Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Dört halife tek bir hadis yazdirmadi,sen onlardan daha mi zekisin?

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
new posts

  • Dört halife tek bir hadis yazdirmadi,sen onlardan daha mi zekisin?

    Kaynak: kurandakidin


    DÖRT HALİFE TEK BİR HADİS YAZDIRMADI
    Kuran’ın dışında başka kaynakları da dinin kaynağı ilan edenlere, Kuran’ı tek başına yetersiz görenlere, Kuran’la beraber uydurmalarla dolu hadis kitaplarından da dini anlamaya çalışanların -çoğunluğu oluşturan Ehli Sünnet’in- kabulüne göre, İslam’ın en mutlu dönemi önce Peygamberimiz’in zamanı, sonra ise dört halife dönemidir. Fakat ne yazık ki bu halifelerin üstünlüğünü kabul edenlerin uygulamaları, dört halife ile çelişmiştir.Peygamberimiz’in hadisleri yazdırmadığını biliyoruz. Dört halife de, bırakın hadis yazdırmayı, kişilerin hadis nakletmelerini engellemeye çalışmışlar ve Kuran dışında başka kaynak oluşmamasının mücadelesini vermişlerdir. Üstelik bu mücadeleyi Peygamber’in vefatından sonraki ilk yıllarda vermişlerdir; yani uydurmaların çok daha az olduğu bir dönemde. Oysa isteselerdi, Peygamber’in en azından birkaç bin hadisini toplayıp bir kitap yapabilirlerdi. Hem de Peygamber’i gören ve ona çok yakın olan dört halife, eminiz ki çok az yanlışla böyle bir hadis kitabını oluşturabilirlerdi. Bu bölümde izah etmek istediğimiz; doğru hadislerden oluşsa bile, Kuran dışında başka dini kaynak oluşturmaya karşı olmanın en güzel örneğinin, Peygamberimiz’den sonra dört halife döneminde görüldüğüdür.






    Ebu Bekir, Peygamberimiz’in vefatından sonra halkı toplamış ve onlara şöyle demiştir: “Sizler Allah’ın elçisinden farklı hadisler naklediyorsunuz. Bu durumda sizden sonrakiler daha büyük anlaşmazlıklara düşecektir. Allah’ın elçisinden hiçbir hadis nakletmeyin. Sizden hadis nakletmenizi isteyenlere deyiniz ki: İşte Allah’ın Kitabı aramızda, onun helalini helal kılın, haramını haram görün.”

    Zehebi, TezkiratulHuffaz 1/3; Buhari l.cilt

    Hz. Ömer’in bu konudaki tavrı aynı Hz. Ebu Bekir gibidir, hatta diyebiliriz ki Hz. Ömer bu konuda Hz. Ebu Bekir’den çok daha sert davranmıştır: Hz. Ömer diğer şehirlerdeki sahabelere de mektuplar yazarak ellerinde yazılı bulunan hadis mecmualarını yok etmelerini istedi.

    İbni Abdül Berr, Camiul Beyanil İlm



    Hadisler, Ömer döneminde çoğalmıştı. Ömer halktan beraberlerinde bulunan hadis sayfalarını getirmelerini istedi. Sonra bunların yakılmasını emrederek şunu söyledi: “Kitap Ehli’nin Mişnası gibi Müslümanların Mişnasıdır bunlar.”

    İbni Sad, Tabakat, 5/140

    Hz. Ömer şöyle der: “Ancak sizden önceki kavimleri hatırladım, onlar da kitaplar yazmışlar ve Allah’ın Kitabı’nı bırakarak onlara sarılmışlardı. Allah’ın Kitabı’na hiçbir şeyi karıştırmam.” Diğer bir rivayette; “Allah’ın Kitabı’nı asla başka bir şeyle değiştirmem.” Başka bir rivayette; “Ben yemin ederim ki Allah’ın Kitabı’nı hiçbir şeyle gölgelemem.”

