Zurück   IslamForum Ne Olursan Ol Gel > Islamforum Turkish > Genel Islam Konular

Bu Alana Reklam Verebilirsiniz

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil

Alt 26.10.2007, 19:55   #201 (permalink)
Tercübeli Üye
 
Duha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Duha isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 12.12.2006
Yaş: 37
Mesajlar: 2.098
Tesekkür Etti: 147
160 Kunu Icin 261 Tesekkür Aldı
Duha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin Zekası
Tecrübe Puanı: 20
Standart

Alıntı:
alptraum Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Bu yazdiklarina burada yemin edebilirmisin
Sadece 5 Madde hakkında yemin edemem. Senin yazılarından önce yemin edebilirdim. Ama sen "F. Gülen baş örtüsünü açmak için fetva vermedi " dediğin için yemin edemem. Yemin etmeme sebebim beni ikna ettiğinden değil, şüpheye soktuğundandır. Şüpheli şeylere yemin edemem.

Diğer dört maddeye gelirsek. Yamin ederim.

1)F. Gülen Cemaatinin kaynağı F. Gülen'in kitaplarıdır. Risale-i Nur onlar için asıl değildir. Onlar için asıl olan F. Gülenin içtihadlarıdır.

Evet bunu için yemin ederim

a)Talebelerin çok az kısmı Risale-i nur okurlar. Bunu yerinde dili daha az ağır olduğu için F. Gülen Hoca Efendinin Risale-i nur'u izah ve şerhlerini içeren yazıları tercih ederler.
b)Bu yazdığımın anlamı F. Gülen Cemaati Risale-i Nur talebesi değildir, anlamı taşımaz. Tamam Risale-i Nur dairesindeler. Ama Risale-i Nur'u çok az okurlar. Program yapmazlar. Programları F. Gülen Hoca Efendinin Risale-i Nurları izah ve şerhlerinden oluşur.

2)F. Gülen Cemaatinin Dialog tarifi bellidir. Fazla söze gerek yok.

Evet F. Gülen Hoca efendinin dialog tarifi bellidir ve Nurcu cemaatlerinin dialog anlayışları ile uzaktan yakından alaklı değildir. Ne yapayım şimdi Nurcular ile F. Gülen cemaatinin dialog anlayılşarı farklı olduğu halde aynı mı dese idim?

3) F. Gülen cemaat lideridir. Her şey için onun sözü kafidir.

Ben bunu için yemin ederim. Peki sen yemin edebilir misin? Yani, F. Gülen cemaatinin liderinin F. Gülen olmadığına. Cemaati ilgilendiren konularda son sözü o söylemediğine.

Mesela bizde Abilerin oyu meşveretteki herhangi biri ile aynıdır. Karar yetkisi yoktur.

Bunda ne var?

4) F. Gülen Cemaati yerel meselelerde meşveret eder. Önemli konularda tek karar mercii F. Gülendir. Sözü emir gibi telakki edilir.

Evet yemin ederim. Peki sen yemin eder misin? Yani, F. Gülen cemaatinde her işin meşveretle olduğuna yemin eder misin? Mesela F. Gülen şu an bir şey istese, yada dini bir içtihad yapsa emir telakki etmez misin?

İşte Nurcular ile F. Gülen cemaati arasında ki farkı söyledim. Suçmu işledim.

Ayrıca Nurcu tabirini yasak eden, F. Gülen olduğuna yemin ederim. Sen eder misin?

Evet benim neye cevap verdiğim ortadadır. F. Gülen Cemaatinin icraatleri ile Nurcu Cemaatleri suçlayan yazılara cevap verdim. Ama malesef F. Gülen "Ben Nurcu" değilim dediği halde çıkıp hiç bir F. gülen Talebesi "Biz Nurcu" değiliz demiyor.

O zaman ben derim, F. Gülen Cemaati Nurcu değildir. Elbete hizmetleri çoktur. Ama meslek itibari ile aynı olsak da uygulamada çok farklıyız.

Mesela, bir Marangoz atölyesi var. Atölyede kapı imal ediliyor. Nur Cemaatleri diyor. "Kapıları tek tek elle yapalım. Her bir kapı marangoz ustasının elinden geçsin"

F. Gülen cemaati diyor. Ne gerek var. Kapı için gerekli olan her iş için adam çalışsın. Adamların usta olması gerekli değil. Seri iş olsun fabrikasyon olsun. DAha çok kazanır ,zamandan tasarruf ederiz.

İşte fark burda. Aynı dükkanda çalışıyoruz. Ama Nurcular biz "marangozuz" diyor. F. Gülen cemaati hayır biz marangoz değiliz, "Kapı Üreticisiyiz" diyor.

Ama o marangozhanede seri üretimimden kaynaklı imalat hatalarını nedense Kendilerine marangozuz diyenler çekiyor. Elbette marangozlarında hatası vardır. Ama eleştirilen marangozlardan çıkan kapılar değil. Ben diyorum ki, o kapıları kendilerine Kapı üreticisi diyenler yaptı, onlara müracat edin.

Elbette ben marangozların kapılarını tanıtmak istiyorum (yani Nurcuların dialog anlayışlarını anlatmak istiyorum. Ama adamlar çıkıp sürekli F. Gülen Cemaatinin dialog anlayışı ile beni sorguluyorsa elbette o konudan çıkmak için böyle derim)


İşte bu söylediğim gerçeklerdir. Kızıcak ne var ki? Uslubuma kızabilirsin belki, ama uslubum yazdıklarımı yanlış yapmaz.


Selametle
__________________
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 26.10.2007, 19:56   #202 (permalink)
Tercübeli Üye
 
seyfullah putkıran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
seyfullah putkıran isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 30.09.2005
Bulunduğu yer: Ruhlar Aleminden
Yaş: 24
Mesajlar: 5.925
Tesekkür Etti: 7
20 Kunu Icin 28 Tesekkür Aldı
seyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 57
Standart

Dinler arası diyaloga karşı çıkanlar ;

1. RESULUN AMCASI EBU TALİP ARASINDAKİ DİALOĞU AÇIKLAMALASI NASIL OLUR?
2. KAÇ KİŞİNİN HİDAYETİNE VESİLE OLDUNUZ ?

AYNASI İŞTİR KİŞİNİN LAFA BAKILMAZ...
__________________
Bin sene de okusam ne biliyorsun diye sorsalar bana ?
HADDİMİ BİLİRİM derim....

