Islam Forum - Ne Olursan Ol Gel

Zurück   Islam Forum - Ne Olursan Ol Gel > Islamforum Turkish > Genel Islam Konular

Genel Islam Konular İslam Dini İle ilgili Konular, Tartişma Forumu

Banner Degisimi ile Beraberce Daha Fazla Kitlelere Ulasalim

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil

sonuc
Alt 04-04-2007, 06:38   Themenautor   #11 (permalink)
Üye
 
silverhand - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Style: 0
 
silverhand isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Jan 2006
Bulunduğu yer: istanbul
Yaş: 27
Mesajlar: 137
Thanks: 83
Thanked 116 Times in 48 Posts
silverhand Olagan üstü birisilverhand Olagan üstü birisilverhand Olagan üstü birisilverhand Olagan üstü birisilverhand Olagan üstü birisilverhand Olagan üstü birisilverhand Olagan üstü biri
Rep Puanı: 129
Referrals: 0
sonuc

Yukardaki minik yazidan su sonuc cikiyor evren iradesiz bir sekilde Yaradanin kanunlarina uyarken yani programlanmis bir sekilde hareket ederken bizim kim olacagimizi belirleme noktasinda cok onemli bir paya sahip buna bir terim buldum (evrensel genetik)

Yaradan Hz Ademe ruh vermeden once balciktan yaratirken insani, bu topragi kompoze eden atomlar Hz Ademin genetigini olusturmustu ve bu silsilenin baslangiciydi. Bu noktadan sonra Hz Ademin cocuklari olan bizler degisik cografyalara yayilip masivamizin ve kulturlerimizin degisik besinlerle ve degisik cografi sartlarla degistigini gorduk. Bu farkli farkli besinler insanlarin bedenlerine farkinda veya olmadan giren maddeler cografi kosullar insanlarin karakteristiklerinin degismesine sebep oldu. Farkli kulturler insanlar arasindaki mizac farklari genel anlamda tabi, olusmaya basladi.

Beyin kimyamizin ruh halimiz ve karakterimiz uzerinde buyuk bir etkisi oldugu bir gercek. Bir depresyon hastasini ele alalim beyninde seratonin hormonunun az salgilanmasi dolayisiyla kendini yikik degersiz hisseder. Ona bir antidepresan ilac verildiginde buyuk olasilikla hayata yeniden adapte olur. Iste bu sagliki beyin kimyasinin hem genetik hemde cevresel faktorlere ornek beslenme spor yapma gibi dayandigi bir gercek. Iste bu kimyayi vucudumuzun madde olan bolumu sagliyor bu maddenin atasi da evrenin cekirdek oldugu zamana dayaniyor...

Sevgiyle Kalin
__________________
Acili Silik Sonuk Yuzleri Biz hic Yasamadik ki Diyor.
  Alıntı ile Cevapla

biraz derinleselim
Alt 04-04-2007, 06:56   Themenautor   #12 (permalink)
Üye
 
silverhand - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Style: 0
 
silverhand isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Jan 2006
Bulunduğu yer: istanbul
Yaş: 27
Mesajlar: 137
Thanks: 83
Thanked 116 Times in 48 Posts
silverhand Olagan üstü birisilverhand Olagan üstü birisilverhand Olagan üstü birisilverhand Olagan üstü birisilverhand Olagan üstü birisilverhand Olagan üstü birisilverhand Olagan üstü biri
Rep Puanı: 129
Referrals: 0
biraz derinleselim

Yukarda beyin kimyasinin genetik ve cevresel faktorlerle belirlendigini yazmistim. ORnek spor yaptiginizda endorfin ve adrenalin salgilarsiniz bu iyi hissetmenize sebep olur. Veya dogustan kendinize cok guvenirsiniz surekli up bir kisiliginiz vardir bu da seratonin ve dopamin seviyelerinizin yuksek oldugunu gosterir. Dinimizin mucize taraflarindan biri bence bu ibadetlerin de beyin kimyasini duzenleyici bir etkisi oldugudur. huzur dedigimiz sey bence saglikli bir beyin fizyolojisinden ibaret dinimiz maddenin disinda Ilahi bir mesajdir ona Yaradana yonelerek beyin fizyolojimizi duzenleyebiliriz. Cevresel faktorleri de es gecmemistir dinimiz ve gunluk hayatimizi duzenler nasil yasamamiz gerektigini ne yememiz veya yemememiz gerektigini cok kabaca anlatiyorum madde yonumuzu de ele almistir. Ve bunlarin hepsi bu dunyada huzur bulmak ve ahireti kazanmak adinadir en onemlisi Yaradanin RIZASINI KAZANMAKTIR.

METOD BELLI DINIMIZ BIR MUCIZE DEGIL DE NEDIR
__________________
Acili Silik Sonuk Yuzleri Biz hic Yasamadik ki Diyor.

