Zurück   IslamForum Ne Olursan Ol Gel > Islamforum Turkish > Genel Islam Konular

Bu Alana Reklam Verebilirsiniz

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil

İslamda her hırsızlık yapanın eli kesilir mi?
Alt 08.06.2007, 14:30   #1 (permalink)
Üye
 
muhammedordusu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
muhammedordusu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 24.08.2006
Yaş: 21
Mesajlar: 179
Tesekkür Etti: 0
0 Kunu Icin 0 Tesekkür Aldı
muhammedordusu Sasirtici yükselisi varmuhammedordusu Sasirtici yükselisi varmuhammedordusu Sasirtici yükselisi varmuhammedordusu Sasirtici yükselisi varmuhammedordusu Sasirtici yükselisi var
Tecrübe Puanı: 5
Standart İslamda her hırsızlık yapanın eli kesilir mi?

İslam'da hırsızlığın cezası nedir ?
Bir olayın öncesi, olayın anı ve sonrası vardır. Şimdi batı tarzı yaşam düzeni ile İslami yaşam düzeninin hırsızlık olayına bakışını, olayın önce, anı ve sonrası ile kıyaslayarak karşılaştıralım:
Hırsızlık bir hastalıktır. Buna alışanlar (tıpkı evleri, milyarları olduğu halde dilenmeye devam edenler gibi...). insanlar bir kaç ay yatmakla düzelmez, aksine bu işin kıdemlilerinden cezaevlerinde ders alıp, daha bir bilenmiş olarak cezaevlerinden çıkarlar. Özellikle günümüzde cezaevlerini, kış yaklaştığında küçük bir adi suç işleyerek, kışı geçirmek için kullanan "mevsimcilerin" bulunduğunu düşünürsek, hırsızlığa karşılık cezaevlerinin caydırıcı bir unsur olmadığı görülmüş olur.
Hırsızlık cezası, hırsızlıktan caydırmalıdır. Bu nedenle kimseye torpil, adam kayırma yapmadan tüm seviye-mekandaki insanlara bu ceza uygulanmalıdır. Hz. Resul, zengin bir arabın kızı hırsızlık yapıp ta cezanın kıza uygulanmamasını isteyip, " O ileri gelen birinin kızıdır, cezayı azaltalım" talepleri ile karşılaşınca "Vallahi hırsızlık yapan kızım Fatıma bile olsa yine aynı cezayı veririm" buyururlar.
İslam hırsızlık cezasının uygulanabilmesi için, önce hırsızlığa neden olan olayları (açlık, kıtlık, işsizlik...) ortadan kaldırmayı amaçlar. Bir ülkede açlık, kıtlık, işsizlik varsa, o ülkede hırsızlığın cezası uygulanmaz. Hz. Ömer, kıtlık vakti hırsızlık cezasını yasaklamış, kendilerini aç bırakıp, hırsızlık yapmak zorunda bırakılan hizmetçilere değil, onları o hale düşüren kişiye ceza vermiştir... Halbuki batıyı esas almış düzenlerde, kişi açlık, zaruret, işsizlikten ... dolayı hırsızlık yapsa, cezasını mutlaka görür. O kişiyi o hale düşüren ortam, şartlar göz önünde bulundurulmaz. İslam ise, kişilerin asgari ihtiyaç maddelerini karşılayacak ortamı oluşturup, aç, işsiz...kimse ortada kalmadıktan sonra; toplum, genel itibarıyla derinlemesine ve geniş bir açıdan bilinçlendirilip, eğitildikten sonra, hırsızlık cezasını uygulamaya başlar.
Kısaca, hırsızlık olmadan önce, İslam gerek şartlar, gerek eğitim olarak, hırsızlığa neden olacak durumları ortadan kaldırır.
Hırsızlık olduğunda bakılır ;
  • Eğer hırsız, akıllı, ergen ise (çocuk, deli değilse)
  • Mal belli bir değerin üstünde olursa (sikkeli, halis 10 dirhemin üzerinde olursa...)
  • Mal gizlenmiş iken, evde, iş yerinde... korunan, kapalı bir yerde iken çalınmış ise,
  • Hırsızın, çaldığı malda mülkiyet hakkı yok ise,
  • Mal, kamu malı değilse,
  • Çabuk bozulan et, süt, yaş meyve,... değilse,
  • Eşi, çocuğu, babasının... malı değilse,
  • Mahkemeye başvurmadan önce, mal geri verilip tevbe edilmemiş, uslanılmamış işe,
  • İki şahit var ise veya hırsızın itirafı ile suç kesinleşmiş ise,
Tüm bu şartlar var ise ... hırsızlığın cezası uygulanır.
Batı tarzı adalet sistemine baktığımızda, hırsız çocukta olsa, mal açıkta da olsa, çalınan mal yakın akrabanın da olsa, kamunun veya belli bir değerle sınırlan-dırmadan, az bir değere ( Bir simit, ekmek,... dahil) sahipte olsa, açlık, işsizlik... o kişiyi bu duruma düşüren şartlar gözönüne alınmaksızın, o kişiye ceza verilir.
Peki verilen cezaları kıyasladığımızda İslam'ın mı cezası yoksa batı düzeni bir ceza mı caydırıcılık özelliğine sahiptir?
Hapis cezasının caydırıcı olmadığı, bir otel gibi, kış mevsimlerinin geçirildiği, hırsızlığın ihtisasının yapıldığı mekanlar olduğu ... uzmanlarca itiraf edilen bir durumdur. Hiç bir hırsız bu ortamda aldığı cezadan dolayı pişman olmaz, hırsızlığa niyet edenlerde, bu cezalardan çekinip, hırsızlıktan vazgeçmez. İslam ise verdiği ceza ile hırsızlıktan insanları caydırır. Hele hele, o insan aç, işsiz... değil ise, böyle bir cezayı göze alıp hırsızlığa niyet etmez.
Bir insan düşünelim. Bir emeklinin yeni aldığı 20-30 senelik çalışmasının karşılığı olan parayı, emekli ikramiyesini; aç, işsiz olmadığı halde, kısa yoldan köşeyi dönmek için çalmak amacıyla planlar yapıyor olsun. Bu düşünceler içinde yürürken bir kalabalık dikkatini çekse, yaklaşsa o kalabalığa ve sorsa " ne oluyor?". " Bir hırsıza had cezası uygulanıyor" cevabını alsa ve şu manzarayı seyretse: Bir hırsızın eli kesilmek üzeridir... ve kesilir... Acaba bu hırsız adayı, yaptığı planları mı yoksa niyetini mi yeniden gözden geçirir. Sağ koluna bakıp, aç olmadığı, işsiz gez-mediği hayatını, aldığı İslami eğitimi, şartları... düşünüp, hırsızlık niyetinden vazgeçmez mi acaba ?...
Özetle, İslam gerek eğitim, gerek emirler ( dayanışma, yardımlaşma, zekat, komşu hakları, kul hakkı...), gerekse açlık, kıtlık, işsizlik ... şartlarını göz önüne alıp, hırsızlığın olmayacağı bir ortamı hazırlamaya çalışır. Yine hırsızlık olursa, belli şartları arar ( gizlenmiş, belli bir değerin üstünde, şahit...), tüm bunlar varsa, o adi hastalığın yayılmasına engel olacak, en katı ve caydırıcı cezayı verir ki, insanlar niyetleri bazında bile olsa, böyle bir şeye tenezzül etmesin.
Batı tarzı cezalandırmada ise, kişiyi hırsızlığa sürükleyen şartlara, olayın nedenlerine ve hırsızlığın olduğu andaki şartlara bakılmaksızın, asıl suçlular aranmadan, hırsıza bir ceza verilir ve bu cezada genellikle caydırıcı olmaktan uzaktır.
Namuslu, iffetli, helal kazanç, temiz bir ahlak, tatmin olmuş bir kalp ve müreffeh, huzur dolu bir ruh hali, birbirini seven koruyan, dayanışma içinde yaşayan bir toplum... ve huzurun olmadığı, harama bulaşmış, kan, rüşvet, hırsızlık, intihar ve bunalım içinde, cinnet olma noktasına gelmiş, ahlaksız, homo-lezbiyen bir toplum... Aza kanaat, çoğa helal ile ulaşmaya çalışanlar topluluğu ve elindeki ile yetinmeyip daima daha fazlasına, gayri ahlaki, her türlü yol ile ulaşmaya çalışan, dünyasını hırs bürümüş, ahireti bedbaht olmuş insanlar topluluğu...
Biri İslam, diğeri gayri İslam yaşam tarzı... Biri cennete, diğeri cehenneme götürüyor. Seçim ise bizim...

