 | Mevdudi'den Güzel Tesbitler; Yunus Suresi 84-86 |  |
20.06.2007, 02:22
|
#1 (permalink)
| | Gast | Mevdudi'den Güzel Tesbitler; Yunus Suresi 84-86 Mevdudi'den Güzel Tesbitler; Yunus Suresi 84-86 Yunus 84- Musa dedi ki: "Ey kavmim, eğer siz Allah'a iman etmişseniz (ve) müslüman olmuşsanız artık yalnızca O'na tevekkül edin." Yunus 85- Onlar dediler ki: "Biz Allah'a tevekkül ettik; Rabbimiz, bizi zulme sapan bir kavim için bir fitne (konusu) kılma." Yunus 86- "Ve bizi, kâfirler topluluğundan rahmetinle kurtar." AÇIKLAMA
Hz. Musa'nın (a.s) kavmine "müslümanlar" diye hitap etmesi, tüm İsrailoğulları topluluğunun müslüman olduğunu gösterir. Aksi halde onlara "eğer müslüman iseniz..." demezde. "Eğer iddia ettiğiniz gibi gerçek müslümanlarsanız, Firavun'un gücünden korkmayın, ancak Allah'a tevekkül edin" diyerek onlardan cesur olmalarını istiyordu.
Hz. Musa'nın (a.s) çağrısına cevap verenler ise ona itaat edip, onu takib eden söz konusu "gençler"di, tüm bir cemaat olarak,İsrailoğulları değil. Metnin bağlamından açıkça anlaşılan budur.
"Rabbimiz, bizi zulmeden bir kavim için bir fitne, bir yargılama sebebi kılma" duasının çok kapsamlı bir anlamı vardır. Her ne zaman Hakkın öncüleri olanlar, hakikatı hakim kılmak, hüküm sürmekte olan kötülüğü kökünden kazımak üzere kıyam ederse, çeşitli tip zalimlerle karşı karşıya gelirler. Bu zalimler o veya bu sebeple daima onların bir eksiğini, kusurunu, yanlışını bulmaya çalışırlar.
Birinci tip zalimler her türlü gücü hakikat savunucularını alt etmek üzere seferber eden batıl savunuculardır. Diğer tipler ise, inandığını iddia eden ancak devrin iktidarıyla çatışmaya girmeye cesaret edemeyen sözde Hakk savunucularıdır. Bu tipler böyle bir şeyin faydasız ve boşuna gayret olduğunu ileri sürerek batılla savaşma konusunda aldıkları yanlış tavrı haklılaştırmak için mazeretler ileri sürerler. Bunu, alçakça tavırları yüzünden duyacakları vicdan azabını bastırmak için yaparlar. Tüm çabaları kendilerini değil, Hak öncülerinin yanlışlık içinde olduğunu ispata çalışmaktır.
Bir başka güruh daha vardır ki, taraflar arası çatışmanın sonucunu bekleyerek ister hak ister batıl safında olsun güçlü tarafa geçerek onlarla işbirliği yaparlar. Şimdi hakikat savunucularının bu zalim insanlar için nasıl bir fitne nedeni olduğunu düşünelim. Eğer Hakk'ın yanındakiler dağılır ya da yenilirse, birinci gruptaki zalim güruh şöyle diyecektir: "Zaten biz haklıydık, bu budalalar değil, aksi olsaydı yenilmezlerdi". İkinci grupsa şöyle der: "Yenilgileri, şartları doğru değerlendiremediklerini yeterince ispatlamıştır. Büyük güçlerle çatışmaya girmeleri sonunda değerli hayatlarına mal oldu. Zaten Allah'ın emri devrin tiranlarından herhangi bir yasaklama olmaksızın en temel dini vecibelerimizi yerine getirebiliyorken kendimizi böyle tehlikelere atmamızı isteme bizden."
Sonuncu gruptaki alelade insanların kendi hakikat ölçüleri şöyledir:"Galip olan haklıdır. Dolayısıyla uğradıkları yenilgi, Hakk davayı savunduklarını söyleyenlerin haksız olduklarını göstermiştir. "İşte böyle, hakikat savunucularının işlediği her yanlışlık, her hata, yüzyüze geldikleri beklenmedik durumlar karşısında gösterdiği her zaaf, herhangi bir yenilgi karşısında içine düştüklari moral çöküntü, batıla meyyal olanlar için iyi bir mazeret teşkil eder. Sonuç olarak, Hakka "davet" davetçilerin "yenilgi"sinden birkaç yıl sonra rafa kaldırılır.