Konu silverhand tarafından (04-04-2007 Saat 06:59 ) değiştirilmiştir..
  Alıntı ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to silverhand For This Useful Post:
MekSeLina (04-05-2007), SeRZeNiS (04-05-2007)

Alt 04-04-2007, 21:01   #13 (permalink)
Aktif üye
 
mhmt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Style: 0
 
mhmt isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Nov 2006
Kan Gurubu: B rh+
Mesajlar: 2.382
Thanks: 4.313
Thanked 3.259 Times in 1.671 Posts
mhmt Gelecegin keskin Zekasımhmt Gelecegin keskin Zekasımhmt Gelecegin keskin Zekasımhmt Gelecegin keskin Zekasımhmt Gelecegin keskin Zekasımhmt Gelecegin keskin Zekasımhmt Gelecegin keskin Zekasımhmt Gelecegin keskin Zekasımhmt Gelecegin keskin Zekasımhmt Gelecegin keskin Zekasımhmt Gelecegin keskin Zekası
Rep Puanı: 347
Referrals: 0
tema aynı. evet.. çevresel ve genetik faktörler kişi üzerinde etkilidir. bu etki kişiye yön vermiştir.. bu yön verme maddesel varlığımıza yönelik olup, maneviyatmızdaki değişimlerde etkili olabilmesine karşın, akıl ve mantık (kastım hidayet) karşısında güçlü değildir.. varlığımızı etkiler, yön verir, ama sahip olamaz.. bu noktada o kadar ince bi ayrım vardır ki, bu ayrımın yakalanamaması kişinin kader ianacını reddine sebebiyet verebilir..ve kader inanının reddi bağlamında yaratıcının rreddine kadar gidebilir ve dinden çıkabilir..işte bu noktada, bu silsilelerde bir kaderdir.. kişinin kaderi..

güzel ifaderlein var maşallah kardeşim.. devam edelim inşallah..

selametle..
__________________
CİHAD: Fert, cemaat ve toplum bazında iyiliklerin yaşanır hale gelmesi, kötülüklerin kaldırılması için bütün gücümüzle hep beraber ve teşkilatlı bir şekilde çalışma mecburiyetini üzerimize yükleyen farzdır...

heryazdığımiçinالله يعلم(ALLAH bİliR)diyorum...
  Alıntı ile Cevapla
Bu Mesaj Icin mhmt Kardesimize Allah Razi Olsun Diyenler:
silverhand (04-04-2007)

Alt 04-05-2007, 20:03   #14 (permalink)
Guest
 
Suffiyun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Style: 0
 
Suffiyun isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Jul 2006
Bulunduğu yer: Bursa
Memleket: Burdur
Kan Gurubu: 0(+)
Mesajlar: 390
Thanks: 131
Thanked 427 Times in 204 Posts
Suffiyun Adı herkesce TanınıyorSuffiyun Adı herkesce TanınıyorSuffiyun Adı herkesce TanınıyorSuffiyun Adı herkesce TanınıyorSuffiyun Adı herkesce TanınıyorSuffiyun Adı herkesce Tanınıyor
Rep Puanı: 0
Referrals: 1
silverhand üstâda konu için teşekkür ederim.
İmanın şartlarından biri kader konusu.Hayır ve şer Allah(c.c)'tandır.
İnsanın sâid mi,şâki mi olacağı doğumunda belli oluyor,bildiğimiz üzre.Bunun dışında,şu an içerisinde bulunduğumuz idrâk ölçüleriyle doğacağımız tarihi,doğacağımız yeri,ailemizi,ırkımızı,cinsiyetimizi,sağlığımızı v.b cûzi irademizle seçemiyoruz.
Bir de şu var,tecelligâh konusu.Kâinatta herşeyde Allah(c.c)'dan bir iz varsa,herşey Allah Allah diye haykırıyorsa,bizi ilmiyle bilmiş olan Rabbimiz Teala(c.c) bu ilmiyle bildiği bizde,evrenlerde ve tüm mahlûkatta esmâsı ile Zât'ını seyretmektedir,değil mi ?
Bu durumda,cûzi irademiz de,El-Kâdir'in bizde cûzi biçimde tecellisi oluyor.
Evet insan mesûl,İmam Gazâli Hz. örneğin günah konusuna şöyle açıklama getiriyor.İman esaslarından biri olarak,hayrın ve şerrin Allah(c.c)'tan olduğuna iman ettik elhamdulillah,bu noktada durum şu buyuruyor mübarek :
Günah da Allah(c.c)'tandır diye günaha teslimiyet olmaz,karşı koymak gerekmektedir.Şimdi burası ince nokta,fiillerin yaratıcısı olan Allah(c.c)'tır.Yâni katletmek eylemini de yaratan odur,ama o eylemi "sahiplenen" kimdir,örneğin georghe bush'dur.Bu durumda mesûl olan kimdir,bush'dur.