    El Hatip, Takyıdul İlm; İbni Sad, Tabakat

    Bir gün Hz. Ali’ye gelirler ve “Halk hadislere dalmış” derler. Hz. Ali sorar: “Gerçekten öyle mi?” “Evet” derler. Peygamber’den işittim ki gelecekte vuku bulabilecek bir fitneden söz ediyordu. “O fitneden kurtuluş nedir, nasıldır?” diye sordum. Resullullah dedi ki: “Kurtuluş Kuran’dadır. Çünkü sizden öncekilerin haberleri de sizden sonrakilerin haberleri de aranızdakilerin hükmü de Ondadır. O gerçek ile yalanı birbirinden ayıran kesin bir hükümdür, şaka ve boş söz değildir. Onu terkeden her zorbanın Allah boynunu kırar. Hidayeti, doğru yolu Ondan başkasında arayanı Allah sapkınlığa düşürür. O, Allah’ın en sağlam urganıdır. O, hikmetle dolu Kuran’dır. O en doğru yoldur. O, boş arzuların haktan saptıramayacağı, dillerin, karıştırıp belirsiz edemeyeceği, ilim adamlarının doyamayacağı, çok tekrarlanılmasından bıkılmayan, ilginç özellikleri bitip tükenmeyen bir kitaptır.”

    Tırmizi; Darimi
    Konu bekir tarafından (http://www.islamforum.net/member/1839-bekir Saat 22.01.2013, 20:27 ) değiştirilmiştir.

  • #2
    Ehli Sünnet itikadının makbul İslami kaynaklarından ikincisi hadislerdir. Ehli sünnet itikadı dışında ki türlü türlü yolların mensupları kendilerine göre farklı kaynakları delil olarak görürler. Yukarıda alıntı yapılan kaynak da Ehli sünnet itikadı dışında kalmış, Kur'an dan başka kriter kabul etmeyen vahhabiyat benzeri bir kaynaktır.
    Bu kaynak Kur'an ı kendi bildiğince hükümlendirir ve her meal okuyan ne anlıyorsa hüküm odur der. Bu kanaat ve karar tebii ki kendilerini bağlıyor. Kim neye ve nasıl inanırsa kendi bilir.
    Yukarıda ki yazı da garip, manidar ve pek tezat olan ise şudur ki; hadis kitaplarından kaynak gösterip hadisleri inkar eder.





    Ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila


    Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol.
    Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye,
    Bir sebep, bir yol, bir nefes ol.

    Bütün Tağutları Red...

    Yorum yap


    • #3
      Hadis inkar eden yok.Sahih hadislere karşı çıkan yok.Sadece hadislerde bulunan ve Kur'an'da bulunmayan davranışların farz kılınması şirkten farksızdır.Mübarek halifelerimizin de amacı budur.Sen halifelerden daha mı müminsin?

      Yorum yap


      • #4
        bky Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
        Hadis inkar eden yok.Sahih hadislere karşı çıkan yok.Sadece hadislerde bulunan ve Kur'an'da bulunmayan davranışların farz kılınması şirkten farksızdır.Mübarek halifelerimizin de amacı budur.Sen halifelerden daha mı müminsin?
        Peygamberimiz (sav) ile yaşayan halifelerin, yani Cehariyar-i Güzin'in Peygamberin (sav) sözlerine itibar etmediklerini, O'nu (sav) dinlemedikleri, O'nun (sav) sözü ile hareket ve amel etmediklerini mi iddia ediyorsunuz?

        Ve hangi farzın Kur'an a muhalif olduğunu iddia ediyorsunuz?..





        Ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila


        Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol.
        Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye,
        Bir sebep, bir yol, bir nefes ol.

        Bütün Tağutları Red...

        Yorum yap


        • #5
          De ki: “Size Allah’ın hazineleri yanımdadır demiyorum, gaybı da (algılanamayanı da) bilmiyorum ve ben size bir meleğim de demiyorum. Ben bana vahyedilenden başkasına uymam.” 6-Enam Suresi 50


          Peygamberimiz zaten Kur'an'ı uyguluyordu.Siz ise O öldükten 200-300 yıl sonra söylenen hikayeleri uyguluyorsunuz.

          Mesela recm bu Kur'an'daki emri inkar etmektir.Bu şirktir.

          Yorum yap


          • #6
            bky Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
            De ki: “Size Allah’ın hazineleri yanımdadır demiyorum, gaybı da (algılanamayanı da) bilmiyorum ve ben size bir meleğim de demiyorum. Ben bana vahyedilenden başkasına uymam.” 6-Enam Suresi 50


            Peygamberimiz zaten Kur'an'ı uyguluyordu.Siz ise O öldükten 200-300 yıl sonra söylenen hikayeleri uyguluyorsunuz.

            Mesela recm bu Kur'an'daki emri inkar etmektir.Bu şirktir.

            Hikaye olan senin satılmış kafandır.





            Ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila


            Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol.
            Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye,
            Bir sebep, bir yol, bir nefes ol.

            Bütün Tağutları Red...

