Zurück   IslamForum Ne Olursan Ol Gel > Islamforum Turkish > Genel Islam Konular

Bu Alana Reklam Verebilirsiniz

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil

Kader hakkinda cokca sorulan bir soru
Alt 19.02.2007, 10:58   #1 (permalink)
Tercübeli Üye
 
alptraum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
alptraum isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 01.01.2005
Bulunduğu yer: Aşk`dan
Yaş: 23
Mesajlar: 2.958
Tesekkür Etti: 19
49 Kunu Icin 78 Tesekkür Aldı
alptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 63
Standart Kader hakkinda cokca sorulan bir soru

Kader konusunda şu soruya sıkça muhatap olunur:“Dünyanın ıssız bir köşesinde yaşayan bir insanın İslâm dinini bilmesi mümkün değildir. Bu adam, âhirette nasıl sorumlu tutulabilir?”

Aslında, bu sanıldığı gibi, yeni bir mesele değil. Asırlar önce tartışılmış, halledilmiş, rafa kaldırılmış. Şu kadar var ki, “dünyanın öte ucu” denmemiş de, “ıssız bir dağda, toplum hayatından habersiz yaşayan bir adam” denmiş... Yahut buna benzer bir başka tip üzerinde konuşulmuş.

Kur’ân-ı Kerîm’de bir âyet-i kerîme var. Meâli şöyle:
“Allah, hiçbir nefse gücünün yettiğinden fazlasını teklif etmez.”
(Bakara Sûresi, 286)Yani, Allah hiçbir nefse yerine getirilmesine güç yetirilmeyen bir teklifte bulunmaz.

Nefis çok genel bir kavramdır. Yani, her şeye taşıyabileceği kadarını yükler.
Her gövdenin üzerine, götürebileceği kadar bir baş yerleştirir. Atom çekirdeğine gezegenleri bağlamaz. Güneşe de taşıyamayacağı büyüklükkte gezegenler takmaz.

Âlimlerimiz, bu âyet-i kerimeyi çeşitli yönlerden tefsir etmişler.
Fıkıh âlimleri, bu âyeti fıkıh yönünden ele almışlar ve “Allah hiçbir insana güç yetiremeyeceği ibadetleri teklif etmez ve onu önüne sakınması mümkün olmayan yasakları koymaz“ demişlerdir. Kelâm âlimleri ise söz konusu ayeti itikat yönünden incelemişler, âyette geçen “güç yetme” meselesini akıl yönüyle ele almış ve şu mânâda birleşmişlerdir:
“Dünyanın ıssız bir köşesinde yaşayan ve cemiyet hayatından uzak bir insan, mücerret aklıyla, hangi hakikatleri bilmeye güç yetirebilirse, sadece onlardan sorumludur.”

Mücerret akıl denilince, “bir peygambere muhatap olmamış, kendisine İlâhî emirler ulaşmamış, rehbersiz kalmış” bir aklı anlıyoruz.

İşte, kendi gücüyle gerçeği bulma durumunda olan böyle bir aklın ulaşabileceği saha konusunda, değişik görüşler ileri sürülmüştür:
İtikat imamlarından, İmam Mâturudî Hazretleri, “insanın, kendi aklını kullanarak bir yaratıcısının olduğunu bilmeye güç yetirebileceği” görüşündedir. Ve böyle bir insanın Allah’a inanmaktan sorumlu tutulacağını, diğer iman rükünlerinden ve ibadetlerden ise sorumlu olmayacağını ifade eder.
Bir diğer itikat imamı olan İmam Eş’arî Hazretleri ise, böyle bir insanın, peygamber olmaksızın, Allah’ı bilmesinin de mümkün olamayacağı fikrini savunur ve bu adamın bir taşa bile tapsa “necat ehli” yani kurtuluşa erenlerden olacağını söyler.

Görüldüğü gibi, her iki imamın da ittifak ettikleri esas nokta şudur:
Kişi, içinde bulunduğu şartlarda, neyi bilmeye güç yetirebiliyorsa ondan sorumludur!..

