Islam Forum - Ne Olursan Ol Gel

Zurück   Islam Forum - Ne Olursan Ol Gel > Islamforum Turkish > Genel Islam Konular

Genel Islam Konular İslam Dini İle ilgili Konular, Tartişma Forumu

Banner Degisimi ile Beraberce Daha Fazla Kitlelere Ulasalim

Konu Kapatılmıştır
 
LinkBack Seçenekler Stil

Alt 04-27-2008, 18:51   #11 (permalink)
Super Moderator
 
bekir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Style: 0
 
bekir isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Sep 2007
Bulunduğu yer: Binsekizyüzelli rakımdan
Memleket: Trabzon
Kan Gurubu: 0 RH +
Mesajlar: 2.189
Thanks: 2.487
Thanked 2.688 Times in 1.238 Posts
bekir Olagan üstü biribekir Olagan üstü biribekir Olagan üstü biribekir Olagan üstü biribekir Olagan üstü biribekir Olagan üstü biribekir Olagan üstü biri
Rep Puanı: 232
Referrals: 5
Sadece muhalefet olsun diye defansif olarak laf atmadan öteye geçmiyor bu mesajlar.

Herkesin anlayıp kabul edebileceği yada forum prensipleri dahilinde yorumlar yazalım lütfen!
__________________
ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila

Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol,

Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye bir sebep, bir yol, bir nefes ol...

sadece bir kul
 
The Following 2 Users Say Thank You to bekir For This Useful Post:
KaYnUkA (05-18-2008), talha_ (05-03-2008)

Alt 05-17-2008, 21:51   Themenautor   #12 (permalink)
Yeni Üye
Style: 0
 
fani olanı istemem isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Apr 2008
Kan Gurubu: Eklenmemis
Yaş: 36
Mesajlar: 41
Thanks: 8
Thanked 38 Times in 13 Posts
fani olanı istemem Tanınma yolunda
Rep Puanı: 6
Referrals: 0
Exclamation

Allah ve Peygamberimiz bize Kuran dışı kaynaklara dalarak Kuranı unutmamızı istemiyor.Gerisi lafı güzaf sayın metenin imzasında da vatan şairi alim Mehmet Akif Ersoy anlatmaya çalışmış.Arif olan anlar. Doğrudan doğruya Kuran'dan alarak ilhamı.
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam'ı
.


ARAF-3: Size Rabbiniz tarafından inzal olunan şeye tâbi olun ondan başka dostlara tâbi olmayın. Çok az tezekkür ediyorsunuz.

EN'AM-155 :Bu inzal eylediğimiz bir kitaptır. Mübarektir, öyleyse ona tâbi olun ve takva sahibi olun ki, merhamet olunasınız.

EN'AM-156,157 :Bizden evvel yalnız iki taifeye kitap inzal olundu. Dilimizce olmadığından tedrisatından gafil kaldık yahut bize kitap inzal olunsaydı herhalde onlardan daha ziyade hidâyete ererdik, dememeniz için inzal ettik. İşte size Rabbinizden beyyineler (deliller) hidâyet ve rahmet gelmiştir. Allah'ın ayetlerini yalan sayıp ondan çevrilenlerden daha zalim kim olabilir. Ayetlerimizden çevrilenleri, çevrildikleri için bir azap ile cezalandıracağız.

25/FURKAN-27: Zalimlerin herbiri iki elini ısırdığı o günde şöyle diyecekler: "Ne olurdu, O Resûl ile beraber sebiyli (Allah'a ulaştıran yolu) tutsaydım.
25/FURKAN-28: Yazıklar olsun bana, ne olurdu filanı dost edinmeseydim.
25/FURKAN-29: Andolsun ki bana Kur'ân gelmişken o beni zikirden saptırdı. Şeytan insanı yalnız bırakır.
25/FURKAN-30: Ve kaâlerresûlü yâ rabbi inne kavmittehazû hâzelkur'âne mehcûrâ.
Resul dedi ki; "Yâ Rab kavmim Kur'ân-ı bırakıverdiler."
__________________
Faniyim Fani olanı istemem
Acizim aciz olanı istemem
Ruhumu Rahmana teslim etmeyi isterim
Gayrısını istemem
TILSIMLAR RİSALESİ
 

Alt 05-18-2008, 09:52   #13 (permalink)
Üye
 
KaYnUkA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Style: 0
 
KaYnUkA isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Sep 2007
Kan Gurubu: Eklenmemis
Yaş: 21
Mesajlar: 145
Thanks: 132
Thanked 111 Times in 67 Posts
KaYnUkA Tanınma yolunda
Rep Puanı: 20
Referrals: 0
Alıntı:
fani olanı istemem Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V) Efendimiz, “Riyazet-ül Sâlihîn”in önsözünde vaaz ettiği bir hadîs-i şerifinde şöyle buyurmuşlardır:
“Birgün benim hadîslerim tartışma konusu olacak. Tartışma konusu olduğu günlerde Kur’ân-ı Kerim’e bakınız.” Benim sözüm Kurana aykırı olamaz


maturudi ve eşari çıkmış rahmet olsun diye ayrılık çıkarmışlar. daha sonra mezheplerle müslümanları bölüp, parçalayıp,bitirmişler Peygamberimiz hangi mezhebe çağırdı? sahabe hangi mezhebe çağırdı?
Kuran demiyor mu?
Allahın ipine sımsıkı sarılın fırkalara ayrılmayın



arkadasım senın yalnıs anladıgın bısey var...
peygamberımız s.a.v. zamanında meshebe gerek yoktıkı...
yanı ınsanların aklında hıcbır sıkıntı yoktu...
sıkıntısı olan peygamberımıze s.a.v soruyordu...
onun için bir meshebe gerek yokki...
zaten din birinci elden aktarıldıgı için baska bir şeye gerek yoktu...
bak şimdi kardeşim...

