Takva ve Ameli salih Bugünlerde Kur’an-ı Hakîm’in nazarında imandan sonra en ziyade esas tutulan takva ve amel-i sâlih esaslarını düşündüm. Takva, menhiyattan ve günahlardan içtinab etmek; ve amel-i sâlih, emir dairesinde hareket ve hayrat kazanmaktır.
Takva denilince öncelikle haramları terk etmek anlaşılır. Bunu, mekruhlardan sakınma takip eder. Mekruh, çirkin bulunan, hoş karşılanmayan fiil, söz ve hâllere denir.
Daha sonra şüpheliler karşımıza çıkar. Hakkında kesin bir hüküm olmayan işlerde, takvaya uygun olanı, haram olma ihtimalini ön plana alıp o fiilleri terk etmektir.
Sonra mübah ve helâl olanlar gelir. Bunlardan yetesiye istifade edip israftan sakınmak da takvadandır.
“Yiyiniz içiniz, fakat israf etmeyiniz” (A’raf Suresi, 31) âyet-i kerimesine konu olan yiyecek ve içecekler, elbette ki, helâl olanlardır. Haramlar zaten yasaklanmışlardır.
Helâlde israf edenler, ona müptela olurlar. İsrafa alışan bir insan ise, alıştığı kadarını bulamadığı ortamlarda şüpheliye meyletmeye başlar. İsraf etmeyen için böyle bir tehlike söz konusu değildir.
Takva üçe ayrılır:
1- Şirkten takva: İman ederek şirkten korunmak.
2-Masiyetten takva: Büyük günahları işlemekten, küçüklerde de ısrardan sakınmak (Takvanın en yaygın mânâsı budur.)
3-Masivadan takva: Kalbini Hak’tan alıkoyan her şeyden uzak durmak.
__________________ İmtisali cahidu fillah olubtur niyetim,
Dini islamın mücerred gayretidir gayretim.
Fazlı Hak ve hikmeti cündü ricalullah ile,
Ehl-i küfrü serteser kahreylemektir niyetim.
Embiyau evliyaya istinadım var benim,
Lütfü Haktandır hemen ümidi fethu ve nusratım.
Nefsim ve malımla nola kılsam cihanda içtihad,
Hamdülillah var gazaya sad hazaran rağbetim.
Ey Muhammed! Mucizatın Ahmedi muhtar ile,
Umarım galib ola Edayı dine devletim! |