Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Engellinin ibadeti

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Engellinin ibadeti

    Yıllar önce bir cumartesi günü, iş çıkışı, öğle namazını kılmak için ulu camiye gitmiştim. Ezan okunmasını beklerken iki kişinin yardımıyla zoraki yürüyebilen birinin camiye girerek ön saflara ilerlediğini gördüm.Vatandaş yardımsız yürüyemeyecek derecede engelliydi, namazını oturduğu yerden kılacak şekilde hazırlık yapıyordu. Ben gençtim, sağlığım yerindeydi. O an kendimi onun yerine koydum. İyi ki ben namaza gençken başlamışım,gücüm-kuvvetim yerinde, namazın şartlarını yerine getirebilecek kudretteyim, ya ben onun yerinde olsaydım, acaba ne yapardım?, muhakkak zor olurdu düşüncesi kafamdan geçmişti.

    Gençliğimde onca badire atlattım, çok genç yaşlarımda yakalandığım''polinöröpati''hastalığını doktorların ''sen artık iyileşemezsin, en fazla hastalığın ilerlemesini durdurabiliriz''öngörülerini mucizevi bir şekilde iyileşerek boşa çıkaran ben, bir gün geldi, bir sene arayla geçirdiğim iki bel fıtığı ameliyatı neticesinde elimde bastonla günlük hayatımı idame ettirmek zorunda kaldım, sağlam insanların usulune uygun biçimde yerine getirdiği dinimizin 5 şartından biri olan namaz ibadetini, oturarak kılmaya mecbur hale geldim.


    Sağlam insanlar için son derece kolay olan namaz öncesi hazırlık ve ibadet aşaması engelli insan için büyük külfet olabiliyor. Lavabo ve tuvaletler sağlam insanlara göre dizayn edilmiş, engellilere hitap eden tuvalet bulmak ya imkansız ya da çok zor.Bulunanlara da temizlıkten yana fukara olduğu için yanına yaklaşmak cesaret istiyor, en doğal insani ihtiyacı giderebilmek zorlukla karşılanabiliyor.Pek çok caminin abdest alınma bölümünde engellinin abdest alması zorlukla gerçekleşiyor, bazan da usulüne uygunluğu tartışılır abdestlerle namaz kılınması gerekebiliyor.Bu durumda namazı ertelemektense dinin verdiği kolaylıkları düşünerek gönlümü ferah tutmaya çalışıyorum, abdesimin, namazımın eksiğiyle kabulu için rabbime yakarıyorum.
    Camilerin fiziki yapısı engellilerin ibadetini kolaylaştırmıyor, zorlaştırıyor.
    Ben yürüyebildiğim halde camiden içiri girerken ayakkabılarımı çıkarmakta zorlanıyorum, kapıya yakın bir banka oturarak (varsa) bağcıklarımı çözüyorum, sonra cami kapına oturarak ayakkabılarımı çıkarıyorum, bastonun yere gelen kısmını ters çeviriyorum, temiz tarafını yere basıyorum, ayakkabıları raflara koyma imkanı varsa rafa bırakıyorum, bazı camilerde ayakkabıların güvenliği caminin içerisinde ki raflara bırakılıyor, bu durumda bir elimde ters çevrilmişi baston, diğer elimde altı üste getirilmiş ayakkabılar olduğu halde içeri giriyorum, mümkünse arka sıralarda bir yere ilişiyorum.

    Mudanya'ya yaptığım gezilerde bir çok camide çok sayıda plastik tabure gördüm. Engelliler veya yaşlılar camiye giriyor, sağlam olanlar ön saflara ilerliyor, engelliler taburelere oturuyor, ezanın okunmasına müteakip safların oluşmasını bekliyor, saflar belirlenince tabureyi alıyor, en son sıraya yaklaşıyor, tabureye oturuyor, namazını kılmaya başlıyor.

    Taburelerin çok sayıda olması mümkün olabildiğince özürlünün namaz kılmasını kolaylaştırıyor.Bursa'da ki büyük camilerde bu imkanı bulamıyorum .Ulu camiye gidince mecburen yere oturmak, namazımı oturduğum yerde kılmak zorunda kalıyorum.Bu da Cuma namazı veya teravih namazı gibi uzun süre yerde oturmamı zorunlu kılacak hallerde namaz kılmamı güçleştiriyor, nisbeten küçük camileri tercih etmek zorunda kalıyorum.Sırf bu nedenden ötürü uzun bir zamandan beri Bursa Ulu camiye gidememiştim, büyük camilerde ibadet yapmanın çekiciliğine susamıştım.

    Geçen gün ikindi namazını Ulu camide kılmayı niyet ettim, vaktinden önce camiye girerek kapıda ki izdihamdan kurtulmak istedim.Namaz çıkışı camiden çıkışın tenhalaşmasını bekledim, doğu kapısında duvara dayanarak ayakkabılarımı giydim, bağcıklarımı dış duvara dayanarak bağladım, yoluma devam ettim.Hafta içinde diyanet yetkililerinin engellilerin camilerden daha kolay yararlanabilmesi adına aldıkları tedbirlerin geç kalmış bir uygulama olduğunu düşünüyorum.Pek çok tesis veya hizmet binası gibi camilerde engellilerin ziyaretini, ibadetini zorlaştırıyor, bazı hallerde imkansızlaştırıyor.
    Engellinin haleti ruhiyesini tanımamış safdillerin ''canım engelli de evinde otursun, namaz vakti geçse de dinimizde kolaylık var, evinde kaza eder, Allah nasıl olsa affeder''diyebileceğine karşın engelli bir olarak buram buram tarih, maneviyat kokan ecdat yadigarı camilerden engellileri istifade ettirmemenin, bu kültürel zenginliklerden gurur duymasını önlemenin bir insanlık ayıbı, insanlık suçu olacağını düşünüyorum, camilerin fiziki düzenlemelerle engellilerin işlevini görebilecek tarzda restore edilmesinin elzem olduğuna inanıyorum.1402 yılında inşa edilmiş Bursa Ulu caminin ve benzerlerinin sahip olduğu muhteşem zenginliği görebilmelerinin, kanayan ruhlara melhem olan manevi havayı kana kana tatmalarının engellinin de hakkı olduğunu düşünüyorum, projelerin zaman kaybedilmeden hayata geçirilmesini diliyorum.
    Milliyet Gazetesi


    "Bilmediklerimi ayağımın altına alsaydım başım göğe ererdi". (İmam-ı Azam)



  • #2
    Rabbim tüm engellilerin çektiği eziyetleri günahlarına kefaret sayar inşallah.
    Ve umarım en kısa zamanda onlarda saflarda yerlerini alır..
    Ölmeden önce ölünüz!
    Sözünün esrarını iliklerimize kadar yaşayamadıysak vah bize, vahlar bize.

    Yorum yap


    • #3
      Geç kalmış bir cevap: yukarıdaki feryadı duyan bir yetkili çıkmadımı acaba ?
      YANLIZ HZ.ALLAH C.C KORK
      Akl-ı selim sahibi ol.
      Aklını kullan.Yalancı olma,hakikatın hılafını söyleme
      'Ben İzzet ve Celal sahibi Allahdan korkuyorum'diyorsun. Halbuki sen Onun gayrinden korkuyosun.Cinden de,İnsandan da,Melekden de korkma. Gerek konuşan ve gerekse sükut eden canlıların hiçbirinden korkma.
      Dünya azabından da korkma,ahiret azabından da korkma.Sadece ve yanlız,azab ile azab edecek olan (ALLAH) dan kork ..

      Yorum yap

      Hazırlanıyor...
      X