Zurück   IslamForum Ne Olursan Ol Gel > Islamforum Turkish > Genel Islam Konular

Bu Alana Reklam Verebilirsiniz

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil

Davetin Metodu
Alt 27.06.2007, 16:57   #1 (permalink)
Tercübeli Üye
 
sinang isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 10.09.2006
Yaş: 31
Mesajlar: 937
Tesekkür Etti: 0
2 Kunu Icin 4 Tesekkür Aldı
sinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 29
Standart Davetin Metodu


بســـم الله الرحمن الرحيم

Davetçi, Allah'ın davetçisidir.
"Allah'ın (dinine) davetçi olarak." (el-Ahzab: 46)
Yani o, ne bir dünyalığın, ne bir onurun, ne ulusal bir üstünlüğün, ne cahili bir ırkçılığın, ne ganimetin ve ne de iktidar veya makamın davetçisidir. O, sadece Allah'ın davetçisidir. Allah'a ulaştıran değişmez bir yolda Allah'ın davetçisi...
"Seni (ey Muhammed!) bir şahid, bir müjdeci, bir uyarıcı, Allah'ın (dinine) kendi emriyle bir davetçi ve aydınlatan bir yıldız (ışık) olarak gönderdik." (el-Ahzab: 45-46)
Allah'a davet, kapalılık ve karmaşası olmayan açık ve arık bir davettir.
"Rabbine davet et." (el-Kasas: 87)
Bu, bir kavmiyet veya ırkın, toprak veya bayrağın, çıkar veya ganimetin, bir arzu veya şehvet doyumunun daveti değildir.
Tüm bunlardan soyutlanarak davete uymak isteyen varsa uysun. İlahî davetle beraber başka bir şey isteyen varsa, bu yola başvurmasın. Davaların galibiyeti, bağlılarının sayısıyla ölçülmez. Dava adamlarını yöneteyim diye, kişisel arzuları gidereyim veya satılıp alınan bir ticarî meta haline getireyim diye davalara sahip olunmaz.
Davaların zaferi; halis bir şekilde Allah'a yönelmiş ve makam, mevki ve çıkar aramaktan arınmış gönüllerin varlığına bağlıdır. Bir dava adamı, Allah'ın rızasından başka bir şeyi arayıp ummaz.
Sık sık unuttuğumuz şu basit hakikati gözden ırak tutmamız gerekir. İnsanlar, aynı insanlardır. Davet aynı davettir ve kavga da aynı kavgadır.
- Bu kavga (savaş), en başta nefsin içindeki zaaf, noksanlık, hırs ve bencilliğe karşı verilen bir kavgadır.
- İkinci planda hayatı kasıp kavuran şerre, batıda, dalalet ve azgınlığa karşı verilen bir kavgadır.
Bu kavgaya her iki cephede de katılmak gerekir. Yeryüzünde müslüman cemaati temsil eden kimselerin her iki cephede de savaşmaları zorunludur. Çünkü Kur'an-ı Kerim'in girdiği, Hz. Peygamber (s.a.s)'in yaptığı savaş da buydu.
Bu arada hata ve tökezlemeler olacaktır. Yol boyunca zaaf ve noksanlık olacaktır. Ama herşeye rağmen yola devam etmek gerekir. Zaaf ve noksanlığın habercisi olay ve deneyimler baş gösterdikçe buna çare bularak devam etmek gerekir Gönülleri, Kur'anı Kerim'in çizdiği yöntemlerin çerçevesinde Allah'a yöneltmek gerekir.
Yüce Allah, dava ve davetçilerin tabii özelliklerini açıklarken kesin ve vazgeçilmez direktifi vermektedir:
"Vadettiklerimizin bir kısmını (hayattayken) sana göstersek de veya (bunları göstermeden) seni öldürsek de, görevin tebliğdir. Hesap almak ise bize aittir." (er-Ra'd: 40)
Allah dininin davetçilerine düşen, davanın yükümlülüklerini taşımaktır. Her aşamanın gerektirdiği yükümlülükleri...
Allah'ın dilediği kadardan fazlasını anlatmakla görevli değillerdir. Bundan dolayı ilâhi takdirin geciktiğini, açık zaferin ve yeryüzü İktidarının uzakta kaldığını gördüklerinde umutsuzluğa kapılıp dağıtamazlar. Çünkü onlar davetçidirler. Sadece davetçi...
Allah dininin davetçileri bunu anlamakla, Allah'a karşı edeplerini takınmış olurlar. Sonuç ve gelecekleri tayin etmek onların görevi değildir, inanların hemen hidayete ermelerini veya mü'min ve kafirler hakkında ilâhî mükafat ve cezanın hemen gerçekleşmesini isteme hakkına Sahip değillerdir.
"Çok davet ettik; ama pek az kimse bize uydu. Çok sabrettik; ama Yüce Allah zalimlerden intikam aldığını bize göstermedi" deme hakkına da sahip değillerdir.
Çünkü onların görevi tebliğdir. İnsanlardan dünya veya ahirette hesap almak ise Allah'a aittir. Çünkü bu, kulların işi değil, Allah'ın işidir. Öyleyse Allah'a karşı edebî takınmak gerekir. Kulluk görevini sürdürmek gerekir. Dilediğini yapma hakkını sadece Allah'a bırakmak gerekir.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 27.06.2007, 17:46   #2 (permalink)
Tercübeli Üye
 
