Zurück   IslamForum Ne Olursan Ol Gel > Islamforum Turkish > Genel Islam Konular

Bu Alana Reklam Verebilirsiniz

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil

Lebbeyk nedir?
Alt 02.12.2006, 11:22   #1 (permalink)
Yeni Üye
 
kaderkismet isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 30.11.2006
Yaş: 25
Mesajlar: 1
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
kaderkismet Tanınma yolunda
Tecrübe Puanı: 0
Standart Lebbeyk nedir?

Lebbeyk nedir?

1)arapca "sana geldim", "huzurundayim", "cagirdin, geldim" anlaminda bir unlem. hac zamani arafat "lebbeyk ya rab, lebbeyk" nidalariyla inler.
2)masallardaki arap cin, sise parlatildiginda lebbeyk! diyerek ortaya cikar.
3)buyurunuz, emir sizindir efendim." manasında kullanılan bir kelime.
4)uzunhavaların en can alıcı noktasında patlayan kelimedir. o ana kadar yıkmadıysanız masayı bu laftan sonra yıkarsınız. lebbeyk, lebbeyk, lebbey! el başın üstünde "hey ulan hey ben neler gördüm geçirdim" dercesine sallanır. rakı varsa masada içilir, boğaz temizlenir. mezeye uzanılır. şarapçı olmayan bir hayyam vardır, bilenler bilir. çaktırmadan yere bir yudum da onun için dökülür. rahatlanır
  Alıntı ile Cevapla

Alt 29.02.2008, 22:10   #2 (permalink)
Moderator
 
samanyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
samanyolu isimli Üye şuanda online konumundadır
Üyelik tarihi: 19.03.2007
Bulunduğu yer: istanbul
Yaş: 34
Mesajlar: 1.701
Tesekkür Etti: 1.172
471 Kunu Icin 1.162 Tesekkür Aldı
samanyolu Asırı Söhretli ve itibarlı birisamanyolu Asırı Söhretli ve itibarlı birisamanyolu Asırı Söhretli ve itibarlı birisamanyolu Asırı Söhretli ve itibarlı birisamanyolu Asırı Söhretli ve itibarlı birisamanyolu Asırı Söhretli ve itibarlı birisamanyolu Asırı Söhretli ve itibarlı birisamanyolu Asırı Söhretli ve itibarlı birisamanyolu Asırı Söhretli ve itibarlı birisamanyolu Asırı Söhretli ve itibarlı birisamanyolu Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 29
Standart

Hac veya umreye niyetlenen kimse ihrama girdiği zaman ve daha sonra hac veya umrenin bir takım vecibelerini tamamlayıncaya kadar "lebbeyk zikri"ni okur.

Telbiye Şekli

Abdullah b. Ömer (r.a)'dan naklen gelen bir hadis telbiyenin şeklini şöyle belirler:

...Abdullah b. Ömer (r.a)'dan; şöyle demiştir:

Ben telbiyeyi Rasûlüllah (s.a.v)'in (mübarek ağzından) aldım (öğrendim). O şöyle buyuruyordu:

"Lebbeyk, Allahümme lebbeyk, Lebbeyke lâ şerike leke lebbeyk. İnne'l-hamde ve'n-ni'mete leke ve'lmülke lâ şerike leke"

"Tekrar tekrar icabet sana Ya Rabbi, tekrar icabet sana, tekrar icabet sana. Senin ortağın yoktur. Her emrini ifaya hazırım. Hiç şüphe yok ki, hamd ve nimet sana mahsustur. Mülk (kâinatın mutlak hükümranlığı) senindir. (Bunların hiç birinde) senin ortağın (ve benzerin) yoktur" (Müslim, Sahih, Kitabü'l-Hacc, 3; İbn Mâce, Sünen, Menasik, 15; Ebû Dâvud, Menasik, 26).

Telbiyede Allah'ın davetine icabet edilmekten söz edilmektedir. Nitekim ihrama giren bir kimse Allah'ın davetine icabet etmiş olmaktadır.