www.islamustundur.com
__________________
BU DAVA ÇOK BÜYÜKTÜR,EN İYİLERİMİZİ FEDA ETMEK GEREK...(Ş.REHBER)
  Alıntı ile Cevapla

Alt 08.06.2007, 19:23   #2 (permalink)
Tercübeli Üye
 
metin mete - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
metin mete isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 28.12.2005
Bulunduğu yer: Gurbet,daimi gurbetin icinde gurbet
Yaş: 45
Mesajlar: 3.074
Tesekkür Etti: 131
163 Kunu Icin 297 Tesekkür Aldı
metin mete Gelecegin keskin Zekasımetin mete Gelecegin keskin Zekasımetin mete Gelecegin keskin Zekasımetin mete Gelecegin keskin Zekasımetin mete Gelecegin keskin Zekasımetin mete Gelecegin keskin Zekasımetin mete Gelecegin keskin Zekasımetin mete Gelecegin keskin Zekasımetin mete Gelecegin keskin Zekasımetin mete Gelecegin keskin Zekasımetin mete Gelecegin keskin Zekası
Tecrübe Puanı: 25
Standart

Arapça bir çok kavram esnek olduğu için bir çok anlama geliyor.
Örneğin daraba kelimesi
daraba; vurmak
daraba;uzaklaştırmak
daraba;misal vermek
Ayetn siyak ve sibakını ve kuranın bütüünlüğünüde devre dışı bırakarak bir ayetteki daraba kelimesini vurmak diye alırsak bu bizi yanıltır.Bu takdirde kadınları dövmeyi din sayan cahiliye mantıığını farkında olmadan nisa 34 te kurana sokmuş oluruz
Öyle hemen el keselim demekle bu iş bitmiyor
yumurta çalanla banka soyana aynı cezamı uygulanacak. O takdirde bu adaletsizlik olmaz mı ? Hatta ihtiyacı için ekmek çalanlar ne olacak
Bir kere çaldı 1 elini kestik. İkinci kere çalarsa ikinci elinimi keseceğiz.Üçüncüde dördüncüde ne olacak ayaklarını mı kesecez ?
Varsayalım ki adamın elini kestik. Peki bu adam ailesine nasıl bakacak.Devlet mi bunun ailesini geçimini sağlayacak.Bu takdirde devlete gereksiz yere külfet gelmiş olmazmı.Ayrıca ben o kadar tembel adam biliyorum ki sırf çaılşammak için elinin kesilmesine bile razı olur Nasıl olsa devlet bana bakacak diye.
Niçin ayette bu ayrıntılar yok.
Hiç kimse kusura bakmasın ama bu ayrıntılarıda biz belirleriz diyemez. Niye diyemez.Zira Allah teala buna fırsat vermiyor.
Bakara 178 Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında üzerinize kısas yazılmıştır. Hür kişiye karşılık hür, köleye karşılık köle, dişiye karşılık dişi... Kim kardeşi tarafından herhangi bir şekilde affa uğrarsa, bu durumda örfe göre ve affedene en güzel biçimde bir ödeme yapmak gerekir. İşte bu, Rabbinizden size bir hafifletme ve bir rahmettir. Kim bundan sonra azgınlık ve düşmanlık ederse onun için korkunç bir azap vardır.
Nur 2- Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz sopa vurun; Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah dini(ni tatbik) hususunda sizi sakın acıma duygusu kaplamasın! Müminlerden bir grup da onlara uygulanan azaba şahit olsun.
Şimdi düşünelim ? El koparmak 100 değnekten daha az bir azab mı ?Madem el koparmak uygulanacaksa neden aynı nur 2 de olduğu gibi milletin ortasında uygulanması istenmiyor. Niçin Allah acıyacağınız tutmasın demiyor
Ayetin devamını nereye koyacağız
39- Kim yaptığı haksızlıktan sonra tevbe eder, halini düzeltirse, şüphesiz Allah, onun tevbesini kabul eder. Çünkü Allah bağışlayan, merhamet edendir.
Adamın elini kestik attık. Tevbe etme şansımı kaldı ?
Kuran'da yed kelimesini incelersek bunun maddi gücü simgelediğini görebiliriz. Hem de yine beşinci surede:
05:64 Bir de Yahudiler: "Allah'ın eli ( YEDÜLLAHİ ) bağlıdır." dediler ve dedikleri yüzünden elleri bağlandı ve la'netlendiler. Hayır, O'nun iki eli de açıktır, dilediği gibi nimet veriyor. Andolsun ki, sana Rabbinden indirilenler, onlardan birçoğunun azgınlığını küfrünü artıracaktır. Bununla birlikte, aralarına kıyamete kadar sürecek olan bir düşmanlık ve kin bıraktık. Her ne zaman savaş için bir ateş tutuşturdularsa, Allah onu söndürdü. Onlar yeryüzünde bozgunculuk için koşarlar; Allah ise bozguncuları sevmez.
Ellerin açık olması cömert olmak demektir. Ellerini kesin hükmü de birçok anlam içerebilir: hırsızların çalmasını engelleyin, çaldıklarından harcayın veya çaldıklarını iade edin.
Tebbet yeda ebiy lehebiv ve tebb
111:01 MALİ GÜCÜ YOK OLSUN Ebru Leheb'in; zaten YOK OLDU!
111:02 Ne MALI kurtardı onu ne de KAZANDIĞI.