Rahmân'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler...Kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) “Selam!” derler (geçerler)” (Furkan 25/63)
  Alıntı ile Cevapla

Alt 26.10.2007, 19:58   #203 (permalink)
Tercübeli Üye
 
seyfullah putkıran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
seyfullah putkıran isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 30.09.2005
Bulunduğu yer: Ruhlar Aleminden
Yaş: 24
Mesajlar: 5.925
Tesekkür Etti: 7
20 Kunu Icin 28 Tesekkür Aldı
seyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 57
Standart

Yalan Söylüyorsun Sayin Duha ... 3 Gün Oruç üstüne Farz Oldu.. Yemininiz Boşadir..
__________________
Bin sene de okusam ne biliyorsun diye sorsalar bana ?
HADDİMİ BİLİRİM derim....

Rahmân'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler...Kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) “Selam!” derler (geçerler)” (Furkan 25/63)
  Alıntı ile Cevapla

Alt 26.10.2007, 20:09   #204 (permalink)
Tercübeli Üye
 
seyfullah putkıran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
seyfullah putkıran isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 30.09.2005
Bulunduğu yer: Ruhlar Aleminden
Yaş: 24
Mesajlar: 5.925
Tesekkür Etti: 7
20 Kunu Icin 28 Tesekkür Aldı
seyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 57
Standart

sayın Duha sizin beğenmediniz hocaefendi için sizin risale konusundan eline su dökemiceğiniz zatlar neler demiş merak ediyormusun?


MEHMET KIRKINCI.

Onun vaaz ve nasihatleri en duygusuz insanı bile heyecana getirip ağlatır.
Onun en bariz meziyetlerinden birisi de vatan ve milletini çok sevmesi idi. Kendisi için değil milleti için yaşar ve düşünürdü. O nedenle, onun hizmetlerini çekemeyenler, ona karşı olanlar memleketin, milletin dostu değil. Kendisine yapılan saldırılara rağmen azim ve sebatla, sabır ve tahammülle taviz vermeden davasını takip etti. Bir gün adaletin zulme, hakkın batıla galebe edeceğine inanıyordu. Fikir ve irfanla ve neşriyatla insaniyete hizmet etmeyi gaye edinmişti. Hoşgörü sahibi idi. Muhaliflerine bile kat’iyyen düşman nazarı ile bakmazdı. Hakikate muhalif hiçbir menfi harekette bulunmamıştır. Yüzlerce ve binlerce gencin fazilet ve irfanına vesile olmuştur. Bu ağır vazife, genç yaşta saçlarının ağarmasına sebep olmuştur."(6)

Kırkıncı Hoca, “Hayatım- Hatıralarım” adlı anı eserinde risalelerin Hocaefendi üzerindeki etkisine şöyle değiniyor; “Feyz kaynağı olan Risale-i Nurları tahkik ve tetkik ettikten sonra Hocaefendi yepyeni bir hususiyet kazanmış oldu. Risale-i Nur’daki cevherler onun ruhunu alevlendiren bir mürşid-i azam oldu. Risale-i Nur’un rahle-i tedrisinde istidatlarını yoğurdu. Onun düsturlarını kendisine meslek ittihaz etti. Hocaefendi o cevherleri aşk mayası ile yoğurarak gençlerimize verme bahtiyarlığına erişti. Şimdi ise hizmeti bütün dünyanın gözlerini kamaştıracak bir hal aldı. Çağımızda iman ve İslam aksiyonunun müstesna temsilcilerinden biri oldu.”(7)


Kırkıncı Hocaefendi şunları da ifade etmekte: Yıllar sonra annesinin vefatı üzerine Osman Hoca ve Ahmet Şahin’le birlikte taziye için gittik. Üç-dört saat yanında kaldık. Çok güzel sohbetler oldu. Birkaç gün önce bir rüya görmüştüm. Rüyada geniş bir bina, ucu bucağı görünmüyor, zemini de halı gibi döşenmiş. Hoca efendi birden yanımda durdu ve binayı bana anlatmaya başladı.
Dedim: “Buraya gelmeden önce böyle bir rüya gördüm. Tabiri nedir?”
Dedi: “Estağfurullah, siz daha iyi bilirsiniz.”
Ben de “Sizin hizmetinizden çok gelişeceğine işarettir” dedim.
Hocaefendi: “Bu sizin hizmetiniz , sizin , sizin...”diye ağlamaya başladı.
İzmir’de hapisteyken Nazım Gökçek, Necmettin Bey ziyaretine gideceğiz. Gitmeden öncede bir rüya gördüm. Rüyada Cebrail, elinde bir masa saati. Bana “Al bunu Fethullah Hocaya ver.” Ziyaretine gittiğimizde bu rüyayı anlattım. “Hocam, bunu işittikten sonra 10 sene hapiste kalsam hiç aldırmam” dedi.Yüz yetmiş ülkede okul yapmak ne demek?Cebrail’in rüyadaki saati bu işte...
Ben, “Cenabı-ı Hak, Bediüzzaman’ı kendisini anlatmak için yaratmış, Fethullah Hocayı da hizmet için yaratmış.” diyorum. Benim inancım bu...(8)


