08.09.2008, 00:11
|
#11 (permalink)
| | Yeni Üye
mukatta isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 03.04.2008 Yaş: 32 Mesajlar: 31 Tesekkür Etti: 1
1 Kunu Icin 1 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 | Alıntı: Duha Nickli Üyeden Alıntı
Değerli kardeşim, o zaman Şeriat bir ütopya olmaz mı? ...
Hem fakirlik bir sınav değil mi?
Muhabbetle | Hayır ütopya olmaz.Sadece tüm şeriat kurallarının uygulandığı bir toplumda bu ceza uygulanabilir diyorum. fakirlik sınav olabilir ama hangi fakirlik? Fakir doğanlar var.Afrika var, Afganistan var? Ordaki çocukların bir günahı yokki henüz? Buna sınav denmez? Yöneticilerinin Zulümü denir.
__________________ "...Yine sana Allah yolunda neyi harcayacaklarını sorarlar.De ki:''İhtiyacınızdan fazlasını''Allah size ayetlerini böylece açıklıyor ki,dünya ve ahiret hakkında iyice düşünesiniz.(Bakara;219) | |
| |
08.09.2008, 00:55
|
#12 (permalink)
| | Super Moderator
bekir isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 10.09.2007 Bulunduğu yer: Binsekizyüzelli rakımdan Yaş: 45 Mesajlar: 3.251 Tesekkür Etti: 1.566
637 Kunu Icin 1.314 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 10 | Alıntı: mukatta Nickli Üyeden Alıntı
fakirlik sınav olabilir ama hangi fakirlik? Fakir doğanlar var.Afrika var, Afganistan var? Ordaki çocukların bir günahı yokki henüz? Buna sınav denmez? Yöneticilerinin Zulümü denir. | Sınav için önce günah mı (veya sevab) işlemek lazım? Yoksa?..
__________________ ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol, Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye bir sebep, bir yol, bir nefes ol... sadece bir kul | |
| | | Bu Konu Icin bekir Kardesimize Tesekkür Edenler: | |  | |  |
09.09.2008, 01:14
|
#13 (permalink)
| | Yeni Üye
Zadul_Mead isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 28.06.2008 Yaş: 25 Mesajlar: 50 Tesekkür Etti: 0
8 Kunu Icin 14 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 1 | Bismillahirrahmanirrahim Erkek ve kadın hırsızın, irtikâb ettikleri şeye karşı bir ceza ve Allah'tan bir ibret olmak üzere ellerini kesin. Allah, Azîz'dir, Hakîm'dir. (Maide : 38) HIRSIZA NE TELKİN EDİLİR? Ebu Ümeyye el Mahzûmî (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v)’e bir hırsız getirildi suçunu itiraf ediyordu fakat yanında çaldığı mal yoktu. Rasûlullah (s.a.v) ona: “Senin çaldığını sanmıyorum” dedi. Hırsızda: “Evet ben çaldım” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Bunu götürün elini kestikten sonra tekrar geri getirin” buyurdu. Adamı götürdüler elini kestikten sonra Rasûlullah (s.a.v)’in huzuruna getirilince, Rasûlullah (s.a.v) ona: “Allah’tan bağışlamasını isterim ve ona yönelirim de” buyurdu. Adam da: “Aynı şekilde Allah’tan bağışlanmamı ister ve ona yönelirim” dedi. Rasûlullah (s.a.v)’de: “Allah’ım onun tevbesini kabul et” diye dua etti. (İbn Mâce, Hudûd: 28) MALI ÇALINAN KİŞİ HÂKİM HUZURUNDA HIRSIZI BAĞIŞLAYABİLİR Mİ? 4795- Safvan b. Ümeyye (r.a)’den rivâyete göre, bir adam Safvan b. Ümeyye’nin hırkasını çalmıştı. Rasûlullah (s.a.v)’in huzuruna götürüldü de Rasûlullah (s.a.v) adamın elinin kesilmesini emretti. Safvan: “Ey Allah'ın Rasûlü! ben dâvamdan vazgeçtim” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Ey Ebu Vehb, adamı huzuruma getirmezden önce vazgeçseydin ya!” buyurdu ve elini kestirdi. (İbn Mâce, Hudûd: 28; Dârimi, Hudud: 6) EL KESME NE KADAR MAL ÇALMAKLA GERÇEKLEŞİR Ravi Ümmü`l-mü`minîn