تب (tebbe) : kesmek, kısaltmak; yok olmak; kaybolmak.
Yok olan da Ebu Leheb'in eli değil mali gücüdür.
5:38 ayetinde Diyanet'in çevirdiği gibi ibret kelimesi geçmemektedir. Bazı çevirmenlerin de kelepçek olarak çevirdiği "nekale" kelimesi "örnek" anlamına gelir. Kuran'da bir ayette daha geçer:
Fe cealnaha nekalel li ma beyne yedeyha ve ma halfeha ve mev'ızatel lil müttekıyn
02:66 Biz bunu, hadiseyi bizzat görenlere ve sonradan gelenlere bir ibret dersi, müttakîler için de bir öğüt vesilesi kıldık.

Ceza kelimesi ise bir şey karşılığında yapılan BENZER karşılıklar için kullanılır. Ödül, ceza, karşılık anlamlarına gelir.
fe in kateluküm (SİZİNLE SAVAŞIRLARSA / SİZİ ÖLDÜRÜRLERSE) faktüluhüm (ONLARLA SAVAŞIN / ONLARI ÖLDÜRÜN) * kezalike ceazül kafirın
02:191 Eğer onlar size karşı savaş açarlarsa siz de onlara savaş açın. İşte kâfirlerin CEZASI böyledir.

Vellezıne kesebüs seyyiati cezaü seyyietim bi misliha
10:27 KÖTÜLÜK YAPANLARA GELİNCE, KÖTÜLÜĞÜN CEZASI MİSLİ İLEDİR. Onları zillet kaplayacaktır. Onları Allah'a karşı koruyacak hiç kimse yoktur. Onların yüzleri sanki karanlık geceden bir parçaya bürünmüştür. İşte onlar da cehennem ehlidir. Onlar orada ebedî kalacaklardır.

Ve cezaü seyyietin seyyietüm mislüha
42:40 BİR KÖTÜLÜĞÜN CEZASI, ONA DENK BİR KÖTÜLÜKTÜR. Kim bağışlar ve barışı sağlarsa, onun mükâfatı Allah'a aittir. Doğrusu O, zalimleri sevmez.

مٿل (mislun) : benzerlik; benzer, benzeş; müşabih, birbirine yakın; benzerlik; eşit, musavi.
5.38inci ayette yapılan suça karşılık olarak hırsızın mali gücünü keseceğiz. Hırsızlık el kesiminin cezası olamaz çünkü bunlar birbirine denk değil. El kol kesmek 42:40 ve 10:27 ayetlerini dikkate almamaktır.


Aslında Kuran'da örnek bir hırsızlık hadisesi de geçmiş, bakalım cezası neymiş:
12:74 (Yusuf'un adamları) dediler ki: Peki, siz yalancıysanız bunun (HIRSIZLIĞIN) cezası nedir?
12:75 "Onun cezası, kayıp eşya, kimin yükünde bulunursa işte o, onun cezasıdır. Biz zalimleri böyle cezalandırırız" dediler.

Bu kıssalar Kuran'a boş yere konulmamıştır:
12:07 Andolsun ki Yusuf ve kardeşlerinde, (almak) isteyenler için ibretler vardır.
12:111 Andolsun onların kıssalarında akıl sahipleri için pek çok ibretler vardır.



Sanirim bir önceki soruyun cevabida var.
__________________
Ma ene Min`el Müsrikin

Nebiye atf ile binlerce herze uydurdun.
Yıktın da dini mübini yeni bir din kurdun.

Doğrudan doğruya Kuran'dan alarak ilhamı.
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam'ı
.

Mahyaye ve Memati Lillah..