Kırkıncı Hocanın hizmetlere dair gördüğü iki rüyasını Hocaefendi bir sohbetinde şöyle anlatıyor: “Benim öteden beri hep kendisine saygı duyduğum bir zat. 5–10 yaş benden ilerde olmasının yanı başında aynı zamanda 5–10 sene evvel de Hazret-i Bediüzzaman’ın dünyasına erken uyanmış olması itibarıyla benim saygı hisleri, saygı duygularıma bir o kadar daha saygı ilave ettiren bir insandır. İki sene evveldi, bu müesseselere gelmişti. Bana iki enfes şey anlattı. Bunlardan bir tanesi şuydu: Gözyaşlarıyla, 60 yaşındaki insan hıçkıra hıçkıra anlattı. Az belki ayrı gibi görülebilirdi. Ben görmem de, o da görmez, başkaları görebilirdi. Şafii-Hanefi ayrılığı, Şafii-Maliki ayrılığı içinde biraz da metotta, usulde değişik yollarla aynı hedefe varma ayrılığı gibi bir şey. “Etturuku ilallah bi adedi enfasi halaik” Allah’a giden yollar mahlûkatın solukları sayısınca. İşte bundan nasiplilik içinde mini bir farklılık, bir ayrılık. Tabii bunu neye söylüyorsun. Çünkü “Sizin hizmetiniz” deyip de, başarıları ifade ederken böyle bir insanın o başarıları gözyaşlarıyla ifade etmesi çok manidardır. Dedi ki; “Bu müesseseleri gördüm. Her birisi dünyayı idare edecek büyük saraylar gibi geldi. O saraylarda beni gezdirdiler. Bir yere gelince o saraylarla alakalı insanları, görünce, anladım ki meğer dünyayı idare eden o saraylar bu hizmet ve bu hizmetin arkasındaki insanlarmış” dedi. Ve hıçkıra hıçkıra ağladı. Ve sonra arkasından ayrı bir şey anlattı: “Gördüm ki yine” dedi. “Anadolu seller içinde, seylâplar içinde. O seller binaları önüne katıp bir kütük gibi sürükleyip götürüyor. Ve herkes endişe telaş içinde. O esnada ümitlerin ayakta kalması düşünülemez. Herkes sarsık, belki her vicdanda yeis yaşanıyor. Fakat o esnada nereden çıktığı belli olmadan birden Bediüzzaman belirdi. O selin içinde, sizin yurtlarınızı, pansiyonlarınızı, evlerinizi, kaya gibi kucaklıyor, selin önüne koyuyor ve bir baraj yapıyor. GAP barajı gibi bir baraj yapıyor. Derken sular çekildi. Zararlı olma durumu inkitaa uğradı. Ve faydalı bir baraj haline geldi. Anadolu da seylâpların erozyonundan kurtuldu.” Bunlar iki sene evvel derin duygularla, coşkun heyecanlarla anlatıldı.”


M.SUNGUR,ABDULLAH YEĞİN,HÜSNÜ BAYRAM,BAYRAM YÜKSEL ağabeylerin imzası bulunan bir yazıdan;

“Evrensel bir ufuk turuna doğru gelişen bu hizmet-i külliyede muhterem Hocaefendi kardeşimizin de ilahi lütuf ve mevhibenin bir tecellisi olarak büyük hisse ve nasibi varolduğu açıkça ortada ve herkesçe müsellemdir. Hatta şu hususu ehemmiyetle tebarüz ettirmek isteriz ki; Kendisi, Hizmet-i Kur’aniye ve İslamiye noktasında bu kadar geniş imkâna -maddeten ve manen- sahip olmasına rağmen sırf ahenk-i umumiyi muhafaza ve şirket-i maneviye hukukuna riayeti şiar edindiğinden bizatihi Risalelerin neşrine girmemiş, hakikatte bir vücud-u maneviyenin azaları kabul ettiği Nur kardeşlerinin neşir hizmetlerini kendi hizmeti telakki edip, kamyonlarla Nur Risalelerinin sevkiyle, nurların her tarafta neşriyle, dolayısıyla genç nesillerin imdadına koşmuş ve hazret-i Üstad zamanından beri devam ede gelen hizmetlerin devamını teyit ve takviyede bulunmuştur. Ve ayrıca geniş dairelere müteveccih Türkiye’de ve hariç memleketlerde ihyasına vesile olduğu maarif hizmetleri, neşriyat sahaları ise, bütün ehl-i iman tarafından kemal-i takdirle karşılanmaktadır.


ZÜBEYİR GÜNDÜZALP:
Cemal Uşşak bey anlattı; “Hocaefendinin 1995’te Moral FM ve Nesil matbaalarını ziyaretinde
M. EMİN BİRİNCİ: “Ne kadar biz uyduk o ayrı konu. Zübeyir ağabey; “Hizmetle alakalı meselelerde Fethullah Hocaefendi kardaşımla istişare edin. Onun fikirleri musibtir.’ demişti deyince, Hocaefendi: “Estağfirullah! Zübeyir ağabey iltifat etmiş” dedi.
Hocaefendi Edirne’de vazifeli iken İstanbul’da Zübeyr ağabeyi ziyarete gelirmiş. Şöyle anlatıyor: “Zübeyr abi çok ciddi, sevgisini dışarıya vurmazdı. Yanına gider gelirdim. Bir iki defa da bana nasihat etmişti. Ben çok müstağniyim, param yok, gider cami penceresinde yatarım. Param varsa, gider otelde yatarım. Sonra üstü kapalı bana “kardeşim” dedi “Üstad, Hastalar Risalesinde “gençlik ve sıhhat önemli iki gaflet unsurudur” diyor. Dersane çok önemlidir.” Sonra öğreniyorum ki, Kırkıncı Hocaya da diyor: “Geldiğinde dershanede kalsın.”

Mehmed Kırkıncı Hocaefendi 22. 10. 2003 tarihinde Erzurum’da Kümbet medresesinde bu konuda bize şunları söylemişti: “Zübeyir abi bana dedi ki “Hocaefendiye söyle, İstanbul’a gelip geçerken bana misafir olsun.” Hocayı o kadar sevmişti ki… Onun da (Hocaefendinin) ağabeylere saygısı öyle ki… Bambaşka bir şey canım.”
Cemal Uşşak Bey anlatıyor: “Bir gün Bekir ağabeyin Kığılı Pasajındaki yazıhanesindeydik. Arka odada Zübeyir ağabey de, diğer ağabeyler de vardı. Birisi İzmir’den bir haber getirmiş; “Fethullah hoca Kestanepazarından ayrıldı” demişti. Zübeyir ağabey bunu duyunca dizleri üzerinde doğruldu ve şöyle dedi: “Fethullah Hocaefendi kardeşim fevkalade isabet etmiştir. İnşallah bundan sonra Nur’un izzetine münasip bir tarzda hizmetine devam edecek.”(10)