Duha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Duha isimli Üye şuanda online konumundadır
Üyelik tarihi: 12.12.2006
Yaş: 37
Mesajlar: 2.139
Tesekkür Etti: 170
177 Kunu Icin 284 Tesekkür Aldı
Duha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin Zekası
Tecrübe Puanı: 20
Standart

Yazı inanılmaz çelişkilerle dolu.

Sinag kardeş ben seni Cumhuriyetçi sanıyordum. Devlet nasıl din davetçisi olabilir. Dine davet eden bireylerdir.

Devlet adil ve demokrat olmak zorundadır. Hak ve hürriyetleri teminat altında almalıdır.

Eğer devlet faraza hristiyanlığa davet etse, Müslümanlar hakkında nasıl bir adalet gözetmiş olacaktır. Yada devlet İslam'a davet etse kendi raiyeti olan gayr-ı müslümlere nasıl şefkatli, merhametli ve adil olabilecektir.

Devletin dine davet etmesi acaba zorlama yapmaktan ve istibdattan başka ne işe yarar.

Faraza bu kanunun biri koydu. İslam devleti kurdu. Diyelim ki bu zat adil ve merhametli idi. Gayr-ı müslümleri sadece tebliğ ile yetindi. Peki ondan sonra gelecek olanlar bu tebliğ emrini zülme dönüştürmeiyeceğine nasıl emin olabilirsin.

Hem diyelim ki devlet kademesi şia, ben sünniyim. Onun inancına uymak zorunda mıyım? Bana onun tebliği caiz gelmiyecek ki. Bana yararı olmayacak. Bana yararı olmayan bir devlet nasıl şeriat devletidir.

Şeriat devleti tebliğ vazifesi yapsa hangi fırkaya göre yapacak. Kur'an'a göre desen , iyi ama hepsi Kur'ani olduğunu iddia ediyor.

Hayır devlet hak ve hukuk riayet eden. Hürriyet-i şer'iyeyi tesis eden, İnançlara müdahale etmeyen. Her inanca aynı mesafede duran bir idare şeklidir.

Ama yöneticiler istediği inanca sahiptir. Zaten oy ile iş başına geldiğ için çoğunluğun inancına sahiptir. Ama teşri edemez. Benim inanç şeklim budur, buna uysanız kurtuluşa erersiniz diyemez. Zira, devlet rica etmez, emreder. Böyle bir şeyi rica gibi söylese emir kabul edilecektir.

Hali ile baştaki şia olsa ben sunni olduğum için ona karşı ayaklanırım. Gizli gizli örgütsel faliyetlere katılırım, taki o sapık (yanlış anlaşılmasın) ordan insin. Yerine sünni bir lider gelsin.

işte sana kardeş kavgası. İşte aynı düşünceye sahip Irakta ki iç savaşlar. İşte filistin. İşte Afganistan, Yarın Suriye ve iran, öbür gün mısır, sonra Türkiye

Bu iş İslamın felaketidir.
Red ediyorum

Selametle
__________________
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 27.06.2007, 17:52   #3 (permalink)
Tercübeli Üye
 
Ebu Zerr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Ebu Zerr isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 08.06.2007
Bulunduğu yer: Ankara
Yaş: 29
Mesajlar: 874
Tesekkür Etti: 17
18 Kunu Icin 32 Tesekkür Aldı
Ebu Zerr Olagan üstü biriEbu Zerr Olagan üstü biriEbu Zerr Olagan üstü biriEbu Zerr Olagan üstü biriEbu Zerr Olagan üstü biriEbu Zerr Olagan üstü biriEbu Zerr Olagan üstü biriEbu Zerr Olagan üstü biriEbu Zerr Olagan üstü biriEbu Zerr Olagan üstü biriEbu Zerr Olagan üstü biri
Tecrübe Puanı: 10
Standart

Yazı inanılmaz çelişkilerle dolu.