Hanife Müslimen...
  Alıntı ile Cevapla

Alt 08.06.2007, 19:34   #3 (permalink)
Tercübeli Üye
 
metin mete - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
metin mete isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 28.12.2005
Bulunduğu yer: Gurbet,daimi gurbetin icinde gurbet
Yaş: 45
Mesajlar: 3.074
Tesekkür Etti: 131
163 Kunu Icin 297 Tesekkür Aldı
metin mete Gelecegin keskin Zekasımetin mete Gelecegin keskin Zekasımetin mete Gelecegin keskin Zekasımetin mete Gelecegin keskin Zekasımetin mete Gelecegin keskin Zekasımetin mete Gelecegin keskin Zekasımetin mete Gelecegin keskin Zekasımetin mete Gelecegin keskin Zekasımetin mete Gelecegin keskin Zekasımetin mete Gelecegin keskin Zekasımetin mete Gelecegin keskin Zekası
Tecrübe Puanı: 25
Standart

KURANDA KA TA A KAVRAMI

Bakara 27 الذين ينقضون عهد الله من بعد ميثاقه ويقطعون ما أمر الله به أن يوصل ويفسدون في الأرض أولئك هم الخاسرون
27- Onlar ki, söz verip andlaştıktan sonra Allah'a verdikleri sözü bozarlar. Allah'ın birleştirmesini emrettiği( anlaşmayı) keserler ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlar. İşte zarara uğrayanlar onlardır.

Bakara 166 إذ تبرأ الذين اتبعوا من الذين اتبعوا ورأوا العذاب وتقطعت بهم الأسباب
166- O zaman kendilerine uyulan kimseler, azabı görerek kendilerine uyanlardan kaçıp uzaklaşmışlar ve aralarındaki bütün bağlar kopmuştur.

Al-i Imran 127 ليقطع طرفا من الذين كفروا أو يكبتهم فينقلبوا خائبين
127- (Allah bu yardımı) inkâr edenlerden bir kısmını kessin veya perişan etsin de umutsuz olarak dönüp gitsinler (diye yaptı).

Maide 33 إنما جزاء الذين يحاربون الله ورسوله ويسعون في الأرض فسادا أن يقتلوا أو يصلبوا أو تقطع أيديهم وأرجلهم من خلاف أو ينفوا من الأرض ذلك لهم خزي في الدنياول 07;م في الآخرة عذاب عظيم
33- Allah ve Resulüne karşı savaşan ve yeryüzünde fesat çıkarmaya çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri veya asılmaları yahut ayak ve ellerinin çaprazlama kesilmesi, ya da yeryüzünde başka bir yere sürgün edilmeleridir. Bu, dünyada onlar için bir zillettir. Ahirette ise onlar için büyük bir azab vardır.

Maide 38 والسارق والسارقة فاقطعوا أيديهما جزاء بما كسبا نكالا من الله والله عزيز حكيم
38- Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık Allah'dan bir ceza olarak ellerini kesin. Allah daima üstündür, hikmet sahibidir.

Enam 45 فقطع دابر القوم الذين ظلموا والحمد لله رب العالمين
45- Böylece zulmeden kavmin kökü kesildi. Âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamdolsun.

Enam 94 ولقد جئتمونا فرادى كما خلقناكم أول مرة وتركتم ما خولناكم وراء ظهوركم وما نرى معكم شفعاءكم الذين زعمتم أنهم فيكم شركاء لقد تقطع بينكم وضل عنكم ما كنتم تزعمون

94- Bugün, sizi ilk defa yarattığımız zamanki gibi yapayalnız huzurumuza geldiniz, size verdiğimiz herşeyi arkanızda bıraktınız. Allah'ın size göre ortağı olduklarını iddia ederek yardımlarına, şefaatlarına güvendiğiniz ortakları yanınızda görmüyoruz. Aranızdaki bütün bağlar artık kesilmiş, güvendiklerinizin hepsi kaybolup gitmiştir.

Araf 72 فأنجيناه والذين معه برحمة منا وقطعنا دابر الذين كذبوا بآياتنا وما كانوا مؤمنين
72- Onu ve onunla beraber olanları rahmetimizle kurtardık ve âyetlerimizi yalanlayıp da iman etmeyenlerin kökünü kestik.
Araf 124 لأقطعن أيديكم وأرجلكم من خلاف ثم لأصلبنكم أجمعين
124- "Ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim, sonra da bilin ki, sizi astıracağım

Araf 160 وقطعناهم اثنتي عشرة أسباطا أمما وأوحينا إلى موسى إذ استسقاه قومه أن اضرب بعصاك الحجر فانبجست منه اثنتا عشرة عينا قد علم كل أناس مشربهم وظللنا عليهم الغمام وأنزلنا عليهم المن والسلوى كلوا من طيبات ما رزقناكم وما ظلمونا ولكن كانوا أنفسهم يظلمون
160- Biz onları oniki kabileye ayırdık. Ve kavmi kendisinden su istediği zaman Musa'ya, elindeki asâ ile taşa vur, diye vahyettik, vurunca hemen o taştan oniki pınar akmaya başladı. Halkın her biri su alacağı yeri iyice öğrendi. Bulutu da üzerlerine gönderdik, gölgeledik. Onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Size rızık olarak ihsan ettiğimiz nimetlerin temizinden yiyiniz, dedik. Onlar zulmü bize yapmadılar, lakin kendi kendilerine zulmediyorlardı.

Enfal 7 وإذ يعدكم الله إحدى الطائفتي 06; أنها لكم وتودون أن غير ذات الشوكة تكون لكم ويريد الله أن يحق الحق بكلماته ويقطع دابر
7. İşte o zaman Allah size iki taifeden (kervan veya kureyş ordusundan) birini vaad ediyordu ki, sizin olacaktı. Siz ise arzu ediyordunuz ki, şanı ve şerefi olmayan şey (kervan) sizin olsun. Halbuki Allah, âyetleriyle hakkı yerine oturtmak ve kâfirlerin arkasını kesmek istiyordu.