dinin zaruriyat (yapılması gerekenler ve gerklemeyenler) ve teferruat kısmı vardır. zaruriyat kısmında olan hükümler kur'anda sabittir ve değişmez değiştirilemez. yani senin dediğin namaz ve orucun farz olmaması veya abdestsiz namazın kılınması gibi hükümler 4 hak meshep için söz konusu değildir. bunların aksi kesin hükümlerdir.

faklı olan hükümler ise teferruatta kalan hükümlerdir. bunlar ise kuran da kesin hüküm belirtmeyen konulardır. bunlar hakkındaki hükümler ise ilk olarak hadislerde onda da yoksa icma' ve kıyas yöntemleriyle belirlenir ve 4 hak meshebin hükümleri bu kurallara göre belirlenmiştir. Yani kimse kafasına göre bu helaldir bu haramdır diyemez.

Teferruattaki hükümlerin farklı farklı olmalarının bir sebebi konu hakkındaki bir hadisin farklı farklı anlaşımasıdır. örneğin hanefilerde kan akınca abdest bozulur fakat şafiilerde bozulmaz. bu şu hadisten çıkarılmıştır ki:" peygamber efendimiz namazda iken anlı kanar ve hanımı kanıyan yarasına elini sürer. peygamberimiz de namazını bozup tekrar abdest alır. ". hanefi hazretleri demiştirki kan aktı onun için abdesti buzuldu. şafii hazretleri demiştirki hanımın eli değdi abdesti bozuldu.

tabii onların bu şekilde hüküm vermeleri bemce dini kolaylaştiriyor. çünkü şafii hazretlerinin bulunduğu topraklar köylü kısmının bulunduğu ve hanefi hazretlerinin bulunduğu kısım şehirlilerin bulnduğu yerler. düşünsene köylüler devamlı tarımla uğraştıklarından kanama olayının olasılığı çok yüksek. eğer kanamayla abdst bozulsaydı onlar için ne kadar zor olurdu değil mi

son olarak sana şu misali vermek istiyorum:
su ameliyattan çıkanlar için zararlıdır. o kişi için haram gibidir. böbrek yetersizliği olan için yararlıdır.o kişi helal ve vacip ve müstehap gibidir. terli olan içmese daha iyi olur. o kişi için mekruh gibidir. normal insan o an içebilirde içmeyebilirde. onun için mübah gibidir.

Gördüğün gibi su bir hakikat iken 4 farklı şey oldu. işte meshebî meselelerde o imamların bulunduğu halkın hayatını düzenlemek için hadisten ve kurandan çıkardığı hükümlerdir. rasgele verilen hükümler değildir. ve bunlar ayrılığa ve bozgunculuğa sebep olan hükümler değildir. aksine kolaylığı ve rahmeti getiren hükümlerdir. çünkü peygamberimiz "ümmetimin ihtilafında rahmet vardır" demiştir

__________________

BAKARA;

11- Kendilerine: "Yeryüzünde fesat çıkarmayın" denildiğinde: "Biz sadece ıslah edicileriz" derler.



12-
Bilin ki; gerçekten, asıl fesatçılar bunlardır, ama şuurunda değildirler.






"SANAT İÇİN SOYUNANA BİRŞEY YOK...

ALLAH c.c. İÇİN GİYİNENE CEZA...!!!

 

Alt 05-18-2008, 11:02   #14 (permalink)
Üye
 
KaYnUkA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Style: 0
 
KaYnUkA isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Sep 2007
Kan Gurubu: Eklenmemis
Yaş: 21
Mesajlar: 145
Thanks: 132
Thanked 111 Times in 67 Posts
KaYnUkA Tanınma yolunda
Rep Puanı: 20
Referrals: 0
Alıntı:
fani olanı istemem Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

Öyleyse gene fırkalardan bahsediyor Allahû Teala. Yani ayrılıklardan birbirinden farklı yollardan... Her farklı yol, kim hangi yolda olursa olsun bir farklı yol söz konusuysa Sırat-ı Müstakiym üzerinde olan bu insanlar da vahdet akidesinin gerçek sahipleridir. Çünkü onlar 14 asır evvel yaşanan İslâmı yaşıyorlar. Bilindiği gibi 14 asır evvel bütün sahabe Sırat-ı Müstakiym'e çağırıyorlardı.



burda bahsettıgın insanlar kimler kardes bi açıklarsan sevınırım anlamadımda...
yani 14 asır evvel yaşanan islamı yaşıyan insanlar kim...?
__________________

BAKARA;

11- Kendilerine: "Yeryüzünde fesat çıkarmayın" denildiğinde: "Biz sadece ıslah edicileriz" derler.



12-
Bilin ki; gerçekten, asıl fesatçılar bunlardır, ama şuurunda değildirler.






"SANAT İÇİN SOYUNANA BİRŞEY YOK...

ALLAH c.c. İÇİN GİYİNENE CEZA...!!!