Âişe Hadis Nebî Salla`llahu aleyhi ve sellem`in: Hırsızın eli rubû` dînar (üç dirhem) ve daha ziyâde kıymette bir mal çaldığı zaman kesilir, buyurduğu rivâyet olunmuştur. Sahih Buhari hudud ) Abdullah b. Ömer (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) üç dirhem değerindeki bir kalkanı çalan kimsenin elini kesmişti.” (Ebû Davud, Hudud: 11; İbn Mâce, Hudud: 22) Abdullah b. Ömer (r.a)’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v) beş dirhem değerindeki bir kalkanı çalan kimsenin elini kesmişti.” (Ebû Davud, Hudud: 11; İbn Mâce, Hudud: 22) Katade (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Enes’ten işittim şöyle diyordu. Ebu Bekir’in halifeliği döneminde bir adam değeri beş dirhem olan bir kalkan çalmıştı da eli kesilmişti. (Nesâi rivâyet etmiştir.) AĞAÇTAN MEYVE ÇALINIRSA EL KESİLMEZ 4871- Amr b. Şuayb babasından ve dedesinden naklederek şöyle der: Rasûlullah (s.a.v)’e, “Ne kadar miktardan el kesilir?” diye soruldu. O da şöyle buyurdu: “Ağaçtan çalınan meyve sebebiyle el kesilmez, toplandığı yerden meyveleri götürürse ve değeri de bir kalkan miktarına ulaşırsa o zaman el kesilir. Dağda yayılan hayvanın çalınmasından da el kesilmez. Ahırdaki çalınan hayvanın bedeli kalkan miktarına ulaşırsa o zaman el kesilir.” (Ebû Davud, Hudud: 12; İbn Mâce, Hudud: 28) NE KADAR MEYVE ÇALINIRSA CEZASI NEDİR Abdullah b. Amr (r.a)’dan rivâyete göre, Müzeyne kabilesinden bir adam Rasûlullah (s.a.v)’e gelerek şöyle sordu: “Ey Allah'ın Rasûlü! Dağ başında yayılan davarı çalan kimse hakkında ne dersin?” Rasûlullah (s.a.v)’de: “Çaldığının iki mislini verir ve ayrıca bir ceza (te’dib) daha verilir. Yayılan hayvanların çalınmasından dolayı el kesmek yoktur. Ancak ağıla ve ahıra girdikten sonra çalar ve değeri de bir kalkan bedeline ulaşırsa eli kesilir. Kalkan bedeline ulaşmazsa çaldığının iki katını öder ve değneklenir” buyurdu. Adam: Ağaçtaki meyveleri çalan kimsenin durumunu sordu. Rasûlullah (s.a.v)’de şöyle buyurdu: “Kopardığı meyvenin iki katını öder ve değneklenir, koparılmamış meyveyi çalanın eli kesilmez. Toplandığı yerden ve kurutma yerinden çalınmışsa ve bedeli de bir kalkan bedeline ulaşıyorsa o zaman el kesilir. Kalkan bedeline ulaşmayan hırsızlıklarda ise çaldığının iki katı ödettirilir ve bir de değneklenir.” (Ebû Davud, Hudud: 12; İbn Mâce, Hudud: 28) EL KESMEYİ GEREKTİRMEYEN ŞEYLER Rafi b. Hadîc (r.a)’ten rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “Ağaçtan koparılan meyve ve ağaçlarda bulunan sakız (püs) çalımından dolayı el kesilmez.” (Ebû Davud, Hudud: 12; İbn Mâce, Hudud: 27) Emanete Hıyanetlik Eden, Açıktan Gasbeden ve Yankesicilik Yapan Hırsız Değildir Bu bakımdan, hıyanetlik eden, gasbeden ve yankesicilik yapan hırsız sayılmamıştır. Bunlardan hiçbirisine, her ne kadar ta'zir cezası verilse de el kesme cezası verilmez. Câbir (r.a.) 'den rivayet olunduğuna göre; «Nebi aleyhisselâm şöyle buyurmuştur : «Emanete hıyanetlik edene, açıktan gasbedene ve el çabuk-Iuğuyla mal aşırana el kesme cezası yoktur.» (Hadisi Tirmizî, Nesaî, Ebû Dâvûd, îbn Mâce, Hâkim ve Beyhaki rivayet etmiş, Tirmizî ve İbn Hibbân sahihlemişlerdir.) İbn Kayyım şöyle demiştir: «Üç dirhemde hırsızın elinin ke-silmesi, yankesici ve açıktan gasbedenin ise bırakılmasına gelince; bütün bunlar, Şari'in tam olan hikmetinden bir parçadır. Şüphesiz, hırsızdan malı saklamak mümkün değildir. Çünkü hırsız, duvarı deler, saklı yeri açar, kilidi