Tevbe 110 لا يزال بنيانهم الذي بنوا ريبة في قلوبهم إلا أن تقطع قلوبهم والله عليم حكيم
110- Onların kurmuş oldukları bu türlü binalar, kalpleri parça parça olmadıkça, kalblerinde bir nifak düğümü olup kalacaktır. Allah, alîmdir, hakîmdir

Ynus 27 والذين كسبوا السيئات جزاء سيئة بمثلها وترهقهم ذلة ما لهم من الله من عاصم كأنما أغشيت وجوههم قطعا من الليل مظلما أولئك أصحاب النار هم فيها خالدون
27- Kötülük kazanmış olanlara gelince, kötülüğün cezası, misli kadardır. Ve onları bir aşağılık ve eziklik kaplar. Onlar için Allah'dan başka hiçbir kurtarıcı yoktur. Yüzleri karanlık geceden bir parçaya bürünmüş gibidir. İşte onlar cehennem ehlidir. Orada ebedî kalacaklardır.

Hud 81 قالوا يالوط إنا رسل ربك لن يصلوا إليك فأسر بأهلك بقطع من الليل ولا يلتفت منكم أحد إلا امرأتك إنه مصيبها ما أصابهم إن موعدهم الصبح أليس الصبح بقريب
81- Melekler dediler: "Ey Lut! Şundan emin ol ki, biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla zarar veremezler. Sen, gecenin bir kısmı olunca ailenle birlikte hemen buradan çık git. İçinizden hiç kimse geri kalmasın, eşin başka. Çünkü ona da onlara gelecek olan musibet gelecektir. Haberin olsun, helâk zamanları sabah vaktidir. Zaten sabah yakın değil mi?"
Yusuf 31 فلما سمعت بمكرهن أرسلت إليهن وأعتدت لهن متكأ وءاتت كل واحدة منهن سكينا وقالت اخرج عليهن فلما رأينه أكبرنه وقطعن أيديهن وقلن حاش لله ما هذا بشرا إن هذا إلا ملك كريم
31. Azizin karısı, onların gizliden gizliye dedikodu yaydıklarını işitince, onlara davetçi gönderdi ve onlara mükellef bir sofra hazırladı. Her birine bir bıçak verdi, beri taraftan da Yusuf'a "çık karşılarına" dedi. Görür görmez hepsi onu gözlerinde çok büyüttüler ve ellerini kestiler. Dediler ki: "Hâşâ! Allah için, bu bir insan değil, olsa olsa yüce bir melektir."
Rad 4 وفي الأرض قطع متجاورات وجنات من أعناب وزرع ونخيل صنوان وغير صنوان يسقى بماء واحد ونفضل بعضها على بعض في الأكل إن في ذلك لآيات لقوم يعقلون
4. Yeryüzünde birbirine komşu kıtalar vardır. Üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar vardır ki, hepsi bir tek su ile sulanır. Halbuki meyvelerinde birini öbürüne üstün kılıyoruz. Aklı eren bir kavim için bunda muhakkak ibretler vardır
Rad 25 والذين ينقضون عهد الله من بعد ميثاقه ويقطعون ما أمر الله به أن يوصل ويفسدون في الأرض أولئك لهم اللعنة ولهم سوء الدار
25. Allah'ın ahdini misak ile belgeledikten sonra bozanlar ve Allah'ın birleştirilmesini emrettiği bağlantıları koparanlar ve yeryüzünü bozguna verenler varya, işte lanet olsun onlara! Ve yurdun kötüsü de onlaradır.

Rad 31 ولو أن قرءانا سيرت به الجبال أو قطعت به الأرض أو كلم به الموتى بل لله الأمر جميعا أفلم ييئس الذين ءامنوا أن لو يشاء الله لهدى الناس جميعا ولا يزال الذين كفروا تصيبهم بما صنعوا قارعة أو تحل قريبا من دارهم حتى يأتي وعد الله إن الله لا يخلف الميعاد
31. Bir Kur'ân ki, onunla dağlar yürütülse veya onunla yer parçalansa veya onunla ölüler konuşturulsa (inkarcılar yinede inanmaz). Fakat emir bütünüyle Allah'ındır. İman edenler, kâfirlerden ümit kesip daha anlamadılar mı ki, Allah dileseydi, elbette insanların hepsine toptan hidayet buyururdu. O küfürde direnenlerin kendi sanatlarıyla başlarına musibet inip duracak, ya da yurtlarının yakınına konacak. Nihayet Allah'ın vaadi gelecek. Muhakkak ki, Allah vaad ettiği zamanı şaşırmaz.

Hicr 65 فأسر بأهلك بقطع من الليل واتبع أدبارهم ولا يلتفت منكم أحد وامضوا حيث تؤمرون
65- "Gecenin bir bölümünde aileni yola çıkar, sen de arkalarından yürü ve sizden kimse ardına bakmasın; istenen yere gidin."

Enbiya 93 وتقطعوا أمرهم بينهم كل إلينا راجعون
93- Ama insanlar din konusunda aralarında bölüklere ayrıldılar ama, hepsi bize döneceklerdir

Hac 15 من كان يظن أن لن ينصره الله في الدنيا والآخرة فليمدد بسبب إلى السماء ثم ليقطع فلينظر هل يذهبن كيده ما يغيظ
15- Allah'ın ona dünyada ve ahirette yardım etmeyeceğini sanan kimse hemen yukarıya bir ip uzatsın, sonra nefesini kessinde baksın bu hilesi kendisini öfkelendiren şeyi giderecek mi?
Hac 19 هذان خصمان اختصموا في ربهم فالذين كفروا قطعت لهم ثياب من نار يصب من فوق رءوسهم الحميم
19- Şu ikisi Rableri hakkında tartışmaya girmiş iki hasımdır. kafirler için ateş parçalarından elbiseler vardır. Başlarının üstünden kaynar su dökülür

Müminun 53 فتقطعوا أمرهم بينهم زبرا كل حزب بما لديهم فرحون
:53. Ne var ki insanlar kendilerine emredileni aralarinda parça parça böldüler. Her gurup kendilerinde bulunan ile sevinip böbürlenmektedirler

Ankebut 29 أئنكم لتأتون الرجال وتقطعون السبيل وتأتون في ناديكم المنكر فما كان جواب قومه إلا أن قالوا ائتنا بعذاب الله إن كنت من الصادقين
29 siz, ille de erkeklere yaklaşacak, yol kesecek ve toplantılarınızda edepsizlik yapacak mısınız?" Kavminin cevabı ise, şöyle demelerinden ibaret oldu: "Doğru söyleyenlerden isen Allah'ın azabını getir bize!"