 

Alt 05-18-2008, 13:29   #15 (permalink)
Üye
 
KaYnUkA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Style: 0
 
KaYnUkA isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Sep 2007
Kan Gurubu: Eklenmemis
Yaş: 21
Mesajlar: 145
Thanks: 132
Thanked 111 Times in 67 Posts
KaYnUkA Tanınma yolunda
Rep Puanı: 20
Referrals: 0
Alıntı:
islamci Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Onlara, "Allah'ın indirdiğine uyun!" denildiğinde, "Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)a uyarız!" derler. Peki ama, ataları bir şey anlamayan, doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı (onların yoluna uyacaklar) ( bakara 170)


Bu (Kur'an) da bizim indirdiğimiz bereket kaynağı bir kitaptır. Artık ona uyun ve Allah'a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin. (enam 155)


Rabbinizden size indirilene uyun. Onu bırakıp başka dostlara uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz! (araf 3)


Kendilerine, "Allah'ın indirdiğine uyun" denildiği zaman, "Hayır, biz babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız" derler. Şeytan kendilerini cehennem azabına çağırıyor olsa da mı? (lokman 21)


Farkında olmadan azap size ansızın gelmeden önce, Rabbinizden size indirilenin en güzeline uyun ki, kişi, "Allah'ın yanında, işlediğim kusurlardan dolayı vay halime! Gerçekten ben alay edenlerden idim" demesin. (zümer 56)



33/Ahzab,21 "Andolsun Allah'ın elçisinde sizin için Allah'a ve ahiret gününe kavuşmaya inanan ve Allah'ı çok anan kimseler için (uyulması gereken) güzel bir örnek vardır"



NİSA Suresi 80: Kim peygambere itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse, biz seni onlara bekçi olarak göndermedik.


Nisa-59- Ey müminler, Allah'a itaat ediniz;Peygambere ve sizden olan (Ululemr'e) devlet yetkililerine de itaat ediniz. Eğer gerçekten Allah'a ve ahiret gününe inanmışsanız herhangi bir konuda anlaşmazlığa düştüğünüzde o meselenin çözümünü Allah'a ve Peygamber'e havale ediniz. Bu sizin hesabınıza en hayırlı ve en iyi akıbet vaad eden bir tutumdur.

nisa-13 Bunlar Allah’ın sınırlarıdır .Kim Allah’a ve elçisine itaat ederse onu altından ırmaklar akan ebedi kalacakları cennetlere sokar. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur.



nisa-14
Kim Allah’a ve elçisine isyan eder ve O’nun sınırlarını aşarsa onu da içinde ebedi kalacağı ateşe sokar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır.



33/Ahzab, 36; ayrıca bkz. 59/Haşr, 7 "Allah ve Rasulü bir işte hüküm verdiği zaman, artık, inanmış bir erkek ve kadına, o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Rasulüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur"


9/Tevbe, 29- "Kendilerine kitap verilenlerden Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, Allah'ın ve Rasulü'nün yasakladığını haram saymayan ve hak dini din edinmeyenlerle, boyun eğerek kendi elleriyle cizye verecekleri zamana kadar savaşın"
__________________

BAKARA;

11- Kendilerine: "Yeryüzünde fesat çıkarmayın" denildiğinde: "Biz sadece ıslah edicileriz" derler.



12-
Bilin ki; gerçekten, asıl fesatçılar bunlardır, ama şuurunda değildirler.






"SANAT İÇİN SOYUNANA BİRŞEY YOK...

ALLAH c.c. İÇİN GİYİNENE CEZA...!!!

 
Bu Mesaj Icin KaYnUkA Kardesimize Allah Razi Olsun Diyenler:
islamci (05-18-2008)

***Cevap***
Alt 05-18-2008, 15:17   #16 (permalink)
Guest
Style: 0
 
kemi isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Aug 2007
Kan Gurubu: Eklenmemis
Yaş: 24
Mesajlar: 157
Thanks: 3
Thanked 63 Times in 49 Posts
kemi Tanınma yolunda
Rep Puanı: 0
Referrals: 0
***Cevap***

SÜNNET İNKARI VE GAYESİ

BİSMİLLAH
Bugünlerde birileri dinin temel kaynaklarından biri olduğuna inandığımız, din olduğuna inandığımız, vahyin bir parçası olduğuna inandığımız Rasulullah (s.a.v) sünnetini ekarte etmeye, reddetmeye çalışıyorlar.Bize Kuran yeter, dinimizi yaşamak için bizim Allah’ın Kitabı’ndan başka bir şeye ihtiyacımız yoktur diyerek, Rasulullah’ı ve sünnetini silerek, kendilerince bir din icad etmeye çalışıyorlar. Rasulullah’ın Kuran konusundaki anlayışını ve uygulamalarını, yeryüzünün en hayırlı nesli olan onun pırlanta ashabının, onlardan sonra gelen tabiinin, tebeu tabiinin, müctehid imamlarımızın ve değerli seleflerimizin Kuran la ilgili anlayışlarının tümünü yok farzederek, onların tümünün üzerine bir çizgi çekerek kimilerinin salt akıllarıyla Kuran-ı anlamaya çalıştıklarını, bu iddaayla ortaya çıktıklarını görüyoruz. Bu sapık anlayışlar karşısında elbette Rasulullah efendimizin sünnetinin müdafası sadedinde bir şeyler söylememiz gerektiği kanaati ve inancındayız