Bediüzzaman Hz. bu işi elektrik düğmesine dokunmak diye açıklıyor sanırım,yâni ampul de,elektrik hatları da,kablolar,vidalar,elektirk v.b bizim gücümüzün yetmediği sonsuz sayıdaki bilinmezliğe sahip denklemden ortaya çıkan nizâm.Yâni nizâm içinde,bir düzen var.Kargaşa yok.Herşey "takdir" dahilinde ilerliyor,Allah(c.c) ezeli ilmiyle de,bu ilerleme noktasında insanın,kendisine sunulan tercih seçeneklerinden hangisini seçeceğini bildiğinden ,hükmü levh-i mahfuzda ezeli oluyor insanın.
Bir yerde okumuştum,Levh-i mahfuzda misâlen,Ahmed doktor olsun şeklinde değil,Ahmed doktor olacak şeklinde hükümlerin bulunduğunu yazıyordu ancak,Allah bilir.

En doğrusunu Allah(c.c) bilir,alimler,ulemalar bu konuda net bir sonuca varamamışken ben hiç varamam.Ancak insan mesuldür,ve cüzi bir iradesi vardır,bununla birlikte hayır ve şer Allah(c.c)'tandır.Bazı şeyler farklı sebeplere bağlanmış örneğin dua,himmet,gayret v.b ancak bir başka açıdan baktığımızda yine bunlar Allah(c.c)'ın dilemesiyle olan şeyler.
Biz Allah(c.c)'a çokca sığınmalıyız diye düşünüyorum.Ne var ki şeytan izin verilenlerden,yani belli vakte kadar insanı saptırmaya uğraşmak "vazifesi" var.Oysa insanın şeytanan uymama gibi bir "vazifesi" yok.
Allah(c.c) güzellikler nasip buyursun cümlemize inşaAllah ve seçimlerimiz -O(c.c)'nun izniyle- O(c.c)'nun rızası dâhilinde olur inşaAllah.
Muhabbetle.
  Alıntı ile Cevapla
Bu Mesaj Icin Suffiyun Kardesimize Allah Razi Olsun Diyenler:
silverhand (04-05-2007)

Alt 04-06-2007, 23:07   #15 (permalink)
İlgili üye
 
yıldız - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Style: 0
 
yıldız isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 1.389
Thanks: 1.953
Thanked 922 Times in 539 Posts
yıldız Site üyelerince oyu 1000i geçti :)yıldız Site üyelerince oyu 1000i geçti :)yıldız Site üyelerince oyu 1000i geçti :)yıldız Site üyelerince oyu 1000i geçti :)yıldız Site üyelerince oyu 1000i geçti :)yıldız Site üyelerince oyu 1000i geçti :)yıldız Site üyelerince oyu 1000i geçti :)yıldız Site üyelerince oyu 1000i geçti :)
Rep Puanı: 221
Referrals: 0
BELED SURESİ

Rahman ve Rahim Allah'ın adıyla

4- Andolsun, Biz insanı bir zorluk içinde yarattık.

5- O, hiç kimsenin kendisine asla güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?

6- O: "Yığınla mal tüketip-yok ettim" diyor.

7- Kendisini hiç kimsenin görmediğini mi sanıyor?

8- Biz ona iki göz vermedik mi?

9- Bir dil ve iki dudak?

10- Biz ona 'iki yol-iki amaç' gösterdik.

11- Ancak o, sarp yokuşa göğüs germedi.

12- Sarp yokuşun ne olduğunu sana öğreten nedir?

13- Bir boynu çözmek (bir köleye özgürlük vermek)tir;

14- Ya da açlık gününde doyurmaktır,

15- Yakın olan bir yetimi,

16- Veya sürünen bir yoksulu.

17- Sonra iman edenlerden, sabrı birbirlerine tavsiye edenlerden, merhameti birbirlerine tavsiye edenlerden olmak.

18- İşte bunlar, sağ yanın adamlarıdır (Ashab-ı Meymene).

19- Ayetlerimizi inkar edenler ise, sol yanın adamlarıdır (Ashab-ı Meş'eme).

20- "Kapıları kilitlenmiş" bir ateş onların üzerinedir.



"10- Biz ona 'iki yol-iki amaç' gösterdik.

11- Ancak o, sarp yokuşa göğüs germedi."
__________________
[SIGPIC][/SIGPIC]http://img467.imageshack.us/img467/5...0102gq8.th.jpg
  Alıntı ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to yıldız For This Useful Post:
nurullah_01 (04-07-2007), silverhand (08-09-2007)

Alt 04-06-2007, 23:18   #16 (permalink)
Süper Kıdemli Üye
 
ÇAPANOĞLU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Style: 0
 
ÇAPANOĞLU isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 801
Thanks: 344
Thanked 876 Times in 446 Posts
ÇAPANOĞLU Dürüstlük onun göbek adıÇAPANOĞLU Dürüstlük onun göbek adıÇAPANOĞLU Dürüstlük onun göbek adıÇAPANOĞLU Dürüstlük onun göbek adı
Rep Puanı: 111
Referrals: 0
"10- Biz ona 'iki yol-iki amaç' gösterdik.

11- Ancak o, sarp yokuşa göğüs germedi.


Bu tam benlik bir konu, hemen başlayalım fikir teatilerine..