Muhammed 15 مثل الجنة التي وعد المتقون فيها أنهار من ماء غير ءاسن وأنهار من لبن لم يتغير طعمه وأنهار من خمر لذة للشاربين وأنهار من عسل مصفى ولهم فيها من كل الثمرات ومغفرة من ربهم كمن هو خالد في النار وسقوا ماء حميما فقطع أمعاءهم
15- Kötülükten sakınanlara vaad edilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan temiz sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır.Onlar için cennette her çeşit meyve ve Rablerinden bir bağışlanma vardır. Bunların durumu, ateşte ebedî olarak kalacak olan ve bağırsaklarını parçalayacak kaynar su içirilen kimsenin durumu gibi olur mu?

Muhammed 22 فهل عسيتم إن توليتم أن تفسدوا في الأرض وتقطعوا أرحامكم
22- Demek siz iş başına gelecek olursanız yeryüzünde bozgunculuk çıkaracaksınız ve akrabalık bağlarınızı koparacaksınız öyle mi?

Hasr 5 ما قطعتم من لينة أو تركتموها قائمة على أصولها فبإذن الله وليخزي الفاسقين
5. Hurma ağaçlarından her hangi bir şey kesmeniz veya kökleri üzerinde bırakmanız hep Allah'ın izniyle ve O'nun, yoldan çıkanları cezalandırması içindir

Hakka 46 ثم لقطعنا منه الوتين
46- Sonra da onun şah damarını keser atardık
Görüldüğü gibi kataa kavramı organ kesme dışında da bir çok anlama geliyor.
İlişkileri kesmek
Yapılan anlaşmayı bozmak
parça, bölüm
Uzaklaşma
__________________
Ma ene Min`el Müsrikin

Nebiye atf ile binlerce herze uydurdun.
Yıktın da dini mübini yeni bir din kurdun.

Doğrudan doğruya Kuran'dan alarak ilhamı.
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam'ı
.

Mahyaye ve Memati Lillah..


Hanife Müslimen...
  Alıntı ile Cevapla

Alt 08.06.2007, 21:06   #4 (permalink)
Tercübeli Üye
 
Duha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Duha isimli Üye şuanda online konumundadır
Üyelik tarihi: 12.12.2006
Yaş: 37
Mesajlar: 2.139
Tesekkür Etti: 170
177 Kunu Icin 284 Tesekkür Aldı
Duha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin ZekasıDuha Gelecegin keskin Zekası
Tecrübe Puanı: 20
Standart

Metin Mete Abi "kata" kelimesi "birinin gücünü yok etmek" anlamına gelir. Birinin gücünü yok etmek gücünü aldığı kaynağı kesmektir. Bir zalim ne ile güçlü ise "kata" kelimesi onu gösterir. Zalim, para gücü ile zulm ediyorsa parasal gücünü kesmek akıllıca olanadır. Silah ile seyyiat işlemişe silah gücü kesilir.
Hırsızlık ise el ile ve ayaklarla yapılan bir ameldir. Gücünü el ve ayaklardan alır. Hali ile Arapça kaidesine göre "kata" kelimesi fiilin mahiyetine göre anlam kazanır.
Seyyiat hangi güç ile işlenmişse o güç kesilir. Hırsızlık fiilinde "kata" kelimesinin dediğin gibi hırsızlık maddi gücü simgelemez. Bilakis maddi gücü olmayan hırsızlık yapar. Eğer çalarak zenginleşmise o mal onun değildir ki cezası malını iade olsun. Hırsızlığa daha çok kapı açacaktır. Hürriyetine el koymakta kafi değildir.
Adalet namı altındaki hapis cezası , yalnız kuruntuya sebep olur. Çünkü biri hırsızlığa niyet ettiği vakit, millet, vatan faydası ve menfaati hesabına cezaya çarpılmak kuruntusu gelir. Yahut insanlar eğer bilseler ona kötü gözle bakacaklar diye ikirciklenir.. Eğer yaptığı hırsızlık ortaya çıksa, devlet de onu hapsetmek ihtimali hatırına geliyor. O vakit yalnız kuruntu hissi küçük bir endişe verir. Cüzzi bir korku hisseder. Halbuki nefis ve hissinden çıkan (hususan ihtiyacı da varsa) kuvvetli bir meyil galib gelir. Daha o fenalıktan vazgeçmek için o cezanız fayda vermez.

Bir hırsız elini başkasının malına uzattığı dakikada el kesmenin icrasını aklına getirir. Arş-ı İlahiden nazil olan emir hatırına gelir. İmanın özelliği ile, kalbin kulağıyla, Kur'an'dn gelen ve hırsız elinin idamına hükmeden "Hırsız erkeğin ve hırsız kadının da elini kesin." ayetini hissedip işitir gibi İman ve itikadı heyecana ve yüksek duyguları harekete gelir. Ruhun etrafından, vicdanın derin yerlerinden, o hırsızlık meyline hücum gibi bir ruh haline bürünür. Nefis ve hevesten gelen meyil parçalanır, çekilir. Git gide, o meyil bütün bütün kesilir. Çünkü, yalnız boş bir kuruntu ve fikir değil, belki manevi hisleri (akıl, kalb ve vicdan) birden o hisse, o hevese, hücum eder. El kesilmesini hatırlama ile ulvi bir önleme ve vicdani bir yasakçı o hissin karşısına çıkar, susturur.
"Evet, iman, kalbde, kafada daimi bir manevi yasakçı bıraktığından, fena meyiler histen, nefisten çıktıkça 'yasaktır' der, kovar, kaçırır.
"Evet, insanın fiilleri kalbin, hissin meyillerinden çıkar. O meyletme, ruhun araştırmalarından ve ihtiyaclarından gelir. Ruh ise, İman nuru ile harekete gelir. Hayır ise yapar, şer ise kendini çekmeye çalışır. Daha kör hisler onu yanlış yola sevk edip mağlup etmez.
Özetle: El kesme ve ceza, emr-i İlahi ve adalet-i Rabbaniye namına icra edildiği vakit, hem ruh, hem akıl, hem vicdan, hem insaniyetin mahiyetindeki duygular etkilenir ve alakadar olurlar. İşte bu mana içindir ki, elli senede bir ceza, senin savunduğun her gün farklı ve eziyetli hapisten daha çok hırsızlığın engellenmesine fayda veriyor. Zaten amaç caydırmaktır. Ceza vermek değil. Eskilere bakıldığında el kesme cezasının ne kadar az ifa edildiği görülür. Bunula beraber hırsızlık olaylarıda azdır.

