Zurück   IslamForum Ne Olursan Ol Gel > Islamforum Turkish > Genel Islam Konular

Bu Alana Reklam Verebilirsiniz

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil

Alt 04.02.2007, 12:53   #11 (permalink)
Tercübeli Üye
 
CCCCCC isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 02.02.2007
Yaş: 25
Mesajlar: 456
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
CCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevher
Tecrübe Puanı: 5
Standart

Şeyh Halîfet-ül-Ekber anlatır:

Rüyâmda Resûlullah efendimizi gördüm. "Yâ Resûlallah! Şeyh Abdülkâdir, ayağım bütün velîlerin boynu üzerindedir, diyor ne buyurursunuz?" diye sordum. "Doğru söylemiştir. O benim himâyemde bir kutubdur, bu nasıl olmasın?" buyurdu."
  Alıntı ile Cevapla

Alt 04.02.2007, 12:55   #12 (permalink)
Tercübeli Üye
 
CCCCCC isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 02.02.2007
Yaş: 25
Mesajlar: 456
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
CCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevher
Tecrübe Puanı: 5
Standart

"Ey oğlum, niçin konuşmuyorsun?"

Abdülkâdir Geylânî hazretleri tasavvuf bilgilerini herkesin anlayacağı şekilde sundu. Peygamber efendimizin bereketiyle sözleri gayet tatlı ve tesirli idi. Kendileri şöyle anlatır:

Hicrî beş yüz yirmi bir senesi Şevval ayının on altısı olan Salı günü öğleden önce, Resûlullah efendimizi rüyâmda gördüm.

"Ey oğlum, niçin konuşmuyorsun?" buyurdu. "Babacığım ben yabancıyım. Bağdad fasîhlerinin yanında nasıl konuşurum?" dedim. "Ağzını aç!" buyurdu. Ağzımı açtım. Yedi defâ mübarek ağzının suyundan ağzıma saçtı ve; "İnsanlarla konuş, onları güzel hikmet ve vâzlar ile Rabbinin yoluna çağır." buyurdu. Öğle namazını kıldım. Yanımda kalabalık insanlar gördüm. Nutkum tutuldu. Ali bin Ebî Tâlib'i gördüm. Mecliste benim karşımda ayakta duruyor ve bana; "Ey oğlum niçin konuşmuyorsun?" diyordu. "Babacığım! Nutkum, konuşmam tutuldu, konuşamıyorum." dedim. "Ağzını aç." buyurdu. Açtım. Ağzının suyundan ağzıma altı defâ saçtı. "Niçin yediye tamamlamadınız?" dedim. "Resûlullah'a karşı olan edebimden." buyurdu ve gözden kayboldu. Bundan sonra en fasîh bir dille konuşmağa başladım.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 04.02.2007, 12:57   #13 (permalink)
Tercübeli Üye
 
CCCCCC isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 02.02.2007
Yaş: 25
Mesajlar: 456
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
CCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevher
Tecrübe Puanı: 5
Standart

Ebû Sa'îd Kilevî şöyle anlatmıştır:

Ben, Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin meclisinde iken, Resûlullah efendimizi ve enbiyâyı gördüm. Melekler onun meclisine gelmek için bölük bölük gök yüzünden inerlerdi. Bir defâsında da Hızır aleyhisselâmı görmüştüm. "Her kim dünyâda kurtuluşa ermek ve saâdete kavuşmak isterse, Şeyh Abdülkâdir'in meclisine devâm etsin!" buyurmuştu.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 04.02.2007, 12:59   #14 (permalink)
Tercübeli Üye
 
CCCCCC isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 02.02.2007
Yaş: 25
Mesajlar: 456
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
CCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevher
Tecrübe Puanı: 5
Standart

felsefe ile meşgûl olmayı hoş görmezdi
Abdülkâdir Geylânî hazretleri felsefe ile meşgûl olmayı hoş görmezdi, ondan men ederdi. Felsefenin kaynağı akıldır. Filozof, çeşitli bilgileri düzene koyarak madde, hayat, yaratılış, dünyâ rûh, âlem, ölüm ve sonrası gibi konulara aklına dayanarak cevaplar bulmaya çalışır. Bunu yaparken bulduğu cevapların Allahü teâlâ tarafından gönderilen dinlere uyup uymamasına bakmaz. Bu sebeple doğru yoldan ayrılırlar. Felsefecilerin ortaya koyduğu bilgiler, gerek fen bilgilerinin değişmesi, gerekse sonra gelen filozofların öncekilerden farklı düşünmesi sebebiyle ya kısmen yâhut tamâmen değişir. Bu îtibârla sonra gelenler önce gelenleri dâimâ tenkid etmekle veya onların felsefelerini yıkmakla işe başlarlar. Akıl yalnız başına yol gösterici değildir. Dînin rehberliğine muhtaçtır. Yoksa sapıtır. Bunun için din büyükleri îtikâdın bozulabileceğini bildikleri için, felsefe ile uğraşmaktan men etmişlerdir.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 04.02.2007, 13:00   #15 (permalink)
Tercübeli Üye
 
CCCCCC isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 02.02.2007
Yaş: 25
Mesajlar: 456
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
CCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevher
Tecrübe Puanı: 5
Standart

Şeyh Muzaffer Mansur der ki:

Birkaç kişi ile Abdülkâdir Geylânî hazretlerinin yanına gitmiştik. Elimde, felsefe ile ilgili kitaplar vardı. Bizi süzdükten sonra kitabı görmeden bana; "O elindeki kitap ne kötü bir arkadaştır." buyurdu. Bu esnâda oradan ayrılıp kitabı bir yere koymak ve bir daha taşımamak hatırıma geldi. Kitabı çok seviyordum. İçerisindeki çok şeyi de ezberlemiştim. Tam kalkacaktım, bana dikkatli dikkatli bakmaya başladı. Şaşırıp kalkamadım. "Şu kitabı bana versene."buyurdu. Vermek için kitabı açtım. Bir de ne göreyim kitabın sahifeleri bembeyaz olup, hiçbir şey yazılı değildi. Kitabı kendisine verdim. Tek tek sahifelerine baktıktan sonra bana geri verdi. "İşte İbn-i Dâris'in Fedâil-ul-Kur'ân (Kur'ân-ı kerîmin fazîletleri) kitabı." buyurdu. Baktım gerçekten onun güzel bir hatla yazılmış bir nüshası idi. Bana; "Kalb ile tövbe etmek ister misin?" buyurdu. "Evet." dedim. "Öyleyse kalk!" dedi. Kalktım. Zihnimde felsefe ile ilgili bütün öğrendiklerimi unuttum. Daha önce onları hiç okumamış gibi oldum.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 04.02.2007, 13:01   #16 (permalink)
Tercübeli Üye
 
CCCCCC isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 02.02.2007
Yaş: 25
Mesajlar: 456
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
CCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevher
Tecrübe Puanı: 5
Standart

"Yemek isteyen, ekmek isteyen, yatmak isteyen kimse yok mu?

Hizmetçisi, kapıda ekmek elinde durur ve halka şöyle seslenirdi:

"Yemek isteyen, ekmek isteyen, yatmak isteyen kimse yok mu? Gelsin!"

Kendisine hediye gelse, yanındakilere dağıtır, bir kısmını da, kendisine ayırırdı. Hediyeye, mutlaka karşılık verirdi.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 04.02.2007, 13:03   #17 (permalink)
Tercübeli Üye
 
CCCCCC isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 02.02.2007
Yaş: 25
Mesajlar: 456
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
CCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevher
Tecrübe Puanı: 5
Standart

"İyi müridlerin hâli mâlum, ya kötülerinki ne olacak?"

Bir defâsında; "İyi müridlerin hâli mâlum, ya kötülerinki ne olacak?" diye sorduklarında; "İyi olanlar kendilerini bize adamışlardır. Kötülere gelince biz de kendimizi onları kurtarmak için adadık." buyurdular.

Bir kere de; "Bana gözün alabileceği kadar bir kitap verildi. Onda kıyâmete kadar talebelerimin isimlerini gördüm." buyurmuştur.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 04.02.2007, 13:05   #18 (permalink)
Tercübeli Üye
 
CCCCCC isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 02.02.2007
Yaş: 25
Mesajlar: 456
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
CCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevher
Tecrübe Puanı: 5
Standart

Allahü teâlânın izni ile bir anda birçok yerde bulunurdu.

Ramazân-ı şerîfte bir gün, ayrı ayrı yetmiş kişi, birbirinden habersiz, Gavs-ül-a'zamı iftâra dâvet etti. Herbiri kendi evini şereflendirmek, bereketlendirmek istiyordu. Her birinin dâvetini kabûl etti, aynı anda dâvet edenlerin evlerinde iftarda bulundu, onlarla birlikte yemek yedi. Bu haber, bu büyük ve havsalaya sığmaz kerâmet, bir anda Bağdad'a yayıldı. Huzûrunda hizmet eden hizmetçilerden biri, Gavs-ül-âzam o akşam tekkesinden çıkmadığı, iftarı burada yaptığı hâlde, o kimselerin evlerine girip, onlarla yemek yemesi ve bu yemeğin aynı anda olması nasıl olur? diye düşündüğü zaman, Gavs-ül-âzam, o hizmetçisine dönerek; "Onlar doğru söylüyorlar, herbirinin dâvetinde bulundum, ayrı ayrı, fakat aynı zamanda herbirinin evlerinde yemek yedim" buyurdu.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 04.02.2007, 13:06   #19 (permalink)
Tercübeli Üye
 
CCCCCC isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 02.02.2007
Yaş: 25
Mesajlar: 456
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
CCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevherCCCCCC islenmemis bir mücevher
Tecrübe Puanı: 5
Standart

Çilesini çekmeden yüksek mertebelere ulaşılamıyacağını söylerdi.

Bir kadın, çocuğunu Abdülkâdir-i Geylânî'ye getirip; "Oğlumun kalbini size tutulmuş gördüm; bana hizmetinden onu âzâd edip, size getirdim." dedi. Şeyh hazretleri bu genci yanına aldı. Ona nefsin istemediklerini yapmasını emretti. Tarîkatta sülûke başlattı. Bu şekilde devâm ederken, bir gün annesi çıka geldi. Oğlunu, az yemek ve uyumak sebebiyle, zayıf ve sararmış, arpa ekmeği yer hâlde buldu. Bu hâl ona dokundu. Çocuğunu bırakıp, Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin yanına girdi. Şeyh hazretleri oturmuş, tavuk yiyordu. "Efendim, siz burada tavuk yersiniz, benim oğlum ise, arpa ekmeği yer." dedi. Şeyh bunu duyunca, elini, tavuk kemiklerinin üzerine koyup; "Kum bi-iznillâh!" yâni Allahü teâlânın izni ile kalk, diril! buyurdu. Tavuk hemen dirildi. Şeyh, kadına hitâben; "Senin oğlun böyle olduğu zaman, dilediğini yesin!" buyurdu.
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Allah Dostlari (17 Vcd) Kurdoğlu Muslihittin Reis Islami Film & Clip 0 02.05.2008 22:55
Allah Dostlari 17 Vcd espirili_mi_acaba Islami Film & Clip 0 16.03.2008 02:24
Ahmet ve Sevimli Dostlari - Yüce ALLAH´i Tanimak (cocuklar icin) alptraum You Tube Videoları 1 04.10.2007 04:06
şeytan Ve Dostlari numan Arşiv 26 24.05.2007 20:35
Kuran-i Hakim'de Allah Dostlari zeynep_hearty Arşiv 5 28.08.2006 18:58



WEZ Format +2. Şuan Saat: 11:22.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.

Template-Modifikationen durch TMS
IslamForumAd Management RedTyger