8-10. Ayetler:

Biz ona iki göz, bir dil ve iki dudak vermedik mi?
Ve Biz ona iki belirgin yolu gösterdik.


Bu ayetlerde Yüce Allah, sıkıntı içinde yarattığı insana -özellikle de kuvvet ve malı ile iftihar eden o mağrur insana- lütfettiği nimetlerden bazılarını hatırlatıp yaratılış gayesini göstermekte ve onun her hâlini Bilen olarak, yaptıklarının karşılığını vermeye gücünün olduğuna işaret etmektedir.

iki göz, bir dil ve iki dudak

Burada sayılan organlar mecazîdir. Aynı organlar hayvanlarda da olmasına rağmen, onlar Allah`ı tanıyamazlar, ahireti idrak edip inanamazlar, yani sorumluluk bilincinde değillerdir. İnsan ise gözlerini açıp çevresine baktığında gerçeğin işaretlerini görebilir ve yanlış ile doğru arasındaki farkı anlayabilir. Dili ve dudaklarıyla kişiliğini ortaya koyabilir, hissettiğini açıklayabilir. Çünkü bu organların arkasında düşünme ve anlama yeteneği vardır. Dolayısıyla bu organlardan asıl maksat "akıl ve bilgi kaynağı"dır.

Necdeyn (iki belirgin yol)

"نجد Necd" sözcüğü; "dağın tepesi, açık ve işlek yol, yüksek yer, minder, döşeme gibi oturacak yerler, ağaçsız mekân, deneyimli usta kılavuz, yiğitlik, çok terlemek, meme" gibi anlamlarda kullanılır. Burada ise pasajın genel anlamı itibariyle "necd" sözcüğünün "açık ve işlek yol (belirgin yol)" anlamını kabul etme zorunluluğu vardır. Nitekim İbn-i Abbas dışında hiçbir bilgin, bu ayetle ilgili olarak, sözcüğün "meme" dışında diğer anlamlarını dikkate alarak bir açıklama yapmamıştır.

Ayette geçen "نجدين necdeyn" sözcüğü de; "iki belirgin yol" anlamına gelir ki bu yollar; hayır ve şer; iman ve küfür, hakk ve batıl olarak isimlendirilebilen ve birbirlerinin zıddı olan iki belirgin yoldur. Rabbimizin iki yolu ifade eden bir çok sözcük içinden "necdeyn" sözcüğünü seçmesi, bu yolların sıradan iki yol olmayıp, dağın doruğu gibi çok uzaktan da görülebilen, çok belirgin iki yol olduğunu belirtmek içindir.
Bu açıklamalardan sonra ayetin takdiri şu şekilde yapılabilir: "Biz insana sadece akıl ve düşünme yeteneği vererek kendi kendine yol bulsun diye bırakmadık, aynı zamanda ona yol da gösterdik. Onun önündeki, iyilik ve kötülük, doğruluk ve sapıklık gibi birbirinden belirgin şekilde ayrılabilen iki yolu açıkladık ki, düşünerek ve iradesi ile dilediğini seçsin."

Bu iki yol Kur`an`da pek çok yerde değişik ifadelerle dile getirilmiştir:



Şems; 7-9: Nefse ve onu düzenleyene;
-ki O, ona fücurunu ve takvasını ilham etti-
onu arındıran gerçekten kurtulmuştur.

Kehf; 29: Ve de ki: "O hakk (gerçek) Rabbinizdendir. O nedenle dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin." Şüphesiz Biz zalimler için, duvarları çepeçevre onları içine almış bir ateş hazırladık. Ve eğer yağmur yağsın isterlerse, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su yağdırılır. O ne kötü bir içecektir. Dayanma / sığınma yeri olarak da ne kadar kötüdür!

Bakara; 256 : Dinde zorlama yoktur; rüşd ğayden (iman küfürden, iyi kötüden, güzel çirkinden, doğruluk sapıklıktan) iyice ayrılmıştır. O halde kim tağutu tanımayıp Allah`a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

Hud; 28: … "…Hoşlanmadığınız hâlde, zorla sizi buna mecbur mu ediyoruz?"

Kâfirun; 6: "Sizin dininiz sadece sizin için, benim dinim de sadece benim içindir."

Yunus; 99: Oysa Rabbin dileseydi, yeryüzündekilerin hepsi topluca inanırdı. Artık, inananlar olmaları için, insanları sen mi zorlayacaksın?

Teğabün; 2: O sizi yaratandır. Kiminiz kâfirdir, kiminiz mümin. Allah yaptıklarınızı görmektedir de.

Zümer; 7: Eğer inkâr ederseniz, gerçekten Allah, sizden zengindir (size muhtaç değildir). Bununla birlikte, kulları için, küfürden / inkârdan hoşnut olmaz. Eğer şükrederseniz, sizden bunu hoşnutlukla karşılar. …

Zümer; 15: "Buna rağmen siz, onun astlarından dilediğinize kulluk edin!"...