MUSTAFA SUNGUR: Rahmi Erdem beyin hazırladığı “Beyaz Gölgeler” adlı eserde Sungur ağabey Hocaefendi hakkında şöyle demekte: “Rahmi bey kardeş, bu zaman da hakikat-i Kur’aniye’de saf tutan kardeşlerimizin manevi hüviyetini bendeniz ihatadan acizim. Bilhassa Fethullah Efendi hakkında fikir ve kanaatimi rica ettiniz. Daha önce de “o zatlarla arkadaş olmak, kardeş ve beraber olmak hepimiz için birer mazhariyettir. Bir lütf-u ilahidir. Böyle masum ve yıldız misal zatlarla daima iftihar ederiz. Onlar bizim şeref tacımız” demiştim. Fethullah Hocaefendi, deruhte ettiği hizmet-i Kur’aniye ve İmaniyesi, bir ve beraberlik içinde bulundukları kardeşleri ve arkadaşlarıyla âlemşümul bir hizmeti kucaklayan, gençliğin ve nesillerin imdadına maarifi ilahi ile koşan âli himmet ve kerimüssıfat bir mübarek zattır. Hz.Üstadımız, Kastamonu Lahikasında bir mübarek talebesi için “kalemi gibi kalbi de harikadır.” dediği bu manaya, Hocaefendi ve mübarek kardeşleri de mazhar ve masadak olduğunu gösteriyorlar. Onlar ahirzamanda âlemi ışıklandıracak bu nur-u Kur’anın mübarek, halis hameleleri olarak takdir ve tebrike sezadırlar. Hepimiz ve hep beraber bu nur-u Kur’an ağacının etrafında Rahmet-i ilahiye ile bulunmak nimetine mazhar olmuşuz. Malumunuz böyle hayatlarını İslamiyet’e, milletin saadet ve selametine halisane ve fedakarane bir surette adayanlar o hulus ve vüsat içinde çalışanlar; nihayette Hakkın keremi ile bir millet olarak ebediyet ve beka bulacaklardır inşallah. Belki onlar bunu da gaye yapmadan yalnız rıza-i ilahinin hudutsuz fezasında yol almak emelindedirler. Bu öyle bir nimet ve lütuftur ki Allah onu dilediğine verir.” (11)


Cemal Uşak beyefendi 1996 Eylül ayında bir trafik kazası geçiren Sungur ağabeyi hastanede ziyaretinde, Sungur ağabeyin: “Şimdilerde Hocaefendi ve hizmetine birçokları müspet bakıyorlar. Keşke 20 sene önce de böyle bakabilselerdi, ne iyi olurdu.” dediğini nakletmişti. Yine Cemal beyin nakline göre; “1972’li yıllarda Hocaefendiye izafeten; “Hocaefendiye Hazret-i İsa (AS) diyorlar” diye bazı kimseler serişte ederek Hocaefendiyi suçluyorlar, itham ediyorlar ve camiadan dışlamaya çalışıyorlardı. O yıllarda Sungur ağabey de Mehmed Feyzi ağabeye gidip; “Hocaefendi hakkında bazıları böyle söylüyor. Ne diyorsunuz?”diye soruyor. Mehmed Feyzi ağabey de tebessüm ederek: “Kardeşim olur böyle haller. Bana da söylüyorlar. Etrafımdakiler beni de öyle gördüklerini söylüyorlar. Bunun bir fitne yönü, fesat yönü veya zararlı bir yönü yoktur. Velayet makamlarında tıpkı makam-ı Hızır gibi her bir peygamberin makamı vardır. Makam-ı İsa da vardır. Bir takım zatlar ya İsa meşrep olurlar. Veya makam-ı İsa’ya çıkarlar. O zatları sevenler de, kendi kalp ayinelerinde o zatı ayn-ı İsa gibi görür. Bu, o zatın ya makam-ı İsa’da olduğuna delalet eder. Veya o zatın İsa meşrep olduğuna delalet eder.” diyor.

Kıymetli yazar Cüneyd Suavi Bey 2–11–2001 tarihinde Adapazarı’nda görüştüğümüzde Sungur ağabeyin bir mecliste Hocaefendi için: “Kardeşim, büyük evliyadır” dediğini nakletmişti.
__________________
Bin sene de okusam ne biliyorsun diye sorsalar bana ?
HADDİMİ BİLİRİM derim....

Rahmân'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler...Kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) “Selam!” derler (geçerler)” (Furkan 25/63)
  Alıntı ile Cevapla

Alt 26.10.2007, 20:13   #205 (permalink)
Tercübeli Üye
 
seyfullah putkıran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
seyfullah putkıran isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 30.09.2005
Bulunduğu yer: Ruhlar Aleminden
Yaş: 24
Mesajlar: 5.925
Tesekkür Etti: 7
20 Kunu Icin 28 Tesekkür Aldı
seyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 57
Standart

TAHİRİ MUTLU:

Cüneyd Suavi bey, merhum Tahiri ağabeyle Hocaefendi arasındaki münasebeti şöyle anlatmıştı: “Tahiri ağabey vefatında Hizmet vakfı mütevellisindeki yerine Hocaefendiyi vekil bırakmıştı. Hocam, Tahiri ağabey tarafından müthiş seviliyordu.”
Hocaefendi bir sohbetinde Tahiri ağabeyin kendisine verdiği bir hediyeden bahsediyor: “Yazdığı şeylerden Mesnevi-i Nuriye de vardı, bana hatıra vermişti. 80 ihtilalinde birisi benim evimden almış, onları çatıya koymuş, yağmurda çürüdüler, tamir edilir mi diye çok uğraştım, hatıra kendi el yazısı, fakat maalesef.”


HULUSİ YAHYAGİL:
Üstadın talebelerinden Salih Özcan beyin nakline göre Hulusi ağabey merhum Hocaefendi için:"Bu gence dikkat edin, ilerde istikbal vaat ediyor” demiş. Hocaefendi 1983’de Elazığ’da Hulusi Yahyagil ağabeyi ziyaret ettiğinde Hulusi ağabey Üstadın İktisat risalesinde bahsettiği kerametli baldan bir kaşık teberrüken hocamıza vermiş. Hocaefendi bunu şöyle anlatıyor: “Albay Hulusi Bey'e uğradım 83’de. Yani Üstad vefat ettikten tam 23 sene sonra. Hulusi Abi merhum yine bana bir yemek kaşığı bal verdi, o baldan. Bitmemiş daha”
Hocaefendi bir sohbetinde Hulusi ağabeyle alakalı bir hatırasını şöyle anlatıyor: “Hulusi abinin oğlu vefat etmişti. Biz taziye için orda bulunuyorduk. Bize güzel şeyler anlattı. Ve "Bütün menba-ı varidat benim için bir yönüyle o işin prizması olan Hz. Bediüzzaman’dır. Yani Kur'an nur ışıkları içinde akar gelir ona. Ve bizde ondan aldık onu. Sünnet akar gelir biz ondan aldık." Böyle anlattı.”

