 | Aşure günü ve gecesi |  |
27.01.2007, 19:42
|
#1 (permalink)
| | Yeni Üye
ehli_sunnet isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 23.09.2006 Mesajlar: 11 Tesekkür Etti: 0
2 Kunu Icin 5 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 | Aşure günü ve gecesi Muharrem ayının onuncu günü Aşure günüdür. Muharrem ayı, Kur’an-ı kerimde, kıymet verilen dört aydan biridir. Muharremin birinci günü oruç tutmak, o senenin tamamını oruç tutmak gibi faziletlidir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Ramazandan sonra en faziletli oruç, Muharrem ayında tutulan oruçtur.) [Müslim]
Bu ayın en kıymetli gecesi de Aşure gecesidir. Allahü teâlâ, birçok duaları Aşure günü kabul etmiştir. Hz. Âdem’in tevbesinin kabul olması, Hz. Nuh’un tufandan kurtulması, Hz. Yunus’un balığın karnından çıkması, Hz. İbrahim’in ateşte yanmaması, Hz. İdris’in canlı olarak göğe çıkarılması, Hz. Yakub’un, oğlu Hz. Yusuf’a kavuşması, Hz. Yusuf’un kuyudan çıkması, Hz. Eyyüb’ün hastalıktan kurtulması, Hz. Musa’nın Kızıl denizi geçmesi, Hz. İsa’nın doğumu ve ölümden kurtulup, diri olarak göğe çıkarılması Aşure günü oldu.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Aşure günü Nuh aleyhisselamın gemisi, Cudi dağına indirildi. O gün Nuh ve yanındakiler, Allahü teâlâya şükür için oruçlu idiler. Hayvanlar da hiç bir şey yememişti. Allahü teâlâ denizi, beni İsrail için, aşure günü yardı. Yine Aşure günü Allahü teâlâ Adem aleyhisselamın ve Yunus aleyhisselamın kavminin tevbesini kabul etti. İbrahim aleyhisselam da o gün doğdu.) [Taberani]
Öteden beri Kureyş de, Resulullah da Aşure günü oruç tutardı. Medine’ye gelince de yine o gün oruç tuttu ve tutulmasını emretti. (Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud)
Medine’de aşure günü oruç tutan Peygamber efendimiz, Yahudilerin de oruç tuttuklarını gördü. (Niye oruç tutuyorsunuz?) diye sordu. Onlar da, (Allah’ın İsrail oğullarını düşmanından kurtardığı bir gündür, Musa bu günde oruç tuttuğu için) dediler. Resulullah efendimiz de, Müslümanların bugün oruç tutmalarının sebebini anlatmak için, (Ben Musa aleyhisselama sizden daha layıkım) buyurdu. (Buhari, Müslim, Ebu Davud)
Bugün yapılacak işler:
1- Aşure günü oruç tutmak sünnettir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Aşure günü oruç tutanın, bir yıllık günahları affolur.) [Müslim, Tirmizi, İ. Ahmed, Taberani]
(Aşure günü oruç tutan o yıl tutamadığı [nafile] oruçlarının sevabına kavuşur.) [Deylemi]
(Aşure günü bir gün önce, bir gün sonra da tutarak Yahudilere muhalefet edin.) [İ.Ahmed]
(Aşurenin faziletinden faydalanın! Bu mübarek günde oruç tutan, melekler, peygamberler, şehidler ve salihlerin ibadetleri kadar sevaba kavuşur.) [Şir’a]
[Yalnız Aşure günü oruç tutmak mekruhtur. Bir gün öncesi veya bir gün sonrası ile tutmalı!]