Fussılet; 40: … Dilediğinizi yapın, gerçekten O, yaptıklarınızı görendir.

İnsan; 2, 3: Doğrusu Biz insanı karışık bir nutfeden yarattık. Onu imtihan edeceğiz bu nedenle onu işitici, görücü yaptık. Kuşkusuz Biz ona yolu gösterdik; ister şükredici olsun, ister nankör.

Nahl; 9: Doğru yolu göstermek Allah`a borçtur. Çünkü yolun eğrisi de vardır. Oysa, O dileseydi, elbette, hepinize doğru yolu gösterirdi.

Secde; 13: Biz dileseydik, hiç kuşkusuz, herkese doğru yolu getirirdik. Ama tarafımdan şu söz kesinlik kazanmıştır: "Hiç kuşkusuz, cehennemi, cinn ve insten (tüm insanların bir kısmından) tamamen dolduracağım."

Maide; 48: … Eğer Allah dileseydi, sizi bir tek ümmet yapardı. Ama bu, verdikleri konusunda sizi denemek içindir. …

Nahl; 93: Allah dileseydi elbette hepinizi tek bir ümmet yapardı. Fakat Allah dilediğini saptırır ve dilediğine de hidayet verir (dileyeni saptırır dileyeni doğruya ulaştırır). Şüphesiz ki, bütün yaptıklarınızdan sorumlu tutulacaksınız / sorulacaksınız.

Yunus; 108: De ki: "Ey insanlar! Rabbinizden, elbette, size gerçek gelmiştir. Artık doğru yola giren, ancak kendisi için girmiş ve gerçekten sapan da, kendi zararına sapmıştır. Ve ben, sizin üzerinize vekil (sizden sorumlu) değilim."

İsra; 15: Kim doğru yola gelirse sırf kendi iyiliği için gelir. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. Hiçbir günahkâr başkasının günah yükünü çekmez. Biz bir peygamber göndermedikçe, azap edici değiliz.

Nahl; 36: Ant olsun ki Biz her ümmete, "Allah`a ibadet edin ve putlara tapmaktan sakının." diyen bir peygamber gönderdik. Allah, bu ümmetlerden bir kısmına hidayet etti, bir kısmına da sapıklık hakk olmuştur. Şimdi yer yüzünde bir gezip dolaşın da bakın yalanlayanların sonu nasıl olmuş?

Şûra; 20: Her kim ahiret kazancını isterse, Biz onun kazancını artırırız, her kim de dünya kazancını isterse ona da ondan veririz, ama ona ahirette hiçbir nasip yoktur.


Hud; 15,16: Her kim bu basit hayatı (dünya hayatını) ve süsünü isterse, yaptıklarının karşılığını, hiç eksiltmeden, orada tastamam veririz. Onlar orada hiçbir zarara uğratılmazlar.
İşte onlar, kendileri için, ahirette ateşten başka bir şey olmayanlardır. Sanayi ürünleri de orada boşuna gitmiştir. Bütün yaptıkları şeyler de batıldır.

İsra; 18: Her kim aceleciyi (çarçabuk geçen dünyayı) isterse, istediğimiz kimseye, dilediğimiz şeyi çabuklaştırırız. Sonra ona cehennemi hazırlarız; kınanmış ve kovulmuş olarak oraya girer.
__________________
========================================

...ve biz bu kitabı sana, herşeyin açıklayıcısı, bir yol gösterme, bir rahmet ve Müslümanlara bir müjde olarak indirdik (Nahl;89)

Şüphesiz ki bu Kur'an en doğru olana kılavuzlar...(İsra;9)

========================================
  Alıntı ile Cevapla
The Following 2 Users Say Thank You to ÇAPANOĞLU For This Useful Post:
nurullah_01 (04-07-2007), yıldız (04-06-2007)

Alt 04-06-2007, 23:24   #17 (permalink)
Süper Kıdemli Üye
 
ÇAPANOĞLU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Style: 0
 
ÇAPANOĞLU isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Oct 2006
Mesajlar: 801
Thanks: 344
Thanked 876 Times in 446 Posts
ÇAPANOĞLU Dürüstlük onun göbek adıÇAPANOĞLU Dürüstlük onun göbek adıÇAPANOĞLU Dürüstlük onun göbek adıÇAPANOĞLU Dürüstlük onun göbek adı
Rep Puanı: 111
Referrals: 0
11. Ayet:

Fakat o, Akabe`ye (o sarp yokuşa) saldırmadı.


Akabe

"عقبة Akabe" sözcüğü; "badire, sarp ve çıkılması zor olan yokuş, tehlikeli geçit" demektir.