Bütün bunlar muvacehesinde Hz. Musa'nın (a.s) ashabının duasının yerinde, zamanında ve anlamlı olduğu açıkça görülmektedir. "Rabbimiz, bizden rahmetini esirgeme de, bu zalim kimseler için bir fitne, bir yargı nedeni olmayalım. Bizi yanlışlık, yenilgi ve zaaftan koru ve bizi bu dünyada muvaffak kıl ki, yarattıkların için bir hayır nedeni olalım zalimler için bir günah vesilesi değil..."
Bu ayetin tefsirinde, müfessirler arasında görüş ayrılığı vardır. Benim görüşüme gelince, bu sözleri ve hangi şartlar altında indirildiğini derin derin düşünüp vardığım sonuca göre Hz. Musa(a.s) cemaatle namaz (salat) kılmak için bir takım binalar inşaa etmek ya da evler edinmekle emrolunmuştur. Bu gerekliydi, çünkü cemaatle namaz kılmak şekli, iktidarın zulmü ve itikad zayıflığı yüzünden İsrailoğulları ve Mısır müslümanları tarafından terkedilmişti. Bu durum onların dağılmaları ve dini ruhlarının ölmesi sonucunu getirdiği için cemaatle namaz kılmayı yeniden tesis etmek asıl olacaktı. Zira bu girişim ruhun dirilişi, dağılmış cemaatın toparlanması ve güçlerini birleştirmesi yolunda en önde gelen bir etkinlik olacaktı.
"Evlerinizi kıble (ye dönük mescidler) haline getirin" ifadesi bence şu anlama gelmektedir. "Bu evleri cemaatla namazın kılındığı ortak mekanlar ve toplantılarınızın yapıldığı merkezi yerler haline getirin." İfadenin akabinde "namazı (salat) ikame edin" emrinin gelmesi, namazlarını tek tek değil, cemaatle kılmaları yolundaki imaya delalet eder. Çünkü Kur'an'daki "ikamet-üs-salat"ifadesi, namazın topluca kılınması anlamında kullanılmıştır. MEVDUDİ TEFHİM-UL KURAN
selam ve dua ile.. | |
| |  |
20.06.2007, 05:17
|
#2 (permalink)
| | Tercübeli Üye
mhmt isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 07.11.2006 Mesajlar: 2.589 Tesekkür Etti: 169
116 Kunu Icin 217 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 26 | Allah razı olsun..
selametle...
__________________ CİHAD: Fert, cemaat ve toplum bazında iyiliklerin yaşanır hale gelmesi, kötülüklerin kaldırılması için bütün gücümüzle hep beraber ve teşkilatlı bir şekilde çalışma mecburiyetini üzerimize yükleyen farzdır... heryazdığımiçinالله يعلم(ALLAH bİliR)diyorum... | |
| |
20.06.2007, 06:50
|
#3 (permalink)
| | Tercübeli Üye
muhammet isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 22.02.2007 Yaş: 33 Mesajlar: 815 Tesekkür Etti: 0
4 Kunu Icin 5 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 11 | ALLAH razı olsun
__________________
[SIGPIC][/SIGPIC] "Allah'a ve âhirete iman eden, misafirine ikramda bulunsun. Allah'a ve âhirete inanan, komşusuna hürmet etsin. Allah'a ve âhirete inanan, ya hayrı söylesin ya da sussun!.." Hadis-i Şerif | |
| |
20.06.2007, 19:34
|
#4 (permalink)
| | Gast
Mesajlar: n/a Tecrübe Puanı: | ecmain insallah ..selam ve dua ile... | |
| |  | .. |  |
20.06.2007, 22:51
|
#5 (permalink)
| | Yeni Üye
tarikay isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 06.02.2005 Yaş: 36 Mesajlar: 94 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 4 | .. "Onlarin ,"Mehdi'ye eski zaman kiyafeti, modasi gecmis, mistik görünüslü ve bir manastirdan cikip kendini El-Mehdi ilan edecek biri zannettikleri görülmektedir. Bu halin vukuunda dini liderler ve alimler ellerinde kitap, ortaya cikacaklar ve vücut yapisi ile eskalinin kitaplardaki tarife uyup uymadígini tetkik ve mukayeseye koyulacaklar. Cihad ilan edilecek ve bütün sofilerle hayattaki bütün eski tip mutaassip kimseler O'nun etrafinda ve bayragi altinda toplanacaklardir. Maneviyat,muska ve dua ile bu cihad kazanilacagina ve topraklar fethedilecegine göre,kilic sadece sembol olarak kullanilacaktir. Bir bakisi kafirleri mahvedecek ve sadece bedduasi tanklarin, tayyarelerin imhasina kafi gelecektir. Mehdi'nin zuhuru itikadina dair avamin görüsü iste budur. Fakat bu mevzu üzerinde okuyabildigim kadariyla edindigim intiba bu vaziyetin tam aksi mahiyettedir. Fikrime göre, gelecek olan kimse bütün cari subelerinde ve hayatin ana problemlerinede cok derin nüfuza sahip ve caginin en modern lideri olacaktir. Devlet idaresi, siyasi basiret ve harpteki stratejik hüner bakimindan bütün dünyayi hayran birakacak. Fakat cok korkarim ki. O'nun getirecegi yeniliklere karsi ilk FERYADI BASANLAR, ULEMA ve SOFILER OLACAKTIR.