Şüphesiz, hakikati en iyi bilen Allah’tır.
__________________
İmtisali cahidu fillah olubtur niyetim,
Dini islamın mücerred gayretidir gayretim.
Fazlı Hak ve hikmeti cündü ricalullah ile,
Ehl-i küfrü serteser kahreylemektir niyetim.
Embiyau evliyaya istinadım var benim,
Lütfü Haktandır hemen ümidi fethu ve nusratım.
Nefsim ve malımla nola kılsam cihanda içtihad,
Hamdülillah var gazaya sad hazaran rağbetim.
Ey Muhammed! Mucizatın Ahmedi muhtar ile,
Umarım galib ola Edayı dine devletim!
  Alıntı ile Cevapla

Alt 20.06.2007, 11:28   #2 (permalink)
Tercübeli Üye
 
Serhan Eğeryılmaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Serhan Eğeryılmaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 01.05.2007
Yaş: 21
Mesajlar: 389
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Serhan Eğeryılmaz islenmemis bir mücevherSerhan Eğeryılmaz islenmemis bir mücevherSerhan Eğeryılmaz islenmemis bir mücevherSerhan Eğeryılmaz islenmemis bir mücevherSerhan Eğeryılmaz islenmemis bir mücevherSerhan Eğeryılmaz islenmemis bir mücevherSerhan Eğeryılmaz islenmemis bir mücevher
Tecrübe Puanı: 5
Standart

15 - Yahya Ibnu Ya'mur haber veriyor: "Basra'da kader uzerine ilk soz eden kimse Ma'bed el-Cuheni idi. Ben ve Humeyd Ibnu Abdirrahman el-Himyeri, hac veya umra vesilesiyle beraberce yola ciktik. Aramizda konusarak, Ashab'tan biriyle karsilasmayi temenni ettik. Maksadimiz, ondan kader hakkinda su heriflerin ettikleri laflar hususunda soru sormakti. Cenab-i Hakk, bizzat Mescid-i Nebevi'nin icinde Abdullah Ibnu Omer (radiyallahu anh)'la karsilasmayi nasib etti. Birimiz sag, oburumuz sol tarafindan olmak uzere ikimiz de Abdullah (radiyallahu anh)'a sokuldu. Arkadasimin sozu bana biraktigini tahmin ederek, konusmaya basladim: "Ey Ebu Abdirrahman, bizim taraflarda bazi kimseler zuhur etti. Bunlar Kur'an-i Kerim'i okuyorlar. Ve cok ince meseleler bulup cikarmaya calisiyorlar." Onlarin durumlarini beyan sadedinde sunu da ilave ettim: "Bunlar, "kader yoktur, hersey hadistir ve Allah onceden bunlari bilmez" iddiasindalar." Abdullah (radiyallahu anh): "Onlarla tekrar karsilasirsan, haber ver ki ben onlardan beriyim, onlar da benden beridirler." Abdullah Ibnu Omer sozunu yeminle de te'kid ederek soyle tamamladi: "Allah'a kasem olsun, onlardan birinin Uhud dagi kadar altini olsave hepsini de hayir yolunda harcasa kadere inanmadikca, Allah onun hayrini kabul etmez."
Sonra Abdullah dedi ki: Babam Omer Ibnu'l-Hattab (radiyallahu anh) bana sunu anlatti:
"Ben Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in yaninda oturuyordum. Derken elbisesi bembeyaz, saclari simsiyah bir adam yanimiza cikageldi. Uzerinde, yolculuga delalet eder hicbir belirti yoktu. Ustelik icimizden kimse onu tanimiyordu da. Gelip Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in onune oturup dizlerini dizlerine dayadi. Ellerini bacaklarinin ustune hurmetle koyduktan sonra sormaya basladi: Ey Muhammed! Bana Islam hakkinda bilgi ver! Haz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) acikladi: "Islam, Allah'tan baska ilah olmadigina, Muhammed'in O'nun kulu ve elcisi olduguna sehadet etmen, namaz kilman, zekat vermen, Ramazan orucu tutman, gucun yettigi takdirde Beytullah'a haccetmendir." Yabanci: "-Dogru soyledin" diye tasdik etti. Biz hem sorup hem de soyleneni tasdik etmesine hayret ettik.
Sonra tekrar sordu: "Bana iman hakkinda bilgi ver?"

Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) acikladi: "Allah'a, meleklerine, kitablarina, peygamberlerine, ahiret gunune inanmandir. Kadere yani hayir ve serrin Allah'tan olduguna da inanmandir." Yabanci yine: "Dogru soyledin!" diye tasdik etti. Sonra tekrar sordu: "Bana ihsan hakkinda bilgi ver?"
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) acikladi: "Ihsan Allah'i sanki gozlerinle goruyormussun gibi Allah'a ibadet etmendir. Sen O'nu gormesen de O seni goruyor."
Adam tekrar sordu: "Bana kiyamet(in ne zaman kopacagi) hakkinda bilgi ver?"
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) bu sefer: "Kiyamet hakkinda kendisinden sorulan, sorandan daha fazla birsey bilmiyor!" karsiligini verdi.
Yabanci: "Oyleyse kiyametin alametinden haber ver!" dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) su aciklamayi yapti:
"Kole kadinlarin efendilerini dogurmalari, yalin ayak, ustu ciplak, fakir -Muslim'in rivayetinde fakir kelimesi yoktur- davar cobanlarinin yuksek binalar yapmada yaristiklarini gormendir."
Bu soz uzerine yabanci cikti gitti. Ben epeyce bir muddet kaldim. -Bu ifade Muslim'deki rivayete uygundur. Diger kitaplarda "Ben uc gece sonra Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'la karsilastim" seklindedir- Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) Ey Omer, sual soran bu zatin kim oldugunu biliyor musun? dedi. Ben: "Allah ve Resulu daha iyi bilir" deyince su aciklamayi yapti: "Bu Cebrail aleyhisselamdi. Size dininizi ogretmeye geldi."
Muslim, Iman 1, (8); Nesai, Iman 6, (8, 101); Ebu Davud, Sunnet 17, (4695); Tirmizi, Iman 4, (2613).
__________________
Selamın Aleyküm.Arkadaşlar,bana cevap verecekseniz yada soru soracaksanız özel mesajdan sorunuzu sormanızı ya da cevabını göndermenizi rica ederim.Konunun adresini de gönderin ki o yeri bulabileyim.Bana özel mesajlarınızda atmış olduğunuz soru yada cevaplarınızı da yazarak kendi yazımın üstünde yazacağım inşallah.Selamın Aleyküm
  Alıntı ile Cevapla

Alt 20.06.2007, 15:33   #3 (permalink)
Tercübeli Üye
 
mhmt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
mhmt isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 07.11.2006
Mesajlar: 2.581
Tesekkür Etti: 166
108 Kunu Icin 199 Tesekkür Aldı
mhmt Asırı Söhretli ve itibarlı birimhmt Asırı Söhretli ve itibarlı birimhmt Asırı Söhretli ve itibarlı birimhmt Asırı Söhretli ve itibarlı birimhmt Asırı Söhretli ve itibarlı birimhmt Asırı Söhretli ve itibarlı birimhmt Asırı Söhretli ve itibarlı birimhmt Asırı Söhretli ve itibarlı birimhmt Asırı Söhretli ve itibarlı birimhmt Asırı Söhretli ve itibarlı birimhmt Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 25
Standart

Alıntı:
alptraum Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Kader konusunda şu soruya sıkça muhatap olunur:“Dünyanın ıssız bir köşesinde yaşayan bir insanın İslâm dinini bilmesi mümkün değildir. Bu adam, âhirette nasıl sorumlu tutulabilir?”

Aslında, bu sanıldığı gibi, yeni bir mesele değil. Asırlar önce tartışılmış, halledilmiş, rafa kaldırılmış. Şu kadar var ki, “dünyanın öte ucu” denmemiş de, “ıssız bir dağda, toplum hayatından habersiz yaşayan bir adam” denmiş... Yahut buna benzer bir başka tip üzerinde konuşulmuş.

Kur’ân-ı Kerîm’de bir âyet-i kerîme var. Meâli şöyle:
“Allah, hiçbir nefse gücünün yettiğinden fazlasını teklif etmez.”
(Bakara Sûresi, 286)Yani, Allah hiçbir nefse yerine getirilmesine güç yetirilmeyen bir teklifte bulunmaz.

Nefis çok genel bir kavramdır. Yani, her şeye taşıyabileceği kadarını yükler.
Her gövdenin üzerine, götürebileceği kadar bir baş yerleştirir. Atom çekirdeğine gezegenleri bağlamaz. Güneşe de taşıyamayacağı büyüklükkte gezegenler takmaz.

Âlimlerimiz, bu âyet-i kerimeyi çeşitli yönlerden tefsir etmişler.
Fıkıh âlimleri, bu âyeti fıkıh yönünden ele almışlar ve “Allah hiçbir insana güç yetiremeyeceği ibadetleri teklif etmez ve onu önüne sakınması mümkün olmayan yasakları koymaz“ demişlerdir. Kelâm âlimleri ise söz konusu ayeti itikat yönünden incelemişler, âyette geçen “güç yetme” meselesini akıl yönüyle ele almış ve şu mânâda birleşmişlerdir:
“Dünyanın ıssız bir köşesinde yaşayan ve cemiyet hayatından uzak bir insan, mücerret aklıyla, hangi hakikatleri bilmeye güç yetirebilirse, sadece onlardan sorumludur.”

