 | Mecburi mezhep şekli yoktur |  |
14.10.2007, 20:10
|
#1 (permalink)
| | Yeni Üye
Ferrar_ isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 14.10.2007 Yaş: 27 Mesajlar: 66 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 1 | Mecburi mezhep şekli yoktur Bu dinde tekellik yoktur Mecburi mezhep şekli filanda yoktur
İslamda bugün mevcut olan mezhepler şöyle meydana gelmiştir
Bir kızım Zatlar
ki bunların bazılarına müçtehit unvanı verilir
bunlar Kuranı Kerimin Ahkamına emirlerine nehiylerine ait muradı İlahiyeyi
muradı Peygamberiyeyi umumun anlayışından daha fevkalade bir şekilde anlayıp
temiz bir ihlas ile Sergi (halinde) ortaya koymuşlarbu sergiyi gezen Ehli İslamda ne güzel anlamışlar diye peşlerinden gitmişlerdir Yoksa bu mezhep imamlarının hiç birisi bizim peşimizden geleceksiniz diye bir cebirde Bulunmamışlardır
Ve Bu mezhep imamlarını mahalle imamı zannetmeyiniz
milyarlarca Müslüman asırlardır bu zatların peşlerinden gitmişlerdir
hiç birisi bizim peşimizden geleceksiniz diye bir zorlamada Bulunmamışlar
Hatta İmamı A’zam Ebu Hanefi Hazretleri
İmamı Yusuf ile İmamı Muhammed bir mesele hakkında birleşirler de Benim içtihadım
Haricinde içtihat ederlerse İsabet etmiş olurlar’’ buyurmuşlardır
Ki bunlar Ebu Hanefi Hazretlerinin talebeleridir
Hulasa (((ihlas))) ile Kuranı Kerimden ve ehadisi Muhammediyeden dinin hakikatini anlamak Çıkarmak kabiliyeti olan kimsenin hiçbir mezhebe mensup olmak mecburiyeti yoktur
Bu hususta noksanını eksikliğini ((idrak))) eden kimsenin ise
Elbette hak olan bir mezhebe kendisini nisbet etmesi lazımdır.
Mesela bir içtihat örneği verelim
İmamı Şafii hazretlerine içtihat kapısı 13 yaşında açılmıştır
13 yaşında iken hocasının huzurunda hadis okurken
mühim bir hadise olmuş mesele onun izahıyla hallolmuştur
Şöyle ki
Kuş ticareti yapan birisi Kuşunu satarken alıcıya şu şekilde konuşuyor
Benim kuşum daima öter eğer ötmezse karımı üç başmak ile boşayacağım
(Yani karımın üç defa hayızlığını görüp temizleninceye kadar geçecek olan sürede
yani yaklaşık 100 gün yaklaşmayacağım ve ondan sonra boşanmak suretiyele boşanacağım karım boş olacak demiş)
Müşteri kuşu alır
birkaç gün sonra gelir ‘‘kuşunuz daima ötmüyor’’ diye şikayette bulunur
‘‘bundan dolayı karınız üzerinde şart koşmuştunuz dikkat edin boşanmak vaki olmuştur’’ der
Zavallı kuşçu İmamı Malik hazretlerine meseleyi sormak için gider
Hazreti İmamda o sıra hadis okutuyorlarmış
İmamı Şafii hazretleri de 13 yaşında oldukları halde
Hazretin huzurunda hadis okuyorlarmış
Kuşçu huzura girer kıssayı hikaye eder
İmamı Malik hazretleri hiddetlenir fakat fayda yok
Üç boşama ile boşayacaksın der
Kadının yaradılış mahalli olduğunu yani yaradanını yakınlığı bulunduğunu
Binaenaleyh böyle büyük bir kıymeti sen istismara alet etmişsin boşayacaksın diye
Hiddetli bir şekilde fayda yok demiş
Kuşçu dışarı çıkarken mini mini olan imamı Şafii hemen dersten usulcacık kalkar
Kuşçuyu önler ‘‘Sakın ha! Kadını bırakma boşanmak vaki olmadı sen iyi anlatamadın’’ der
Kuşçu tekrar döner
-efendim acaba iyi anlatamadım mı ? tekrar edeyim mi der?
