 | Sen Olmasaydin Alemleri Yaratmazdim! |  |
24.02.2007, 15:37
|
#1 (permalink)
| | Yeni Üye
dua demeti isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 20.02.2007 Yaş: 25 Mesajlar: 84 Tesekkür Etti: 0
1 Kunu Icin 1 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 6 | Sen Olmasaydin Alemleri Yaratmazdim! --------------------------------------------------------------------------------
Sen olmasaydın, âlemleri yaratmazdım!
Âşıktan mâşuka bir hitaptı bu... En vefâlı âşıktan, âlemleri hürmetine yarattığı habîbine bir hitap... Doğumuyla kâinatı şereflendiren, bereketlendiren, aydınlatan güzele, güzeller güzelinden bir sesleniş...
O kadar ki, Âdem aleyhisselâm dahi, "Muhammed hürmetine ya İlâhî!" diyerek niyazda bulundu da, Rahmân olan , bu ismi nereden bildiğini sorduğunda ona, o cevâben...
"Sen yâ Rabbî! Sen beni yarattığında, arş-ı âlâ'da ikinizin ismini bir arada gördüm. Sen, sevmediğin birinin adını, kendi adınla birlikte bulundurmazsın..." dedi. Allah sevmediği birinin ismini, kendi ismiyle birlikte bulundurmazdı evet... O, Muhammed'i sevdi ve ona hitapların en içlisi ile seslendi Kur'ânında: Habîbim...
Sevgi, mayasıydı yaratılışın... Aşk, ateşiydi... Kullarını her biri birbirinden başka biçimlerde şekillendiren Hak, bir hamur misâli farklı şekiller almaya müsâit kıldığı insanı, aşk ile pişirdi.
"Hamdım, piştim, yandım!" diyen âşıklar, O'nun bu ateşinden nasibini alan bahtiyarlardı.
Allah ın Habîbi hürmetine yarattığı her kulunu sevdi. Sevdi de, her birinin kalbine, ismini nakşeyledi. Sevmese, emanet eder miydi lâfzını gönüllerimize? , bizi sevdi... Ve aslında, Habîbullah'ın gönlünde, bambaşka bir tecellîyle hayat bulan sevda, her bir kulda da ayrı tecellîlerle yaşamaya devam etti.
Sevenler bildiler ki, rehber Rasûlullah'tır. Zira , aşkının bir ifşâsı niteliğinde, herkesi, Sevgilisini sevmeye, O'na uymaya davet ediyordu. Böylece, bir olmanın, sevgilide fâni olmanın ilk dersini de veriyordu tüm insanlığa... Vakit gelip de rûhunu teslim alacağı zaman Azrâîl, 'ın emri ile soracaktı Habîbullâh'a: Dünyayı mı, yoksa Rahmân'ın katındakini mi istersin? Bir kuldu ama, işte, , hayatla ölüm arasındaki tercihi O'na bırakıyor, dilerse al, dilerse orada kalsın diyordu... Dilerse al getir yanıma sevgiliyi... Dilemezse zorlama...
Seven, sevdiğine karşı gelir mi? Âşık diler de sanki, mâşuk dilemez mi vuslatı? Bir âşık ki, bir elime ay, bir elime de güneş verseniz, yine de dâvamdan dönücü değilim diyecek kadar bağlı... Öyle bir Âşık ki, nefsi için zerre kadar hiddetlenmediği halde, Allah a ve O'nun hükmüne düşman olanlarla savaşacak kadar celâlli...
Bir yanda, çocuklarımızı öpmeyiz diyen bir bedevîye, Allah senin kalbinden merhameti söküp almışsa, ben ne yapabilirim?" diye soracak kadar yumuşak; diğer yanda, "Gözümün nûru Fâtıma! Sakın babana
güvenip de sapmaya kalkma!
Hırsızlık yapmış olsan, senin de elini 'ın emriyle keserim!" diyecek kadar âdil...
