Zurück   IslamForum Ne Olursan Ol Gel > Islamforum Turkish > Genel Islam Konular

Bu Alana Reklam Verebilirsiniz

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil

Kur'ani Mesaj ve İnsanın Sorumluluğu
Alt 10.01.2008, 22:28   #1 (permalink)
Tercübeli Üye
 
chamdali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
chamdali isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 28.04.2006
Yaş: 33
Mesajlar: 562
Tesekkür Etti: 2
11 Kunu Icin 19 Tesekkür Aldı
chamdali Azimli ve iradelichamdali Azimli ve iradelichamdali Azimli ve iradeli
Tecrübe Puanı: 4
Standart Kur'ani Mesaj ve İnsanın Sorumluluğu

Kur'ani Mesaj ve İnsanın Sorumluluğu

Kur'an insanlara, nasıl yaşanması gerektiğini bildiren, Allah tarafından Resul aracılığıyla gönderilmiş olan bir mesajdır. Bu mesajın muhatapları tüm insanlar olmakla birlikte, bu mesajı benimseyen insanlar, düşünen (28/60 - 38/29), öğüt alan (6/152), akliselim sahipleri (38/29), korunanlar (2/177), sağır ve kör olmayanlar (25/73)dır.

Vahye kulağını tıkayarak, geleneksel olan dini yasamaya çalışan günümüz insanlarından bu mesajı sahiplenmelerini ve o .mesajı başkalarına götürmelerini beklemek elbette hayalcilik olur. Çünkü Allah'ın mesajını yüklenip benimseyebilmemiz için öncelikle O'nun insanlara göndermiş olduğu kitabını gerçek anlamıyla okumamız birincil şartlardandır. Evet insanımız Kur'an okuyor ama anlamadığı bir dilden, Allah'ın bizden neyi isteyip/istemediğini bilmeden, adeta ben bunu anlamak istemiyorum dercesine okuyor. Hatta bu özürlerini de Allah'a atfederek, Allah bizi "aciz yaratmış ne yapalım" deyip kendilerine çıkış yolu bularak. Ne yazık ki bu özürlerini de yine Allah'ın mesajından habersiz yaptıkları için, Allah'a büyük bir suç attıklarının farkında olmadan. Oysa Yüce Allah kendi mesajında "bunu anlamanız için. kolaylaştırdık" diyerek böyle bir özrü ortadan kaldırmıştır.

"Andolsun biz, Kur'an'ı öğüt almak için kolaylaştırdık, öğüt alan yok mudur?" (54/17).

Kur'an Allah tarafından korunduğu (15/9) dolayısıyla değiştirilemeyeceği için vahye karşı olanlar, insanların dolayısıyla toplumun Kur'an'la ilgili inançlarını değiştirmeye çalışmışlar ve bundan da istisnalar dışında büyük başarı elde etmişlerdir. Ve bunun sonucunda Kur'an'a "anlaşılmaz" damgası vurulmuştur.

Çoğumuzun aklına "peki ama Allah'ın göndermiş olduğu bu mesaj madem anlaşılmaz. O halde yaratıcı olan Allah, vahyini neden göndermiş. Anlamadığımız bir mesajdan bizi nasıl sorumlu tutar. Yoksa Kur'an sadece özel kişilerin anlaması için mi gönderilmiştir diyesi geliyor. Kur'an'ı anlayarak okumaya başladığımızda bunun böyle olmadığını anlıyoruz ama Kur'an'ın mesajından uzak olan bizlerin, Allah'ın insanlara verdiği düşünme, aklını kullanma, öğüt alma gibi yazımızın başında sıraladığımız özelliklerinden yoksun kalarak, düşünmeyi-aklını kullanmayı engelleyen, hurafelerle dolu bir dini ortamda bırakılmamız bu tür soruları sormamıza neden oluyor. Evet yıllardır Kur'an aramızda, ama nasıl? Sadece şekline saygı gösterilip, güzel işlemeli bezlerin içinde duvarlarda asılı kalmış... Tabii ki kullanım alanları da başkaları tarafından belirlenmiş; doğum, ölüm ve özel ibadet günleri için okunabilir ancak.

"Bu. (Kur'an) insanlara (kurtuluş yollarını gösteren) delillerdir; kesin olarak inananlara kılavuz ve rahmettir." (45/20)

"(Bu Kur'an) ki diri olanları uyarsın ve inkar edenlere de (azap) söz (ü) hak olsun!" (36/70)