(Mevdudi, islam'da ihya hareketleri s.47 48 veya 58-59, Ibrahim Süleymanoglu "Mehdilik ve Imamiye" s.184-187) kadılar müftüler cümle geldiler
kitapların hep önüme koydular
sen bu ilmi nerden aldın dediler bir kamil mürşide varmazsan olmaz.yunusemre | |
| |  |
20.06.2007, 23:38
|
#6 (permalink)
| | Forum Şairi
Caferi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 23.05.2007 Bulunduğu yer: istanbul Yaş: 27 Mesajlar: 560 Tesekkür Etti: 0
6 Kunu Icin 9 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 5 | Hz.mehdi zuhur etmedende
Ali iskender gibi baya üfürükçü ortaya çıkıp kendini mehdi ilan edecek sanırım hadisler öyle diyor.
__________________ En doğrusunu Allah (c.c.) bilir.
"De ki: Sizden, tebliğime karşılık bir ücret istemiyorum, isteğim ancak yakınlarıma sevgidir..."Şura/23. Allahumme salli ala Muhammed’in ve Âl-i Muhammed Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin abdike ve Resulike ve alel'muminine vel'muminati vel'muslimine vel'muslimati. Allahım ! kulun ve Resulun Hz.Muhammed'e salat et. Mümin olan erkek ve kadınlara, müslüman olan erkek ve kadınlara da merhamet eyle. | |
| |  | |  |
20.06.2007, 23:41
|
#7 (permalink)
| | Yeni Üye
tarikay isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 06.02.2005 Yaş: 36 Mesajlar: 94 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 4 | Hz. Mehdi Kendinden Önceki Müceddidlerden Farklıdır.
"Gerçi her asırda hidayet edici, bir nevi Mehdi ve müceddid geliyor ve gelmiş, fakat herbiri üç vazifeden birisini bir cihette yapması itibariyle, ahir zamanın Büyük Mehdi ünvanını alamamışlar." (Emirdağ Lahikası, 260)
Mehdi'nin Büyük Mehdi ünvanı alması Allah'ın izniyle ancak üç vazifeyi yapmasıyla anlaşılır. Bu üç vazifeyi, Mevlana Halid ve Üstad yapmamıştır. Bu üç vazifeden ancak birisini yerine getirmişlerdir. O da "herbiri üç vazifeden birisini bir cihette yapması" şeklindedir. Yani iman hakikatlerini yayma görevini de ancak bir yönüyle yapabilmişlerdir. Demek ki Mehdi iman hakikatlerini anlatmayı ve imanı yaymayı da çok kapsamlı bir şekilde yapacaktır. Şimdiye kadar benzeri görülmemiş şekilde ve güçte olacaktır, ki bu, kitleleri imana getirecek, batıl cephesinin o güne kadarki hakimiyetini de sona erdirecektir. Bediüzzaman'ın bu 'bir yönüyle' izahı, yani bir alimin veya müceddidin üç vazifeden birini bir yönüyle yapmasının, onun Mehdi olduğunu göstermeyeceğini izah etmektedir. Üç vazifenin de icra edilmesi Üstad'ın da belirttiği gibi kendisinden bir sonra gelecek olan büyük Mehdi vesilesiyledir.