İktiham

"اقتحام İktiham" sözcüğü; "kendisi için zor ve meşakkatli bir işe yönelmek, çetin bir işe girişmek" demektir. Nitekim Arapçada kullanılan "قحم يقحم قحوما اقتحم اقتحاما تقحّم تقحّما kahame, yekhumu, kuhumen, iktehame, iktihamen, tekahheme, tekahhumen" sözcüklerinin hepsi de, kişinin büyük işlere giriştiğini, zor görevlere teşebbüs ettiğini, zorlukları göğüslediğini ifade eder.
Pasajın söz akışından, Rabbimizin 10. ayette insana gösterdiğini söylediği iki belirgin yoldan birisinin "Akabe (zor olan, çetin yol)", diğerinin de kolay yol olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda ayet; "o kişi zor işe teşebbüs etmedi, kolay yolu tercih etti" anlamına gelir.
İki belirgin yolun birincisi olan Akabe, yükseklere gider ama bu yol zor geçitleri olan meşakkatli bir yoldur. İnsanın bu yolu aşıp yükseklere çıkabilmesi için nefsine, heveslerine ve şeytanın vesveselerine karşı mücadele vermesi gereklidir. İkinci yol ise kolaydır. İnsanın bu yola düşmesi için sıkıntıya girmesi gerekmez; kendini serbest bırakıp nefsinin bağlarını gevşetmesi yeterlidir. Böylelikle dalâlete düşen insan, kendisine gösterilen iki yoldan kolayını seçmiş olur ve kendisini uçuruma götürünceye kadar bu yolu izler.
Bu ayet, bir taraftan inançsızların pasifliğini, basitliğini vurgularken diğer taraftan da müminlere cennet yolunu göstermekte ama cennetin de bedava veya ucuz olmadığını, cennet ile insan arasındaki o sarp yokuşun aşılması gerektiğini bildirmektedir. Bu da demektir ki, insan cennete ulaşmak istiyorsa mal veya emek olarak harcadıklarını sarp yokuşu aşmak için harcamalı, kolay yolda kötü ve zararlı şeyler için harcamamalıdır.
Klâsik eserlerde "Akabe"nin; "ahiretteki yollar" olduğunu; "cennetle cehennem arasında bir yol" olduğunu; "cehennemin üstüne konulan yol" olduğunu… ileri süren nakillere yer verilmiştir. Bize göre, aşağıdaki ayetlerden de kolayca anlaşıldığı gibi "Akabe (sarp yokuş)"; Kur`an`da bizlere bildirilmiş olan Allah düşmanlarıyla (heva, ins ve cinnden şeytanlar vb) mücadele yoludur.



12. Ayet:

Ve Akabe`nin (o sarp yokuşun) ne olduğunu sana ne bildirdi?

Bu ayette hazfedilmiş (gizlenmiş, söylenmemiş) olan "اقتحام iktiham" sözcüğü ile birlikte ayetin takdiri şöyledir: "وما ادراك ما اقتحم العقبة vema edrake ma iktehamel Akabe (Akabe`ye saldırmanın ne olduğunu sana ne bildirdi?"
Bu ifade tarzı, Akabe`ye saldırmanın kimse tarafından bilinemeyeceğini değil, Akabe`ye saldırmanın önemini vurgulamaktadır. Bu görev zor ve zahmetlidir ama sonu -hem ferdî, hem de toplum olarak- mutluluktur. Yani zahmetten rahmet meydana gelecektir. Dolayısıyla başta peygamberimiz olmak üzere tüm insanlık Akabe`ye saldırmaya, zor zahmetli göreve yönlendirilmektedir.
__________________
========================================

...ve biz bu kitabı sana, herşeyin açıklayıcısı, bir yol gösterme, bir rahmet ve Müslümanlara bir müjde olarak indirdik (Nahl;89)

Şüphesiz ki bu Kur'an en doğru olana kılavuzlar...(İsra;9)

========================================
  Alıntı ile Cevapla
The Following 3 Users Say Thank You to ÇAPANOĞLU For This Useful Post:
hanif_bir_kul (04-06-2007), nurullah_01 (04-07-2007), yıldız (04-06-2007)

Alt 04-06-2007, 23:43   #18 (permalink)
İlgili üye
 
yıldız - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Style: 0
 
yıldız isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Aug 2006
Mesajlar: 1.389
Thanks: 1.953
Thanked 922 Times in 539 Posts
yıldız Site üyelerince oyu 1000i geçti :)yıldız Site üyelerince oyu 1000i geçti :)yıldız Site üyelerince oyu 1000i geçti :)yıldız Site üyelerince oyu 1000i geçti :)yıldız Site üyelerince oyu 1000i geçti :)yıldız Site üyelerince oyu 1000i geçti :)yıldız Site üyelerince oyu 1000i geçti :)yıldız Site üyelerince oyu 1000i geçti :)
Rep Puanı: 221
Referrals: 0


Ayeti bulamadım.
Borç vermek geçiyordu ama neyse.
__________________
[SIGPIC][/SIGPIC]http://img467.imageshack.us/img467/5...0102gq8.th.jpg
  Alıntı ile Cevapla

Alt 04-07-2007, 00:10   #19 (permalink)
Süper Aktif Üye
 
alptraum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Style: 0
 
alptraum isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Jan 2005
Bulunduğu yer: Aşk`dan
Memleket: Ankara
Kan Gurubu: A rh(+)
Mesajlar: 2.869
Thanks: 526
Thanked 1.934 Times in 860 Posts
alptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı birialptraum Asırı Söhretli ve itibarlı biri
Rep Puanı: 790
Referrals: 25
Alıntı:
ÇAPANOĞLU Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
"10- Biz ona 'iki yol-iki amaç' gösterdik.