İmamı Malik tekrar dinledikten sonra
Evet talak vaki olmuştur diye cevap verir
Yine zavallı adam mahzun dönerken mini mini imam yine kuşçuyu önler
-Sakın ha!
Kadını bırakma talak vaki olmamıştır diye ısrar eder
Bu kere kuşçu imamı malik huzuruna gelir
-efendin siz talak vaki oldu diyorsunuz
Ahlak dersinizde bulunan küçük efendi kadını bırakma hayır olmadı diyor canlı
Gözlerle
Bende şaşırdım kaldım diyince
İmamı malik ‘‘ Kim O’’ diye sorar
13 yaşında imamı Şafii gösterir
Cenabı İmamı Malik
Evladım Sen misin o neden boşanmak vaki olmadı izah et bakayım
Diye kendisine iltifat eder
İmamı Şafii
-Efendim bu ders dün geçti’’ derler
Dünkü dersimizde
Bir hanım Huzur peygamberiye geliyor
Kendisini Allahın emriyle iki kimsenin istediğini söylüyor
Bunlardan birisinin Muaviye olduğunu söylüyor
Resuli Zişan efendimiz
Bunların ikiside senin küfv’ün değildir Muaviye Züğürttür
Diğerinin de omzundan değnek düşmez buyurmuşlardır
Şimdi bu derste Nebiyi Ekrem efendimizin Omzundan değnek düşmez demelerindeki
Muratları değnekle oturur değnekle kalkar değnekle yatar manasına olmayıp
Hırçın dayakçıdır manasınadır
İşte bu zatında kuşun daima örter demesi
Çok ötücüdür manasına olduğundan
Boşanmak vaki olmadığı kanaatindeyim buyurunca
İmamı Malik hazretlerin karşısında 13 yaşında evladın ((((Dini anlayışındaki))
Şu derin anlayışına hayran kalarak gözleri yaşarıp vecdier içinde yani kendini kaybedercesine
İlahi aşka içinde aşırı heyecanla duada bulunmuşlar ve suali sorana da Küçük İmamın irfanıyla anlayışıyla Karın boş olmamıştır diye sevindirmişlerdir | |
| |  |  | |  |
15.10.2007, 11:23
|
#2 (permalink)
| | Tercübeli Üye
Duha isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 12.12.2006 Yaş: 37 Mesajlar: 1.710 Tesekkür Etti: 3
6 Kunu Icin 8 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 14 | EVet İslam'da mezheb mecbur değildir. Zaten, mezhebe dahil olmak farz değil. Bir mezhebe dahil olmadığın zaman çıkan sonuç haramdır.
Kur'an'da haramlar iki türlüdür. Ya emirden gelir. İlleti emirdir. Sonucu mühim değildir. Sonucunda bir yarar olsa dahi haramadır. Mesela, içki içmek, domuz eti yemek gibi.
Yada sonucu emir ile haram olan işlerdir ki bunlar hadis ve içtihadlar ile belirlenir. Mezheb gibi. Yada sigara gibi.
Mesela, sigara içmek haramdır ,diye bir ayet ve hadis yoktur. Ama sonucu haram olan fiillere götürür. Haram'da denmez, caizde denemez. Ama israfa sebep olsa haramdır denilebilir.
İşte Mezheb farz olmadığı halde, sonucu haram olan fiillere götürür. Bu konuda cumhur-u ulemanın reyi Mezhebsizliğin kesinlikle haram fiillere götürdüğüdür. Mesela, bölünmeye sebep olur. Mesela, nefsi içtihadların teşrisine sebep olur ki bu dahi fitnedir.
İşte Mezheb amelde İmam-ı Azam İmam-ı Şafi gibi büyük zatların Kur'an'dan ve hadisten yola çıkarak yaptığı içithadlardır ki teşri etmeleri veya yasa yapmaları yasaktır. Bir içtihadın kabulü ise cumhur-u ulemanin reyine vebestedir. Onlar kabul etse hak, kabul etmese İmam-ı Azam teşri etmemiş ki harama girsin.
İşte herkez İmam-ı Azam gibi kendi nefsine teşri eder. Nasıl öyle büyük bir alim ve zat haddini bilmiş ve bu içtihadları teşri etmemiş, yasa yapmamış.Cumhur-u uleam kabul ettiği için cumhur-u avam başgöz üstüne koymuş.