Bu manada şöyle bir şey de akla gelebilir. Hırsızlık meyli iman zaafından gelir. Nefs o kişide fazlası ile galib gelir. Gücünü nefsin oyunundan alan kör bir cesaret ile hapis cezası ona korku vermez. Halkın kötü bakışı -ihityacı da çoksa, kalbi bütün bütün bozuldu ise- öneminde söner. Özellikle bir çete tarafından zorlanıyorsa... İşte bu noktda "kata" kelimesi devreye girer. Hırsız hırsızlık meyline girmek için gücünü nerden alıyorsa o gücü kesmek gerekir. O da yukarda izah olunduğu gibi "el kesmek" ile mümkün olur. Hırsızın hırsılık yapma cesareti için gücünü aldığı bütün yolları keser. İmanı zaafa uğrayan adam imanı hatırlatır. Nefsin gücüne elinden alır kalbe verir.

El kesmek İslam'ın bir emridir.

Muhabbetle
__________________
Sakın, sakın, sakın! Çabuk, bu şimdiye kadar demir gibi kuvvetli tesanüdünüzü tamir ediniz.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 08.06.2007, 22:10   #5 (permalink)
Tercübeli Üye
 
ÇAPANOĞLU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
ÇAPANOĞLU isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 08.10.2006
Mesajlar: 811
Tesekkür Etti: 0
1 Kunu Icin 1 Tesekkür Aldı
ÇAPANOĞLU Dürüstlük onun göbek adıÇAPANOĞLU Dürüstlük onun göbek adıÇAPANOĞLU Dürüstlük onun göbek adıÇAPANOĞLU Dürüstlük onun göbek adıÇAPANOĞLU Dürüstlük onun göbek adıÇAPANOĞLU Dürüstlük onun göbek adıÇAPANOĞLU Dürüstlük onun göbek adıÇAPANOĞLU Dürüstlük onun göbek adı
Tecrübe Puanı: 6
Standart

Duhacım, el kesmek demeyelim de elini kesmek diyelim şuna,
Biliyorsun ki islamın ana fikri irade ve imtihandır,
sen kişinin elinden iradesini ve imtihanını (ki elini kestiğin zaman birkez daha helal-haram işleme fiilini gerçekleştiremeyeceği için o insanı direkt melekleştirmek demektir, Allah kulundan melekleşmeyi istemez, bu imtihanı ortadan kaldırır çünki)
Şimdi,
Olaya birde şöyle bakalım,
Hiç sevmediğiniz ve size devamlı zararı dokunan biri size geliyor, siz buna çare arıyorsunuz, ben de dedimki, bir vesile ile o adamın ayağını kes..
Gidip testere bıçakla adamın ayağını kesecek değilsiniz herhalde, burada kes kelimesi mecasidir..
Öyleyse, hırsızlık yapan birinin elini kesmek.. Ona o işten el çektirmek.. Bazı yaptırımlar uygulayarak ve onun hırsızlık yapmayacağı bir ortamı hazırlayarak, o insanı da hırsızlık yapmayacak bir karaktere ulaştırarak, hırsızlıktan elini kesmek mi mantıklı ve vahye uygundur, yoksa, bir insanı milletin gözünde devamlı hırsız gösterecek elini kesme damgasıyla halkın arasında dolaştırmak mı?
Zina yapan birini bile hapsederken ve tövbeye getirip, Allah'ın göstereceği bir yol ile onu affederken..
Hırsızın elinin kesip onu irade ve imtihandan muaf hale getirmek..
Hele hele dünyanın küçük bir köy haline geldiği ve islam düşmanlarının açığımızı aradığı bir çağda bu uygulama ile hem kafire koz verip ve hem de islamı kan akıtan bir din olarak lanse edip, islama ilgi duyanları bu şekilde korkutmak..
İnanın hiçte hak gibi durmuyor..
__________________
========================================

...ve biz bu kitabı sana, herşeyin açıklayıcısı, bir yol gösterme, bir rahmet ve Müslümanlara bir müjde olarak indirdik (Nahl;89)

Şüphesiz ki bu Kur'an en doğru olana kılavuzlar...(İsra;9)

========================================
  Alıntı ile Cevapla

Alt 08.06.2007, 22:31   #6 (permalink)
Tercübeli Üye
 
yıldız - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
yıldız isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 22.08.2006
Mesajlar: 1.385
Tesekkür Etti: 0
2 Kunu Icin 1 Tesekkür Aldı
yıldız Site üyelerince oyu 1000i geçti :)yıldız Site üyelerince oyu 1000i geçti :)yıldız Site üyelerince oyu 1000i geçti :)yıldız Site üyelerince oyu 1000i geçti :)yıldız Site üyelerince oyu 1000i geçti :)yıldız Site üyelerince oyu 1000i geçti :)yıldız Site üyelerince oyu 1000i geçti :)yıldız Site üyelerince oyu 1000i geçti :)yıldız Site üyelerince oyu 1000i geçti :)yıldız Site üyelerince oyu 1000i geçti :)yıldız Site üyelerince oyu 1000i geçti :)
Tecrübe Puanı: 14
Standart