11- Ancak o, sarp yokuşa göğüs germedi.


Bu tam benlik bir konu, hemen başlayalım fikir teatilerine..



8-10. Ayetler:

Biz ona iki göz, bir dil ve iki dudak vermedik mi?
Ve Biz ona iki belirgin yolu gösterdik.


Bu ayetlerde Yüce Allah, sıkıntı içinde yarattığı insana -özellikle de kuvvet ve malı ile iftihar eden o mağrur insana- lütfettiği nimetlerden bazılarını hatırlatıp yaratılış gayesini göstermekte ve onun her hâlini Bilen olarak, yaptıklarının karşılığını vermeye gücünün olduğuna işaret etmektedir.

iki göz, bir dil ve iki dudak

Burada sayılan organlar mecazîdir. Aynı organlar hayvanlarda da olmasına rağmen, onlar Allah`ı tanıyamazlar, ahireti idrak edip inanamazlar, yani sorumluluk bilincinde değillerdir. İnsan ise gözlerini açıp çevresine baktığında gerçeğin işaretlerini görebilir ve yanlış ile doğru arasındaki farkı anlayabilir. Dili ve dudaklarıyla kişiliğini ortaya koyabilir, hissettiğini açıklayabilir. Çünkü bu organların arkasında düşünme ve anlama yeteneği vardır. Dolayısıyla bu organlardan asıl maksat "akıl ve bilgi kaynağı"dır.

Necdeyn (iki belirgin yol)

"نجد Necd" sözcüğü; "dağın tepesi, açık ve işlek yol, yüksek yer, minder, döşeme gibi oturacak yerler, ağaçsız mekân, deneyimli usta kılavuz, yiğitlik, çok terlemek, meme" gibi anlamlarda kullanılır. Burada ise pasajın genel anlamı itibariyle "necd" sözcüğünün "açık ve işlek yol (belirgin yol)" anlamını kabul etme zorunluluğu vardır. Nitekim İbn-i Abbas dışında hiçbir bilgin, bu ayetle ilgili olarak, sözcüğün "meme" dışında diğer anlamlarını dikkate alarak bir açıklama yapmamıştır.

Ayette geçen "نجدين necdeyn" sözcüğü de; "iki belirgin yol" anlamına gelir ki bu yollar; hayır ve şer; iman ve küfür, hakk ve batıl olarak isimlendirilebilen ve birbirlerinin zıddı olan iki belirgin yoldur. Rabbimizin iki yolu ifade eden bir çok sözcük içinden "necdeyn" sözcüğünü seçmesi, bu yolların sıradan iki yol olmayıp, dağın doruğu gibi çok uzaktan da görülebilen, çok belirgin iki yol olduğunu belirtmek içindir.
Bu açıklamalardan sonra ayetin takdiri şu şekilde yapılabilir: "Biz insana sadece akıl ve düşünme yeteneği vererek kendi kendine yol bulsun diye bırakmadık, aynı zamanda ona yol da gösterdik. Onun önündeki, iyilik ve kötülük, doğruluk ve sapıklık gibi birbirinden belirgin şekilde ayrılabilen iki yolu açıkladık ki, düşünerek ve iradesi ile dilediğini seçsin."

Bu iki yol Kur`an`da pek çok yerde değişik ifadelerle dile getirilmiştir:



Şems; 7-9: Nefse ve onu düzenleyene;
-ki O, ona fücurunu ve takvasını ilham etti-
onu arındıran gerçekten kurtulmuştur.

Kehf; 29: Ve de ki: "O hakk (gerçek) Rabbinizdendir. O nedenle dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin." Şüphesiz Biz zalimler için, duvarları çepeçevre onları içine almış bir ateş hazırladık. Ve eğer yağmur yağsın isterlerse, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su yağdırılır. O ne kötü bir içecektir. Dayanma / sığınma yeri olarak da ne kadar kötüdür!

Bakara; 256 : Dinde zorlama yoktur; rüşd ğayden (iman küfürden, iyi kötüden, güzel çirkinden, doğruluk sapıklıktan) iyice ayrılmıştır. O halde kim tağutu tanımayıp Allah`a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

Hud; 28: … "…Hoşlanmadığınız hâlde, zorla sizi buna mecbur mu ediyoruz?"

Kâfirun; 6: "Sizin dininiz sadece sizin için, benim dinim de sadece benim içindir."

Yunus; 99: Oysa Rabbin dileseydi, yeryüzündekilerin hepsi topluca inanırdı. Artık, inananlar olmaları için, insanları sen mi zorlayacaksın?