Sinag kardeş ben seni Cumhuriyetçi sanıyordum. Devlet nasıl din davetçisi olabilir. Dine davet eden bireylerdir.

Devlet adil ve demokrat olmak zorundadır. Hak ve hürriyetleri teminat altında almalıdır.



sinang'ın yazısını okuyorum okuyorum, şu satırlara mesnet olabilecek bir delil göremiyorum, neyse bir daha okuyayım...
__________________
Müslümanım, müslümanlardanım demek kadar insanı özgür kılan bir söz yoktur ve olamazda. Bu söz, Rabbimizin vahyinden bizim dillerimize ve gönüllerimize nakş olan yüce bir anlam. Bu sözün anlamlandırılmış hali insan. Bu söz ile insan yaratılmışlar arasında seçkin bir vaziyet alıyor. Ahsen-i takvim makamından nakkaşlık vazifesini icra ediyor. Vahyi nakş ediyor muzdarip gönüllere. (Ahi Evran)
  Alıntı ile Cevapla

Alt 27.06.2007, 17:55   #4 (permalink)
Tercübeli Üye
 
Duha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Duha isimli Üye şuanda online konumundadır
Üyelik tarihi: 12.12.2006
Yaş: 37
Mesajlar: 2.139
Tesekkür Etti: 170
177 Kunu Icin 284 Tesekkür Aldı
Duha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin Zekası
Tecrübe Puanı: 20
Standart

Şeriat Devleti öyle bir devlettir ki; bireyden toplumun her kesimine mutlak bir adalet götürür.

Dinde zorlama yoktur esasına göre, kişini zararına binlerce kişinin faydası feda edilir hükmüne göre işler. Mutlak bir sistemdir. İstisnasız her kesimi her zümreyi, her fırkayı tatmin eder. Tatmin etmediği zalim ve müstebitlerdir.

Şeriat Devleti hürriyet-i şer'iye esasına bina edilir. Herkez dilediği gibi kendine ve başkasına zarar vermediği sürece şahane özgürdür.

Devleti bir Aleviye nasıl eşit bir hizmet götürüyorsa, yahudiye de aynı hizmeti verir. Adalet kaim olduğu için hiç kimse şikayetçi değildir.

Hal böyle olunca; madem hürriyet-i şer'iye tesis edildi; başbakan hangi fırkadan olsa yine haktır. (hakikat olması başkadır, onun kararı Allah'a aittir) Zira, kendi inancını devletin inancı haline getirmemiş ve teşri etmemiştir.

Hürriyet imanın hassasıdır. Hürriyetten korkulmaz. Zira bütün dalalet fırkaları hürriyetsizlikten veya nimhürriyetten tevellüd etti. Hürriyet olsa ihtimaldir ki tarumar olacakalar. Zira, hakikat tam hürriyetle parlar.

Nasıl Avrupa nim hürriyete sahip ve akın akın Müslüman oluyorlar. Ama yarı hürriyet dalalet fırkalarının önünü kesemiyor. İnşaallah istikbalde tem hürriyet sahip olacaklar ve her Avrupa devleti Said Nursinin "Avrupa Osmanlı devletine gebedir" diyerek müjdelediği gibi tamamen şeriat devleti olacaktır.

Bu da mehdini programıdır. Devletin tebliği bu programın yok olmasıdır ...

Selametle
__________________
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 27.06.2007, 17:55   #5 (permalink)
Tercübeli Üye
 
Duha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Duha isimli Üye şuanda online konumundadır
Üyelik tarihi: 12.12.2006
Yaş: 37
Mesajlar: 2.139
Tesekkür Etti: 170
177 Kunu Icin 284 Tesekkür Aldı
Duha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin Zekası
Tecrübe Puanı: 20
Standart

Alıntı:
Ebu Zerr Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Yazı inanılmaz çelişkilerle dolu.

Sinag kardeş ben seni Cumhuriyetçi sanıyordum. Devlet nasıl din davetçisi olabilir. Dine davet eden bireylerdir.