İslamın temel kaynaklarından birisi olan sünneti reddetme hadisesi tarihte ilk önce Hicri ikinci yüzyılda ortaya çıkmıştır. Bu konuyu ilk defa ortaya atanlar Hariciler ve Mutezililerdir. Hariciler İslam toplumunda çıkarmak istedikleri fitnenin önünde en büyük engel olarak Rasulullah (s.a.v)in sünnetini gördüler. İslam tolmumunda Rasulullah efendimizin sözleri, fiilleri ve takrirleri üzerine kurulan bu son derece sağlam yapı var olduğu sürece din konusunda ortaya atabilecekleri hiçbir düşünce, hiçbir akım, hiçbir felsefe Müslümanlar tarafından kabul görmeyecek, hiçbir fitne başarıya ulaşayamacaktı. Onun içindir ki İslam toplumunda kendi batıl fikirlerini yayarak toplumu yıkmak isteyen Hariciler ilk önce önlerindeki büyük engel olan sünnete yönelerek onu yıkmayı o engeli kaldırmayı deneyip planladılar.Bunun için de şu iki iddia üzerinde fikirlerini yoğunlaştırdılar:

1Sünnetin dinde hiçbir bağlayıcılığı yoktur.Dinde müslümanı bağlayan Allah’ın kitabıdır.Allah’ın kitabının dışında uyulmaya layık başka bir kaynak hiçbir otorite yoktur.

2Zaten Kuran’ın dışında hiçbir şey Allah tarafından korunmaya alınmadığından sünnetin, peygamberin hadislerinin doğruluğunda şüphe vardır.Şüphe üzerine kesinlikle din bina edilemez.Çünki hadisler bir sonraki nesle aktarılırken içine pek çok yalan yanlış şeyler karışmıştır. Binaenaleyh dinimizi böyle şüpheli, şaibeli şeylere bina edemeyiz.Allah’ın lafzan ve manen korunmuş olan kitabının dışında başka hiçbir şeye itimad edilemez.

Mutezile de hemen hemen aynı şeyi söyledi.Yunan felsefesinin ürünleriyle karşı karşıya gelen bu insanlar bunları yargılayıp sorgulayabilecek kadar dinlerini yakından tanıyamamış olmalarının sonucu olarak tamamen akılcı olan felsefi akımlarının etkisi altında kaldılar. Bu felsefi akımlar karşısındaki aşağılık duygusuna , yenilmişlik psikozuna kapılan ve inançları, akideleri sarsılan bu adamlar dinlerini, inançlarını bu felsefi akımlar karşısında tamamen akılcı ölçülere uyacak biçimde yeniden yorumlanmak, yeniden gözden geçirmek tutkusuna kapıldılar. Ama dinlerinde reforma yönelen , akıllarınauygun bir biçimde dine şekil vermek cinnetine kapılan bu insanların karşısınada yine en büyük engel olarak Rasulullah’ın sünneti çıkınca onlar da tıpkı selefleri gibi sünnete gölge düşürmeye, sünneti reddetmeye yöneldiler.Kuran’ı bu felsefi akımlar önünde diledikleri gibi yorumlamalarına engel olacak peygamberin ve onun sahabesinin örnekliliğini reddettikleri zaman önlerinin açılabileceğini zannediyorlardı. O zaman Kuran’ı istedikleri gibi yorumlayabilecekler vekendilerine yepyeni bir din yapabileceklerdi.Bunun için şu iddaayı ısrarla savundular: Peygamberin görevi sadece bize Kuran’ı getirip ulaştırmaktır. Allah’ın Rasulu bu görevini hakkıyla yerine getirmiştir. Bunun ötesinde Muhammed bin Abdullah olarak Rasulullah bizim gibi sıradan bir insandan başkası değildir. Onun söylediklerinin ve yaotıklarının bizim için hiçbir değeri, hiçbir bağlayıcılığı yoktur. Onun yapıp söyledikleri sadece kendisini ve kendi dönemini ilgilendirir. Bizler sadece Kuran’a yönelir onunla amel ederiz
Sünnet hakkında ortaya atılan bu iki fitnenin ikisi de İslam toplumun da hüsnü kabul görmedi. Muhaddis alimlerimizin ciddi çalışmaları, ümmetin vicdanının uyanıklığı sayesinde çok kısa bir süre içinde her ikiside ümmet arasında kabul görmeden yok olup gittiler. Kitabı ve sünneti tanıyan sıradan bir müslümanın bile peygamberini bir posta memuru kabul etmesi elbette mümkün değildi. Onun içindir ki bu ümmetin mizacı böyle saçmalıkları, bu tür bidatleri kabule asla musait değildir. Nasıl musait olsun da? Rasulullah efendimizin mubarek asrında başlayarak Raşid Halifeler , tabiin, möüctehid imamlar ve ümmetin fakihlerinin, muhaddislerinin rehberliğinde gelişerek gelmiş olan bu İslami hayat düzenini reddederek günübirlik küfür dünyanın felsefi akımlarının etkisi altında kalarak dinlerini reddedecek değillerdi elbette Müslümanlar…