İşte o mezhebi içtihadları kabul etmeyen dahi kendi nefsine başka içtihad yapsa caizdir. Ancak, o zat çıkıp "KUr'ani yol budur. Mezhebler haramdır, bunlara uyun" dese derim "İşte içtihadın siliktir. Hem sen neci oluyorsun ki şu kısır ilminle Kur'an'dan yasa gösteriyorsun. Ben alim ve deha bir zat olan takva kahramanı İmam-ı Azamın inci ve canlı içtihadlarını senin ölü ve silik ve çakıl taşı hükmündeki sözüne tercih ediyorum. Sen yoluna ben yoluma "derim.
İşte mesele budur.
Muhabbetle
__________________
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.
| |
| |  |
23.10.2007, 16:41
|
#3 (permalink)
| | Tercübeli Üye
Serhan Eğeryılmaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 01.05.2007 Yaş: 21 Mesajlar: 389 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 5 | Allah'a övgüler olsun,Kuran-ı Kerim vardır,Resulullah'ın Kuran-ı Kerim'i uygulaşıyışında ki uygulama esasları olan Hadis-i Şerifler vardır.
__________________
Selamın Aleyküm.Arkadaşlar,bana cevap verecekseniz yada soru soracaksanız özel mesajdan sorunuzu sormanızı ya da cevabını göndermenizi rica ederim.Konunun adresini de gönderin ki o yeri bulabileyim.Bana özel mesajlarınızda atmış olduğunuz soru yada cevaplarınızı da yazarak kendi yazımın üstünde yazacağım inşallah.Selamın Aleyküm
| |
| |
24.10.2007, 14:50
|
#4 (permalink)
| | Tercübeli Üye
sinang isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 10.09.2006 Yaş: 31 Mesajlar: 937 Tesekkür Etti: 0
2 Kunu Icin 3 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 28 | Nefsi konuşmamak şartı ile ilmi yeterli kişiler içtihad verirler.Normal müslümanların muhakkak ilimle meşgul olmaları özellikle Kur'an ve sünneti öğrenmeleri ,içtihadın bağını görmesi daha ehemmiyetlidir.aklı ve kalbi tezkiye etmelidir. | |
| |
25.10.2007, 11:36
|
#5 (permalink)
| | Tercübeli Üye
Duha isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 12.12.2006 Yaş: 37 Mesajlar: 1.710 Tesekkür Etti: 3
6 Kunu Icin 8 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 14 | Aynen öyle kardeşim.
Tebrik ederim.
Muhabbetle
__________________
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.
| |
| |  | mezhepler |  |
06.01.2008, 19:01
|
#6 (permalink)
| | Yeni Üye
unimeka. isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 06.01.2008 Bulunduğu yer: Kocaeli Yaş: 19 Mesajlar: 24 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 | mezhepler Bazı art niyetliler, “Kur’an varken sünnete, Peygamberin açıklamalarına ihtiyaç yok diyorlar. Halbuki Allahü teâlâ buyurdu ki: (Resule itaat, Allah’a itaattir.) [Nisa 80] (Resul ne emretmişse ona uyun!) [Haşr 7] (İndirdiğim Kur’anı insanlara açıkla!) [Nahl 44]
Bazıları da, Kur’an ve hadis varken, âlimlere, mezheplere uymak gerekmez diyorlar. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Ümmetimin âlimlerinin farklı ictihadları, mezheplere ayrılması rahmettir.) [Nasr El-Makdısi, Beyheki]
(Âlimlere uyun.) [Deylemi] (Âlimler, Peygamberlerin vârisleridir.) [Tirmizi]
Resulullah efendimiz, Kur'an-ı kerimde kısa ve kapalı olarak bildirilenleri açıklamasaydı, Kur'an-ı kerim kapalı kalırdı. Hadis-i şerifler olmasaydı, namazların kaç rekat olduğu, nasıl kılınacağı, rüku ve secdede okunacak tesbihler, cenaze ve bayram namazlarının kılınış şekli, zekat nisabı, orucun, haccın farzları, hukuk bilgileri bilinmezdi. Yani hiçbir âlim, bunları Kur'an-ı kerimden bulup çıkaramazdı. Bunları Peygamber efendimiz açıklamıştır. Mezhep imamları, hadis-i şerifleri açıklamasaydı, sünnet kapalı kalırdı. Sünneti, müctehid âlimler açıklamış, böylece mezhepler meydana çıkmıştır. Her Müslüman, durumuna göre, kendisine kolay gelen mezhebi seçer.