Hira'da, Cebrâil ile ilk karşılaşmasının ardından, koşar adımlarla ve titreyerek Hatîce'nin sinesine sığınan ve "Beni örtün! Beni örtün!" nidâsıyla bir rahatlamaya ihtiyaç duyan da O...
Durulmuş ve sükûnete kavuşmuş gönlü ile Kâbe'de namaz kılarken, sırtından aşağı kilolarca işkembe boşaltan zavallıya, hiçbir tepki vermeden, secdesini uzatan da...
Sen, Rabbimin Habîbi!
Sen, Rahmet peygamberi!
Sen, hürmetine güllerin ve dikenin yaratıldığı güzel!
Sen, gönlü buruk yetim!
Sen, masum ve öksüz!
Sen, gittiği her yere bereket götüren!
Sen, altı ciğer pâresini de yitirdiği halde, yine de ! diyecek kadar râzı!
Sen, gönlünün gülü Hatice'yi, ömrü boyunca unutmayacak kadar hayırlı!
Sen, Zeyd'in ana- babasına tercih edeceği kadar merhametli!
Sen, Ebû-Bekir'in gönlündeki güzel!
Sen, Ömerin kılıcını gül ile parçalayan...
Sen, gidişiyle Fâtımâ'nın yüreğini dağlayan
alıntı.. | |
| |  |
24.02.2007, 17:06
|
#2 (permalink)
| | Tercübeli Üye
gulya isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 20.01.2007 Yaş: 22 Mesajlar: 767 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 12 | canim kardesim Allah razi olsun gercekleri goremeyen aarkadaslarimiza tekrar gostermissin gercekleri.rabbim sevaba yazar insallah.selametle | |
| |
24.02.2007, 17:13
|
#3 (permalink)
| | Yeni Üye
asithane isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 12.02.2007 Yaş: 26 Mesajlar: 42 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 | Alıntı: teslimolan Nickli Üyeden Alıntı
Bu palavrayi gec kardesim. | hayırlı akşamlar...
burda palavra olan kısmı anlamıs değilim...hemde bir kardeşinize karşı bu uslubu hiç yakıştıramadım...bir müslüman her saniye sabırlı ve sukut içersinde dinler ve cevapalrında sadece yaradanın emirleri olur....
__________________
BEN YAŞADIKÇA KUR'AN'IN BENDESİYİM
BEN, HZ. MUHAMMED MUSTAFA'NIN YOLUNUN TOZUYUM
BİRİ BENDEN BUNDAN BAŞKASINI NAKLEDERSE
ONDAN DA ŞİKAYETÇİYİM, O SÖZDEN DE ŞİKAYETÇİYİM
| |
| |  | |  |
24.02.2007, 17:45
|
#4 (permalink)
| | Tercübeli Üye
seyfullah putkıran isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 30.09.2005 Bulunduğu yer: Ruhlar Aleminden Yaş: 24 Mesajlar: 5.931 Tesekkür Etti: 9
25 Kunu Icin 34 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 57 | Mezkur hadis sahihtir. Yukarıda kardeşlerimiz yeterince bilgi vermiş. Onların verdiği bilgileri toparlayarak ve bazı ilaveler yaparak burada tekrar edelim:
Hafız İbni Hacer-i Mekki hazretleri (vefatı m. 1566) Cevher-ül-munzam kitabında diyor ki:
"Hadîs âlimlerinden Hâkim-i Nişâpûrînin bildirdiği hadîs-i şerîfde, (Âdem “aleyhisselâm” hatâ edince, yâ Rabbî! Muhammed aleyhisselâm hakkı için beni afv ve mağfiret et dedi. Allahü teâlâ da, Muhammed aleyhisselâmı dahâ yaratmış değilim. Sen Onu nasıl tanıdın buyurdu. O da, yâ Rabbî! Beni yaratıp rûh verdiğin zaman, başımı kaldırdım. Arşın kenârlarında, lâ ilâhe illallah, Muhammedün resûlullah yazılmış gördüm. Kullarının içinde en çok sevdiğinin ismini, kendi isminin yanına koymuş olduğundan anladım dedi. Allahü teâlâ da, yâ Âdem! Doğru söyledin. Kullarım arasında en çok sevdiğim Odur. Onun hakkı için benden afv dileyince, seni hemen afv etdim. Muhammed aleyhisselâm olmasaydı seni yaratmazdım buyurdu) buyurulmuşdur."