Devlet adil ve demokrat olmak zorundadır. Hak ve hürriyetleri teminat altında almalıdır.



sinang'ın yazısını okuyorum okuyorum, şu satırlara mesnet olabilecek bir delil göremiyorum, neyse bir daha okuyayım...
Benim yazımıda okursan görürsün kardeş
__________________
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 27.06.2007, 17:57   #6 (permalink)
Tercübeli Üye
 
Ebu Zerr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Ebu Zerr isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 08.06.2007
Bulunduğu yer: Ankara
Yaş: 29
Mesajlar: 874
Tesekkür Etti: 17
18 Kunu Icin 32 Tesekkür Aldı
Ebu Zerr Olagan üstü biriEbu Zerr Olagan üstü biriEbu Zerr Olagan üstü biriEbu Zerr Olagan üstü biriEbu Zerr Olagan üstü biriEbu Zerr Olagan üstü biriEbu Zerr Olagan üstü biriEbu Zerr Olagan üstü biriEbu Zerr Olagan üstü biriEbu Zerr Olagan üstü biriEbu Zerr Olagan üstü biri
Tecrübe Puanı: 10
Standart

sinang, devlet din davetçisi mi olur diyor, nerede?
__________________
Müslümanım, müslümanlardanım demek kadar insanı özgür kılan bir söz yoktur ve olamazda. Bu söz, Rabbimizin vahyinden bizim dillerimize ve gönüllerimize nakş olan yüce bir anlam. Bu sözün anlamlandırılmış hali insan. Bu söz ile insan yaratılmışlar arasında seçkin bir vaziyet alıyor. Ahsen-i takvim makamından nakkaşlık vazifesini icra ediyor. Vahyi nakş ediyor muzdarip gönüllere. (Ahi Evran)
  Alıntı ile Cevapla

Alt 27.06.2007, 18:06   #7 (permalink)
Tercübeli Üye
 
Duha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Duha isimli Üye şuanda online konumundadır
Üyelik tarihi: 12.12.2006
Yaş: 37
Mesajlar: 2.139
Tesekkür Etti: 170
177 Kunu Icin 284 Tesekkür Aldı
Duha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin Zekası
Tecrübe Puanı: 20
Standart

Ayrıca Sinag kardeşe sormak isterim,
Devlet sadece tebliğ mi edecektir. Tebliğ edip devlet kanunlarını nasıl adil yapacaktır.

Mesela Şia çıkıp Muta nikahını tebliğ etti. Peki yasa olarak muta nikahını serbest bıraksa nasıl bir adalet olacktır. Bana göre muta nikahı haramdır. Hali ile bana zulm etti. Şeriat devleti zulm eder mi?

Yada Sünni biri gelse Muta nikahını yasaklasa zulm olmaz mı? bu sitem bu müşkülelri nasıl çözer.

Şeriat Devleti odur ki her müşkülün adil ve hürriyeti bozmayan bir çözümü vardır. Bunu birinci şartı Devletin Tebliğ etmemesi değil midir?
Selametle
__________________
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 27.06.2007, 18:08   #8 (permalink)
Tercübeli Üye
 
Duha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Duha isimli Üye şuanda online konumundadır
Üyelik tarihi: 12.12.2006
Yaş: 37
Mesajlar: 2.139
Tesekkür Etti: 170
177 Kunu Icin 284 Tesekkür Aldı
Duha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin Zekası
Tecrübe Puanı: 20
Standart

[quote=sinang;124474]
بســـم الله الرحمن الرحيم

Davetçi, Allah'ın davetçisidir.

Bu yazıyı Devlet Allah'ın davetçisidir, diye okuyorum. Allah Allah

Haklısın özür dilerim Sinang kardeş veEbu Zer kardeş

Eh bu sıcakta normal karşılayın. Off deli kafam.
KUsuruma bakmayın. Ama yazdıklarım doğrudur.
__________________
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 27.06.2007, 18:10   #9 (permalink)
Tercübeli Üye
 
sinang isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 10.09.2006
Yaş: 31
Mesajlar: 937
Tesekkür Etti: 0
2 Kunu Icin 4 Tesekkür Aldı
sinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 29
Standart