Bazı art niyetliler, “Kur’an varken sünnete, Peygamberin açıklamalarına ihtiyaç yok diyorlar. Halbuki Allahü teâlâ buyurdu ki: (Resule itaat, Allah’a itaattir.) [Nisa 80] (Resul ne emretmişse ona uyun!) [Haşr 7] (İndirdiğim Kur’anı insanlara açıkla!) [Nahl 44]
Bazıları da, Kur’an ve hadis varken, âlimlere, mezheplere uymak gerekmez diyorlar. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Ümmetimin âlimlerinin farklı ictihadları, mezheplere ayrılması rahmettir.) [Nasr El-Makdısi, Beyheki]
(Âlimlere uyun.) [Deylemi] (Âlimler, Peygamberlerin vârisleridir.) [Tirmizi]
Resulullah efendimiz, Kur'an-ı kerimde kısa ve kapalı olarak bildirilenleri açıklamasaydı, Kur'an-ı kerim kapalı kalırdı. Hadis-i şerifler olmasaydı, namazların kaç rekat olduğu, nasıl kılınacağı, rüku ve secdede okunacak tesbihler, cenaze ve bayram namazlarının kılınış şekli, zekat nisabı, orucun, haccın farzları, hukuk bilgileri bilinmezdi. Yani hiçbir âlim, bunları Kur'an-ı kerimden bulup çıkaramazdı. Bunları Peygamber efendimiz açıklamıştır. Mezhep imamları, hadis-i şerifleri açıklamasaydı, sünnet kapalı kalırdı. Sünneti, müctehid âlimler açıklamış, böylece mezhepler meydana çıkmıştır. Her Müslüman, durumuna göre, kendisine kolay gelen mezhebi seçer.
__________________ Namus çağa uymuş edep değişmiş, Gelen gideni aratır bilmem ne işmiş, Güller değişmiş,gülüş değişmiş, Seni bana veren devran değişmiş... | |
| |  |
07.01.2008, 15:51
|
#7 (permalink)
| | Tercübeli Üye
sinang isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 10.09.2006 Yaş: 31 Mesajlar: 937 Tesekkür Etti: 0
2 Kunu Icin 3 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 28 | Yinede bu konuda yani içtihad kapısı açıkmı kapalımı bu konuda ve mezheb konusunda bedüüzzaman ra.eserlerinden aydınlanınız.
O bu topluma daha uygun zaviyeden açıklamalarda yapmış.Mevdudi ve seyyid kutub ve hatta muhammed abduh,un görüşlerinide okuyup karşılaştırınız.Bu konularda farklı zaviyelerden bakmışlardır,daha iyi olur,kanaatimizce. | |
| |  | |  |
07.01.2008, 21:34
|
#8 (permalink)
| | Tercübeli Üye
asilnur isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 18.10.2007 Bulunduğu yer: Istanbul Yaş: 36 Mesajlar: 358 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 1 | Mezheplerde büyük bir rahmet vardır
Mezhep, tutulup gidilen yol, yöntem demektir. Mezhep, dinin, bazı noktalarda yorum ve te'vil farkları bulunan kollarından her birine denir.
Her şeyden önce şunu ifade etmeliyim ki, mezhep imamları mezhep kurmak için uğraşmamışlardır. Mesela bunların ilki Ebu Hanife, hicri 80'de dünyayı şereflendirmiş, 150'de vefat etmiştir. Ebu Hanife, Sahabi ve Tabiinden (radiyallâhu anhüm) Efendimiz'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) ahval ü etvar ve davranışlarına dair meseleleri tespit edip toplamıştır. Bunu yaparken örfün tesirleri de olmuştur. Kendi anlayış, yorum ve te'villerinde Ebu Hanife, "Ben mezhep kuruyorum" iddiasında bulunmamış, "Sünnet ve hadislerden, teferruata dair benim anladığım meseleler bunlardır" demiştir.