Ancak uzun yılar kül halinde bulunan bu fitnenin asrımızda yeniden hortlatılmaya başlandığını görüyoruz. Tıpkı hicri ikinci asırda olduğu gibi batı karşısında , batı medeniyeti karşısında zihinsel bir yenilgiyi yudumlamış, kafirler karşısında aşağılık komplesine kapılmış kimi insanların aynı konuyu bu gün gündeme getirmeye çalıştıklarını görüyoruz. Son günlerde “İslamı anlamak ve onu hayatımıza aktarabilmek için bize yalnızca Kitap (Kuran) yeter. Kuran’ın dışında başka hiçbir kaynağa ihtiyacımız yoktur. Zaten bizim dinimizin temel kaynağı Kuran’dır iddiası gündeme getirilmeye, ve dinimizin ikinci temel kaynağı olan sünnetin dinde hüccet olmadığı ve de sünneti ortaya koyan kaynakların doğruluğundan şüphe iddiaları yaygınlaşıyor. Ne yazık ki tıpkı öncekiler gibi ama bu defa batı medeniyeti karşısında aşağılık psikozuna kapılmış bir kısım insanlar tarafından batılı müsteşriklerin de etkisiyle Rasulullah efendimizin dinde temel odak nokta oluşu ya da şarii yönü reddedilmeye çalışılmaktadır. Bu iddiaları tıpkı öncekiler gibi tarih boyunca yan yana giden dinin iki temel kaynağını birbirinden ayırmaya yöneliktir. Kuran’ı sünnetten, sünneti Kuran’dan ayırmaktır. Az evvel de ifade ettiğim gibi bu akım yeni ve tesadiüfi değildir. Yalnızca Türkiyeye mahsus da değildir. Bunu gündeme getirenler esasen müsteşriklerdir. Asrımızda sünnete en büyük şüphe gölgesini düşüren Pr. Goldizerdir. Bu adam İslam hukukunun ikinci temel kaynağı olan hadislerin, Rasulullah efendimizin sözlerinden çok, Şam bilginlerinin görüşerli olduğunu iddia etti. Hadis diye kitaplarda yazılı olanlar peygambere ait sözler değil bir kısım insanların sözlerinden ibarettir dedi. Maksadı Müslümanlar nazarında değerli bir mevkii olan sünneti sarsmak , Peygamberimizin ve onun sünneti konusunda zihinleri saptırıcı şüphe tohumları atmaktır.

Aynı akımı Hindistanda önce Mehdilik, sonrada Peygamberlik idiasıyla ortaya çıkan Mirza Gulam Ahmed tarafından savunulduğunu görüyoruz. Bu nevzuhur adam da , sünnete en büyük darbeyi vurmalıydı ki , kendi Peygamberliğini yutturabilsin. Bunlardan ayrı olarak bir takım modernist yazarlar da bunların tilmizi olarak aynı iddiayı savunmuşlardır. Bu sünnet düşmenı modernistlerin iddiası şöyledir.

1Eğer İslamı anlamada Kuran kadar Sünnet de önemli olsaydı, Cenab-ı Hakk bunu bize Kuran da bildirirdi. Bizde Kuran kadar sünneti de anlamağa mecbur olurduk ve Sünnete de değer verirdik.

2Rasulullah’ın sünnetini, anlayışını ancak kendi dönemi ve kendi toplumu için geçerli kabul etmek lazımdır.Halbuki devir ve şartlar değişmiştir. Değişen asrın şartlarına sünneti tatbik edemeyiz.

3Hadisler çok zor şartlar altında toplanmıştır. Bunlara yalan karışma ihtimali çok fazladır. Binaenaleyh sünneti sünneti bir kenara bırakmak zorundayız. Hatta bu insanların gençlere; Hadislerle kafanızı bozmayın diyecek kadar Allah Rasulune saygısızlık ederek Kuran cı kesilirler. Temel iddaaları bunlardır.

İbni Hazm zamanında da hicri 500 lerde kendilerine Kuran cı denen bir grup zuhur eder.Bunların idiasına göre her şey Kuran da vardır. Hatta birisi sormuş, peki Hz. Ali’nin sakalının sık Hz Muaviyenin sakalının seyrek oluşu Kuran da varmı? Ama bunlar bir tarafdan Kurancı kesilirken sünneti ekarte etmişler. Bize sadece Kuran yeter, kulluğu yaşayabilmek için sadece Kuran yeter, onun dışında başka kaynağa ihtiyacımız yoktur diyerek sünneti inkar etmişlerdir. Veya “işte efendim sünnetin intikalinde, sübutunda şüphe vardır, bu yüzden zaman içinde içine yalan yanlış şeyler karışmış bir şeyi delil kabul edemeyiz” diyerek reddetmişlerdir.

Peki hedefleri neydi bu adamların? Hedef şu: Eğer Kuran’ın beyanı, Kuran’ın tamamlayıcısı ve açıklayıcısı olan hadisler ekarte edilirse sonunda Kuran da çok rahat ekarte edilebilir. Veya sünnet yani Rasulullah efendimizin anlayışı ve uygulaması ekarte edilirse o zaman Kuranı salt aklımızla anlayıp dilediğimiz gibi bir Müslümanlık yaşama ve Kitab’ı kendi arzu ve heveslerimize göre anlayıp yorumlama imkanını elde ederiz” derdi var adamların. Keyiflerine geldiği gibi bir din yaşama , din belirleme konusunda hiçbir kayd-u bend altına girmeme arzularından kaynaklanıyordu bu iddia.