kırar. Mal sahibinin üç dirhemden fazlasını hırsızdan koruması mümkün değildir. Şayet elini kesmek meşru olmasaydı, insanlar birbirlerinin mallarını çalar, zarar büyür, hırsızlık belası şiddetienirdi. Yankesici ile gaspçı bunun tersinedir. Gaspçı, insanların gözü önünde, açıktan mal alandır ki, insanların bunu elleriyle yakalamaları ve mazlumu bundan korumaları mümkün olup Hakim'in yanında da şahidlik yaparlar. Yankesici ise, mal sahibini ve diğerlerini gafil avlayarak mal alandır. Bu tip mal aşırma, yankesicinin çarpmasını mümkün kılacak biçimde mal sahibinin gevşekliğinden kaynaklanmaktadır. Mal sahibinin malım iyi muhafaza etmesi ve uyanık olması halinde yankesicilik olmaz. O balamdan bu hırsızlık gibi değildir. Bilakis emanete hıyanet etmeye daha çok benzemektedir. Yine yankesici, çok kerre hırsız gibi, korunmuş olmayan yerden mal alır. Seni gafil avlar, malını korumaktan gafil olduğunda ve dalgın durumda iken seni çarpar. Bundan ise çoğu kez korunmak mümkündür. Bu durumda, yan kesici açıktan mal aşırana benzemektedir. Gasp edene gelince; bundaki durum da açıktır. Gaspçının elinin kesilmemesi açıktan malaşırandan daha evlâdır. Ancak bu kötülükleri önlemek için bu suçlan işleyenleri dövmek, ceza vermek, uzun zaman hapsetmek, para cezasuıa çarptırmak caizdir.» Allah azze ve celle Kur an,ı kerimde bu hükmü bildiriyormu bildiriyor Allah ın Rasülü s a v bu hükmü uygulamışmı evet uygulamıştır Sahabe bu hükmü uygulamışmıdır evet uygulamıştır Ehli sünnet alimleri bu konuda icma etmişmidir evet etmiştir Hırsızın eli kesilir ve ne kadar mal çaldığında eli kesilir ve neyi çalarsa eli kesilmez bunları Allah rasülü s a v sahih hadislerinde bizlere bildirmiştir Ey mealci zihniyet kendi heva ve aklınız size kalsın Bize Kur an ve Sünnet yeterli nassın önüne aklını gecirenler kendi caplarında bir doğruya vardıklarını zannediyorlar ama hevalarına yenik düştüklerinin farkında değiller Allah sizi ıslah etsin Gelin Allah a ve Rasülüne Gelin Kitaba ve Sünnet e artık bırakın Allah ın ayetlerini kendi heva ve arzunuza göre yorumlamayı ve artık bırakın kibirlenmeyi Kitaba ve sünnete teslim olun ancak böylece doğru yolu bulmuş olursunuz Kitap ve sünnetten yüz ceviren artık kendisi dalalettedir ? Kurtuluş ancak her türlü noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah ın yardımı iledir ? " Her kim, HUDA kendisine beyan olunduktan sonra, peygambere muhalefet eder ve mü'minlerin yolundan başka bir yola tabi otursa, onu döndüğü o yola bırakır ve onu cehenneme sokarız, orası ne kötü bir gidiş yeridir " NİSA : 115.AY. Sallallahu Teâla alâ Muhammedin ve alâ A'lihi ve Sahbihi ecmaîn. VE'L- HAMDÜ Lİ'LLAHİ RABBİ'L ALEMİN | |
| |  |  | |  |
09.09.2008, 10:37
|
#14 (permalink)
| | Yeni Üye
mukatta isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 03.04.2008 Yaş: 32 Mesajlar: 31 Tesekkür Etti: 1
1 Kunu Icin 1 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 0 | Alıntı: bekir Nickli Üyeden Alıntı
Sınav için önce günah mı (veya sevab) işlemek lazım? Yoksa?.. | Yukardaki cevap,
Duha kardeşimin "..bir halk fakirleşmise bir sebebi ora halkı inkar ve isyan etmiştir.Hem fakirlik bir sınav değil mi?"
sorusuna verdiğim cevaptı.
Sınav için önce günah yada sevap işlemek lazım mı derseniz bu ilginç bir soru olur.Çünkü insan her an ya sevab işliyordur yada günah işliyordur zaten. Çalışıyorsa, tefekkür edip düşünüyorsa sevabtır.Boş oturuyorsa günahtır vb..
Bu ayrı bir konu.
