 | Adetullah ve Şeriat Ölçüleri |  |
14.07.2008, 21:19
|
#1 (permalink)
| | Tercübeli Üye
Duha isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 12.12.2006 Yaş: 37 Mesajlar: 2.135 Tesekkür Etti: 169
176 Kunu Icin 283 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 20 | Adetullah ve Şeriat Ölçüleri Bir forumdaki münazaramızda şunlara ulaştık.
Dünya işlerini düzenleyen emirler Adetullah'a bağlıdır. Ahirete ait meseleler Şeriata bağlıdır.
1)Dünya işlerinde söze bakılmaz işe bakılır. Uhrevi işlerde ise niyet esastır.
2)Dünya işlerinde işi ehline vermek esastır. Tecrübe dahi ölçüdür. Salahete bakılmaz. Uhrevi mesleklerde vazifeyi ihlasa bakarak vermek icab eder. Salahete bakılır.
3)Dünya işlerinde iş ahlakı ön plana çıkar. Dispilin çok mühimdir. Uhrevi mesleklerde himmet esastır.
Ayyaş bir adam ayyaş olmadığı vakitte iyi saat yapabilir.
4)Dünya işlerinde iş bölümü esastır. Uhrevi mesleklerde dahi böyledir.
5)Dünya işlerinde meşveret edilir. Uhrevi mesleklerde emir esastır.
6)Dünya işlerinde özellikle alışverişte yazışma esastır.
7)Dünya işlerinde hürriyet esastır. Uhrevi mesleklerde hürriyet imanın esasıdır. Lakin, insan hür olsa da Abdullahtır.
Buyrun teati ve münazara edelim.
Muhabbetle
__________________
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.
| |
| |  |  | |  |
14.07.2008, 21:36
|
#2 (permalink)
| | Tercübeli Üye
Duha isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 12.12.2006 Yaş: 37 Mesajlar: 2.135 Tesekkür Etti: 169
176 Kunu Icin 283 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 20 | Mesela, bizleri bu hale düşüren Osmanlının son dönemdeki halidir.
Nasıl ki, bu gün ABD'nin elinde şu medeniyet -kendisine -çok büyük bir yük haline gelmiştir. Lakin, Müslümanlar o yükü taşımadığından her gün daha da ileriye gidiyor. ABD her gün geriliyor.
Aynen öyle, Osmanlının da son döneminde yarım şeriatı ile medeniyetini muhafazası çok büyük bir yük haline gelmişti... Mesela, o zaman medeniyeti elinde tutmak için kılıç cari bir silahtı. Elbette kılıç tutmak için asker gerekli idi. Osmanlı bunun için erkekleri toplamış ve halk sadece askeri alanda bir meharete sahip olmuştur. Evlerde cılız iki kızdan başka evlat kalmamıştır. Böylece sair dünyevi sanatlarda tedenni etmiş, gerilemiştir. . Mesela, Ermeniler silah altına alınmadığı için onar çocuk yapmış, her bir çocuğunu dünyevi bir meslekte uzman yapmış böylece ilerlemişlerdir.
İşte, Müslümanları tenbelliğe atan bir tevekkülle beraber, coğrafyalarında yüzyıldır süren kalleş savaşlar yüzünden dünyevi mesleklerde ihtisas yapamamış, uzmanlaşamamış ve bu meslekler, işleri kolay, askerlik yükü olmayan ehl-i dalalet ve küfüre geçmiştir.
Mesela, ticareti ele geçirmişler ,siyaseti ele geçirmişler, fen konusunda ileri gitmişler ve hak metodları öğrenip işi ehline veren, iş ahlakı olan, meşverete ve yazışmaya dayalı ticari ve üretim politikaları geliştirmişler.
Müslümanlar ise hem kafirler tarafından sokuldukları zalim şerait ile uğraşmaktan ağır bir yük altına girmişler, kafirlerin ilerlemesi karşısında tek çare olarak salahete ve tevekküle yapışmışlar. Tedennileri ziyadeleşmiş.
Ama ümitvarız. Zira, onların sefil medeniyetinin omuzunda taşıması gereken büyük bir yük var. Şimdi Müslümanların yükü hafifledi. O medeniyete kafa tutup ürünlerini yüzlerine vurmaktansa onların o kaliteli ürünlere nasıl ulaştığını öğrenmek ve uygulamak zamanıdır.
Muhabbetle
__________________
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.
| |
| |  |
15.07.2008, 12:32
|
#3 (permalink)
| | Tercübeli Üye
Duha isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 12.12.2006 Yaş: 37 Mesajlar: 2.135 Tesekkür Etti: 169
176 Kunu Icin 283 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 20 | Müslümanlarda hızlı bir dünyevileşme tezahhür etti. Eskide var olan onları sefalet derelerine atan tenbel tevekkül kırılmaya başladı. Artık dünyanın var olduğunu ve onun kurallarına göre oynamak gerektiğini anladılar.
Lakin, bu kırılmada önlerine siyasilerin ve medyaların ölçüleri düştü. İşte Ehl-i iman ve hizmet bu noktada onların mecralarını hakka yöneltmek vazifesini ifa etmeliler. Yoksa görülüyor ki, bu dünyevileşme başlarına acil bir kıyamet koparma ihtimali var.
Muhabbetle
__________________
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.
| |
| |
31.07.2008, 12:33
|
#4 (permalink)
| | Tercübeli Üye
sinang isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 10.09.2006 Yaş: 31 Mesajlar: 937 Tesekkür Etti: 0
2 Kunu Icin 4 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 29 | 1- Dünya işlerinde de ahiret işlerinde de söz ve yapılan iş uyumlu olmalıdır.
2- Dünya işlerinde işi ehline vermek yeterli olmayabilir.İşin ehli olmak tecrübe sahibi olmak aslında uhrevi dediğimiz işlerde de bir ölçü olmalıdır.Uhrevi meslek dediğimizde cemaat ve tarikat önderlerinin risalelerindeve mecmualarında tecrübe ve ehliyet kazanmakdaki çabalarını ince ince haleflerine anılarla anlattıkları görülmüştür.
3-Yalnız şu var ki içtimai hayatta ki meslek gurubları rızaı ilahi özü olan ihlastan mahrum olabilir.Evet bir doktor içki içsede doktorluk vazifesinde başarılı olabilir Ama bir mürşid islami meslekte islama aykırı davranırsa olmaz.Hareket ve davranışı illah için olmalı.bu doğrudur. | |
| |  | |  |
31.07.2008, 21:17
|
#5 (permalink)
| | Tercübeli Üye
Duha isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 12.12.2006 Yaş: 37 Mesajlar: 2.135 Tesekkür Etti: 169
176 Kunu Icin 283 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 20 | Asıl anlatılmak istenen şudur:
Evamiri-i tekviniye denilen, Allah'ın kainatta, dünyada koyduğu kanunlar olan Adetullah ile, uhrevi olan ahiret hayatını kazanmaya vesile ve sebep olan Evamir-i şer'iye yani Şeriat arasında fark vardır.
Dünya işlerinde, mesleklerde Adetullah'a riayet edilir. Uhrevi mesleklerde, işlerde Şer'i kanun ve kaidelere riayet edilir.
Mesela sen hasta olsan bir doktor yerine, Allah dostu, asrın müçthidi, belki kutbu yada Mehdiye gitsen kabirde yerini ayırtmış olacaksın.
Oysa bir yeri irşad önce ihlasa bakar. İhlaslı olmayan muvaffak olamaz.
İşte hep bahsederler Allah'ın hükümleri ile hükmetmek. Ama hüküm nedir? Kim biliyor?
Buyurun burda münazara yapalım
__________________
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.
| |
| |  |
01.08.2008, 14:38
|
#6 (permalink)
| | Tercübeli Üye
sinang isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 10.09.2006 Yaş: 31 Mesajlar: 937 Tesekkür Etti: 0
2 Kunu Icin 4 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 29 | Şunu ifade etmek isteriz dostumuz arkadaşımız,Şeriat ve evrensel yasalar,tekvini emirlerle örtüşürler asli ve doğal durumunda.
Evet İslam aydınları eserlerinde hep bu örtüşmeyi ifade edegelmişler.O tekvini emirler ile şeriatı garranın aynı nuru tevhitten geldiğini isbat etmişlerdir.
Bu zaviyeden ayrı dediğimiz ifadelerin paralelliği ve örtüşmesi zarurettir.
Yoksa laikizm gibi ve daha başka başkaları gibi bir ayrılık hakikaten münakızdır.
Yalnız şu doğrudur ki evrensel kanunlar dediğimiz ilahi şeriate uymak her mahluk için yaşamını sürdürmek için zorunludur.Mecburiyet vardır.
İslam şeriatine uymakta mecburiyet fıtri olarak olsada seçim vardır,zorlama yoktur. | |
| |
01.08.2008, 18:50
|
#7 (permalink)
| | Super Moderator
bekir isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 10.09.2007 Bulunduğu yer: Binsekizyüzelli rakımdan Yaş: 45 Mesajlar: 3.251 Tesekkür Etti: 1.566
637 Kunu Icin 1.314 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 10 | Sayın Duha, şunu mu demek istiyorsunuz. Adetullah'a ilişkin işler yapılırken şeri kurallar geçerli değildir... Ben mi yanlış anlıyorum...
