İlimde iz’an-ı kalb olmazsa, cehildir. İltizam baş Birisine, “Alçakgönüllü olmak mı iyidir, kibirli olmak mı?” diye sorsanız, hiç tereddüt etmeden birinciye sahip çıkar, onu iltizam eder. Kişi, tercihini böyle yapmakla, “tevazuun güzel, kibrin çirkin olduğunu” bildiğini ortaya koymuş olur. Bu bir ilimdir. Fakat bu bilme yeterli değildir.
Eğer tevazu hâlini kalp kabul etmez ve bu güzel haslet kalpte yerleşmezse, bu şahsın tevazua ait bilgisi cehle dönüşür. Yani, kibirli bir insanın “tevazuu bilmediğine” hükmedilir. Tevazuu sadece iltizam etmesi yetmez; itikat etmesi, kalben inanması ve meselenin akıl dairesinde kalmayıp kalbe mal olması gerekir.
Aynı şekilde, bir kişinin İslâm’ı inceleyip, onun üstünlüğünü anlayıp ilâhî hükümleri iltizam etmesi de yeterli değildir. Bu iltizamın imana dönüşmesi, yani akıldan kalbe intikal etmesi gerekir. İslâm’ın diğer dinlerden üstün olduğunu aklen kabul eden bir şarkiyatçı, imana girmedikçe, iltizamdan itikada geçmedikçe bu bilgisinin kendisine bir fayda sağlamayacağı açıktır.
__________________ İmtisali cahidu fillah olubtur niyetim,
Dini islamın mücerred gayretidir gayretim.
Fazlı Hak ve hikmeti cündü ricalullah ile,
Ehl-i küfrü serteser kahreylemektir niyetim.
Embiyau evliyaya istinadım var benim,
Lütfü Haktandır hemen ümidi fethu ve nusratım.
Nefsim ve malımla nola kılsam cihanda içtihad,
Hamdülillah var gazaya sad hazaran rağbetim.
Ey Muhammed! Mucizatın Ahmedi muhtar ile,
Umarım galib ola Edayı dine devletim! |