            Yorum yap


            • #7
              Sayın Bekir; burada kafamı kurcalayan bir kaç soru var. Bu konu çok ilgimi çekti ve tam olarak anlamak istiyorum. Biraz bilgiye ihtiyacım var. ''Ehli Sünnet İtikadı'' nın tam olarak ne demek olduğunu bilmiyorum. Bunun ne demek olduğunu birazcık açarsanız ben de öğrenmiş olurum.

              Yorum yap


              • #8
                Ehl-i sünnet, dini literatürde Hz. Peygamber (sav) ve sahabeyi örnek kabul eden Müslüman toplumunun büyük bir kısmına (% 90) denir. Genelde kısaca "sünnilik" olarak bilinir. Bu grup sünnete bağlı olduğu ve cemaat ruhundan ayrılmadığı için "Ehl-i Sünnet ve'l-cemaat" adıyla da anılır.

                Ehl-i Sünnet i’tikâdında olmanın âlametleri

                1. Îmânın altı şartına, ya’nî Allah Teâlâ'nın varlığına ve birliğine, eşi ve benzeri olmadığına, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret hayatındaki hâllere, hayır ve şerrin, iyilik ve kötülüğün Allah Teâlâ tarafından yaratıldığına inanmalıdır. (Bunlar "Âmentü" de bildirilmiştir.)

                2. Allah Teâlâ'nın son kitâbı olan Kur’ân-ı Kerîm'in, Allah Teâlâ'nın kelâmı olduğuna inanmalıdır.

                3. Mü’min, kendi îmânından hiç şüphe etmemelidir.

                4. Peygamberimize (sav) îmân edip, hayatta iken Onu görmekle şereflenen eshâb-ı kirâmın hepsini çok sevmelidir. Dört halîfesine, yakın akrabâları olan Ehl-i beytine ve muhterem hanımlarından hiçbirine dil uzatmamalıdır.

                5. Allah Teâlâ'nın emir ve yasaklarına inanıp, tembellikle yapmayan mü’minleri kâfir bilmemelidir.

                6. Ehl-i kıble olduklarını söyleyen, Allah Teâlâ'ya ve Peygamberi Muhammed aleyhissalatü vesselama inandım dediği halde, yanlış i’tikâtta olanları tekfir etmemeli, kâfir olduklarını söylememelidir.

                7. Açıkca günâh işlediği bilinmeyen her imâmın arkasında namaz kılmalıdır. Bu hüküm, cuma ve bayram namazlarını kıldıran emirler, vâliler içindir.

                8. Müslümânlar, başındaki âmirlerine, idarecilerine isyan etmemelidir. Hurûç, ya’ni isyan etmek, fitne çıkarmak olur ve çeşitli felâketlere yol açar. Onların hayırlı iş yapmalarına dua etmeli ve fısk, günâh işlerinden vazgeçmeleri için tatlı dil ile nasihat etmelidir.

                9. Ayağa giyilen mestin üzerine mesh ederek abdest alınabilmesi dînimizin bir emridir. Çıplak ayak üzerine mesh edilmez.

                10. Peygamberimizin (sav) Mi’râç'ının, hem rûh ve hem de beden ile olduğuna inanmalıdır.

                - Cennetde mü’minler Allah Teâlâ'yı göreceklerdir.

                - Kıyâmet gününde, peygamberler ve sâlih, iyi zâtlar şefâat edeceklerdir.
                - Kabirde azâb, rûh ve bedene olacaktır. Kabirde rûhlar, diri kimselerin yaptıklarını ve söylediklerini işitirler.
                - Evliyânın kerâmeti hakdır. Kerâmet, Allah'ın sevgili kullarında meydana gelen harikulâde haller olup, Allah Teâlâ'nın âdeti dışında, yani fizik, kimya ve biyoloji kanunları dışında ikrâm ve ihsan ettiği şeylerdir ve inkâr edilemiyecek kadar çoktur.
                - Kur’ân-ı kerîm okumak, sadaka vermek ve hatta bütün ibâdetlerimizin sevâblarını, ölenlerin rûhlarına göndermek, onlara fayda vermekte, azâblarının hafifletilmesine veya kaldırılmasına sebep olmaktadır.

                Daha detaylı bilgileri İslam Forum sayfalarında arayabilirsiniz.





                Ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila


                Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol.
                Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye,
                Bir sebep, bir yol, bir nefes ol.

                Bütün Tağutları Red...

                Yorum yap


                • #9
                  Elinize sağlık Sayın Bekir; yukarıda yazdıklarınızın çoğunu bilmiyordum. İzninizle aklımdaki soruları tek tek sormak istiyorum. Bir dini görevin sünnet mi yoksa farz mı olduğunu nasıl anlarız?