Daha sonra zuhur eden İmam Malik, yetiştiği şartlar içinde teferruata dair meseleleri değerlendirirken müracaat ettiği şahıslara, kendi kültür ortamına göre çok cüz'i de olsa bazı farklarla kendi ulaştığı kaynaklardan, hadis kitabı Muvatta'yı meydana getirmiş ve fetvalarını da onun içinde toplamıştır.
Onun talebesi İmam Şafii, İmam Malik'e harfiyen bağlı olmakla beraber pek çok meselede hocasının anladığı meselelere saygısının yanında, bir kısım farklı yorumlar ortaya koymuştur ama o da bir mezhep kurma sevdasına düşmemiştir. Kendinden evvel yaşamış imamlara hürmetli olmakla beraber teferruata dair meselelerde kendi kanaatlerinin doğru olduğu fikrine varmıştır; varmış ve ulaştığı bilgileri, "el-Ümm" isimli kitabında toplamıştır.
İmam Ahmed b. Hanbel, İmam Şafii'den sonra gelmiş, meseleyi hadislere isnat ederek kırk bin hadis ihtiva eden "el-Müsned"ini meydana getirmiştir. O da bir mezhep kurmayı düşünmemiş, ayet ve hadisler çerçevesinde kendi anlayışını ortaya koymuş; böylece kendi kendine arkasında toplananlar için bir mezhep teşekkül etmiştir.
Mezhepler ayrıntıda ihtilaf etmişlerdir
Binaenaleyh, hiçbir mezhep imamı, parti kurar gibi mezhep kurma sevdasıyla ortaya çıkmamış ve anlayışlarını kitaplaştırmamıştır. (Anlayış farkının usulde değil, teferruatta olduğunu bir kere daha hatırlatalım.) Anlayışlarını kitaplarda tefrik edince bu anlayış farklarını parlak ve cazip bulanlar onun arkasından yürümüşler ve böylece zamanla mezhepler teşekkül etmiştir. Esasında bu büyük insanların arasında ciddi bir muhalefet olmamıştır. Mesela İmam Şafii, İmam Azam'ın medfun bulunduğu Bağdat'ta sabah namazı kılarken kunut duasını okumayı terk etmiş, bunun sebebi sorulduğunda ise, "Ebu Hanife'nin huzurunda ona muhalefet etmekten haya ederim" demiştir. Evet onlar bu kadar hakperest ve kadirşinastılar.
Diğer bir konu, aslında mezheplerde büyük bir rahmet vardır. Vâkıa, Efendimiz'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) bütün hayatını tek başına bir insanın yaşaması mümkün değildir. Allah mezhep imamlarına lütfetmiş ve ihsanda bulunmuş, her biri ona ait farklı derinlikleri temsil etmiştir ki o derinliklerden herhangi birini yaşayan kurtulur. Mezheplerin tevhidi olsaydı, her imamın söylediği şeyi yaşama mecburiyetinde kalacaktık.
Bir de bunlar çeşitli meşreplere göre çok hoş ve latiftir. Farklı coğrafyalar, farklı mizaçlar bunlardan herhangi birine daha yatkın olabilir ve mükellefiyetlerini belli ölçüde de olsa daha rahat yerine getirebilir. Bütün insanların meşreplerini, mizaçlarını birleştiremeyeceğimize göre mezhepleri birleştirme veya bunların ayrı ayrı olmalarını hor görüp yadırgama yanlıştır. Beşer o kadar çeşitli tabakalardadır ki, bunları birleştirmek mümkün değildir.
İmamların meseleleri farklı anlamalarına gelince, İmam Şafii, insan vücudundan kan çıkınca abdestin bozulmayacağına, insanın elinin kendisine nikah düşen birine değdiğinde abdestin bozulacağına hükmeder. Ebu Hanife ise bunların tam tersi bir hükme varır. Bunların kendilerien göre delilleri de vardır. İmam Şafii şöyle der: Allah Resûlü ve Sahabe harb ederlerdi, çok defa yara alırlardı. Sonra kılıçları, kabzaları ve vücutları kanlı olarak Allah'ın huzurunda elpençe divan durur ve namaz kılarlardı. Eğer kan, abdesti bozsaydı Allah Resûlü onları ikaz ederdi. Ebu Hanife taraftarları ise şöyle derler: "İmam, sen doğru söylüyorsun ama bu, harp zamanı gibi bir zarurete mebnidir. Her zaman böyle olmaz. Sair zaman insanın vücudundan kan çıksa onu yıkaması gerekir."