İbni Hacer hazretlerinin sahih olduğunu bildirdiği bu hadis hakkında, Allame Ebu'l-Hasan es-Subki (vefatı m. 1355) Şifaü's-Sekad kitabında özet olarak şöyle diyor:
“Bu hadis İmam-ı Hakim'in Müstedrek adlı eserinde ve İmam-ı Beyheki'nin Delailü'n-Nübüvve kitabında mevcuttur. İmam-ı Hakim "Bu, isnadı sahih olan bir hadistir" buyuruyor. Beyheki dahi bu hadisi rivayet etmiştir. Taberani de bu hadisi zikretmiş ziyade olarak (O -aleyhisselam- zürriyetinden olan Peygamberlerin -aleyhimüsselam- en sonuncusudur) cümlesini de rivayet etmiştir.”
Bu hadise mevdu diyen Ali el-Karî (vefatı m. 1607) bile şunları yazıyor: "Fakat manası sahihtir. ed-Deylemî, İbn Abbâs (r.a)'dan merfu (Hz. Peygamber (s.a.v)'in sözü) olarak şöyle rivayet etmiştir: "Cibrîl bana geldi ve şöyle dedi: "Ey Muhammed! Eğer sen olmasaydın Cennet yaratılmazdı. Eğer sen olmasaydın Cehennem yaratılmazdı." İbn Asâkir'in rivayetinde ise "Sen olmasaydın dünya yaratılmazdı" şeklindedir."[4]
Kadızade Ahmed Efendi (vefatı m. 1783) şu bilgileri veriyor:
“İmam-ı Beyheki bildirir ve İmam-ı Hakim doğrular ki, hazret-i Ömer bin Hattab (radıyallahü anh) anlatır: Allahü teala, Adem aleyhisselama (Ey Adem, eğer Muhammed aleyhisselamı yaratmıyacak olsaydım, seni yaratmazdım.) buyurdu. İbni Asakir (rahimehullah) Selman-ı Farisi’den (radıyallahü anh) bildirir: Cebrail aleyhisselam, Resulullah efendimize (sallallahü aleyhi ve sellem) indi ve dedi ki, rabbin (sübhanehü ve teala) buyuruyor: (İbrahim’i Halil edindiysem, seni Habib edindim. Katımda, senden kıymetli kimse yaratmadım. Dünyayı ve dünyadakileri, benim yanımdaki senin kerametini, kıymetini, faziletini ve mertebeni bilmeleri için yarattım. Sen olmasaydın, dünyayı yaratmazdım.)” [5]
İmam-ı Kastalani (vefatı m. 1418) hazretleri de (Ey Adem, eğer Muhammed olmasaydı seni yaratmazdım) hadisini bildirmektedir [6]
Yine İbni Hacer-i Mekki hazretleri şöyle buyuruyor:
“Abdüllah ibni Abbâsın “radıyallahü anhümâ” bildirdiği hadîs-i şerîfde buyuruldu ki, (Allahü teâlâ Îsâ aleyhisselâma, yâ Îsâ! Muhammed aleyhisselâma îmân et! Senin ümmetinden, Onun zamanına yetişecek olanların, Ona îmân etmeleri için de ümmetine emr et! Muhammed aleyhisselâm olmasaydı, Âdem Peygamberi yaratmazdım. Muhammed aleyhisselâm olmasaydı, Cenneti, Cehennemi yaratmazdım. Arşı su üzerinde yaratdım. Hareket etdi. Üzerine, Lâ ilâhe illallah yazınca durdu, buyurdu.) Bu hadîs-i şerîfi, Hâkim sahîh senedlerle haber vermişdir.”