Alıntı:
ÇAPANOĞLU Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Duhacım, el kesmek demeyelim de elini kesmek diyelim şuna,
Biliyorsun ki islamın ana fikri irade ve imtihandır,
sen kişinin elinden iradesini ve imtihanını (ki elini kestiğin zaman birkez daha helal-haram işleme fiilini gerçekleştiremeyeceği için o insanı direkt melekleştirmek demektir, Allah kulundan melekleşmeyi istemez, bu imtihanı ortadan kaldırır çünki)
Şimdi,
Olaya birde şöyle bakalım,
Hiç sevmediğiniz ve size devamlı zararı dokunan biri size geliyor, siz buna çare arıyorsunuz, ben de dedimki, bir vesile ile o adamın ayağını kes..
Gidip testere bıçakla adamın ayağını kesecek değilsiniz herhalde, burada kes kelimesi mecasidir..
Öyleyse, hırsızlık yapan birinin elini kesmek.. Ona o işten el çektirmek.. Bazı yaptırımlar uygulayarak ve onun hırsızlık yapmayacağı bir ortamı hazırlayarak, o insanı da hırsızlık yapmayacak bir karaktere ulaştırarak, hırsızlıktan elini kesmek mi mantıklı ve vahye uygundur, yoksa, bir insanı milletin gözünde devamlı hırsız gösterecek elini kesme damgasıyla halkın arasında dolaştırmak mı?
Zina yapan birini bile hapsederken ve tövbeye getirip, Allah'ın göstereceği bir yol ile onu affederken..
Hırsızın elinin kesip onu irade ve imtihandan muaf hale getirmek..
Hele hele dünyanın küçük bir köy haline geldiği ve islam düşmanlarının açığımızı aradığı bir çağda bu uygulama ile hem kafire koz verip ve hem de islamı kan akıtan bir din olarak lanse edip, islama ilgi duyanları bu şekilde korkutmak..
İnanın hiçte hak gibi durmuyor..

MAİDE / 33. ayet-i kerime İnnemâ cezâûllezîne yuhâribûnallâhe ve resûlehu ve yes’avne fil ardı fesâden en yukattelû ev yusallebû ev tukattaa eydîhim ve erculuhum min hılâfin ev yunfev minel ard(ardı), zâlike lehum hızyun fîd dunyâ ve lehum fîl âhırati azâbun azîm(azîmun).

Allah ve O’nun Resûl’üyle harbedenlerin ve yeryüzünde fesat ve bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri veya asılmaları ya da ellerinin ve ayaklarının çapraz kesilmesi veya bulundukları yerden sürülmeleridir. Bu, onların dünyadaki rezilliğidir. Ve ahirette ise onlara büyük bir azap vardır.



Burdaki ceza inkar edenlere. Başka hangi surede geçiyordu bulamadım. Yalnız Arapçadan yeniden dikkatli çevirilmesi gerekiyor sanırım.
</I>
__________________
[SIGPIC][/SIGPIC]
To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.
  Alıntı ile Cevapla

Alt 08.06.2007, 22:39   #7 (permalink)
Tercübeli Üye
 
ÇAPANOĞLU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
ÇAPANOĞLU isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 08.10.2006
Mesajlar: 811
Tesekkür Etti: 0
1 Kunu Icin 1 Tesekkür Aldı
ÇAPANOĞLU Dürüstlük onun göbek adıÇAPANOĞLU Dürüstlük onun göbek adıÇAPANOĞLU Dürüstlük onun göbek adıÇAPANOĞLU Dürüstlük onun göbek adıÇAPANOĞLU Dürüstlük onun göbek adıÇAPANOĞLU Dürüstlük onun göbek adıÇAPANOĞLU Dürüstlük onun göbek adıÇAPANOĞLU Dürüstlük onun göbek adı
Tecrübe Puanı: 6
Standart

Alıntı:
yıldız Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
MAİDE / 33. ayet-i kerime İnnemâ cezâûllezîne yuhâribûnallâhe ve resûlehu ve yes’avne fil ardı fesâden en yukattelû ev yusallebû ev tukattaa eydîhim ve erculuhum min hılâfin ev yunfev minel ard(ardı), zâlike lehum hızyun fîd dunyâ ve lehum fîl âhırati azâbun azîm(azîmun).

Allah ve O’nun Resûl’üyle harbedenlerin ve yeryüzünde fesat ve bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri veya asılmaları ya da ellerinin ve ayaklarının çapraz kesilmesi veya bulundukları yerden sürülmeleridir. Bu, onların dünyadaki rezilliğidir. Ve ahirette ise onlara büyük bir azap vardır.



Burdaki ceza inkar edenlere. Başka hangi surede geçiyordu bulamadım. Yalnız Arapçadan yeniden dikkatli çevirilmesi gerekiyor sanırım.
</I>

Yıldız kardeş, ayeti birde siyak ve sıbakıyla okumakta fayda vardır, görülecektir ki islam insanı her halükarda yaşatmak için çaba sarfeder..


5:32 Bunun için İsrail oğullarına şunu yazdık: Kim, cinayet işlememiş veya yeryüzünde bozgunculuk yapmamış bir kişiyi öldürürse tüm insanları öldürmüş gibidir. Kim de o canı yaşatırsa, bütün insanları yaşatmış gibi olur. Elçilerimiz onlara apaçık delillerle geldiler. Buna rağmen onların çoğu hemen sonra yeryüzünde azgınlık yapmaya başladılar. 5:33 ALLAH ve elçisi ile savaşan ve yeryüzünde bozgunculuk için uğraşanların cezası: Öldürülmeleri veya asılmaları, veya el ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, veya yerlerinden sürülmeleridir. Bu, dünyada görecekleri bir aşağılanma. Ahirette ise büyük bir ceza var. 5:34 Kendilerini yakalamadan önce tevbe edenler başka. Bilesiniz ki ALLAH Bağışlayandır, Rahimdir. 5:35 İnananlar ALLAH'ı dinleyin, O'na ulaşmak için yol arayın ve O'