Zayıf da olsa her iki imamın farklı yorumladıkları şöyle bir hadise de söz konusudur: Hz. Aişe, Efendimiz'in yüzünde kanayan bir sivilce kanını siler. Yüzünden kanın silindiğini gören Resûlullah, kalkar abdest alıverir. Bu mesele kapalı bir zarf içinde imamların önüne getirilir. Ebu Hanife, "Efendimiz abdest aldı, çünkü sivilceden çıkan kan abdestini bozdu" der. İmam Şafii ise konuyu, "Allah Resûlü yüzüne kadın eli değdiği için abdest aldı" şeklinde değerlendirir. Buna benzer meseleler çoğaltılabilir.
İşte teferruata ait bazı meselelerde bu türlü farklı anlayışlar, imamları farklı mütalaalara götürmüş ve bunlardan birini daha makul bulan Ebu Hanife'nin arkasında, diğerini cazip bulan da İmam Şafii'nin arkasında yerini almıştır. Mezheplerin bütün ihtilafları böyle tâlî ihtilaflardır. Ben Allah'a çok şükrediyorum ki, mezhepleri böyle ihtilaf ettirmiş ve meseleye vüs'at (genişlik) kazandırmıştır.
__________________
:)MARİZ BİR ASRIN HASTA BİR UNSURUN REÇETESİ İTTİBA I KURANDIR.:cool::cool::cool::cool::cool::cool::cool ::cool::cool: | |
| |  |
07.01.2008, 21:45
|
#9 (permalink)
| | Tercübeli Üye
Elifnisa isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 29.10.2007 Bulunduğu yer: istanbul Yaş: 28 Mesajlar: 702 Tesekkür Etti: 0
2 Kunu Icin 2 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 4 | ellerine sağlık asilnur... Allah razı olsun.
ben yanlış düşünüyor olabilirim yanlışsa uyarırsanız sevinirim.
mezhep imamlarını o dönemin bilim adamları olarak görüyorum kuranı okuyup inceleyip, peygamber efendimizin hayatını inceleyip insanlara eserler çıkardılar. Allah onlardan razı olsun.
fakat gunumuzde ilahiyatcılarında günümüz şartlarına uygun eserler yazması gerekmiyormu?
__________________ “Bu din garip başladı, garip devam edecek ve garip bitecektir. Ne mutlu o gariplere.” (Müslim, İbn-i Mace) | |
| |  | |  |
07.01.2008, 22:00
|
#10 (permalink)
| | Super Moderator
bekir isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 10.09.2007 Bulunduğu yer: Binsekizyüzelli rakımdan Mesajlar: 2.314 Tesekkür Etti: 168
45 Kunu Icin 85 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 12 |
Değerli Elifnisa
Mezhep İmamları o dönemde, Kur'an ve Sünnetten çıkartılabilecek olan tüm hükümleri çıkarmışlardır. Kur'an dan olsun, Peygamberimizden olsun, sahabeden olsun, alınan ve nakleden bilgiler ışığında bütüm alternatifler ortaya konmuştur. Bu temel içtihadların bu güne göre değişmesi mümkün de olamamaktadır. Ve ya olursa eksik, hatalı şeyler ortaya çıkmaktadır. Ancak bu günkü ilim adamları, bu günün şartları için, o mezhep imamlarının içtihadlarından muhtelif ilmi metolardan istifade edip fetva verebilirler ki bu da zaman zaman yapılmaktadır.
__________________ ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol, Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye bir sebep, bir yol, bir nefes ol...
sadece bir kul | |
| |  | | Seçenekler | | | | Stil | Normal |
Yetkileriniz
| Konu Acma Yetkiniz Yok Cevap Yazma Yetkiniz Yok Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok HTML-Kodu Kapalı | | | | WEZ Format +2. Şuan Saat: 14:26. | | |