BAYRAM YÜKSEL:
1997’de dar-ı bekaya irtihal eden Bayram ağabeyin teveccühü hakkında Hocaefendi şöyle diyor: “Bayram abi enfes şeyler anlattı bana. “Tamamen bu neşri size devredelim” dedi. Bunlar hep Allah'ın lütfu…”

BEKİR BERK:
İslam Davasının meşhur avukatı merhum Bekir Berk bey ile Hocaefendinin karşılıklı büyük sevgi ve saygıları vardı. Burada buna kısa bir hatıra ile değinelim. Muhammed Nur Sungur beyefendi anlatıyor:1986’da Fethullah Hoca hacca gelmişti. O zaman evimiz vardı,ticaretle uğraşıyorduk. Hac dönüşü Cidde’de hocayı misafir ettik. Tabii o sırada hergün Bekir Berk ağabey gelip gitti.Aralarında karşılıklı olarak müthiş bir muhabbet ve hürmet vardı. Sohbetleri oluyor, eski hatıralarını yâd ediyorlardı. Bir gün Bekir Ağabey ayrılırken Hocaefendinin onun ardından; “Hey kafesteki koca aslan” dediğini hiç unutamam.(12)

AHMED FEYZİ KUL:
Merhum Cahid Erdoğan anlatıyor: Rahmetli Ahmet Feyzi Kul abi, pek vaiz beğenmezdi. Kendisine ne Tahir Hoca’yı ne de Yaşar Hoca’yı dinletmem mümkün olmadı. Zaten kendisi de alim bir zattı. Hocaefendi’nin İzmir'e gelişinin tahminen üçüncü haftasıydı. Ben vaaza giderken yolda Ahmet Feyzi abi ile karşılaştım. Nereye gittiğimi sorunca vaaza gittiğimi söyledim. “Beraber gidelim” dedim, kabul etmedi. Israr ettim. Beni çok sevindirdi. Çok fazla ısrar edince teklifimi kabul edip geldi. Vaaz bitti, Cuma namazı kılındı, cemaat boşalmaya başladı. Ben de malzemeleri toparlıyorum. Baktım, Hocaefendi oturuyor, Ahmet Feyzi abi de birkaç saf arkada oturuyor. Hocaefendi yerinden doğrulunca o da ayağa fırladı ve koşup Hocaefendi’yle musafaha ettiler. Aralarında neler konuştular bilmiyorum; fakat bildiğim bir şey varsa Ahmet Feyzi abinin bu vaaza gelişinden gayet memnun olmasıydı. Çünkü biraz sonra yanıma gelip, "Sen haklıymışsın, bu diğerlerine benzemiyor" demişti. Bu cümleyi vaaza gelmeden evvel ben ona söylemiştim ve şimdi o da aynı kanaati benimle paylaşmış oluyordu.

ABDÜLKADİR BADILLI
“Bu makamda hak adına ve bitarafane bir muvazene ile şöyle diyebilirim ki; Fethullah hocanın vasıtasıyla iman ve hidayete ermiş, İslamiyet nuruyla ahlâklarını düzeltmiş binlerle insan vardır. Bunun yanında hocanın şahsî kemalatı, tevazu’u, edep ve ubudiyeti de çok yüksek mertebelerdedir. Bu hakikat muvacehesinde Fethullah Hoca, en az bin Muşlu Molla kadar İslâma hizmet etmiş, eserleri de meydandadır, her ne ise..”(14)
9. Eskiden de tanırdım ben Fethullah Hoca’yı. Hatta ziyaretine gittik Edirne’de, İzmir’de… Ben Adana’da iken yanımıza gelmişliği vardı. Epey bir zamandır
görüşmedik fakat onun da gayesi İslamiyet’tir, başka bir şey değil.”(15)

ABDULLAH YEĞİN:
Fethullah Gülen Hocaefendi ile eskiden tanışmaktadır: “Üstad’ın talebeleri Hizmet Vakfı’nın mütevelli heyetine aza oldular. Tahiri Ağabey vefatına yakın bir zamanda ‘ben mütevelli heyetini bırakıyorum. Fethullah Hoca var, ben yerime onu tayin edeceğim.’ dedi. Vakfın tüzüğüne göre üç kişi tayin edilir, mütevelli heyeti de onlardan birini seçerdi. Tahiri Ağabey istifa edince Fethullah Hoca seçildi
__________________
Bin sene de okusam ne biliyorsun diye sorsalar bana ?
HADDİMİ BİLİRİM derim....

Rahmân'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler...Kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) “Selam!” derler (geçerler)” (Furkan 25/63)
  Alıntı ile Cevapla

Alt 26.10.2007, 20:44   #206 (permalink)
Tercübeli Üye
 
alptraum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
alptraum isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 01.01.2005
Bulunduğu yer: Aşk`dan
Yaş: 23
Mesajlar: 2.958
Tesekkür Etti: 19
49 Kunu Icin 78 Tesekkür Aldı
alptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 63
Standart

Alıntı:
Duha Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Sadece 5 Madde hakkında yemin edemem. Senin yazılarından önce yemin edebilirdim. Ama sen "F. Gülen baş örtüsünü açmak için fetva vermedi " dediğin için yemin edemem. Yemin etmeme sebebim beni ikna ettiğinden değil, şüpheye soktuğundandır. Şüpheli şeylere yemin edemem.

Diğer dört maddeye gelirsek. Yamin ederim.

1)F. Gülen Cemaatinin kaynağı F. Gülen'in kitaplarıdır. Risale-i Nur onlar için asıl değildir. Onlar için asıl olan F. Gülenin içtihadlarıdır.