Kadı İyaz'ın beyanına göre bu icabet Hz. İbrahim (a.s)'den kalmıştır. İbn Abbas'tan rivayet olunan bir hadis-i şerifte buyurulur:

İbrahim (a.s), Kâbe'yi bina edip tamamladıktan sonra kendisine "Hac için insanları davet et" emri verildi. İbrahim (a.s):

-Benim sesim onlara ulaşmaz, dedi. Allah Teâlâ;

-Sen davet et, sesini duyurmak bana aittir, buyurdu. Bunun üzerine İbrahim (a.s):

-Ey insanlar, Beyt-i Atik'i haccetmeniz size farz kılınmıştır, diye nida etti. Bu sözü yerle gök arasında bulunanların hepsi işitti. "Görmüyor musunuz? İnsanlar en uzak yerlerden icabet edip geliyorlar” (İbn Hacer, Fethü'l-Bârî, 4/152).

Telbiyenin hikmeti

İnsanların Kâbe'ye misafir olarak gelmelerinin Allah'ın kendilerine büyük bir lütuf ve ihsanı olduğuna; zira buraya ancak Allah'ın kendilerini davet etmesiyle gelebildiklerine dikkatlerini çekmektir (Ebû Dâvud, Sünen, terc. heyet, Kitabü'l-Menasik, 7/110).

Bu sebeple telbiye eden bu lütuf ve ihsana karşı sanki, "Hamd ancak sana mahsustur, çünkü nimet ancak senden gelir" demiş gibi olur.

Telbiyenin yapılışı

Telbiye dille ve erkeklerde yüksek sesle yapılır.

... Zeyd b. Halid'ten rivayet edildiğine göre; Resulullah (s.a.v) şöyle buyurdu, demiştir:

"Cebrail bana geldi ve "Ya Muhammed, ashabına telbiyeyi yüksek sesle yapmalarını emret, çünkü telbiye haccın alâmetlerindendir." dedi (İbn Mâce, Sünen, Menâsik, 16; Tirmizî, Sünen, Hac, 15; Mâlik, Muvatta, Hac, 34) (Abdurrahman el-Benna, el-Fethu'r-Rabbanî, XI, 180).

Ulema, kadının ancak kendi duyacağı kadar kısık bir sesle telbiye getireceğinde ittifak etmişlerdir. Zira, İbn Ebî Şeybe'nin rivayetine göre Hz. Abbas, "Kadın yüksek sesle telbiye getiremez"demiştir (Aynî, Umdetü'l Kâri, IX, 171).

İbn Ömer hadisi de şöyledir: "Telbiye esnasında kadınların seslerini yükseltmeleri gerekmez" (Beyhâkî, es-Sünenü'l-Kübra, V, 46).

Telbiyenin şartı

Telbiyenin şartı dille yapılmasıdır. Kalp ile telbiye getirmek telbiye sayılmaz.

Telbiyenin hükmü

Telbiyenin hükmü konusunda başlıca üç görüş vardır:

1) Hanefilere göre telbiye, ihrama girmenin şartlarındandır. Telbiyesiz ihram sahih olamaz.

Ümmü Seleme (r.a)'dan rivayet edilen bir hadiste şöyle deniyor:

"Ben Resulullah (s.a.v)'i; -Ey Muhammed ailesi, sizden kim hac yapacak olursa kesinlikle telbiye getirsin!" derken işittim (Abdurrahman el-Benna, el-Fethu'r-Rabbanî, XI, 178).

İhrama girildiğinde telbiyeyi bir kez okumak farzdır. Bundan fazlası (hal ve hareketlerin değişikliğinde tekrarlamak) sünnettir. Her sabah ve her akşam, telbiyeyi sık sık okumak müstehabtır.

2) Mâlikîlere göre telbiye vacibtir. Terk edilirse kurban kesmek icâb eder. Mâlikîler telbiyeyi ihramın rüknü kabul ederler. Telbiyesiz ihram olmaz (İbn Mâce, Sünen, terc. Haydar Hatiboğlu, Menasik, VIII, 107).

İmam Şafiî ile İmam Ahmed'e göre telbiye sünnettir. Bu imamlara göre Resul-u Ekrem (s.a.v)'in bir işi sadece yapmış olması, o işi yapmanın farziyyetine delâlet etmez.

Telbiyede ilave

1) İmam Ebû Hanife ve İmam Ahmed'e göre Resulullah (s.a.v)'in öğretmiş olduğu telbiyeye başka kelimeler ilave etmekte bir sakınca yoktur.