Diyorum ki,
Afrikada doğan bir bebek fakirlik içinde doğuyor, dünyadaki milyonlarca insanla eşit şartlarda doğmuyor-yaşamıyor.Bu bebeğin fakirlik içinde olması onun inkar veya isyan etmesinden dolayı değildir.Her fakir ve afetler yaşayan halk için "isyan ve inkarlarının sonucu" dersek, en refah içinde yaşayan toplumların en imanlı toplumlar olduğu sonucuna mı varmalıyız?En yüksek refah seviyesi İsveç, Hollanda, Danimarka gibi toplumların bu durumlarının sebibi çok imanlı olmaları mıdır?
Konu başka yerlere kaydı ama özetle şöyle diyeyim:
Hırsızlık yapanın ekonomik durumu ve onu bu kötü ekonomik duruma sürükleyen sebepler çok çok iyi tartılmalıdır.Cezasının verilip verilmeyeceği ona göre karar verilmelidir.
Burda şu ayeti hatırlatmak isterim:
"..Allah’ın rahmetinden umut kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir. (Zümer Suresi, 53)
__________________ "...Yine sana Allah yolunda neyi harcayacaklarını sorarlar.De ki:''İhtiyacınızdan fazlasını''Allah size ayetlerini böylece açıklıyor ki,dünya ve ahiret hakkında iyice düşünesiniz.(Bakara;219) | |
| |  |  | |  |
14.09.2008, 02:07
|
#15 (permalink)
| | Super Moderator
bekir isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyelik tarihi: 10.09.2007 Bulunduğu yer: Binsekizyüzelli rakımdan Yaş: 45 Mesajlar: 3.251 Tesekkür Etti: 1.566
637 Kunu Icin 1.314 Tesekkür Aldı
Tecrübe Puanı: 10 | Alıntı: mukatta Nickli Üyeden Alıntı
Yukardaki cevap,
Duha kardeşimin "..bir halk fakirleşmise bir sebebi ora halkı inkar ve isyan etmiştir.Hem fakirlik bir sınav değil mi?"
sorusuna verdiğim cevaptı.
Sınav için önce günah yada sevap işlemek lazım mı derseniz bu ilginç bir soru olur.Çünkü insan her an ya sevab işliyordur yada günah işliyordur zaten. Çalışıyorsa, tefekkür edip düşünüyorsa sevabtır.Boş oturuyorsa günahtır vb..
Bu ayrı bir konu.
Diyorum ki,
Afrikada doğan bir bebek fakirlik içinde doğuyor, dünyadaki milyonlarca insanla eşit şartlarda doğmuyor-yaşamıyor.Bu bebeğin fakirlik içinde olması onun inkar veya isyan etmesinden dolayı değildir.Her fakir ve afetler yaşayan halk için "isyan ve inkarlarının sonucu" dersek, en refah içinde yaşayan toplumların en imanlı toplumlar olduğu sonucuna mı varmalıyız?En yüksek refah seviyesi İsveç, Hollanda, Danimarka gibi toplumların bu durumlarının sebibi çok imanlı olmaları mıdır?
Konu başka yerlere kaydı ama özetle şöyle diyeyim:
Hırsızlık yapanın ekonomik durumu ve onu bu kötü ekonomik duruma sürükleyen sebepler çok çok iyi tartılmalıdır.Cezasının verilip verilmeyeceği ona göre karar verilmelidir.
Burda şu ayeti hatırlatmak isterim:
"..Allah’ın rahmetinden umut kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir. (Zümer Suresi, 53) | Yanlız şunu unutmamak lazımdır. Allah (cc) Adl dir, yani adildir. O'nun adaletinin zerresi tüm yaşanmış ve yaşatılmış adaletlere bedeldir. O taktirde Afrika da fakir doğan bebeğin hayatı da bir şekilde sınavın bir parçasıdır.
Allah (cc) kullarına yeryüzünde imtihanı her şekilde tattırabilir ve biz buna "nasıl bir adalettir" diyemeyiz.
Özet ve sonuç olarak insan, yaşadığı her halin daha da kötü bir şekli olduğunu bilip, her halukarda hamd etmesi gerekir, kendine değen bela ve müsibetlere sabremesi gerekir, sabrederkende isyan değil, şükretmesi gerekir.
Hırsızın elinin kesilmesi konusu çok açık bir Kur'an emridir. Nasıl tartışabilirirz ki?
__________________ ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol, Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye bir sebep, bir yol, bir nefes ol... sadece bir kul | |
| | | Folgende 2 Benutzer sagen Danke zu bekir für den nützlichen Beitrag: | | | Seçenekler | | | | Stil | Normal |
Yetkileriniz
| Konu Acma Yetkiniz Yok Cevap Yazma Yetkiniz Yok Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok HTML-Kodu Kapalı | | | | WEZ Format +2. Şuan Saat: 18:30. | | |