Bugünküler de hemen hemen buna benzer iddialarla ortaya çıkmaktadırlar. Esasen bu iddiaların altında akılcılık, rasyonalizm yatmaktadır. Yani Kuranı anlamak için yalnızca akıl yeter, bunun dışında ne sünnete, ne de başka bir kaynağa ihtiyaç yoktur iddiası yatmaktadır bir. İkincisi olarak da bu iddianın altında Ashabı Kirama karşı güvensizlik ve itimatsızlık yatmaktadır. Zira sünneti Rasulullah’tan sözlü olarak bize aktaran Ashabı Kiram efendilerimizdir.. Eğer bu mevzuda, hadislerin bize aktarılması konusunda ashabı kiram efendilerimize herhangi bir itimadsızlık isnad edersek o zaman Kuran’a da itimad etmemek gerekecektir. Kuran dan da şüphe etmemiz gerekecektir. Zira Kuran’ı yazıp, hıfzedip, toplayan ve bize ulaştıranlar da ashabı Kiram dır.Görülüyor ki bu iddianın altında Kuran’ı reddetme sinsi planı da yatmaktadır. Yani bugün sünnet diyecekler yarın Kuran diyecekler. “Kuran’a da itimad edilmez, çünki hadislere bir sürü yalan yanlış şeyler katanlar elbette Kuran’ada katmışlardır” diyecekler ve dini bitirecekler.

İşte üç aşağı beş yukarı dünkülerin de bugünkülerin de demeye çalıştıkları bunlar. Şimdi bu iddianın sahiplerine peygamberin ne olduğunu, peygamberin kim olduğunu, sünnetinin bizim dinimizde, bizim hayatımızda yerinin ne olduğunu anlatmamız gerekecektir.Peygamberin dinde temel odak nokta olduğunu, onsuz dinin olmayacağını, onsuz Müslümanlık olmayacağını , olamayacağını anlatmamız gerekecek. Peygamberin kullukta adım adım takip edilmesi gereken bir mukteda bih olduğunu, bir üsve-i hasene olduğunu anlatmamız gerekecek. Peygamberin Kuran’ın beyan edicisi, Kuran’ın tamamlayıcısı ve açıklayıcısı olduğunu, peygamberin sürekli Allah’ın kontrolunde bir masum olduğunu ve Rabbımızın kitabında kendisine itaat istediği herbir bölümünde aynı zamanda peygamberine de itaat istediğini, bu konuda peygamberle Allah’ın arasını ayıranların kafir olduklarını, peygambere din belirleme, haram ve helal koyma hakkının verildiğini, anlatmamız gerekecek, Kuran’da Rabbımızın anlatmadığı pek çok konuyu kendisine anlattırarak Rabbımızın peygamberini dinde nasıl şari kıldığını anlatmamız gerekecek

Konu kemi tarafından (05-18-2008 Saat 15:26 ) değiştirilmiştir.. Sebep: ***Cevap***
 

***Cevap***
Alt 05-18-2008, 15:37   #17 (permalink)
Guest
Style: 0
 
kemi isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Aug 2007
Kan Gurubu: Eklenmemis
Yaş: 24
Mesajlar: 157
Thanks: 3
Thanked 63 Times in 49 Posts
kemi Tanınma yolunda
Rep Puanı: 0
Referrals: 0
***Cevap***

ALLAH’IN İNDİRDİKLERİ


Değerli kardeşlerim bu konunun sıhhatli bir şekilde anlaşılması için birinci olarak tesbitinin yapılması gereken husus Allah’ın neyi indirdiği hususudur.

Ve bu konuda da bilinmesi gereken gerçek ; Allah iki şey indirmiştir. Birinin adı kitap, ikincisinin adı da hikmet’tir.

ٍ.. وَأَنزَلَ اللّهُ عَلَيْكَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَعَلَّمَكَ مَا لَمْ تَكُنْ تَعْلَمُ وَكَانَ فَضْلُ اللّهِ عَلَيْكَ عَظِيماً

“ … Allah sana kitabı ve Hikmeti indirdi.Ve bununla sana bilmediğin şeyleri öğretti. Allah’ın senin üzerindeki fazlu keremi çok büyüktür. “

NİSA : 113.AY.


كَمَا أَرْسَلْنَا فِيكُمْ رَسُولا مِّنكُمْ يَتْلُو عَلَيْكُمْ آيَاتِنَا وَيُزَكِّيكُمْ وَيُعَلِّمُكُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُعَلِّمُكُم مَّا لَمْ تَكُونُواْ تَعْلَمُونَ

“ Nitekim kendi içinizden size Ayet’lerimizi okuyan, sizi arındıran,size Kitabı, Hikmeti ve bilmediğiniz şeyleri öğreten bir resul gönderdik.


BAKARA : 151.AY.


.... وَلاَ تَتَّخِذُوَاْ آيَاتِ اللّهِ هُزُواً وَاذْكُرُواْ نِعْمَتَ اللّهِ عَلَيْكُمْ وَمَاأَنزَلَ عَلَيْكُمْ مِّنَ الْكِتَابِ وَالْحِكْمَةِ يَعِظُكُم بِهِ وَاتَّقُواْ اللّهَ وَاعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ

"........ Allah'ın ayetlerini eğlence edinmeyin. Allah'ın üzerinizdeki nimetini ve size öğüt vermek için indirdiği kitabı ve hikmeti hatır-layın. Allah'tan korkun ve bilin ki, Allah herşeyi hakkıyla bilendir “


BAKARA : 231.AY.


Zikredilen bu Ayeti kerimelerde açıkça ifade ediliyor ki ;

Allah’u Azze ve Celle,insanların öğüt almaları için onlara tabi olacakları iki şey indirmiştir. Bunlardan birinin adı, kitap diğerinin adı ise, hikmet tir


عن أبي هريرة رضى الله تعالى عنه قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم إني قد تركت فيكم شيئين لن تضلوا بعدهما كتاب الله وسنتي ولن يتفرقا حتى يردا علي الحوض

{ ……. Ebu Hureyre r.a dan. Resulullah s.a.v şöyle buyurdular : “ Size, sarıldığınız müddetçe asla sapıtmayacağınız iki şey bıraktım. Biri, Allah’ın Kitabı,diğeri ise benim sünnetim. Bunlar havz’ın başında yanıma gelinceye kadar birbirlerinden ayrılmayacaklardır. }


MÜSTEDREK : 1.C.193.S DARE KUTNİ : 3.C.4525.N


S . SAHİHA : 4.C.1761.N


Meselenin daha sıhhatli bir şekilde anlaşılması için bizim bu Ayet’i celilelerde zikredilen hikmet ibaresini ele alıp bunun üzerinde biraz durmaya çalışır isek,inşaallah hikmet'in ne gibi bir manayı ihtiva ettiğini anlamış ve kavramış oluruz.



HİKMET’İN SIFATLARI


Rabbimiz bir Ayet’i celilesinde şöyle buyurmaktadır :

كَم أَرْسَلْنَا فِيكُمْ رَسُولاً مِّنكُمْ يَتْلُو عَلَيْكُمْ آيَاتِنَا وَيُزَكِّيكُمْ وَيُعَلِّمُكُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُعَلِّمُكُم مَّا لَمْ تَكُونُواْ تَعْلَمُونَ

" Nitekim size, kendi içinizden Ayet’lerimizi okuyan, sizi arındıran, size kitap ve hikmeti öğreterek bilmediklerinizi talim ettiren bir peygamber gönderdik "


BAKARA : 151.AY.


ALİ İMRAN : 164.AY.


Bu ayeti kerimede kitapla beraber indirilen hikmetin, öğretilen ve talim ettirilen bir vasfı olduğu gayet açık bir şekilde anlatılmaktadır.

Yanı, Kur'an nasıl insanlara öğretilip ta'lim ettirilmiş ise,İndirilen Hikmet de aynen insanlara öğretilip ve talim ettirilmiştir.

Yine bir Ayet’i celile de şöyle buyrulmaktadır :

وَاذْكُرْنَ مَا يُتْلَى فِي بُيُوتِكُنَّ مِنْ آيَاتِ اللَّهِ وَالْحِكْمَةِ إِنَّ اللَّهَ كَانَ لَطِيفاً خَبِيراً

" Sizin evlerinizde okunan Allah'ın ayetlerini ve bir de hikmeti hatırlayın. Şüphesiz ki Allah, latiftir, habir'dir "

AHZAB : 34.AY.


Bu Ayet'i kerimede de görüldüğü gibi. indirilen öğretilen ve ta'lim ettirilen hikmet'in vasıflarından birisi de, okunmasıdır.

Allah Resulü s.a.v in şu hadisi şerifleri de göz önünde bulundurulur ise, Hikmet'in, tabi olunması için Allah'tan resulüne vahyedilen şeriatın bir bölümü olduğu gayet açık bir şekilde anlaşılmış olacaktır.


....عن المقدام بن معد يكرب ، عن رسول اللّه صلى اللّه عليه وسلم أنه قا ل : ألا إنِّي أوتيت الكتاب ومثله معه


“…. Resulullah s.a.v buyurdular ki : Dikkat edin ! Bana Kur'an ve bir de misli verildi ….. “

EBU DAVUD : 5.C.4604.N


“…. Ve yine bir hadisi şeriflerinde Allah Resulü s.a.v şöyle buyur-maktadır : Size kendisine sarıldığınız takdirde dalalete düşme-yeceğiniz iki şey bıraktım. Bunlar, Allah ın kitabı ve benîm süne-timdir "

HAKİM : 1. 93.S


Ayet ve hadislerin açık ifadelerinden de anlaşıldığı gibi, insanların tabi olmaları için indirilen bu şeriat, resulün Allah'tan alarak insanlara öğrettiği, okuttuğu, talim ettirdiği ve sarılmalarını emrettiği kitap ve sünnet'ten ibarettir.











TACUDDİN EL- BAYBURDİ
 

***Cevap***
Alt 05-18-2008, 15:46   #18 (permalink)
Guest
Style: 0
 
kemi isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Aug 2007
Kan Gurubu: Eklenmemis
Yaş: 24
Mesajlar: 157
Thanks: 3
Thanked 63 Times in 49 Posts
kemi Tanınma yolunda
Rep Puanı: 0
Referrals: 0
***Cevap***

KİTAP VE SÜNNET’İN KORUNDUĞU


Allah’u Azze ve Celle’nin yüce tevhid dini olan İslam,her devirde insanlara, Kitap ve Sünnet yoluyla anlatılmıştır.

Allah’ın vahyettiği bu iki kaynak et ve tırnak gibidir. Bunlar kesinlikle birbirlerinden ayrılmazlar.

Çünkü bunların biri diğerinden ayrıldığı zaman,ne dinin gerçek manası anlaşılabilir ve ne de sıratı mustakim bulunabilir.

Rabbimiz kerim kitabında şöyle buyurmaktadır :


اتَّبِعُواْ مَا أُنزِلَ إِلَيْكُم مِّن رَّبِّكُمْ وَلاَ تَتَّبِعُواْ مِن دُونِهِ أَوْلِيَاء قَلِيلاً مَّا تَذَكَّرُونَ


“ Rabbinizden size indirilene uyun.O’ndan başka dostlar edinipte onlara uyma-yın.Ne kadar da az öğüt alıyosunuz. “
A’RAF : 3.AY.

Rabbimiz bu Ayet’i Celilesinde,kendisinden indirilene uymamızı ve ondan başka şey-lere iltifat etmememizi emretmektedir.

Allah’u Teala yine şöyle buyurmaktadır :

ٍ.. وَأَنزَلَ اللّهُ عَلَيْكَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَعَلَّمَكَ مَا لَمْ تَكُنْ تَعْلَمُ وَكَانَ فَضْلُ اللّهِ عَلَيْكَ عَظِيماً

“ … Allah sana kitabı ve Hikmeti indirdi.Ve bununla sana bilmediğin şeyleri öğ-retti.Allah’ın senin üzerindeki fazlu keremi çok büyüktür. “
NİSA : 113.AY.

كَمَا أَرْسَلْنَا فِيكُمْ رَسُولا مِّنكُمْ يَتْلُو عَلَيْكُمْ آيَاتِنَا وَيُزَكِّيكُمْ وَيُعَلِّمُكُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُعَلِّمُكُم مَّا لَمْ تَكُونُواْ تَعْلَمُونَ

“ Nitekim kendi içinizden size Ayetlerimizi okuyan, sizi arındıran,size Kitabı, Hik-meti ve bilmediğiniz şeyleri öğreten bir resul gönderdik.
BAKARA : 151.AY.

Allah’u Teala bu Ayet’i celilelerinde de,indirmiş olduğu ölçünün Kitap ve Hikmet oldu-ğunu ve bunlarla gerek resulüne ve gerekse onun ümmetine bilmedikleri şeyleri öğret-tiğini açıkça zikretmektedir.

Değerli inananlar ! unutmayalımki, beraberce ele alındığı müddetçe dinin en ince ayrıntısına kadar insanı bilgilendiren bu iki kaynak,Kıyamete kadar birbirlerinden kesin-likle ayrılmayacaklardır.

Bu iki kaynak birbirlerinden ayrılmayacakları gibi, yine aynı şekilde Kıyamete kadar da Allah’ın koruması altında olacaklardır.


Rabbimiz kerim kitabında bu teminatı şöyle zikreder :


إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَإِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ


“ Muhakkakki bu zikri biz indirdik.Ve onu koruyacak olanda elbette yine biziz “

HİCR : 9.AY.

….. عن أبي هريرة رضى الله تعالى عنه قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم إني قد تركت فيكم شيئين لن تضلوا بعدهما كتاب الله وسنتي ولن يتفرقا حتى يردا علي الحوض

{ ……. Ebu Hureyre r.a dan. Resulullah s.a.v şöyle buyurdular : “ Size, sarıldığınız müddetçe asla sapıtmayacağınız iki şey bıraktım. Biri, Allah’ın Kitabı,diğeri ise benim sünnetim.Bunlar havz’ın başında yanıma gelinceye kadar birbirlerinden ayrılmayacaklardır. }
MÜSTEDREK : 1.C.193.S
DARE KUTNİ : 3.C.4525.N
S . SAHİHA : 4.C.1761.N


Ve biz de hiç bir kuşkuya kapılmadan iman etmişiz ki, bu dinin kaynakları olan Kur’an ve Hadisler saklanmış,korunmuş ve kıyamete kadar da korunacaktır.

Çünkü Allah’u Azze ve Celle indirdiği zikrini koruyacağına kefil olmuştur. Allah’u Teala’nın koruyacağına kefil olduğu bir şey de,kesinlikle içerisinden hiçbir şeyin zayi olmayacağına,ortadan kaybolmayacağına ve kıyamete kadar da ondan bir şeyin tahrif edilmeyeceğine delalet eder.

Eğer bundan başkası caiz olmuş olsaydı,haşa Allah’ın kelamı yalan,verdiği teminat da geçersiz olurdu.Bu ise kamil bir akla sahip olan hiç kimsenin düşünemeyeceği bir şey-dir.

Eğer itiraz babından birileri kalkar da ; Ayet’te korunacağından bahsedilen zikirden maksad Kur’an’dır derlerse, onlara cevabımız şu olur :

“ Bu iddia etmiş olduğunuz şey delilsiz bir yalan ve yine aynı şekilde delilsiz olarak zikri belirli bir şey ile sınırlandırmaktır.

Çünkü Allah’u Teala indirdiği şeye zikir ismini vermiş ve onların da Kitap ve Hikmet olduğunu anlatmıştır.

وَقَالُواْ يَا أَيُّهَا الَّذِي نُزِّلَ عَلَيْهِ الذِّكْرُ …………


“ Dediler ki : Ey kendisine zikir indirilmiş kimse …….. “
HİCR : 6.AY.


ٍ.. وَأَنزَلَ اللّهُ عَلَيْكَ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ ……..

“ … Allah sana kitabı ve Hikmeti indirdi………………………. “
NİSA : 113.AY.
Bu iki Ayet’in manası şudur ; Ey kendisine zikir olarak Kitabın ve Hikmet’in indirildiği kimse ! …….. “

Hulasa,sünnet de zikir’den olup,kıyamete kadar ortadan kaybolmaktan ve içerisine batıl şeylerin karışmasından korunacaktır.

Bunun böyle olmasının delillerinden birisi de,sünnet’siz Kur’an’ın anlaşılamayacağı ve korunamayacağıdır. Yani, sünnet olmadan Kur’an ne anlaşılır ve ne de korunur.
Dolayısiyle Kur’an’ın sünnet olmadan ele alınması veya ondan sünnet’siz bir şeylerin anlaşılması, bir nevi onu tahrif etmek o