Peygamber efendimiz bir gün öğleye doğru buyurdu ki:
(Herkese duyurun! Bugün bir şey yiyen, akşama kadar yemesin, oruçlu gibi dursun! Bir şey yemeyen de oruç tutsun! Çünkü bugün Aşure günüdür.) [Buhari, Müslim, Ebu Davud]
Peygamber efendimiz, bugün bir hurmayı mübarek ağzında ıslatıp çocukların ağzına verirdi. Çocuklar, Resulullahın mucizesi olarak akşama kadar bir şey yiyip içmezlerdi. Bugün bazı hayvanların bile bir şey yemediği bildirilmiştir. Bir avcı, Aşure günü, bir geyik yakaladı. Geyik, yavrularını emzirip akşamdan sonra dönmek üzere, avcının izin vermesi için, Resulullah efendimizden, şefaat istedi. Avcı, geyiğin akşama kalmadan hemen gelmesini isteyince, geyik, (Bugün Aşure günüdür. Bugünün hürmetine yavrularımızı emzirmeyiz. Onun için akşamdan sonra gelmek için izin istedim) dedi. Bunu duyan avcı, geyiği Resulullaha hediye etti. O da, geyiği serbest bıraktı.
2- Sıla-i rahim yapmalı. Yani akrabayı ziyaret edip, hediye ile veya çeşitli yardım ile gönüllerini almalı. Hadis-i şerifte, (Sıla-i rahmi terk eden, Aşure günü akrabasını ziyaret ederse, Yahya ve İsa’nın sevabı kadar ecre kavuşur) buyuruldu. (Şir’a)
3- İlim öğrenmeli! Hadis-i şerifte, (Aşure günü, ilim öğrenilen veya Allahü teâlâyı zikredilen bir yerde, biraz oturan, Cennete girer) buyuruldu. Bu gece ilim olarak, ehl-i sünnete uygun ilmihal okumalıdır. Ayrıca Kur’an-ı kerim okumalı, kazası olan kaza namazı kılmalı. (Şir’a)
4- Sadaka vermek sünnettir, ibadettir. Hadis-i şerifte, (Aşure günü, zerre kadar sadaka veren, Uhud dağı kadar sevaba kavuşur) buyuruldu. (Şir’a)
(Bugün aşure ibadet) diye aşure pişirmek günahtır. Aşurenin bugüne mahsus ibadet olmadığını bilerek, bugün aşure veya başka tatlı yapmak günah olmaz, sevap olur. Bu inceliği iyi anlamalı. Tedavi niyetiyle sürme çeken bugün de sürmelenebilir. Hadis-i şerifte, (Aşure günü ismidle sürmelenen, göz ağrısı görmez) buyuruldu. (Hakim)
5- Çok selam vermeli. Hadis-i şerifte, (Aşure günü, on Müslümana selam veren, bütün Müslümanlara selam vermiş gibi sevaba kavuşur) buyuruldu. (Şir’a)
6- Çoluk çocuğunu sevindirmeli! Hadis-i şerifte, (Aşure günü, aile efradının nafakasını geniş tutanın, bütün yıl nafakası geniş olur) buyuruldu. (Beyheki)
7- Gusletmeli. Hadis-i şerifte, (Aşure günü gusleden mümin, günahlardan temizlenir) buyuruldu. (Şir’a)
[Bu sevaplar, namaz kılan ve haramlardan kaçan mümin içindir. Bunlara riayet etmeyen kimse, Aşure günü, bir değil, defalarca gusletse, günahları affolmaz.]
Hz. Hüseyin, 10 Muharremde şehid edildi. O yüce imamın şehid edilmesi, elbette bütün müslümanlar için büyük musibet ve üzüntüdür. Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali ve Hz. Hamza’nın şehid edilmeleri de, böyle büyük musibet ve üzüntüdür. Fakat, Peygamber efendimiz, Hz. Hamza’nın şehid edildiği günün yıldönümlerinde matem [yas] tutmadı. Matem tutmayı da emretmedi. Matem yasak olmasaydı, herkesten önce Peygamber efendimizin ölümü için matem tutulurdu. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Matem tutan, ölmeden tevbe etmezse, kıyamette şiddetli azap görür.) [Müslim]
(İki şey vardır ki, insanı küfre sürükler. Birincisi, birinin soyuna sövmek, ikincisi, ölü için matem tutmaktır.) [Müslim] | |
| |  |
27.01.2007, 21:29
|
#2 (permalink)
| | Tercübeli Üye
hasret isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 26.11.2006 Yaş: 22 Mesajlar: 745 Tesekkür Etti: 0