Mücerret akıl denilince, “bir peygambere muhatap olmamış, kendisine İlâhî emirler ulaşmamış, rehbersiz kalmış” bir aklı anlıyoruz.

İşte, kendi gücüyle gerçeği bulma durumunda olan böyle bir aklın ulaşabileceği saha konusunda, değişik görüşler ileri sürülmüştür:
İtikat imamlarından, İmam Mâturudî Hazretleri, “insanın, kendi aklını kullanarak bir yaratıcısının olduğunu bilmeye güç yetirebileceği” görüşündedir. Ve böyle bir insanın Allah’a inanmaktan sorumlu tutulacağını, diğer iman rükünlerinden ve ibadetlerden ise sorumlu olmayacağını ifade eder.
Bir diğer itikat imamı olan İmam Eş’arî Hazretleri ise, böyle bir insanın, peygamber olmaksızın, Allah’ı bilmesinin de mümkün olamayacağı fikrini savunur ve bu adamın bir taşa bile tapsa “necat ehli” yani kurtuluşa erenlerden olacağını söyler.

Görüldüğü gibi, her iki imamın da ittifak ettikleri esas nokta şudur:
Kişi, içinde bulunduğu şartlarda, neyi bilmeye güç yetirebiliyorsa ondan sorumludur!..

Şüphesiz, hakikati en iyi bilen Allah’tır.
Allah razı olsun..

selametle...
__________________
CİHAD: Fert, cemaat ve toplum bazında iyiliklerin yaşanır hale gelmesi, kötülüklerin kaldırılması için bütün gücümüzle hep beraber ve teşkilatlı bir şekilde çalışma mecburiyetini üzerimize yükleyen farzdır...

heryazdığımiçinالله يعلم(ALLAH bİliR)diyorum...
  Alıntı ile Cevapla

Alt 20.06.2007, 15:38   #4 (permalink)
Tercübeli Üye
 
mhmt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
mhmt isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 07.11.2006
Mesajlar: 2.581
Tesekkür Etti: 166
108 Kunu Icin 199 Tesekkür Aldı
mhmt Asırı Söhretli ve itibarlı birimhmt Asırı Söhretli ve itibarlı birimhmt Asırı Söhretli ve itibarlı birimhmt Asırı Söhretli ve itibarlı birimhmt Asırı Söhretli ve itibarlı birimhmt Asırı Söhretli ve itibarlı birimhmt Asırı Söhretli ve itibarlı birimhmt Asırı Söhretli ve itibarlı birimhmt Asırı Söhretli ve itibarlı birimhmt Asırı Söhretli ve itibarlı birimhmt Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 25
Standart

Alıntı:
Serhan Eğeryılmaz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
15 - Yahya Ibnu Ya'mur haber veriyor: "Basra'da kader uzerine ilk soz eden kimse Ma'bed el-Cuheni idi. Ben ve Humeyd Ibnu Abdirrahman el-Himyeri, hac veya umra vesilesiyle beraberce yola ciktik. Aramizda konusarak, Ashab'tan biriyle karsilasmayi temenni ettik. Maksadimiz, ondan kader hakkinda su heriflerin ettikleri laflar hususunda soru sormakti. Cenab-i Hakk, bizzat Mescid-i Nebevi'nin icinde Abdullah Ibnu Omer (radiyallahu anh)'la karsilasmayi nasib etti. Birimiz sag, oburumuz sol tarafindan olmak uzere ikimiz de Abdullah (radiyallahu anh)'a sokuldu. Arkadasimin sozu bana biraktigini tahmin ederek, konusmaya basladim: "Ey Ebu Abdirrahman, bizim taraflarda bazi kimseler zuhur etti. Bunlar Kur'an-i Kerim'i okuyorlar. Ve cok ince meseleler bulup cikarmaya calisiyorlar." Onlarin durumlarini beyan sadedinde sunu da ilave ettim: "Bunlar, "kader yoktur, hersey hadistir ve Allah onceden bunlari bilmez" iddiasindalar." Abdullah (radiyallahu anh): "Onlarla tekrar karsilasirsan, haber ver ki ben onlardan beriyim, onlar da benden beridirler." Abdullah Ibnu Omer sozunu yeminle de te'kid ederek soyle tamamladi: "Allah'a kasem olsun, onlardan birinin Uhud dagi kadar altini olsave hepsini de hayir yolunda harcasa kadere inanmadikca, Allah onun hayrini kabul etmez."
Sonra Abdullah dedi ki: Babam Omer Ibnu'l-Hattab (radiyallahu anh) bana sunu anlatti:
"Ben Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in yaninda oturuyordum. Derken elbisesi bembeyaz, saclari simsiyah bir adam yanimiza cikageldi. Uzerinde, yolculuga delalet eder hicbir belirti yoktu. Ustelik icimizden kimse onu tanimiyordu da. Gelip Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'in onune oturup dizlerini dizlerine dayadi. Ellerini bacaklarinin ustune hurmetle koyduktan sonra sormaya basladi: Ey Muhammed! Bana Islam hakkinda bilgi ver! Haz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) acikladi: "Islam, Allah'tan baska ilah olmadigina, Muhammed'in O'nun kulu ve elcisi olduguna sehadet etmen, namaz kilman, zekat vermen, Ramazan orucu tutman, gucun yettigi takdirde Beytullah'a haccetmendir." Yabanci: "-Dogru soyledin" diye tasdik etti. Biz hem sorup hem de soyleneni tasdik etmesine hayret ettik.
Sonra tekrar sordu: "Bana iman hakkinda bilgi ver?"

Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) acikladi: "Allah'a, meleklerine, kitablarina, peygamberlerine, ahiret gunune inanmandir. Kadere yani hayir ve serrin Allah'tan olduguna da inanmandir." Yabanci yine: "Dogru soyledin!" diye tasdik etti. Sonra tekrar sordu: "Bana ihsan hakkinda bilgi ver?"
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) acikladi: "Ihsan Allah'i sanki gozlerinle goruyormussun gibi Allah'a ibadet etmendir. Sen O'nu gormesen de O seni goruyor."
Adam tekrar sordu: "Bana kiyamet(in ne zaman kopacagi) hakkinda bilgi ver?"
Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) bu sefer: "Kiyamet hakkinda kendisinden sorulan, sorandan daha fazla birsey bilmiyor!" karsiligini verdi.
Yabanci: "Oyleyse kiyametin alametinden haber ver!" dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) su aciklamayi yapti:
"Kole kadinlarin efendilerini dogurmalari, yalin ayak, ustu ciplak, fakir -Muslim'in rivayetinde fakir kelimesi yoktur- davar cobanlarinin yuksek binalar yapmada yaristiklarini gormendir."
Bu soz uzerine yabanci cikti gitti. Ben epeyce bir muddet kaldim. -Bu ifade Muslim'deki rivayete uygundur. Diger kitaplarda "Ben uc gece sonra Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam)'la karsilastim" seklindedir- Hz. Peygamber (aleyhissalatu vesselam) Ey Omer, sual soran bu zatin kim oldugunu biliyor musun? dedi. Ben: "Allah ve Resulu daha iyi bilir" deyince su aciklamayi yapti: "Bu Cebrail aleyhisselamdi. Size dininizi ogretmeye geldi."
Muslim, Iman 1, (8); Nesai, Iman 6, (8, 101); Ebu Davud, Sunnet 17, (4695); Tirmizi, Iman 4, (2613).
Allah razı olsun...

selametle...
__________________
CİHAD: Fert, cemaat ve toplum bazında iyiliklerin yaşanır hale gelmesi, kötülüklerin kaldırılması için bütün gücümüzle hep beraber ve teşkilatlı bir şekilde çalışma mecburiyetini üzerimize yükleyen farzdır...

heryazdığımiçinالله يعلم(ALLAH bİliR)diyorum...
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Allah Hakkinda 3 Soru arzuhal Oku - Düşün - Anla 3 21.05.2008 15:10
Ramazani şerif Hakkinda Sikça Sorulan Sorular Uhud dağı Fıkıh Köşesi 0 01.09.2007 19:33
Kader Hakkinda çokca Sorulan Bir Soru alptraum Genel Islam Konular 16 17.08.2007 09:25
Kader utansın, kahrolsun kader" gibi ifadeleri kullanmak doğru mudur ? hikmetimm Genel Islam Konular 1 17.05.2007 00:40
Çokça selavat getirelim inş. alem-i ervah Genel Islam Konular 17 27.03.2007 21:27



WEZ Format +2. Şuan Saat: 19:37.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.

Template-Modifikationen durch TMS
IslamForumAd Management RedTyger