen senin için önemlisin. Biricik olduğun için önemlisin. Kendini başkalarıyla kıyaslamayı bırak. Kendini kendinle kıyasla. Kendini başkalarının yaşadıkları ile tanımlamak yerine kendi yaşamınla tanımla. İçinde başkasının plağı çalmasın. Kendi sesinle konuş. Kendi yüzünle bak hayata. Kendini önemli bilerek yürü sokaklarda.

Nefes alıp verebildiğin için, güneşe çıplak gözle bakabildiğin için, rüzgârı hissedebildiğin için mühimsin. Yaratıldığın için önemlisin. Kendini kendine bölersen, eline tam tamına bir 1 geçecek. Ne yarımsın, ne eksiksin, ne de kimselerin seni tamamlamasına ihtiyacın var. Sen mühimsin.


Dr. Senai DEMİRCİ
__________________
..kelâmın ağusu ikram olunsa, şeker şerbet der içeriz
..yağmur yağanda su vermesen, ağlar, gözyaşımızı içeriz
..ger sen bize kaşın çatsan, biz kendimizden geçeriz
..gönül ko'maz hiçbir demde, cânan için candan geçeriz
  Alıntı ile Cevapla

Alt 04.05.2007, 20:48   #3 (permalink)
Tercübeli Üye
 
gönüldostuelif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
gönüldostuelif isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 26.11.2006
Yaş: 19
Mesajlar: 834
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
gönüldostuelif Asırı Söhretli ve itibarlı birigönüldostuelif Asırı Söhretli ve itibarlı birigönüldostuelif Asırı Söhretli ve itibarlı birigönüldostuelif Asırı Söhretli ve itibarlı birigönüldostuelif Asırı Söhretli ve itibarlı birigönüldostuelif Asırı Söhretli ve itibarlı birigönüldostuelif Asırı Söhretli ve itibarlı birigönüldostuelif Asırı Söhretli ve itibarlı birigönüldostuelif Asırı Söhretli ve itibarlı birigönüldostuelif Asırı Söhretli ve itibarlı birigönüldostuelif Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 22
Standart

cok cok güzel emeğine sağlık efraill..
__________________
bismillahirrahmanirrahim Gayemiz:Allah'tır Önderimiz:Rasulullah'tır Düsturumuz:Kuran'dır Allah yolunda şehit olmak en yüce arzumuzdur..
  Alıntı ile Cevapla

Alt 05.05.2007, 00:36   #4 (permalink)
Tercübeli Üye
 
berfut - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
berfut isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 23.11.2007
Bulunduğu yer: istanbul
Yaş: 28
Mesajlar: 2.045
Tesekkür Etti: 6
9 Kunu Icin 17 Tesekkür Aldı
berfut islenmemis bir mücevherberfut islenmemis bir mücevherberfut islenmemis bir mücevherberfut islenmemis bir mücevherberfut islenmemis bir mücevherberfut islenmemis bir mücevherberfut islenmemis bir mücevher
Tecrübe Puanı: 6
Standart

eline saglık kardeşim...
__________________


İhlas nedir diye soruldu..

Dediler ki;

Melek bimez ki yaza
Şeytan bilmez ki boza
İnsan da, farkında olmaz ki
Onunla Allah'a nazlana..



  Alıntı ile Cevapla

Alt 05.05.2007, 01:46   #5 (permalink)
Üye
 
denizin_sesi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 22.02.2007
Yaş: 24
Mesajlar: 155
Tesekkür Etti: 4
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
denizin_sesi islenmemis bir mücevherdenizin_sesi islenmemis bir mücevherdenizin_sesi islenmemis bir mücevherdenizin_sesi islenmemis bir mücevherdenizin_sesi islenmemis bir mücevherdenizin_sesi islenmemis bir mücevherdenizin_sesi islenmemis bir mücevher
Tecrübe Puanı: 5
Standart

Emeğine Sağlik Kardeşim.çok Güzel
__________________
HER ŞEY KADER İLE TAKDİR EDİLMİŞTİR, KİSMETİNE RAZI OL Kİ RAHAT EDESİN.....
  Alıntı ile Cevapla

Alt 05.05.2007, 02:00   #6 (permalink)
zeynep_hearty
Gast
 
Mesajlar: n/a
Tecrübe Puanı:
Standart

rabbim razı olsun ..selam ve dua ile..
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kendini arayan kadın abdirabbih Aile & Aile Bağları 3 30.06.2008 19:49
Yetimden ne çıkar? samanyolu İslami Makaleler 1 09.06.2008 09:51
Kendinden Tiksinmeyenin Hali!!!! berfut Evliya ve Ulema'nın Hayatları 0 13.08.2007 18:44
Dolunayda ortaya çıkar; aşk limanına -kevser havuzuna- yol almış yitik kelimeler… KUBEYS Oku - Düşün - Anla 0 29.06.2007 00:08
önce Kendini Oku!.. ÇAPANOĞLU Şiirler 0 07.03.2007 20:00



WEZ Format +2. Şuan Saat: 19:16.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.

Template-Modifikationen durch TMS
IslamForumAd Management RedTyger