Esselamün aleyküm

Bak güzel kardeşim inansanda inanmasanda fark etmiyor.Zaten durum değişmiyor.Mesaili mürsele konusuna bak.Cumhuriyetçi olmak devletin İslami kurallara uzak durmasını niçin gerektirsin.Anayasanın buna göre şekillenmesinde zarar mı var.Örneğin içki serbestiyesi o zaman her yerde içki satılsın mı diyeceğiz,devlet İslami olursa kötü mü emr eder,yasaklasa.Hem İslamın fıtriliği yok mu,zaten adını ne koysanda fıtri olmayan kanun heryerde delinir.Hem biz senin algıladığınıda pek çıkaramadık.İslam devletinde dinde zorlama yoktur.Toplumun yararı için bireylere kısıtlama heryerde getiriliyor.Özgürce dinini yaşamak,diyorsun,sen müslümansın,senin şeriatında evlilik ve boşanma hukuğunu sana devlet uygulamayacak mı,hadleri sen kendi kendine mi yapacaksın.
Biz sizi red etmiyoruz,istifadede ediyoruz.Mezhep olayına zaten hiç girme o bölüm var.
Baki selamlar.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 27.06.2007, 20:38   #10 (permalink)
Tercübeli Üye
 
sinang isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 10.09.2006
Yaş: 31
Mesajlar: 937
Tesekkür Etti: 0
2 Kunu Icin 4 Tesekkür Aldı
sinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı birisinang Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Tecrübe Puanı: 29
Standart

Facir tağutların, alaycı müfsitlerin veya dinsiz kafirlerin yeryüzünde imkan sahibi olduklarını, Allah'ın gazabına uğramadan yaşadıklarını görüp aldanmak mümkündür.

Ne var ki insanlar, acelecidirler. Yolun baş veya ortasını görürler de sonunu görmezler. Çünkü yolun sonu, yol tümüyle katedilmeden görülmez.

Helak olmuş eski ümmetlerin acı sonundan başka bir şey görülmez. Ki dillere düşen bu olayları Kur'an-ı Kerim sık sık anlatmaktadır. Bu acı sonlara dikkat çekmektedir ki, yolun sonunu kısacık bireysel hayatlarında göremeyen aldanmış kimseler uyansınlar. Kısacık hayatlarında gördükleriyle yetinerek yolun sonunu gördüğünü sanan bu aldanmış kimselerin uyanması için dikkat çekiyor Kur'an. Evet Kur'an, pek çok yerde bu hakikattan söz etmektedir:

"Onları, günahları yüzünden helak ettik."

Bundan dolayı dava adamı, hidayet mucizeleri ve iman gerekçelerini reddeden söz dinlemez kimselere bakıp da umutsuzluğa düşemez. Bu yüz çevirenlere gönül, emel ve amelini bağlayamaz:

"Sen, Rabbinden tarafına vahyolunana uy. Ondan başka hiç bir İlah yoktur. Ve müşriklerden yüz çevir." (el-En'am: 106)

Yüce Allah'ın Hz. Peygamber (s.a.s.)'e yönelik bu hitabı, gerek Peygamber (s.a.s.)'in ve gerekse her kuşak ve her yerdeki İslâm davetçileri ve peygamber izleyicilerinin neye önem vermelerini ve nasıl çalışmaları gerektiğini belirlemektedir.

Öyleyse dava adamları, tüm umut ve amellerini davayı dinleyip icabet edenlere bağlamalıdırlar.

Çünkü yeni bir yapı oluşturmaya; yani İslâm'a girişlerini sağlayan temel ilkeye (akideye) binaen varlık ispatı yapmaya muhtaç olanlar bu kimselerdir. İslâm akidesinin doğrultusunda bir ahlak ve davranış sahibi olmaya ve toplumlarının temelini atmaya muhtaç olanlar bu kimselerdir. Tüm bunlar ise, elbette ki çaba ve emek gerektirmektedir.
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Lesezeichen

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
40 ogretme metodu berfut Resul-i Ekrem (S.a.v) Efendimiz 0 04.09.2007 17:18
Davetin Mertebeleri sinang Genel Islam Konular 1 03.07.2007 17:19
Davetin Temel İlkesi sinang Genel Islam Konular 2 30.06.2007 22:26
Davetin Stratejisi sinang Genel Islam Konular 0 28.06.2007 20:57
Davetin Temel Ilkeleri sinang Genel Islam Konular 8 18.03.2007 08:13



WEZ Format +2. Şuan Saat: 18:22.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.

Template-Modifikationen durch TMS
IslamForumAd Management RedTyger