"Ayrıca hem iki Deccal'in sıfatları ve halleri ayrı ayrı olduğu halde, mutlak gelen rivayetlerde iltibas oluyor, biri öteki zannedilir. Hem "büyük Mehdi"nin halleri sabık Mehdilere işaret eden rivayetlere mutabık çıkmıyor, hadis-i müteşabih hükmüne geçer." (Şualar 582)
Hadislerin anlatımında deccallerin icraatlarının birbirlerine benzediğini anlatan Üstad, birisinin diğeri zannedilebildiğini söylüyor. Her deccalin faaliyetleri birbirine yakın. Ancak aynı hadislerde, Büyük Mehdi'nin yaptıklarının, diğer Mehdi'lerden, -ki buradaki 'Mehdi'lerden' kelimesi 'müceddidlerden' anlamında kullanılmıştır- çok farklı olduğunu belirtiyor Bediüzzaman.
"Hem bu üç vezaifi birden bir şahısda, yahut cemaatte bu zamanda bulunması ve mükemmel olması ve birbirini cerhetmemesi pek uzak, adeta kabil görülmüyor. Ahir zamanda Al-i Beyt-i Nebevi'nin (ASM) cemaati-i nuraniyesini temsil eden Hazret-i Mehdi'de ve cemaatindeki şahs-ı manevide ancak içtima edebilir." (Kastamonu Lahikası, 139 ve Sikke-i Tasdik-i Gaybi, 156)
Bu üç vazifenin aynı anda icra edilmesi Mehdi ve cemaatine mahsustur.
"bu zamanda" ifadesi ile Üstad kendi yaşadığı dönemde Mehdi'nin üç vazifesini birden ifa edebilecek bir şahıs ve bir cemaat görülmediğini ifade etmiştir.
"Rivayetlerde, ahir zamanın alametlerinden olan ve al-i beyt-i nebeviden Hazret-i Mehdi'nin hakkında ayrı ayrı haberler var. Hatta bir kısım ehl-i ilim ve ehl-i velayet, eskide onun çıkmasına hükmetmişler.
Allahu a'lem bissevab, bu ayrı ayrı rivayetlerin bir te'vili şudur ki: Büyük Mehdi'nin çok vazifeleri var. Ve siyaset aleminde, diyanet aleminde, saltanat aleminde, cihad alemindeki çok dairelerde icraatları olduğu gibi, her bir asır me'yusiyet vaktinde, kuvve-i maneviyesini te'yid edecek bir nevi Mehdi'ye veyahud Mehdi'nin onların imdadına o vakitte gelmek ihtimaline muhtaç olduğundan; rahmet-i İlahiyye ile her devirde belki her asırda bir nevi Mehdi al-i beyt-ten çıkmış, ceddinin şeriatını muhafaza ve sünnetini ihya etmiş. Mesela: Nakşibend ve aktab-ı erbaa ve on iki imam gibi büyük Mehdi'nin bir kısım vazifelerini icra eden zatlar dahi, Mehdi hakkında gelen rivayetlerde, medar-i nazar Muhammed Aleyhissalatü Vesselam olduğundan rivayetler ihtilaf ederek, bir kısım ehl-i hakikat demiş: "Eskide çıkmış." Her ne ise...
Evet yüzer kudsi kahramanları yetiştiren ve binler manevi kumandanları ümmetin başına geçiren ve hakikat-i Kur'aniyenin mayası ile ve imanın nuriyle ve İslamiyetin şerefiyle beslenen, tekemmül eden a-li beyt, elbette ahirzamanda şeriat-i Muhammediyeyi ve hakikat-i Furkaniyeyi ve sünnet-i Ahmediyeyi (ASM) ihya ile, ilan ve icra ile, başkumandanları olan "Büyük Mehdi" nin kemal-i adaletini ve hakkaniyetini dünyaya göstermeleri gayet makul olmakla beraber, gayet lazım ve zaruri ve hayat-i içtimaiye-i insaniyedeki düsturların muktezasıdır..." (Şualar, 456)
Şeriat-ı Muhammediyye: Peygamber Efendimizin şeriatı, halifelik
Şeriat: Kur'an-ı Kerim'in tarif ettiği ve bildirdiği yol
Hakikat-ı Furkaniye: Kur'an-ı Kerim'in esası ve mahiyeti
Sünnet-i Ahmediyyeyi: Peygamberimiz (SAV)
İhya: Yeniden canlandırma
İlan: Herkese duyurma
İcra: Tatbik etme.