İmam-ı Sübki de yukarıda bahsettiğim kitabında bu hadisin sahih olduğunu bildirmektedir.
Yukarıda adı geçen muhaddislerin (Hakim, Beyheki, Taberani, Deylemi, İbni Asakir, es-Sübki, İbni Hacer-i Mekki) hepsi meşhur hadis alimleridir. Ayrıca İmam-ı Kastalani Mevahib kitabında [6] ve İmam-ı Rabbani Mektubat'ta [7] yukarıda geçen hadisleri yazmışlardır.
[1] Hakim, Müstedrek, II, 615.
[2] Beyheki, Delâilü'n-Nübüvve, V, 488, 499.
[3] Tabarani, el-Mu'cemü's-Sağır, II, 82-83.
[4] Ali el-Karî, el-Esrâru'l-Merfû'a, 288.
[5] Kadızade Ahmed Efendi, Amentü Şerhi, Berekat Yayınevi, İstanbul; s.166.
[6] İmam-ı Kastalani, Mevahibü Ledünniye, Hisar Yayınevi, İstanbul, sayfa 22.
[7] İmam-ı Rabbani, Mektubat, c.1, m.44.
__________________ Bin sene de okusam ne biliyorsun diye sorsalar bana ? HADDİMİ BİLİRİM derim....
“Rahmân'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler...Kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) “Selam!” derler (geçerler)” (Furkan 25/63) | |
| |  |  | |  |
24.02.2007, 17:47
|
#5 (permalink)
| | Tercübeli Üye
seyfullah putkıran isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 30.09.2005 Bulunduğu yer: Ruhlar Aleminden Yaş: 24 Mesajlar: 5.931 Tesekkür Etti: 9
25 Kunu Icin 34 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 57 | Not: İngilizce bilenler şu bağlantıdaki bilgilerden de istifade edebilirler: http://216.239.59.104/search?q=cache...lnk&cd=1&gl=tr
Burada bildirildiğine göre yukarıdaki ilk hadisin sahih olduğunu bildiren alimler arasında şunlar da mevcuttur:
1. Kadı İyaz (eş-Şifa)
(Bu kitap kütüphanemde mevcuttur: Kadı İyaz hazretleri ayrıca Ebülleys Semerkandi ve Ebu Muhammed el-Mekki gibi meşhur alimlerin de bu hadisi zikrettiklerini bildiriyor.)
2. İbni Cevzi
3. Ebu Nuaym
Öte yandan İbni Teymiyye ve iki öğrencisinin (Zehebi ve İbni Abdülhadi) bu hadise mevdu dedikleri izah edilmiş. Bu zatların bu itirazları zaten muteber değildir, kabul görmemiştir. Buna rağmen İbni Teymiyye'nin Mecmuat-el Feteva kitabında bu hadisin manasını doğru kabul ettiği zikredilmiş. Acluni ve Aliyyülkari ise es-Sagani'ye dayanarak hadisin mevdu olduğunu ama "manasının sahih olduğunu" yazmışlar. Her durumda, İbni Teymiyye, Acluni ve Aliyyülkari gibilerin sözlerinin, İmam-ı Hakim, İmam-ı Taberani ve İmam-ı Beyheki hadis imamlarının sözlerine karşı bir ağırlığı yoktur.
İngilizce veya Arapça bilmeyenler için not: Bu hadis İmam-ı Taberani'nin Mucemus-Sagir isimli eserinin Türkçe tercümesinde "Peygamberimizin Allah indindeki kıymeti" başlığı altında 684 nolu hadis olarak yazılıdır.
Son söz: Bu hadis cumhuru ulema ve ümmet indinde kabul görmüştür. Hadis imamlarımız onu sahih olarak bildirmiştir. Bazılarının ısrarla onu zayıflatmaya çalışmasının sebebi, tevessülü ispat eden hadislerden olmasıdır.