                  Yorum yap


                  • #10
                    Bunlar sünni ilmihal kitaplarında yazmaktadır. Bu tür sahih ilmihal kaynakları en kolay bilgilenme yoludur.
                    Diğer yandan, yapılması farz ve haram olan fiiler Kur'an da belirtilmiştir. Bunların izaha ihtiyaç duyulmayana nass deniyor ancak bu nass'ların haricinde izaha ihtiyaç duyulanları da zaten Peygamberimiz (sav) 23 yıllık risaletinde insanlara bildirmiş ve bu yolla (sahih hadis sünnet yolu ile) ulemalar ilmihaller yazmış ve belirtmiştir.
                    Kısa bilgi olması bakımından İslamForum da "İman ve İslam ile uyanış" kısmına ve daha özetle altta ki linke başvurabilirsiniz.


                    http://www.islamforum.net/threads/18775-54-Farz





                    Ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila


                    Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol.
                    Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye,
                    Bir sebep, bir yol, bir nefes ol.

                    Bütün Tağutları Red...

                    Yorum yap


                    • #11
                      Yoksa, kastınız bir fiilin farz mı sünnet mi olmak olduğunu kestirebilmek ise bu çok mümkün gibi görünmüyor.





                      Ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila


                      Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol.
                      Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye,
                      Bir sebep, bir yol, bir nefes ol.

                      Bütün Tağutları Red...

                      Yorum yap


                      • #12
                        54 Farz ve 32 Farz'ı okudum. İman ve İslam ile Uyanış adında herhangi bir başlık bulamadım. Bunları sahih ilmihal kaynaklarda bulabileceğimi söylediniz. Peki bir kaynağın sahih olup olmadığını nasıl anlarız?

                        Yorum yap


                        • #13
                          bekir Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
                          Yoksa, kastınız bir fiilin farz mı sünnet mi olmak olduğunu kestirebilmek ise bu çok mümkün gibi görünmüyor.
                          Sayın Bekir; ikinci cevabınızı sonradan gördüm. Neden bir fiilin farz mı yoksa sünnet mi olduğunu anlamak mümkün gibi gözükmüyor?

                          Yorum yap


                          • #14
                            Allah'ın emrettikleri farz, bunların yanına Rasulü'nün makbuliyet adına ilave ettikleri ise sünnet. Bu ayrımı yapabilmek için Kur'anı derin anlamları ile bilmek, Rasulü'nün (sav) hayatını derinen bilmek lâzım ki ayırt edebilelim. Bu nedenle farzı ve sünneti okuyup öğrenmeden akıl ve mantık yolu ile ayırt etmek mümkün görünmüyor.





                            Ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila


                            Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol.
                            Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye,
                            Bir sebep, bir yol, bir nefes ol.

                            Bütün Tağutları Red...

                            Yorum yap


                            • #15
                              gizem Nickli öğeden Alıntı Mesajı göster
                              54 Farz ve 32 Farz'ı okudum. İman ve İslam ile Uyanış adında herhangi bir başlık bulamadım. Bunları sahih ilmihal kaynaklarda bulabileceğimi söylediniz. Peki bir kaynağın sahih olup olmadığını nasıl anlarız?
                              Bu mesaja muhatap mesajımın altında zaten link adresi vardı.

                              Sahih kaynaklara nasıl ulaşabiliriz? Çok güzel bir soru.

                              Sahih kaynaklar Ehli Sünnet kaynaklarıdır. Ehli Sünneti temsil eden alimlerin eserleri ile alakalı isimler verebiliriz. Misal deriz ki, tahrif olmamış, günümüze en yakın tefsir kaynağı Elmalılı Ahmet Hamdi Yazır tefsiridir, ilmihal olarak Ömer Nasuhi Bilmen'dir. Ola ki bu misalde adı geçen eserlerin sahihliğini nasıl anlayacağız diye sorarsınız. Ama bu soruların ardı arkası kesilmez. Şüphe insana gelen şeytani bir marazdır. Gönlünüzü mutmain etsin diye denebilir ki, bu eserler Türkiye'de Ehli Sünnet cemaatince kahiri ekseri olarak beğenilen ve kabul edilen eserlerdir.





                              Ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila


                              Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol.
                              Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye,
                              Bir sebep, bir yol, bir nefes ol.

                              Bütün Tağutları Red...

                              Yorum yap

                              Hazırlanıyor...
                              X