Bediüzzaman, her asırda Müslümanların ümitsizlik içine düştükleri sırada, manevi kuvvetlerini desteklemek, şevklerini ve mücahede güçlerini arttırmak için bir nevi Mehdi manasında (müceddid) gönderildiğini ve bu şahısların, ahir zamanda gelmesi beklenen Büyük Mehdi'nin vazifelerinden sadece bir kısmını bir yönüyle yaptıklarını belirtiyor.
Ahir zamanda beklenen Büyük Mehdi'nin de çıktığı zaman Peygamber Efendimizin dönemindeki İslam'ın gerçek yaşantısını halife olarak tatbik edeceğini, Kur'an-ı Kerim'in, imanın esasını tebliğ edip ümmetin imanını güçlendireceğini, bunları bütün dünyaya açıkça göstereceğini ve herkese duyuracağını bildiriyor. | |
| |  |  | |  |
21.06.2007, 02:08
|
#8 (permalink)
| | Gesperrt
DUR UM isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 07.04.2007 Yaş: 32 Mesajlar: 9 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 | es selamu aleyküm euzübillahimineşşeydanirracim bismillahirrahmanirrahim elhamdulillah. ALLAH TEALA YALNIZCA RABBİNİ BÜYÜK TANI BUYURUYOR RASULULLAHA ALEYHİSSELAMA ve RASULÜNE SALLALLAHU ALEYHİ VESSELLEME AZİZ NEBİ DER. ALLAHUEKBER KIYAMET KOPTUĞU VAKİT KİMİN BÜYÜK OLDUĞUNU HEPİMİZ GÖRECEĞİZ İNŞAALLAH. ALLAH. GÖZÜNÜZDE BÜYÜTMEYİN ALLAHDAN GAYRISINI VE ONUN AÇIKÇA AZİZ DEDİĞİ NEBİSİNİNDEN ALEYHİSELAM VE BÜYÜN GÖĞÜ KAPLAYAYACAK KADAR BÜYÜK MELEKLERİNİ BELKİ DAHADA FAZLA .AMA ONLAR DAHİ ALEYHİMÜSSELAM ASIL BÜYÜKLÜĞÜN ALLAH TEALANIN ZATINA MAHSUS OLDUĞUNU BİLİRLER.O bakımdan kıyamet kopmadan küçüğüde olabilir! büyük denen zatlarında ALLAHIN OL DEMESİYLE -BİR- su damlasına dönebileceğini unutmadan -BİR- gözle görülemeyecek kadar küçük meni parçasından olduğunu ve olduğumuzu hatırımızda tutmaya gayret! himmet ya filan ca kul demek.her gün namazın her rekatındakiİYYA KENAĞBUDU VE İYYA KENETEİĞN.ANCAK SANA KULLUK EDER SENDEN YARDIM DİLERİZ.BU sözleri söyleyenlerin ne söyledigini düşünmelerini ısrarlı -BİR- şekilde tavsiye ediyoruz ALLAH BÜYÜKTÜR deyip ALLAHU ALİM.ALLAHU ALEM DEYİL ALEM ONUN YARATTIĞI VE SAYISI NI YİNE EN İYİ KENDİSİNİN BİLDİĞİ YARATIKLARIDIR RUYA ALEMİ GİBİ.SÖZÜ ONUN BİR AYETİNİN MEALİYLE DUAYLA ve BİR HADİSLE BİTİRELİM İNŞAALLAHUTEALA VE İBRETLE BAKALIM duruma. DEKİ HAMDOLSUN ALLAHA VE SELAM ONUN SEÇTİĞİ KULLARINA. ALLAHTEALA BÜTÜN MÜSLÜMANLARI IRK MESHEP TARİKAT DUVARLARINI KALDIRIP ADİL VE HAYIRLI BİR HALİFEYE BAĞLASIN KENDİNİ YÜCELTENLERE SES ÇIKARMAYANLARA DEĞİL.AMİN...kütübü sittedeN-BİR- HADİ S BİSMİLLAH MUHAMMED SALLALAHU ALEYHİ VESSELLEMİN ALLAH RASULU OLDUĞUNU DUYANANLAR GELİP ONA SECDE ETMEK İSTEMİŞLER RASULULLAH ALEYHİSSELAM İZİN VEMEMİŞ SİZ BİZİM EFENDİMİZSİNİZ(SEYİD) DEMİŞLER RASULULLAH ALEYHİSSELAM EFENDİ ALLAHTIR DEMİŞ(BÜTÜN MAHLUKATIN EFENDİSİ OL DEDİĞİ OLAN.ALLAH).hıristiyanların İSAYI (ALEYHİSSELAM )YÜCELTTİĞİ GİBİ BENİ YÜCELTMEYİN DİYEREK .KİMİLERİNİN KİMİLERİNİ YÜCELTEREK FENA AKIBETLERLE KARŞILAŞMAMASI İÇİN KULAĞIMIZA KÜPE.hıristiyanların durumu ortada hadis sahihtir.ALLAHIM VELİ KULLARININ ÜZERİNDEKİ YÜKLERİN 1000DE 999UNU KALDIR YA RAHMAN YA RAHİM YAMELİK YA KUDDUS YASELAM YA MÜ MİN YA MÜHEYMİN YA AZİZ YA CEBBAR YA MÜTEKEBBİR.AMİN | |