Teğabün; 2: O sizi yaratandır. Kiminiz kâfirdir, kiminiz mümin. Allah yaptıklarınızı görmektedir de.

Zümer; 7: Eğer inkâr ederseniz, gerçekten Allah, sizden zengindir (size muhtaç değildir). Bununla birlikte, kulları için, küfürden / inkârdan hoşnut olmaz. Eğer şükrederseniz, sizden bunu hoşnutlukla karşılar. …

Zümer; 15: "Buna rağmen siz, onun astlarından dilediğinize kulluk edin!"...

Fussılet; 40: … Dilediğinizi yapın, gerçekten O, yaptıklarınızı görendir.

İnsan; 2, 3: Doğrusu Biz insanı karışık bir nutfeden yarattık. Onu imtihan edeceğiz bu nedenle onu işitici, görücü yaptık. Kuşkusuz Biz ona yolu gösterdik; ister şükredici olsun, ister nankör.

Nahl; 9: Doğru yolu göstermek Allah`a borçtur. Çünkü yolun eğrisi de vardır. Oysa, O dileseydi, elbette, hepinize doğru yolu gösterirdi.

Secde; 13: Biz dileseydik, hiç kuşkusuz, herkese doğru yolu getirirdik. Ama tarafımdan şu söz kesinlik kazanmıştır: "Hiç kuşkusuz, cehennemi, cinn ve insten (tüm insanların bir kısmından) tamamen dolduracağım."

Maide; 48: … Eğer Allah dileseydi, sizi bir tek ümmet yapardı. Ama bu, verdikleri konusunda sizi denemek içindir. …

Nahl; 93: Allah dileseydi elbette hepinizi tek bir ümmet yapardı. Fakat Allah dilediğini saptırır ve dilediğine de hidayet verir (dileyeni saptırır dileyeni doğruya ulaştırır). Şüphesiz ki, bütün yaptıklarınızdan sorumlu tutulacaksınız / sorulacaksınız.

Yunus; 108: De ki: "Ey insanlar! Rabbinizden, elbette, size gerçek gelmiştir. Artık doğru yola giren, ancak kendisi için girmiş ve gerçekten sapan da, kendi zararına sapmıştır. Ve ben, sizin üzerinize vekil (sizden sorumlu) değilim."

İsra; 15: Kim doğru yola gelirse sırf kendi iyiliği için gelir. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. Hiçbir günahkâr başkasının günah yükünü çekmez. Biz bir peygamber göndermedikçe, azap edici değiliz.

Nahl; 36: Ant olsun ki Biz her ümmete, "Allah`a ibadet edin ve putlara tapmaktan sakının." diyen bir peygamber gönderdik. Allah, bu ümmetlerden bir kısmına hidayet etti, bir kısmına da sapıklık hakk olmuştur. Şimdi yer yüzünde bir gezip dolaşın da bakın yalanlayanların sonu nasıl olmuş?

Şûra; 20: Her kim ahiret kazancını isterse, Biz onun kazancını artırırız, her kim de dünya kazancını isterse ona da ondan veririz, ama ona ahirette hiçbir nasip yoktur.


Hud; 15,16: Her kim bu basit hayatı (dünya hayatını) ve süsünü isterse, yaptıklarının karşılığını, hiç eksiltmeden, orada tastamam veririz. Onlar orada hiçbir zarara uğratılmazlar.
İşte onlar, kendileri için, ahirette ateşten başka bir şey olmayanlardır. Sanayi ürünleri de orada boşuna gitmiştir. Bütün yaptıkları şeyler de batıldır.

İsra; 18: Her kim aceleciyi (çarçabuk geçen dünyayı) isterse, istediğimiz kimseye, dilediğimiz şeyi çabuklaştırırız. Sonra ona cehennemi hazırlarız; kınanmış ve kovulmuş olarak oraya girer.
ilgincime gitti ayetlerden anlamlar cikarabilmissin tefsir yapmissin simdi senin bu yazdiklarini bir kardesim yazsa senin yazilarini 40 sayfalik kitap yapsa ve bunu sadece belli bir grup okusa senin kitaplarin okunuyor kuran unutluyor sekilde olmayacakmi merakimdan sordum kurandan nasil anlamlar cikartiyorsun yanitin samimi olursa samimi cvp vercem insallah
__________________
İmtisali cahidu fillah olubtur niyetim,
Dini islamın mücerred gayretidir gayretim.
Fazlı Hak ve hikmeti cündü ricalullah ile,
Ehl-i küfrü serteser kahreylemektir niyetim.
Embiyau evliyaya istinadım var benim,
Lütfü Haktandır hemen ümidi fethu ve nusratım.
Nefsim ve malımla nola kılsam cihanda içtihad,
Hamdülillah var gazaya sad hazaran rağbetim.
Ey Muhammed! Mucizatın Ahmedi muhtar ile,
Umarım galib ola Edayı dine devletim!
  Alıntı ile Cevapla

Alt 04-07-2007, 00:10   #20 (permalink)
Süper Aktif Üye
 
Mücahid - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)