Evet bunu için yemin ederim

a)Talebelerin çok az kısmı Risale-i nur okurlar. Bunu yerinde dili daha az ağır olduğu için F. Gülen Hoca Efendinin Risale-i nur'u izah ve şerhlerini içeren yazıları tercih ederler.
b)Bu yazdığımın anlamı F. Gülen Cemaati Risale-i Nur talebesi değildir, anlamı taşımaz. Tamam Risale-i Nur dairesindeler. Ama Risale-i Nur'u çok az okurlar. Program yapmazlar. Programları F. Gülen Hoca Efendinin Risale-i Nurları izah ve şerhlerinden oluşur.

2)F. Gülen Cemaatinin Dialog tarifi bellidir. Fazla söze gerek yok.

Evet F. Gülen Hoca efendinin dialog tarifi bellidir ve Nurcu cemaatlerinin dialog anlayışları ile uzaktan yakından alaklı değildir. Ne yapayım şimdi Nurcular ile F. Gülen cemaatinin dialog anlayılşarı farklı olduğu halde aynı mı dese idim?

3) F. Gülen cemaat lideridir. Her şey için onun sözü kafidir.

Ben bunu için yemin ederim. Peki sen yemin edebilir misin? Yani, F. Gülen cemaatinin liderinin F. Gülen olmadığına. Cemaati ilgilendiren konularda son sözü o söylemediğine.

Mesela bizde Abilerin oyu meşveretteki herhangi biri ile aynıdır. Karar yetkisi yoktur.

Bunda ne var?

4) F. Gülen Cemaati yerel meselelerde meşveret eder. Önemli konularda tek karar mercii F. Gülendir. Sözü emir gibi telakki edilir.

Evet yemin ederim. Peki sen yemin eder misin? Yani, F. Gülen cemaatinde her işin meşveretle olduğuna yemin eder misin? Mesela F. Gülen şu an bir şey istese, yada dini bir içtihad yapsa emir telakki etmez misin?

İşte Nurcular ile F. Gülen cemaati arasında ki farkı söyledim. Suçmu işledim.

Ayrıca Nurcu tabirini yasak eden, F. Gülen olduğuna yemin ederim. Sen eder misin?

Evet benim neye cevap verdiğim ortadadır. F. Gülen Cemaatinin icraatleri ile Nurcu Cemaatleri suçlayan yazılara cevap verdim. Ama malesef F. Gülen "Ben Nurcu" değilim dediği halde çıkıp hiç bir F. gülen Talebesi "Biz Nurcu" değiliz demiyor.

O zaman ben derim, F. Gülen Cemaati Nurcu değildir. Elbete hizmetleri çoktur. Ama meslek itibari ile aynı olsak da uygulamada çok farklıyız.

Mesela, bir Marangoz atölyesi var. Atölyede kapı imal ediliyor. Nur Cemaatleri diyor. "Kapıları tek tek elle yapalım. Her bir kapı marangoz ustasının elinden geçsin"

F. Gülen cemaati diyor. Ne gerek var. Kapı için gerekli olan her iş için adam çalışsın. Adamların usta olması gerekli değil. Seri iş olsun fabrikasyon olsun. DAha çok kazanır ,zamandan tasarruf ederiz.

İşte fark burda. Aynı dükkanda çalışıyoruz. Ama Nurcular biz "marangozuz" diyor. F. Gülen cemaati hayır biz marangoz değiliz, "Kapı Üreticisiyiz" diyor.

Ama o marangozhanede seri üretimimden kaynaklı imalat hatalarını nedense Kendilerine marangozuz diyenler çekiyor. Elbette marangozlarında hatası vardır. Ama eleştirilen marangozlardan çıkan kapılar değil. Ben diyorum ki, o kapıları kendilerine Kapı üreticisi diyenler yaptı, onlara müracat edin.

Elbette ben marangozların kapılarını tanıtmak istiyorum (yani Nurcuların dialog anlayışlarını anlatmak istiyorum. Ama adamlar çıkıp sürekli F. Gülen Cemaatinin dialog anlayışı ile beni sorguluyorsa elbette o konudan çıkmak için böyle derim)


İşte bu söylediğim gerçeklerdir. Kızıcak ne var ki? Uslubuma kızabilirsin belki, ama uslubum yazdıklarımı yanlış yapmaz.


Selametle
Alıntı:
1)F. Gülen Cemaatinin kaynağı F. Gülen'in kitaplarıdır. Risale-i Nur onlar için asıl değildir. Onlar için asıl olan F. Gülenin içtihadlarıdır.

Evet bunu için yemin ederim
ben icinde oldugum halde bilmiyorum ilk basta kücük sözler verilir sonrasinda iman ve küfür muvazeneleri sonra büyük sözler diye devam eder ben daha görmedim senin dedigini ama olur ya abilerden biri onu uygun görmüstür hocaefendinin kitabini vermisdir ilk basda binde bir olur ama bunda art niyet aramak ve yemin etmek kzzabineyetligin en alasidir