1 Kunu Icin 1 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 27 | Allah razı olsun kardeşim...
__________________ ...nerede olduğunu bilmeyene sılada bir gurbette.Ayrılığı bimeyene kavuşmakta bir hasrette... | |
| |  | Muharrem Geliyor Aşure Yapıla... |  |
28.12.2007, 02:41
|
#3 (permalink)
| | Super Moderator
bekir isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 10.09.2007 Bulunduğu yer: Binsekizyüzelli rakımdan Yaş: 45 Mesajlar: 3.251 Tesekkür Etti: 1.566
637 Kunu Icin 1.314 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 10 | Muharrem Geliyor Aşure Yapıla... ASURENIN FAZILETI
Ibni Abbâs buyurur ki;
«Peygamber 'imiz Medine'ye gelince Yahudilerin Asure Günü oruç tuttugunu gördü. Sebebini sorunca O'na "Bu gün ulu Allah Hz. Musa (A.S.) ile Israilogullarini Firavn'in kavmi karsisinda üstün çikardi. Biz de Hz. Musa'ya (A.S.) duydugumuz hürmete dayanarak bu gün oruç tutuyoruz." diye cevap verdiler.
Bunun üzerine Peygamber 'imiz onlara «Biz Hz. Musa'ya (A.S.) sizden daha saygiliyiz» diye buyurarak ümmetine asure günü oruç tutmalarini emretti.
Asure Günü'nün üstünlük sebebi hakkinda bize genis bilgiler gelmistir. Bunlara göre bu gün Hz. Âdem'in {A.S.) tevbesi kabul edildi, yine Hz. Âdem (A.S.) bu gün yaratildi ve Cennete girisi de bu güne rastlar.
Ars, Kürsî, Gökler, yeryüzü, günes, ay, yildizlar ve Cennet bu gün yaratildi. Hz. Ibrahim (A.S) bu gün yaratildi ve yine bu gün atesten yanmaksizin kurtuldu. Yine bu gün Hz. Musa (A.S.) ile yanindaki mü'minler, suda bogulmaktan kurtuldular. Fir'avn ve adamlari bugün boguldu.
Hz. Isâ (A.S.) bu gün dogdu ve yine bu gün göge Çikarildi. Yine bu gün Hz. Idris (A.S.) göge çikarildi. Nuh (A.S)'un Gemisi bu gün Cûdî tepesinde karaya oturtuldu. Hz. Süleyman (A.S)'a muhtesem saltanat bu gün verildi.
Hz. Yûnus (A.S) baligin karnindan bu gün çikarildi. Hz. Yâkûb'un (A.S.) bu gün gözleri yeniden açildi. Hz. Yûsuf (A.S)'un kuyudan çikarilmasi bu güne rastlar. Hz. Eyyüb (A.S) tutuldugu hastaliktan bu gün kurtuldu. Yeryüzüne ilk yagmurun düsmesi de bu güne rastlar.
Daha önceki ümmetler zamaninda bu gün oruç tutmak yaygindi. Hatta Ramazandan önce bu günde oruç tutmanin önce farz kilinip sonra bu emrin ortadan kalktigi ileri sürülür.
Hicretten sonra bu günü oruçla geçiren Peygamber 'imiz Medine'ye gelince, emrini yeniledi.
Hattâ. Peygamberimizin (S.A.S.) fâni ömrünün son yilinda «Eger gelecek seneye kadar yasarsam. Asure Günlerin dokuzuncu ve onuncusunda oruç tutacagim» diye buyurdugu ve fakat o ysl içinde Allah'a kavustugu, buna göre onuncu günden baska bir gün oruç tutmadi ise de bu arzuyu gösterdigi ileri sürülür.
Zilhicce'nin dokuzuncu ve onbirinci günü tutulmasi «Siz Asure Günü'nden bir gün önce ve bîr gün daha oruç tutarak Yahudilerin geleneginden ayrilin.» seklindeki hadisine dayanir. Cünki, yahudiler sirf Asure Günü oruç tutuyorlardi.
Beyhâkî'ye göre Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— Asure Günü kim aile halkina ve yakinlarina karsi cömert davranirsa. Allah da onu bütün sene boyunca genislige kavusturur.»
Taberânî'nin kaydettigi ve rivayet zincirinde belirsizlik bulunan bir hadise göre. Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
"Asure Günü verilen bir dîrhemlik sadakaya yediyüz bin dirhem gibi sevâb verilir."