__________________ ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol, Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye bir sebep, bir yol, bir nefes ol... sadece bir kul | |
| |
01.08.2008, 18:52
|
#8 (permalink)
| | Super Moderator
bekir isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 10.09.2007 Bulunduğu yer: Binsekizyüzelli rakımdan Yaş: 45 Mesajlar: 3.251 Tesekkür Etti: 1.566
637 Kunu Icin 1.314 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 10 | Alıntı: Duha Nickli Üyeden Alıntı
İşte hep bahsederler Allah'ın hükümleri ile hükmetmek. Ama hüküm nedir? Kim biliyor?
Buyurun burda münazara yapalım | Allah'ın hükümleri açık ve seçik bellidir. Ne demek istediğiniz anlaşılmadı...
__________________ ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol, Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye bir sebep, bir yol, bir nefes ol... sadece bir kul | |
| |
01.08.2008, 20:03
|
#9 (permalink)
| | Yeni Üye
islam gücü isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 30.07.2008 Bulunduğu yer: elazığ Yaş: 12 Mesajlar: 32 Tesekkür Etti: 0
4 Kunu Icin 7 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 | Biraz kafamı karıştırsada güzel olmuş eline sağlık | |
| |  | |  |
01.08.2008, 20:25
|
#10 (permalink)
| | Tercübeli Üye
Duha isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 12.12.2006 Yaş: 37 Mesajlar: 2.135 Tesekkür Etti: 169
176 Kunu Icin 283 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 20 | Alıntı: bekir Nickli Üyeden Alıntı
Sayın Duha, şunu mu demek istiyorsunuz. Adetullah'a ilişkin işler yapılırken şeri kurallar geçerli değildir... Ben mi yanlış anlıyorum... | Haşa öyle şey olur mu, şeriatın geçersiz olduğu tek bir husus var mı?
Ben dünya işlerinde Allah'ın Adetullah'ına bakan hükümlerin cari olduğunu söylüyorum.
Mesela, şeriatta salahet yani temiz kalp, ihlas esastır. Lakin, dünya işinde Adetullah salahete bakmayı yasak etmiş. Hatta hem salahet hem meharete bakmayı yasak etmiş. Demiş, işe bak. İşi ehline ver.
Bir örnek vereyim.
Said Nursi Koreye hizmet için bir talebesini yollamak istiyor. Gönderdiği talebe ilk okul mezunu. Talebeleri itirazvari "Üstad'ım bu kardeşin ilmi pek müsait değil" demiş. Üstad demiş "Bu uhrevi bir iştir. İhlas esastır."
Oysa Peygamberimiz Allah için savaşa gönderdiği ordusunun başına Hz. Osman, Hz. Ebubekir dururken işinin ehli, savaş sanatını bilen birini vazifelendiriyor.
Demek bir şey var. Bir şey eksik. Demek bizler Allah'ın hükümlerini biribirine geçirmişiz. Zaten öyle olmasa İslamlar bu denli tedenni eder miydi?
Mesela, Avrupa dünya işinde Adetullah kaidelerine muhalefet etmiyor. Böylece ücretini peşin alıyor. Zengin ve rahat yaşıyor. Oysa dinleri tahrif edilmiş.
Mesela, işi ehline veriyorlar, dünya işinde söze değil işe bakıyorlar, iş ahlakına önem veriyorlar, meşveret ediyorlar, yazışıyorlar ve hakeza.
Peki biz Müslümanar ne yapıyor? Bir mutfak dolabı yaptırsak "Odun olsun bizden olsun" zihniyeti ile, "aman filan zat bizdendir filan zat ayyaştır" diyerek tedenni ettik.
Ha, iş verdiğimiz dindar ya, yazışmaya ne gerek var? Sonra iş bozulunca " güya Müslüman, beni kandırdı" diyoruz.
Oysa bilmiyoruz, Adetullah'a muhalefet ettiğimiz için tokat yedik. Böylece tenbel bir tevekküle girip imanın arka kapıdan kaçtığı zilletli bir fakirliğe düşüyoruz. Dünyamızı kaybetmekle kalmayıp ahiretimizi de zayi ediyoruz.
Evet Müslümanlar Adetullah ile Şeriat kanunlarını iyi tefrik etse sanrım her iki dünyada da mesut olacaktır.
(Bağışlayın zihnim kabız bir vaziyette. Biraz karışık oldu)
Muhabbetle
__________________
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.
| |
| |  | | Seçenekler | | | | Stil | Normal |
Yetkileriniz
| Konu Acma Yetkiniz Yok Cevap Yazma Yetkiniz Yok Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok HTML-Kodu Kapalı | | | | WEZ Format +2. Şuan Saat: 06:27. | | |