Nur talebeleri, İmani ve Kur'ani hakikatlerin öğrenilmesinde bir tefsir olarak risaleleri okumayı tercih etmekle birlikte, okudukları tek kitap risaleler değildir.
Onlar risalelerden namazın niçin kılınacağını öğrenirler, ilmihal okuyarak ise nasıl kılınacağını öğrenirler.
11. Lemayı okuduklarında peygamber efendimizin sünnetine uymanın lüzumunu anlarlar, siyer kitapları okuyarak ise sünnetin ayrıntılarını öğrenirler.
Risalei Nur eserleri iman noktasından başka eserlere ihtiyaç bırakmamıştır.Yani bir kişi mesela haşir risalesini ve alakalı yerlerini risalei nurdan okuyup tedkik edip öğrendikten sonra haşirle alakalı artık başka bir kitap aramaması gerek Çünkü Bediüzzaman hazretleri o konuda akli mantıki ve nakli(ayet hadis) delilleri en mükemmel bir şekilde ifade etmiş ve başka eserlere de ihtiyaç bırakmamıştır. Allaha iman, melaikeler vs. konularda buna kıyas edilebilir.
Ancak Risale-i nurların açılımı olan tarihi , coğrafik bilgileri veya biyoloji , tıp gibi ilimleri gerek müstakil gerekse risale-i nurla irtibatlandırarak okumakta hiçbir beis bulunmamaktadır. Konuyla alakalı olarak Bediüzzaman hazretleri kastamonu lahikasında şu beyanatta bulunuyor:
"Diyorlar: "Said yanında başka kitapları bulundurmuyor; demek onları beğenmiyor. Ve İmam-ı Gazâlî'yi (r.a.) de tam beğenmiyor ki, eserlerini yanına getirmiyor."
İşte bu acip, manasız sözlerle bir bulantı veriyorlar. Bu nevi hileleri yapan, perde altında ehl-i zındıkadır; fakat, safdil hocaları ve bazı sofuları vasıta yapıyorlar.
Buna karşı deriz ki: Hâşâ, yüz defa hâşâ! Risale-i Nur ve şakirtlerinin bir üstadı olan Hüccetü'l-İslam İmam-ı Gazalî ve beni Hazret-i Ali ile bağlayan yegâne üstadımı beğenmemek değil, belki bütün kuvvetleriyle onların takip ettiği mesleği ehl-i dalâletin hücumundan kurtarmak ve muhafaza etmektir.
Fakat, onların zamanında bu dehşetli zındıka hücumu, erkân-ı imaniyeyi sarsmıyordu. O muhakkik ve allâme ve müçtehid zatların asırlarına göre münazara-i ilmiyede ve diniyede istimal ettikleri silâhlar hem geç elde edilir, hem bu zaman düşmanlarına birden galebe edemediğinden, Risale-i Nur Kur'an-ı Mucizü'l-Beyandan hem çabuk, hem keskin, hem tam düşmanların başını dağıtacak silâhları bulduğu için, o mübarek ve kudsi zatların tezgâhlarına müracaat etmiyor.... "
Alıntı:
2)F. Gülen Cemaatinin Dialog tarifi bellidir. Fazla söze gerek yok.

Evet F. Gülen Hoca efendinin dialog tarifi bellidir ve Nurcu cemaatlerinin dialog anlayışları ile uzaktan yakından alaklı değildir. Ne yapayım şimdi Nurcular ile F. Gülen cemaatinin dialog anlayılşarı farklı olduğu halde aynı mı dese idim?
bunda yanlis olan medyanin yanlis yönlendirmedigi asil kaynagindan bana haberi ver tamam diyeyim gerci ben daha böyle birseyde görmedim ya hayirlisi sen yemin et

Alıntı:
3) F. Gülen cemaat lideridir. Her şey için onun sözü kafidir.

Ben bunu için yemin ederim. Peki sen yemin edebilir misin? Yani, F. Gülen cemaatinin liderinin F. Gülen olmadığına. Cemaati ilgilendiren konularda son sözü o söylemediğine.

Mesela bizde Abilerin oyu meşveretteki herhangi biri ile aynıdır. Karar yetkisi yoktur.

Bunda ne var?
hocaefendinin lider oldugunu nerden cikardin bilmiyorum karar mercii diye birsey yoktur ayni sekilde istisareler vardir yani hocaefendi kendi basina karar vermez böyle birsey olabilirmi ya mantiklimi birde sen bunun üzerine yemin etmissin nerde gördün bu kadar eminsinde allahi sahit ediyorsun yazik sana yazik imanini zedeliyorsun böyle meselelerle cok yazik
bugun hocaefendi vefat eder yine biz bize kaliriz o zaman dami aynisini yapacaksin uyan biraz liderlik vasfi gütmeyen bu cemaatin icerisinde olabilmek icin var gücümle calisiyorum diyen bir insana nasil sen liderlik vasfi koyarsin

ben böyle insanlar üzerine yemin etmem biraz tefekkür etmende fayda var kardes tavsiyesi sana duha kardesim ben hocaefendinin dedigi duayi derim

egerki bu cemaat baska birsey adi altinda calisoyor allah yolundan cikiyorsa rabbim bu cemaati alasagi etsin

Alıntı:
Evet benim neye cevap verdiğim ortadadır. F. Gülen Cemaatinin icraatleri ile Nurcu Cemaatleri suçlayan yazılara cevap verdim. Ama malesef F. Gülen "Ben Nurcu" değilim dediği halde çıkıp hiç bir F. gülen Talebesi "Biz Nurcu" değiliz demiyor.
yahu ben nurcuyum demek ne demek biliyormusun mesela üstad ben nurcuyum dermi isin daha özeti hocaefendi o nura saygi duyar ve kendisinin daha layik olamadigini düsünür birde sen kalkmis o kelimeyi yasaklmis diyorsun meseleler cok ince bilip bilmeden yemin etmemek lazim

nnurculukda yalan asla yoktur bunu unutma

peki bir sorum da var

sen nurcumusun?
__________________
İmtisali cahidu fillah olubtur niyetim,
Dini islamın mücerred gayretidir gayretim.
Fazlı Hak ve hikmeti cündü ricalullah ile,
Ehl-i küfrü serteser kahreylemektir niyetim.
Embiyau evliyaya istinadım var benim,
Lütfü Haktandır hemen ümidi fethu ve nusratım.
Nefsim ve malımla nola kılsam cihanda içtihad,
Hamdülillah var gazaya sad hazaran rağbetim.
Ey Muhammed! Mucizatın Ahmedi muhtar ile,
Umarım galib ola Edayı dine devletim!
  Alıntı ile Cevapla

Alt 26.10.2007, 21:15   #207 (permalink)
Tercübeli Üye
 
seyfullah putkıran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
seyfullah putkıran isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 30.09.2005
Bulunduğu yer: Ruhlar Aleminden
Yaş: 24
Mesajlar: 5.925
Tesekkür Etti: 7
20 Kunu Icin 28 Tesekkür Aldı
seyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biriseyfullah putkıran Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 57
Standart

memet kırkıncı hoca;
Cenabı-ı Hak, Bediüzzaman’ı kendisini anlatmak için yaratmış, Fethullah Hocayı da hizmet için yaratmış.”

Sungur ağabeyin :
“Kardeşim, büyük evliyadır”

VE BİZDE BUNUN İNANCINDAYIZ
FETULLAH GÜLEN HOCA EFENDİ EVLİYADIR...
__________________
Bin sene de okusam ne biliyorsun diye sorsalar bana ?
HADDİMİ BİLİRİM derim....