Öte yandan. Asure Günü gözüne sürme çekenin o yil göz agrisina yakalanmiyacagini ve o gün yikananin hasta olmiyacagini ileri süren hadis uydurmadir.
Hakim'in belirttigine göre, o gün gözlere sürme çekmek, bid´attir, Ibni Kayyum (R.A.) «Asure Günü sürme çekmeyi, tanegillerden yemek pisirmeyi, yag sürün meyi ve kokulanmayi tesvik ettigi Heri sürülen hadis, yakmalarin uydurmasidir» der.
Bilesin ki, Asure Günü Hz. Hüseyin (R.A)'in ugradigi ihanet, onun derece yüceliginin artisina ve Allâh Katindaki yüksek mertebesini ve temiz ehli beytin safina katilisini gösteren bir delildir.
Bu günde Hz. Hüseyin'in (R.A.) ugradigi ihaneti anmak isteyen kimse, Allah'in emrine uyarak ve Ulu Allah'in «Onlara Allâh'dan magfiret ve rahmet vardir. Iste onlar hidayete erenlerdir» mealindeki âyetle Hz. Hüseyin'e (R.A.) ayirdigi mertebeye saygi duyarak sadece sik sik «Innâ lillâhi ve in-na ileyhl râciûn» demesi gerekir.
Bunun disinda hic kimsenin, sakin ve sakin râfizilerin ve benzerlerinin yas tutma, aglasma ve dögünme gibi geleneklerine uymamalidir. Çünki böyle davranmak, mü'min ahlâkina uymaz. Eger böyle davranmak mesru olsaydi, Hz. Hüseyin'in (R.A.) dedesi olan Peygamber imizin ölüm gününde yas tutmak daha yerinde oturdu.
Yüce Allâh, bize kafidir, O ne gürel vekildir
Gazali
__________________ ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol, Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye bir sebep, bir yol, bir nefes ol... sadece bir kul | |
| |  |
28.12.2007, 09:41
|
#4 (permalink)
| | Tercübeli Üye
chamdali isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 28.04.2006 Yaş: 33 Mesajlar: 562 Tesekkür Etti: 2
11 Kunu Icin 19 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 4 | Alıntı: | ehli_sunnet Nickli Üyeden Alıntı
Muharrem ayı, Kur’an-ı kerimde, kıymet verilen dört aydan biridir. | Konunun hangi ayette geçtiğini öğrenebilir miyim?
__________________ Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme... (17/36) | |
| |  | |  |
28.12.2007, 13:27
|
#5 (permalink)
| | Super Moderator
bekir isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 10.09.2007 Bulunduğu yer: Binsekizyüzelli rakımdan Yaş: 45 Mesajlar: 3.251 Tesekkür Etti: 1.566
637 Kunu Icin 1.314 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 10 | Bu konuda ben yardımcı olayım. Söz konusu ayet Fecr suresi 2. ayettir. İlgili ayetin Elmalı tefsiri aşğıdadır. Yazı bu tefsire dayandırılarak yazılmıştır.
[B]Fecr2. Ve on geceye yemin olsun. Çünkü her hangi bir kayıt koymadan "on" denilince Zilhicce'nin on günü, yani birinden bayram günü olan onuncu gününe kadar on gün akla geldiğinden "on gece" bu on gece demek olur. Bununla beraber Ramazan'ın son on günü ve Muharrem'in Aşure (onuncu) gününe kadar on'u da sayılı on'lardandır. Bunlar hakkında da rivayet vardır. Gerçi burada ahdi gösteren "lâm" getirilmeyip belirsiz olarak denilmesi, belirli bir "on" kastedilmeyip bunların herbirine ve belki de her ayın koyu mehtabından önce gelen ilk on gecesine ihtimalini hissettirebilirse de "Mutlak bir söz şüpheye düşürücü bir mânâ ifade ettiği zaman, ifade ettiği mânâlardan en mükemmeli ne ise ona yorumlanır." kuralına göre, bunun "lâm"sız kullanılarak ençok bilinen "Zilhicce'nin on günü" şeklinde yorumlanması ilk akla gelen mânâ olduğu gibi, sonundaki tenvinin de sadece belirsizlik için değil bir ululama mânâsı ifade ederek bu gecelerin özel şerefine daha ziyade dikkat çekme mânâsı taşıdığı da açıklanmıştır. Bir de denilebilir ki bu kelimenin belirsiz olarak kullanılması, belli bir senenin Zilhicce'sinin on günü kastedilmeyerek belli olmayan bir on'a işaret olmak içindir. Başka bir "on" olma ihtimali akla gelse dahi her halde maksat, sonunda fecir gibi neşe ve sevinç bulunan bir on gece olmalıdır. Onuncu sabahı Kurban bayramı olan Zilhicce'nin on gecesi olması da buna daha uygun, ayrıca Kadir gecesini kapsamış olması ihtimali ve sonunda Ramazan bayramı gelmesi itibarıyla Ramazan'ın son on gecesi olması da uygundur. Bu şekilde "on gece" dünya ömrü derecesinde olarak sûrenin sonuna bir "beraat-i istihlâl" mânâsında da olmuş olur.
Bu "on gece"nin Kurban bayramından önceki on gece olduğuna Hakim "sahih" diyerek ve daha başka bir topluluk İbnü Abbas'tan rivayet etmişlerdir. İbnü Zübeyr, Mesruk, Mücahid, ikrime ve daha başkalarından da rivayet olunmuştur. İmam Ahmed, Nesai ve Hakim sahih diyerek ve Bezzar, İbnü Cerir, İbnü Merduye ve "Şuab"ta Beyhakî Hz. Cabir'den de Resulullah (s.a.v.)
"On gece, Kurban bayramının on gecesidir." buyurdu, diye merfu olarak rivayet etmişlerdir. Bundan dolayı İbnü Cerir şöyle demiştir: "Doğru olan görüş, bunların Kurban bayramından önceki on gece olmasıdır. Zira yorumculardan gelen delil bunun üzerine icma etmiştir. Denilmiştir ki, Hz. Musa'nın mikatında "Ve ona on gece daha ilave ettik. Böylece Rabb'inin tayin ettiği vakit kırk geceye tamamlandı."(A'râf, 7/142) buyurulan on da Zilhicce'nin on gecesidir."
Bu on gecenin fazileti hakkında hadisler de vardır. Bunlar arasında Ahmed ve Buhârî'nin İbnü Abbas'tan merfu olarak rivayet ettikleri şu hadisi sayabiliriz: Resulullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Günlerden hiçbiri yoktur ki onlarda yapılan bir iş "on gün"de yapılan işten daha faziletli ve yüce Allah'a daha sevgili olsun. Ashab: 'Ey Allah'ın Resulü! Allah yolunda cihad da mı değil?' dediler. 'Allah yolunda cihad da değil, buyurdu. Ancak malıyla ve canıyla Allah yolunda cihad edip de onlardan bir şey ile dönmeyen hariç." Bununla beraber İbnü Münzir ile İbnü Ebi Hatim İbnü Abbas'tan Ramazan'ın son on gecesi olduğunu da rivayet etmişlerdir. Dahhak'tan da böyle rivayet olunmuştur. Hatta bazıları bunun müttefikun aleyh olduğu görüşünü benimsemiş ve Hz. Aişe'den gelen ve sıhhati üzerinde ittifak edilen bir hadisi delil göstererek bu sonuca varmışlardır. Hz. Aişe demiştir ki: On, yani Ramazan'ın son on'u gelince Resulullah kuşağını sıkar, gecesini ihya eder, ailesini de uyarırdı." Fakat bu hadis burada rivayet edilen "on"u açıklamak için değil, özellikle kadir gecesinin faziletini araştırmadan söz edilirken söylenmiş olması, ayrıca peygamberin sözünü değil de fiilini hikaye etmiş olması nedeniyle tefsir açısından Cabir hadisinin tercihi gerekir. Bununla beraber görülüyor ki âyette de rivayetlerde de ihtimal eksik değildir. "On gece"nin Kurban bayramından önceki on gece olması daha kuvvetli olmakla beraber, ikisini de, hatta Muharrem'in on gecesini de ifade etmesi mümkün ve doğru olabilir. Hangisi olursa olsun, yeminden anlaşılan asıl mânâ, dünya değişimlerinin hükmünü anlatmak üzere, neticesinde bir başarı ve neşe ile rahatlama ve dolayısıyla bir bayrama erme durumu ortaya çıkan geçici, sıkıntılı ibadet ve gayret saatlerinin kıymetine ve bunları gaflet ve isyan ile geçirenlerin sonsuz olarak uğrayacakları zarara dikkatleri çekmektir. Nitekim sûrenin içinde anlatılan konular da bu mânâyı açıklayacaktır.[/b]
__________________ ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol, Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye bir sebep, bir yol, bir nefes ol... sadece bir kul | |
| |  |
28.12.2007, 14:09
|
#6 (permalink)
| | Tercübeli Üye
chamdali isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 28.04.2006 Yaş: 33 Mesajlar: 562 Tesekkür Etti: 2
11 Kunu Icin 19 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 4 | Bekir Bey bilgi için teşekkür ederim. Ancak bu bilgi üstteki ifade için yeterli değil. Keşke yazar Kur'an'da övülen demeseydi. Tefsirde ya da hadislerde dese daha doğru olurdu.
__________________ Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme... (17/36) | |
| |  | |  |
28.12.2007, 14:33
|
#7 (permalink)
| | Super Moderator
bekir isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 10.09.2007 Bulunduğu yer: Binsekizyüzelli rakımdan Yaş: 45 Mesajlar: 3.251 Tesekkür Etti: 1.566
637 Kunu Icin 1.314 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 10 | Alıntı: chamdali Nickli Üyeden Alıntı
Bekir Bey bilgi için teşekkür ederim. Ancak bu bilgi üstteki ifade için yeterli değil. Keşke yazar Kur'an'da övülen demeseydi. Tefsirde ya da hadislerde dese daha doğru olurdu. | Düşüncelerinizde kısmen haklısınız. Ancak bu ve benzer yazılarda genellikle bu uslüb kullanılıyor. Takdir edersiniz ki, aslında Kur'an ın meali de tam Kur'an anlamını verememektedir. Bu meal, tercüme gibi durumlarda hep vardır. Üç meali birbiri ile karşılaştırdığınızda dahi bu durum tezahür eder. Tefsirler zaten o nedenle yazılmıştır, daha kapsamlı ve anlamlı sonuca varmak için. Selam ile
__________________ ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol, Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye bir sebep, bir yol, bir nefes ol... sadece bir kul | |
| |  |  | |  |
28.12.2007, 17:19
|
#8 (permalink)
| | Forum Şairi
Caferi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 23.05.2007 Bulunduğu yer: istanbul Yaş: 27 Mesajlar: 560 Tesekkür Etti: 0
6 Kunu Icin 9 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 5 | Alıntı:
Bu ayın en kıymetli gecesi de Aşure gecesidir.
Allahü teâlâ, birçok duaları Aşure günü kabul etmiştir. Hz. Âdem’in tevbesinin kabul olması,
Hz. Nuh’un tufandan kurtulması,
Hz. Yunus’un balığın karnından çıkması,
Hz. İbrahim’in ateşte yanmaması, Hz. İdris’in canlı olarak göğe çıkarılması,
Hz. Yakub’un, oğlu Hz. Yusuf’a kavuşması,
Hz. Yusuf’un kuyudan çıkması, Hz. Eyyüb’ün hastalıktan kurtulması,
Hz. Musa’nın Kızıl denizi geçmesi, Hz. İsa’nın doğumu ve ölümden kurtulup, diri olarak göğe çıkarılması Aşure günü oldu. | Aynı gün Aşura günü Kerbelada bir olay vuku buldu. Bu günü unutturmak adına, yezidi bir gelenektir, Aşura gününü bayram günüymüşcesine kutlamak. O gün yezidin bayramıydı. Müslümanların değil!
O gün Kerbela Kıyamı oldugunu kanıtlayabilirim size, ama söylenilen olaylar islam dinine nedense ö günden sonra girmiş sözlerdir ve tamamen uydurmadır.
__________________ En doğrusunu Allah (c.c.) bilir.
"De ki: Sizden, tebliğime karşılık bir ücret istemiyorum, isteğim ancak yakınlarıma sevgidir..."Şura/23. Allahumme salli ala Muhammed’in ve Âl-i Muhammed Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin abdike ve Resulike ve alel'muminine vel'muminati vel'muslimine vel'muslimati. Allahım ! kulun ve Resulun Hz.Muhammed'e salat et. Mümin olan erkek ve kadınlara, müslüman olan erkek ve kadınlara da merhamet eyle. | |
| |  |  | |  |
28.12.2007, 20:46
|
#9 (permalink)
| | Super Moderator
bekir isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 10.09.2007 Bulunduğu yer: Binsekizyüzelli rakımdan Yaş: 45 Mesajlar: 3.251 Tesekkür Etti: 1.566
637 Kunu Icin 1.314 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 10 | Alıntı: Caferi Nickli Üyeden Alıntı
Aynı gün Aşura günü Kerbelada bir olay vuku buldu. Bu günü unutturmak adına, yezidi bir gelenektir, Aşura gününü bayram günüymüşcesine kutlamak. O gün yezidin bayramıydı. Müslümanların değil!
O gün Kerbela Kıyamı oldugunu kanıtlayabilirim size, ama söylenilen olaylar islam dinine nedense ö günden sonra girmiş sözlerdir ve tamamen uydurmadır. | Sayın Caferi Burada inkar ve reddiyeye çalıştığınız konu, tüm ehli sünnet ulemasınca kabul görmüş ve ispata yeltendiğiniz ise Şiaların kabul ettiği bir görüştür. İnkar ve ispat iddiaları yerine size göre olan inanışı ve Muharrem'deyapılması gerekenleri yazsanız daha makbul olur sanıyorum. Zira ne siz bizi, ne biz sizi çeviremeyiz. Selamla
__________________ ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol, Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye bir sebep, bir yol, bir nefes ol... sadece bir kul | |
| |  |  | |  |
28.12.2007, 22:56
|
#10 (permalink)
| | Forum Şairi
Caferi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 23.05.2007 Bulunduğu yer: istanbul Yaş: 27 Mesajlar: 560 Tesekkür Etti: 0
6 Kunu Icin 9 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 5 | Bana o gün olan olayların Hz. Âdem’in tevbesinin kabul olması,
Hz. Nuh’un tufandan kurtulması,
Hz. Yunus’un balığın karnından çıkması,
Hz. İbrahim’in ateşte yanmaması, Hz. İdris’in canlı olarak göğe çıkarılması,
Hz. Yakub’un, oğlu Hz. Yusuf’a kavuşması,
Hz. Yusuf’un kuyudan çıkması, Hz. Eyyüb’ün hastalıktan kurtulması,
Hz. Musa’nın Kızıl denizi geçmesi, Hz. İsa’nın doğumu ve ölümden kurtulup, diri olarak göğe çıkarılması Aşure günü oldu.
Aralarındaki ilahi bağlantıyı cok güzel bir şekilde kurguladınız. Mübarek gündür o gün tüm bu güzel olaylar oldu diyorsunuz.
Peki o gün ? KERBELA KIYAMI
ilahi düzende bir sorun mu var yoksa? O güzel günlerin arasına böyle bir kara gün lutfetmiş?
Her neyse, varın siz bayram edin
__________________ En doğrusunu Allah (c.c.) bilir.
"De ki: Sizden, tebliğime karşılık bir ücret istemiyorum, isteğim ancak yakınlarıma sevgidir..."Şura/23. Allahumme salli ala Muhammed’in ve Âl-i Muhammed Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin abdike ve Resulike ve alel'muminine vel'muminati vel'muslimine vel'muslimati. Allahım ! kulun ve Resulun Hz.Muhammed'e salat et. Mümin olan erkek ve kadınlara, müslüman olan erkek ve kadınlara da merhamet eyle. | |
| |  | | Seçenekler | | | | Stil | Normal |
Yetkileriniz
| Konu Acma Yetkiniz Yok Cevap Yazma Yetkiniz Yok Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok HTML-Kodu Kapalı | | | | WEZ Format +2. Şuan Saat: 11:13. | | |