Nitekim Resulullah (s.a.v)'den şöyle rivayet edilir:

...Cabir b. Abdillah'dan; şöyle demiştir:

Resulullah telbiye getirerek sesini yükseltti. (Hz. Câbir, Resulullah (s.a.v)'in okuduğu) telbiyeyi İbn Ömer hadisinde anlatıldığı gibi anlattı. Dedi ki: Halk, "Yüksek dereceler sahibi (Allah'ım)" gibi kelimeler ilave ediyorlardı. Peygamber de (söylenenleri) işittiği halde ses çıkarmıyordu" (İbn Mâce, Sünen, Kitabü'l-Menasik, 5; Ahmed b. Hanbel, III, 320; Ebû Davud, Sünen, Menasik 26).

2) Hanefi imamlarından Ebû Yusuf'a göre Resulullah (s.a.v)'in öğrettiği telbiyeye başka kelimeler ilave etmek mekruhtur. İmam Şafiî de eklenmemesi görüşündedir (Mübârekfûrî, Tuhfetü'l-Ahvezî, II, 74).

Hanefî ulemasından Tahavî de Amir bin Said bin Ebî Vakkas'ın rivayet ettiği şu hadise dayanarak bu görüşü tercih etmiştir:

"Sa'id b. Ebî Vakkas (r.a), "Ey yüksek dereceler sahibi (olan Allah'ım), emrine tekrar tekrar icabet ediyorum, emret" şeklinde telbiye getirmekte olan bir adamı görünce, "Biz Resul-u Ekrem zamanında telbiyeyi böyle getirmezdik" demiştir" (Tahavî, Şerhu Meâni'l-Âsâr, II, 125).

Ancak şu hadîs-i şerifler telbiyeye ta'zim ifade eden başka kelimeler ilave etmekte bir sakınca bulunmadığını gösteriyorlar:

Peygamber (s.a.v) Arafat'ta iken telbiye getirdiği zaman, "Hayır, ancak ahiret hayrıdır." sözlerini de ekledi (Hâkim, Müstedrek, I, 465).

Peygamber (s.a.v)'in telbiyesi; "Gerçekten hac yaparak ve kulluk ederek tekrar emrine icâbet ediyorum." şeklinde idi (Mecmaü'z-Zevâid, III, 223).

Ebû Hureyre (r.a)'den rivayet olunmuştur. Dedi ki: Resulullah (s.a.v)'in telbiyesi: "Ey Ma 'bud-u Hakiki olan Allah'ım! Emrine tekrar tekrar icâbet ediyorum. " şeklinde idi (Dârekutnî, Sünen, II, 225; Beyhâkî, Sünenü'l Kübra, V, 145)

Telbiyeye son vermek

Hacı adayının Akabe Cemresini taşlayıncaya kadar telbiyeye devam etmesi gerekir.

"...Fadl b. Abbâs'tan rivayet edildiğine göre Resulullah (s.a.v), Cemre-i Akabe'de taşları atıncaya kadar telbiyeye devam etmiştir (Buharî, Sahih, Hac, 101; Müslim, Sahih, Hac, 267).

Nesâî'nin rivayetinde de, "(Taşları) atıncaya kadar telbiyeyi devam etti. Taşları atınca telbiyeyi de kesti" deniliyor (İbn Hacer, Telhîsü'l-Hâbîr, 218).
__________________
Akıl akıl olsaydı adı gönül olurdu
Gönül gönlü bulsaydı bozkırlar gül olurdu..
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Zillet bizden uzaktır...Lebbeyk ya HUSEYN... Ebu Zerr Oku - Düşün - Anla 0 29.01.2008 19:09
İman nedir Sual: İman nedir? seyfullah putkıran Oku - Düşün - Anla 0 06.09.2007 10:44
Ölümü hatırlamanın fazileti nedir? Ölüm nedir, ölümden korkmalı mıdır? 0707ugur Genel Islam Konular 1 10.06.2007 00:19
iLAHI - Lebbeyk - Mustafa Taskaya - VIDEO Bombastik You Tube Videoları 0 06.01.2007 21:12
Lebbeyk kulum basbas Arşiv 0 11.09.2006 16:56



WEZ Format +2. Şuan Saat: 13:43.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.

Template-Modifikationen durch TMS
IslamForumAd Management RedTyger