__________________ Bin sene de okusam ne biliyorsun diye sorsalar bana ? HADDİMİ BİLİRİM derim....
“Rahmân'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler...Kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) “Selam!” derler (geçerler)” (Furkan 25/63) | |
| |  |
24.02.2007, 17:49
|
#6 (permalink)
| | Tercübeli Üye
seyfullah putkıran isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 30.09.2005 Bulunduğu yer: Ruhlar Aleminden Yaş: 24 Mesajlar: 5.931 Tesekkür Etti: 9
25 Kunu Icin 34 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 57 | Allah c.C: senden razı olsun gül demeti...
__________________ Bin sene de okusam ne biliyorsun diye sorsalar bana ? HADDİMİ BİLİRİM derim....
“Rahmân'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler...Kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) “Selam!” derler (geçerler)” (Furkan 25/63) | |
| |
24.02.2007, 19:08
|
#7 (permalink)
| | Tercübeli Üye
fetih isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 16.02.2007 Bulunduğu yer: Uzay İstasyonundan Alooooo Kimse Yokmuuuuu :) Yaş: 30 Mesajlar: 2.080 Tesekkür Etti: 217
109 Kunu Icin 273 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 13 | ALLAH C.C Razı olsun bu yazıyı gören sünnet ve peygamber düşmanları ellerine davulu alıp başlarlar birazdan şirk şirk şirk diyerek
__________________ HizmeT NimettiR... Gavs-ı Sani... | |
| |  | |  |
24.02.2007, 19:55
|
#8 (permalink)
| | Tercübeli Üye
ÇAPANOĞLU isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 08.10.2006 Mesajlar: 811 Tesekkür Etti: 0
1 Kunu Icin 1 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 6 | Alıntı: fetih Nickli Üyeden Alıntı
ALLAH C.C Razı olsun bu yazıyı gören sünnet ve peygamber düşmanları ellerine davulu alıp başlarlar birazdan şirk şirk şirk diyerek | şirk-mirk bu Allah ile kulun arasındaki mesele bizi ilgilendirmez de..
Yazıda bir tuhaflılık gözünüze çarpmadı mı..
Bir kere,
bir önceki kitaplarda müjdelenen peygamberin adı..AHMED.. (öven, övülen)dir.. Muhammed, daha önce peygamber ismi olarak bilinmeyen, dedesi tarafından konulmuş bir isimdir.
Nasıl oluyorda, Allahın isminin yanına yazdığı Muhammed ismini, kimse bilmezken, Dedesi bilmiş ve o ismi vermiştir..
Bu durumda, Peygamberimizin dedesininde vahy aldığı ve kimsenin bilmediği bu sırrı vahy ile öğrendiği gibi bir durum çıkıyor ki,
Yine bu durumda, Peygamberimizin dedesinin bir peygamber olması gerekmez miydi..
Nasıl oluyor da, sıradan bir insanın (Abdulmuttalibin) koyduğu bir ismi, asırlar önce Allah isminin yanına yazıyor..
Burdaki tenakuzu çözecek bir babayiğit varsa..
Buyursun, davulumu seve seve teslim edeceğim..
Fetihçim, en başta iş sana düşüyor, buyur..
__________________
======================================== ...ve biz bu kitabı sana, herşeyin açıklayıcısı, bir yol gösterme, bir rahmet ve Müslümanlara bir müjde olarak indirdik (Nahl;89)
Şüphesiz ki bu Kur'an en doğru olana kılavuzlar...(İsra;9) ======================================== | |
| |  |
24.02.2007, 20:04
|
#9 (permalink)
| | Gast
Mesajlar: n/a Tecrübe Puanı: | Ben palavra yi gecin yazdim yazimi sildiler. Bilmedikleri sey hakkinda Allah söylüyor diye Alaha iftira atiyolar haberlerinde degil. | |
| |  | |  |
24.02.2007, 20:10
|
#10 (permalink)
| | Tercübeli Üye
Duha isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 12.12.2006 Yaş: 37 Mesajlar: 2.124 Tesekkür Etti: 163
175 Kunu Icin 282 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 20 | Alıntı: ÇAPANOĞLU Nickli Üyeden Alıntı
şirk-mirk bu Allah ile kulun arasındaki mesele bizi ilgilendirmez de..