| |  |  | ... |  |
06.07.2007, 19:43
|
#9 (permalink)
| | Tercübeli Üye
tahsiye72 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 07.08.2006 Yaş: 36 Mesajlar: 357 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 9 | ... çok güzel tespit etmiş Allah razı olsun Alıntı: tarikay Nickli Üyeden Alıntı
"Onlarin ,"Mehdi'ye eski zaman kiyafeti, modasi gecmis, mistik görünüslü ve bir manastirdan cikip kendini El-Mehdi ilan edecek biri zannettikleri görülmektedir. Bu halin vukuunda dini liderler ve alimler ellerinde kitap, ortaya cikacaklar ve vücut yapisi ile eskalinin kitaplardaki tarife uyup uymadígini tetkik ve mukayeseye koyulacaklar. Cihad ilan edilecek ve bütün sofilerle hayattaki bütün eski tip mutaassip kimseler O'nun etrafinda ve bayragi altinda toplanacaklardir. Maneviyat,muska ve dua ile bu cihad kazanilacagina ve topraklar fethedilecegine göre,kilic sadece sembol olarak kullanilacaktir. Bir bakisi kafirleri mahvedecek ve sadece bedduasi tanklarin, tayyarelerin imhasina kafi gelecektir. Mehdi'nin zuhuru itikadina dair avamin görüsü iste budur. Fakat bu mevzu üzerinde okuyabildigim kadariyla edindigim intiba bu vaziyetin tam aksi mahiyettedir. Fikrime göre, gelecek olan kimse bütün cari subelerinde ve hayatin ana problemlerinede cok derin nüfuza sahip ve caginin en modern lideri olacaktir. Devlet idaresi, siyasi basiret ve harpteki stratejik hüner bakimindan bütün dünyayi hayran birakacak. Fakat cok korkarim ki. O'nun getirecegi yeniliklere karsi ilk FERYADI BASANLAR, ULEMA ve SOFILER OLACAKTIR. (Mevdudi, islam'da ihya hareketleri s.47 48 veya 58-59, Ibrahim Süleymanoglu "Mehdilik ve Imamiye" s.184-187) kadılar müftüler cümle geldiler kitapların hep önüme koydular sen bu ilmi nerden aldın dediler bir kamil mürşide varmazsan olmaz.yunusemre | | |
| |  |  | .. |  |
07.07.2007, 16:21
|
#10 (permalink)
| | Tercübeli Üye
tahsiye72 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 07.08.2006 Yaş: 36 Mesajlar: 357 Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 9 | .. Bediüzzaman, her asırda Müslümanların ümitsizlik içine düştükleri sırada, manevi kuvvetlerini desteklemek, şevklerini ve mücahede güçlerini arttırmak için bir nevi Mehdi manasında (müceddid) gönderildiğini ve bu şahısların, ahir zamanda gelmesi beklenen Büyük Mehdi'nin vazifelerinden sadece bir kısmını bir yönüyle yaptıklarını belirtiyor.
Ahir zamanda beklenen Büyük Mehdi'nin de çıktığı zaman Peygamber Efendimizin dönemindeki İslam'ın gerçek yaşantısını halife olarak tatbik edeceğini, Kur'an-ı Kerim'in, imanın esasını tebliğ edip ümmetin imanını güçlendireceğini, bunları bütün dünyaya açıkça göstereceğini ve herkese duyuracağını bildiriyor. | |
| | | Seçenekler | | | | Stil | Normal |
Yetkileriniz
| Konu Acma Yetkiniz Yok Cevap Yazma Yetkiniz Yok Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok HTML-Kodu Kapalı | | | | WEZ Format +2. Şuan Saat: 21:23. | | |