Allah'ın bu sözlerine karşı öne sürecek tüm mazeretlerimiz iflas etmektedir. Çünkü bugüne kadar ki mazeretlerimiz, Allah'ın ayetlerinden gafil olmamızdan ileri gelmektedir. Dolayısıyla inanan bir toplum olarak -ki kendimizi böyle nitelendiriyoruz. Allah'a karşı en büyük suçu işlemiş oluyoruz. Böylece Kur'an'ın rehberliğini ortadan kaldırmış oluyoruz. Bütün bunlardan şu sonucu rahatlıkla çıkarabiliriz: Günümüz insanının dolayısıyla toplumun bütün rahatsızlığı / ne yapacağını bilmez hali, Kur'an mesajından uzakla kendi kendine veya başkalarının belirlediği dini yaşamaya çalışmasından kaynaklanmaktadır. Kur'an'ı kendimize ölçü ve rehber aldığımızda da rastgele bir kitap olarak değil ebedi hayatımızın kurtarıcısı olacağını unutmamalıyız. Yani kendisine kitap verilenlerin düştüğü hataya düşmeden, kitabı parçalamadan, arkaya atmadan bütün olarak ele almalıyız. "Onlar ki Kur'an'ı bölük bölük ettiler." (15/91)

O halde inanan bir insanın Kur'an okumasının yanında şu ayetlerin vermek istediği mesajı iyi kavraması gerekir.

(16/11) "...Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için işaret vardır."

(16/12) "...Şüphesiz, bunda aklını kullanan bir toplum için işaretler vardır."

(16/13) "...Şüphesiz bunda öğüt alan bir toplum için ibret vardır."

(16/69) "...Şüphesiz bunda düşünen bir millet için bir ayet vardır."

(16/65) "...Şüphesiz bunda işiten bir millet için bir ayet vardır."

(44/58) "Biz O'nu senin dilinle kolaylaştırdık ki düşünüp öğüt alsınlar."

(30/28) "...İşte biz, aklını kullanan bir toplum için ayetleri böyle açıklıyoruz."

Allah'ın ayetleri gayet net ve açık, insanı ve toplumu aklını kullanmaya, öğüt almaya, düşünmeye, işitmeye çağırıyor. Bize düşen görev ise, inanan kullar olarak, bu çağrıya kör ve sağır olmamak. Şimdiye kadar çeşitli alanlara sarf ettiğimiz bütün maddi ve manevi imkanlarımızı Allah'ın mesajını anlamaya yöneltmeliyiz. Ancak o zaman Yüce Allah'ın bizlerden istediği özellikleri fert ve toplum olarak kazanabiliriz. Ne zaman ki Allah'ın istediği bu özelliklere sahip oluruz. İşte o zaman verdiğimiz / vereceğimiz mücadele de anlamına kavuşur, gayesine ulaşır. Çünkü Allah (c.c) mesajında bize şöyle yol gösteriliyor.... "Bir millet kendi durumlarını değiştirmedikçe Allah onların durumlarını değiştirmez..." (13/11)

Madem mücadele ortamına giriyoruz o halde kendimizi Allah'ın vahyi doğrultusunda değiştirmeliyiz. Dolayısıyla bu rastgele bir değişme değil, köklü, temeli olan bir değişme olacaktır. Tabii kendimize Kur'an'ı rehber alarak yapılacak bir değişmedir bu. Sözümüzü toparlayacak olursak ne zaman ki yolumuzu Allah'ın birleyici dosdoğru dinine (30/30) çevirirsek; aklını kullanan, öğüt alan, öğütü dinleyen, düşünen, işiten, inanan kör ve sağır olmayan bir millet oluruz. İşte o zaman inanıyoruz ki Allah bizden yardımını esirgemeyecektir.

Elife Özkan
Kalem Dergisi, Mart - Nisan 1989, sayı: 15-16, s. 24
__________________
Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme... (17/36)
  Alıntı ile Cevapla

Alt 10.01.2008, 23:36   #2 (permalink)
Yeni Üye
 
tarik79 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 05.07.2006
Yaş: 29
Mesajlar: 18
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
tarik79 Tanınma yolunda
Tecrübe Puanı: 0
Standart

Ne zaman kuranı hakkı ile anlar ve uygularsak ozaman hakka yaklaşmış ve kurtuluşa ermiş kullardan olururuz. Kendim gibi aciz kulların ulaşmakta zorlanacağı bu mertebe inşallah ölmeden önce nasip olur.
__________________
Bir kez gönül yıktın ise
Bu kıldığın namaz değil
Yetmişiki millet dahi
Elin yüzün yumaz değil

Yol odur ki, doğru vara
Göz odur ki, Hakkı göre
Er odur ki alçak dura
Yüceden bakan göz değil
(Yunus EMRE)
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kur'ani Yöntemin Yapısı sinang Genel Islam Konular 4 08.01.2008 00:13
Ceza nedeni: che guevara: Genel olarak mesaj kirliliği, konuyla ilgisiz mesaj veya topikler Mücahid Ihtarlar ve cezalar 0 14.08.2007 03:04
Unutturulan Çeçenya'nın sorumluluğu ahirette boynumuzdadır mcinar Islami Film & Clip 5 26.06.2007 18:06
Kur'an Ve Insanin Sorumluluğu hanif_bir_kul Genel Islam Konular 13 07.05.2007 00:08
Elmalili Tefsirinde Kur'ani Terimler ve Deyimler chamdali Arşiv 1 03.10.2006 12:24



WEZ Format +2. Şuan Saat: 05:33.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.

Template-Modifikationen durch TMS
IslamForumAd Management RedTyger