Yazıda bir tuhaflılık gözünüze çarpmadı mı..
Bir kere,
bir önceki kitaplarda müjdelenen peygamberin adı..AHMED.. (öven, övülen)dir.. Muhammed, daha önce peygamber ismi olarak bilinmeyen, dedesi tarafından konulmuş bir isimdir.
Nasıl oluyorda, Allahın isminin yanına yazdığı Muhammed ismini, kimse bilmezken, Dedesi bilmiş ve o ismi vermiştir..
Bu durumda, Peygamberimizin dedesininde vahy aldığı ve kimsenin bilmediği bu sırrı vahy ile öğrendiği gibi bir durum çıkıyor ki,
Yine bu durumda, Peygamberimizin dedesinin bir peygamber olması gerekmez miydi..
Nasıl oluyor da, sıradan bir insanın (Abdulmuttalibin) koyduğu bir ismi, asırlar önce Allah isminin yanına yazıyor..
Burdaki tenakuzu çözecek bir babayiğit varsa..
Buyursun, davulumu seve seve teslim edeceğim..
Fetihçim, en başta iş sana düşüyor, buyur.. |
Eee Allah ayette Meryeme ve Hz. Musa'nın annesine vahy etti ,diyor. Siz bunu ilham olarak değilde gerçek vahiy olarak algılarsanız işin içinden çıkamazsınız.
Ayrıca arıya ilham eden pardon vahyeden Allah dedesine niye ilham pardon vahy edemesin. Aciz mi? yoksa Allah gelecek asırları bilmiyor mu?
Yoksa Allah her işi hikmetle yapmıyor mu? yoksa hikmetin ne demek olduğunu bilimyor musun?
Bizim bir arkdaş bir inşaatın önünden geçecekken biri sesleinyor. Bakıyor on yıldır görmediği arakadaşı. Koşup ona sarılıyor. Bu sırada inşaatın iskelesi yıkılıyor ve kılpayı ölümden dönüyor.
Şimdi (arkadaşın anlattığına göre)
1) On senedir İstanbula gelmemiş bir adam hiç umulmadık bir işi için geliyor. Diyebilir misin ki o adamın istanbula getirtilmesinde Allah hikmet içinde bir hikmet gizlememiş olsun. Tesadüf diye bilir misin?
2) Arkadaşı yolunu kaybediyor. Aslında Eyüpe gidecekken Gaziosman paşaya geliyor. O yanlışı yaptıran kimdir?
3)On sene önce gördüğü arkadaşını omuzlarından tanıtan kimdir.
4) Genelde biri sizi çağırıyorsa ve o kişi size doğru yürüyorsa onu beklersiniz. O arkadaşımı adet dışı koşturan neydi?
5) Arkadaşım on sene önce askerde beraber olduğu arkadaşın İstanbula geliş nedeni ile ilgili işi yapıyor ve ona çok güzel bir iş veriyor. Şu an maddi durumu bir hayli düzeldi?
Sence Tesadüf mü?
Bunlar gerçek | |
| |  | | Seçenekler | | | | Stil | Normal |
Yetkileriniz
| Konu Acma Yetkiniz Yok Cevap Yazma Yetkiniz Yok Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok HTML-Kodu Kapalı | | |
Benzer Konular | | Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj | | Sen Olmasaydin.. | stigmata | Resul-i Ekrem (S.a.v) Efendimiz | 0 | 03.06.2007 15:13 | | WEZ Format +2. Şuan Saat: 19:14. | | |