Rahmân'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler...Kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) “Selam!” derler (geçerler)” (Furkan 25/63)
  Alıntı ile Cevapla

Alt 26.10.2007, 21:40   #208 (permalink)
Yeni Üye
 
manifesto isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 14.10.2007
Bulunduğu yer: Kocaeli
Yaş: 25
Mesajlar: 5
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
manifesto Tanınma yolunda
Tecrübe Puanı: 0
Standart

Selam ve muhabbetle arkadaşlar
Bu konu başlığı altında yapmak istediğiniz ile konu başlığını kritik etme isteğiniz çelişmesin

Müslümanlar ve Hristiyanlar ve Yahudiler arasında ki ilişkiler yeni değildir
İslam tarihi kadar eskidir.Zaman zaman iyi ilişkiler olmuş zaman zaman kötü zaman zaman savaşımış
Dinker arası diyalog mevzuu esasen yeni bir kavram gibi görünüyor ama yeni değil
Eskinin günümüz şartlarına uygun bir formatı


Dinler arası diyalog istemeyen arkadaşlar tam olarak ne istiyorlar onu izah etsinler
  Alıntı ile Cevapla

Alt 26.10.2007, 21:43   #209 (permalink)
Tercübeli Üye
 
Mücahid - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Mücahid isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 17.03.2007
Bulunduğu yer: Tr
Yaş: 41
Mesajlar: 2.524
Tesekkür Etti: 12
28 Kunu Icin 43 Tesekkür Aldı
Mücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biriMücahid Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 131
Standart

Diyalog bugün de birkaç/farklı hedef peşinde koşuyor: a) Her bir din temsilcisi diyalogu kullanarak dininin propagandasını yapmak, tanınmak ve yayılmak işitiyor. b) Bugün -komünizmden ziyâde- dinlerin ahlâkî ve manevî hedeflerine ters düşen modernizm karşısında dinlerin ortak değerlerini korumak için işbirliği aranıyor. c) Bizim gibi bazı ülkeler, din adamları arasındaki diyalog ve yakınlaşmayı kullanarak bazı siyasî problemlerin çözümünü kolaylaştırmayı umuyorlar. b) Kültürler/dinler arası gerginlik ve savaş beklentilerine karşı, çeşitli dinlere mensup insanlığın bir hoşgörü ve barış ortamında buluşması hedefleniyor...
Modernizmin içeriğinde "akılclık, bilimcilik, bireysellik (bireysel özgürlükçülük), dünyevîlik, hazcılık ve faydacılık" var; başta Hıristiyanlık olmak üzere hemen bütün dinler, ayakta kalabilmek için modernizm ile uzlaşmışlar, kendilerini inkâr mâhiyetinde de olsa birçok tavizler vermişlerdir. Tanımladığımız mânâda modernizme itirazı olan; akla, bilime, özgürlüğe, dünya hayatında yaşanacak hazza ve elde edilecek faydaya, temelde karşı çıkmamakla beraber bütün bunların sınırlarını koyan, madde ile mânâ, dünya ile âhiret arasında dengeyi öngören bir tek din kalmıştır ki o da İslâm'dır. Müslümanlar üçüncü bin yılda insanoğluna farklı (alternatif) bir medeniyet, bir hayat tarzı, bir ilişki modeli sunmak gibi büyük bir misyonu -fiilen olmasa da kâbiliyet olarak (bilkuvve)- yüklenmiş bulunuyorlar. Modernizmi temsil eden Batı'nın bu yüzden İslâm'a itirazı var, onu uslandırmak, diğer dinlere yaptığı gibi onu da uyumlu hâle getirtmek istiyor. Diğer dinlerin temsilcileri arasında da olup biteni içine sindiremeyen birçok dindar/münevver var. Diyalog modernizmin, manevîyat yıkıcı tarafına yönelik bir mücadeleyi, ortak değerlerin korunması için işbirliğini hedeflediği sürece meşrûdur, güzeldir, katılmak ve desteklemek gerekir. Ama kendi toplumu içinde dışlanmış, her geçen gün prestij ve cemâat kaybeden bir din kurumunun, çeşitli hîleler ve takiyyelerle başka din coğrafyalarında kendine mensup kazanma ve hayat alanı arama amacına yönelik bir "diyalog" faâliyetine karşı da uyanık olmak gerekir.
Başta Hıristiyanlık olmak üzere birçok dinde yayılma amacının bulunduğu, bu sebeple geniş bir misyonerlik faâliyeti yürütüldüğü inkâr edilemez. İslâm'ın da amacı bütün insanlığı, hak dinlerin temel inancı, vazgeçilmez ilkesi olan tevhid esasında; yani Yaratan ve Yöneten, yalnızca kendisine ibâdet edilen Bir Allah inancında toplamaktır. Bu sebepledir ki, Peygamberimizin (s.a.v.) en önemli sünneti ve emaneti Kur'an'ın insanlığa tebliğ edilmesi olmuştur. Diyalog toplantılarında, dinlerin hâlihazırdaki durumlarıyla eşit derecede hak ve hakikati temsil ettikleri izlenimi verilmemelidir. Kur'an'ın tashih ve tembihleri doğrultusunda semavî dinlerin aslına sadık kalan tarafları vurgulanmalı, bu ortak alanda yardımlaşma ve anlaşma zemini aranmalıdır. Böyle bir diyalog aynı zamanda tebliğ olur.
__________________
[SIGPIC][/SIGPIC]

Suskunluğum aseletimdendir...
Her lafa vercek bi cevabım var elbet...
Lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...
Birde söyleyene bakarım adammı diye...
  Alıntı ile Cevapla

Alt 26.10.2007, 21:48   #210 (permalink)
Yeni Üye
 
manifesto isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 14.10.2007
Bulunduğu yer: Kocaeli
Yaş: 25
Mesajlar: 5
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
manifesto Tanınma yolunda
Tecrübe Puanı: 0
Standart

Bugün yürütülen diyalog çalışmalarının klasik manada bir TEBLİĞ olduğunu iddia edemeyiz,bu çok iddialı olur en azından şimdilik
Bu işi yapanlarında böyle bir iddiası yok bana göre.Daha çok Batı toplumunu tebliğe hazırlayacak sürece ön ayak olmak gibi bir çaba var
Şunu unutmamalı ki bir insana seviyeli bir tebliğ yapılmamışsa yani eğer kişi islamı insanların kendini patlattığı bir din olarak algılamış ve algılatılmış ise bu durumda ortada iki taraf için de vebal vardır.
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok