Zurück   IslamForum Ne Olursan Ol Gel > Islamforum Turkish > Genel Islam Konular

Bu Alana Reklam Verebilirsiniz

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil

Göğün Yıldızları
Alt 04.01.2008, 16:38   #1 (permalink)
Tercübeli Üye
 
radikalislam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
radikalislam isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 10.02.2007
Bulunduğu yer: Gönül aleminden
Yaş: 34
Mesajlar: 1.521
Tesekkür Etti: 416
117 Kunu Icin 356 Tesekkür Aldı
radikalislam Asırı Söhretli ve itibarlı biriradikalislam Asırı Söhretli ve itibarlı biriradikalislam Asırı Söhretli ve itibarlı biriradikalislam Asırı Söhretli ve itibarlı biriradikalislam Asırı Söhretli ve itibarlı biriradikalislam Asırı Söhretli ve itibarlı biriradikalislam Asırı Söhretli ve itibarlı biriradikalislam Asırı Söhretli ve itibarlı biriradikalislam Asırı Söhretli ve itibarlı biriradikalislam Asırı Söhretli ve itibarlı biriradikalislam Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 108
Standart Göğün Yıldızları

"Dikkat edin! Allah'ın veli kulları için korku yoktur. Onlar mahzun da olmazlar." (Yunus; 62)


"Benim ümmetimden hak üzere bir cemaat olacaktır. Bir kimsenin onları hak yoldan çevirmeye çalışması onlara zarar vermez, ta ki Allah-u Zülcelal'in (cc) emri gelinceye kadar bu böyle devam eder." (Buhari, Müslim, Tirmizi)


"Allah'ın bazı kulları vardır ki; onlar ne peygamber ne de şehittirler. Fakat peygamberler ve şehitler onlara verilen makama gıpta edip imrenirler."
Ashab-ı Kiram: "Onlar kimlerdir?" diye sordular. Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle devam etti: "Onlar (aralarında) neseb ve akrabalık olmadığı, mal alışverişi olmadığı halde birbirlerini Allah için sevenlerdir. Onların yüzü nurdur, nur üzerindedirler. İnsanların korktukları günde onlara korku yoktur. İnsanların hüzünlendikleri günde onlar mahzun da olmazlar." (Ebu Davud)


Ahmed bin Hanbel önceleri tasavvufu tasvip etmediği halde, Ebu Hamza Bağdadi'yi gördükten sonra tasavvufun hak ve de gerekli olduğunu itiraf etmiştir. Hatta oğlu Abdullah'a: "Oğlum bu insanlardan ayrılma, onlarla beraber ol, Allah-u Zülcelal'in tanınması, zühd ve güzel ahlak bunlarla beraber bulunmaktadır." diye nasihatte bulunmuştur.


Nitekim Ebu Turab şöyle demiştir: "Kula, Allah-u Zülcelal'den yüz çevirme hali gelince, Evliya-ı Kiram'a sataşmaya başlar."

De ki, siz gerçekten Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok esirgeyici ve bağışlayıcıdır.” (Al-i İmran : 31)


Muhabbet (sevgi), insan ruhunun yücelik ve güzellik sezdiği bir şeye öyle bir meyil göstermesidir ki, ona yaklaşmak için gerekli sebep ve vesileleri arayıp bulmaya yöneltir. Binaenaleyh sevenin hedefi, sevgilinin rızasına erebilmek ve öfkesinden sakınmak, korunmak olduğundan, sevgi, itaat isteğini ve isyan sayılan şeylerden kaçınmayı gerektirir. Herhangi bir kişi, hakiki yüceliğin ve kemalin ancak Allah'a ait olduğunu idrak edip anladığı zaman, onun bütün sevgisi Allah için, Allah yolunda ve Allah'ın rızasını kazanmak uğrunda olur. Allah'ın (cc) dini de tevhid ve İslâm olduğundan, sevgisi hep bu çerçevede dolaşır durur. İtaat ve ibadet için gösterdiği iradede ancak bu din hakim olur. O halde Allah'ı sevenler "Ben özümü Allah'a teslim ettim, bana uyanlar da öyle..." (Âl-i İmrân : 20) diyen ve bu ilâhî emri tebliğ eyleyen Resulullah'a (s.a.v.) karşı gelmemek ve onun gibi ihlas ve samimiyetle, "Ben özümü Allah'a teslim ettim..." deyip, dininde ve şeriatında ona ve onun öğretim ve bildirilerine uymak ve onu örnek almak lazım gelir. Bunun zıddı, "Ben Allah'ı severim, ama emrini dinlemem, O'nun sevdiğini sevmem, O'nu sevenleri, O'nun yolunu gösterenleri, O'nun seçip gönderdiklerini sevmem, onlara benzemek istemem." demektir ki, bu da, "Ben kendimden başka birşey sevmem, tevhid yolunda yürümek istemem." demektir. Allah'ın Resulüne uymak istememek "Ben özümü Allah'a teslim ettim." dememek ve düstur ile hareket etmemektir. Bu da Allah'ı sevmemek ve rahmetinden mahrum kalmaktır.

Rivayet olunuyor ki, Al-i İmran : 31 âyeti nazil olduğu zaman münafıkların başı Abdullah b. Übeyy, "Bakınız, Muhammed kendisine itaat ve ibadeti Allah'a taat gibi tutuyor ve bize, hristiyanların İsa'yı sevdikleri şekilde kendisini sevmemizi emrediyor." demiş idi ki, bunun üzerine otuzikinci âyet nazil oldu:

“De ki, Allah'a ve Peygamber'e itaat edin! Eğer aksine giderlerse, şüphe yok ki Allah kâfirleri sevmez.” (Al-i İmran : 32)
Ve öyle bir şüphenin yerinde olmadığını gösterdi. Yani Resalullah'a uymak, hristiyanların Hz. İsa hakkında iddia ettikleri gibi, tanrılığa ortak olmak demek değildir. Allah sevgisini bölüp üç ayrı ortağa paylaştırmak değil, yalnız "Ben özümü Allah'a teslim ettim." diye bütün sevgiyi sırf Allah'da toplayıp, O'na teslim olduğunu sunmakta ve itaatı yalnızca O'na yapmaktır. Hz. Muhammed'e (s.a.v.) de sırf Allah'ın Resulü, görevlendirdiği peygamberi, dinin tebliğcisi, hidâyetinin ve emirlerinin bildiricisi ve habercisi olduğundan dolayı, yine sırf Allah (cc) için uymak ve izinden gitmektir. Birine uyarken, onun karşısında veya yanında diğer birine veya ikisine daha uymak başka şey, tek başına ve yalnızca O'na uyarken, O'nun namına, O'nun bir adamını, bir görevlisini tanımak yine başka bir şeydir. Bir elçiyi tanımak, onun kendisini değil, onu görevlendirip gönderen makamı tanımaktır. Mesela bir devletin elçisini, memurunu reddetmek, o devleti ve onun kanunlarını reddetmek demek olduğu gibi, Allah'ın (cc) elçisi demek olan Peygamberini kabul etmeyip reddetmek de Allah'a (cc) (haşa!) küfür ve saygısızlıktır.

Şimdi; bu kadar yazılanlardan sonra; Allah’ın (cc) has ve veli kullarına uymanın Allah’a (cc) hala şirk koşma, ortaklar koşma gibi daha ne kadar sapık fikir iddia eden olursa, bilsinlerki; Hz.Bilal’in (r.anh) dediği gibi “Eğer müşriklerin Ehad (cc) ismi şerifinden daha fazla kızacakları ve deliye dönecekleri bir kelime bilseydim, onu söylemek isterdim” mantığı gereğince, bilin ki; bunlardan daha ağırlarını da söylemekten zerre kadar geri durmam. Bizi tanıyanlar tanır ve bilir. Müslüman bir kardeşimize göstereceğimiz saygının sınırları olmadığı gibi, Din ve müntesiblerini alaya yada istihzaya almaya kalkacak olanların hiçbir şekilde kelamımdan beri kalamayacağı da “üstüne bastığını zannedikleri nefislerine” ilan olunur. Boru gibi nefslerinin de üzerine nasıl bastıkları da ayrı bir muamma.
Gurur ve kibir başkadır, izzet-i nefs başkadır. Hiç kimse bunları birbirine karıştırmasın! Damarıma bastığını zanneden insanlar ise; gerekli olan copy - paste ilminizi muteber bulmadığım için kaale bile almam.
“Ey iman edenler! Allah'dan korkun ve doğrularla beraber olun.” (Tevbe : 119)

Ayetleri örnek olarak vereceğiniz zaman eğip bükerek değil, dosdoğru bir şekilde verin insanlara ki; siz belki bir yerini anlamamış olabilirsiniz, hiç olmazsa okuyan kendi feraseti ile sizlerden daha iyi muhakeme eder (keskin bir kavrayış ile kavrar). Arap dilini sanki çok iyi biliyor gibi havalardan kurtulun artık. Arab dilinde, dilimizde karşılığı bulunamayan bazı harfler vardır ki de bunlardandır. Bu harf, fiile benzeyen altı harften biri olup, yerine göre "elbette", "her halde", şüphesiz", "lâ cerem =besbelli, muhakkak" gibi bir tahkîk (gerçeklik) ve te'kîd (pekiştirme) mânâsı ifade eder. Râzî'nin naklettiğine göre Arab'ın ilk filozofu sayılan Kindî, dil imamlarından İmam Müberred'e gitmiş ve: "Ben Arap kelamında bir gereksiz söz buluyorum. Mesela "Abdullah ayaktadır" diyor, sonra "Muhakkak Abdullah ayaktadır" diyor. Daha sonra "Muhakkak Abdullah, gerçekten ayaktadır" diyor. "Bunların hepsi mânâ bakımından bir, arada fazla kelimeler var." demiş. Müberred: "Hayır" demiş, "Lüzumsuz söz yok, kelimeler değiştikçe mânâ da değişir. Birincisi doğrudan doğruya ayakta durmayı haber veriyor. İkinci, bir sorunun cevabı oluyor. Üçüncü de bir inkârcının inkârına cevap oluyor." diye açıklama yaparak, dildeki incelikler konusunda filozofun bilgisizliğini gösterivermiştir. Tevbe 119. ayet de bütün insanlara hitap etmiyor. Sadece müttakileri muhatap alıyor. Muttakile kim mi ? Allah (cc) yolunda ellerindeki Kur'an pusulası ile ve Resulullah (s.a.v.) sünneti ile yürüyüp gökteki yıldızlardan yön tayini (r.anhüm ecmain) yapan ve sırat-ı müstakim olanların sıfatlarıdır.

“Ashabım gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine itibar ederseniz, şaşırmazsınız!” (Buhari)

Anam babam ve küçük gönül kafesimde taşıdığım canım sana feda olsun Ya Resul! Ya o güzide ashabının hepsine itibar ediyorsak!

Elhamdülillah…
__________________
Derdi; Allah'ın (cc) rızası olanlara selam olsun!
  Alıntı ile Cevapla

Alt 04.01.2008, 16:40   #2 (permalink)
Tercübeli Üye
 
rusen_alp - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
rusen_alp isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 11.03.2007
Bulunduğu yer: ruhlar aleminden
Yaş: 26
Mesajlar: 1.444
Tesekkür Etti: 0
5 Kunu Icin 6 Tesekkür Aldı
rusen_alp Asırı Söhretli ve itibarlı birirusen_alp Asırı Söhretli ve itibarlı birirusen_alp Asırı Söhretli ve itibarlı birirusen_alp Asırı Söhretli ve itibarlı birirusen_alp Asırı Söhretli ve itibarlı birirusen_alp Asırı Söhretli ve itibarlı birirusen_alp Asırı Söhretli ve itibarlı birirusen_alp Asırı Söhretli ve itibarlı birirusen_alp Asırı Söhretli ve itibarlı birirusen_alp Asırı Söhretli ve itibarlı birirusen_alp Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 45
Standart

Allah r( c.c.) razı olsun. Çok hoş bir yazı.
__________________
Bir soğuk , bir garip , bir mavi sızı......
  Alıntı ile Cevapla

Alt 04.01.2008, 16:56   #3 (permalink)
Super Moderator
 
bekir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
bekir isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 10.09.2007
Bulunduğu yer: Binsekizyüzelli rakımdan
Yaş: 45
Mesajlar: 3.251
Tesekkür Etti: 1.566
637 Kunu Icin 1.314 Tesekkür Aldı
bekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biribekir Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 10
Standart

Hissiyatlarımıza mazhariyet, İslami edeb çerçevesinde ki elzem müdafaa usulü ve Allah (c.c) ile Rasülüne karşı duyarlı, tutarlı ifadeleriniz ve de meselelere cevab-ı tarzınızdan ötürü teşekkür ederiz radikalislam. Allah hayırlı ilminizi artırsın.
__________________
ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila



Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol,
Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye bir sebep, bir yol, bir nefes ol...


sadece bir kul


  Alıntı ile Cevapla

Alt 04.01.2008, 17:04   #4 (permalink)
Üye
 
hakka davet isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 25.09.2007
Yaş: 38
Mesajlar: 156
Tesekkür Etti: 0
1 Kunu Icin 1 Tesekkür Aldı
hakka davet Tanınma yolunda
Tecrübe Puanı: 2
Standart

İmam-ı Beyheki Delail kitabında şöyle rivayet eder:

"Eshab-ı kiramdan İmran bin Husayn (Radıyallahü anh), şefaatle ilgili bazı hadisler nakleder. Oradakilerden biri der ki:

- Siz hadisler bildiriyorsunuz, fakat biz bunlarla ilgili Kur’anda bir şey bulamıyoruz.

İmran bin Husayn hazretleri buyurur ki:

- Sen Kur’anı okudun mu?

- Evet.

- Kur’anda sabah namazının farzının iki, akşamınkinin üç, öğle, ikindi ve yatsının farzının ise dört rekat olduğuna rastladın mı?

- Hayır.

- Peki bunları kimden öğrendiniz? Bizden [Eshab-ı kiramdan] öğrenmediniz mi? Biz de Resulullahtan öğrenmedik mi? Peki Kur’anda kırk koyunda bir koyun, şu kadar devede şu kadar, şu kadar paraya şu kadar dirhem zekat düştüğüne rastladın mı?

- Hayır.

- Öyleyse bunları kimden öğrendiniz? Bizden öğrenmediniz mi? Biz de Resulullahtan öğrenmedik mi? Hac suresinde (Eski evi [Kabe’yi] tavaf etsinler) âyetini okumadınız mı? Peki orada Kabe’yi yedi defa tavaf edin diye bir ifadeye rastladınız mı?

- Hayır.

- Allahü teâlânın Kur’anda şöyle buyurduğunu duymadınız mı? (Peygamber size neyi verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa da ondan kaçının.) [Haşr 7]

Hz. İmran daha sonra buyurur ki: Sizin bilmediğiniz bizim Resulullahtan öğrendiğimiz daha çok şey vardır."

Beyhakî Sünen'inde Misâfir namazı bölümünde, hazreti Ömerden (radıyallahü anh) bildirir: Hazret-i Ömere yolculukta namazın kasr edilmesi, ya'nî dört rek'atlı farzları iki rek'ât olarak kılmaktan soruldu ve: «Biz, azîz kitabda korku namazını buluyoruz, fakat seferî namazı bulamıyoruz» denildi.

Sorana: «Ey kardeşimin oğlu [yeğenim], Allahü teâlâ bize Muhammed aleyhisselâmı gönderdi. Biz bir şey bilmeyiz. Ancak biz, Resûlullahın (sallallahü aleyhi ve sellem) yaptığını gördüğümüz şeyi yaparız. O, seferde, 4 rekatlı farzları iki kılardı. Onu teşrî' eden Resûlullahdır (sallallahü aleyhi ve sellem)» buyurdu. Bu sözü iyi düşün. Çünkü çok güzeldir.

Ne Mutlu Resulullahın ve ashabın yoluna uyanlara, selam ve dua ile...
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Genişliği Yer Ile Göğün Genişliği Kadardir sedize Oku - Düşün - Anla 0 22.08.2007 17:28
Göğün burçları yıldız Genel Islam Konular 6 16.05.2007 12:13



WEZ Format +2. Şuan Saat: 08:51.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.

Template-Modifikationen durch TMS
IslamForumAd Management RedTyger