Islam Forum - Ne Olursan Ol Gel

Zurück   Islam Forum - Ne Olursan Ol Gel > Islamforum Turkish > Fıkıh Köşesi

Fıkıh Köşesi İslami Muamelatlar/Hükümler

Banner Degisimi ile Beraberce Daha Fazla Kitlelere Ulasalim

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil

Allah Asla Terk Etmez...
Alt 09-21-2007, 23:53   #1 (permalink)
Aktif üye
 
berfut - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Style: 0
 
berfut isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Nov 2007
Bulunduğu yer: istanbul
Kan Gurubu: Eklenmemis
Mesajlar: 2.038
Thanks: 165
Thanked 295 Times in 134 Posts
berfut islenmemis bir mücevherberfut islenmemis bir mücevherberfut islenmemis bir mücevherberfut islenmemis bir mücevher
Rep Puanı: 174
Referrals: 0
Allah Asla Terk Etmez...

BİR BÜTÜN olarak insanlık tarihine baktığımızda, karşımıza çıkacak en çarpıcı vâkıalardan biri, ‘dalgalanmalar’dır. Bir fert olarak kendi hayat tarihçemizde de bir dizi ‘dalgalanma’ yaşanır durur.



Bu gelişler ve gidişler, inişler ve çıkışlar insanın yüreğini helecana sürüklese bile, önemli ve değerlidir. Zira, Kadîr-i Rahîm nasıl deniz içindeki balıkları denizin akciğeri hükmündeki dalgalar sayesinde suya karışan oksijenle besliyorsa, insan da bu dalgalanmalar ve gelgitler ile beslenir durmaksızın...



Nitekim, şöyle hayatımızın en verimli, en semereli, sonuçları itibarıyla en bereketli zamanlarına bakalım: Bu zamanlar, dalgaların şaha kalktığı musibet anlarıdır. İnsan musibetlerin insanı alabildiğine sıktığı o dalgalanma anlarını sükûnla, sabırla ve “Bu olayla bana ne söyleniyor?” sorusuna cevap arayışıyla geçiriyorsa, yaşadığı acılardan hayat boyu tadılacak tatlı sonuçlar çıkarır. Yüreğinin daraldığını hissettiği o zamanlarda, hayat boyu teneffüs edeceği hakikat oksijenleri bulur.



Velhasıl, ‘dalgalanmalar’ suretinde akseden bu ‘sınanma’ anları, gerçekte hayata tadını ve anlamını veren anlardır. Ama bu, bu anlarda, az önce sözünü ettiğimiz hali yaşayanlara mahsus kalır. Öte yanda ne yazık ki bu kadar açık mesajlara rağmen ne ders, ne de ibret alanlar vardır.



Manidardır, kendi hayatlarından bu ders ve ibreti çıkarma inceliğinden mahrum olanlar, bir bütün olarak insanlık tarihinden de aynı dersi ve ibreti çıkaramayacak kadar kördürler. O yüzden, hayat çizgilerini kesintiye uğratan, hayat ritimlerini bozan, hayat anlayışlarını sorgulanır duruma getiren ‘sınanma’ anlarında, Kur’ân’ın deyişiyle, ‘ne tevbe eder, ne de hatırlarlar.’ Bu olayın niye yaşandığını sormaz; bilakis inat ve isyanlarını arttırırlar. Arızanın asıl sebebini farkedebilecekleri müthiş imkânları, mağrurcasına giriştikleri ‘balans ayarları’ ile kısa vadeli ucuz kârlara, ama sonucu hüsran olan adımlara dönüştürürler. Bu hüsranların en büyüğü ise, kabrin öte tarafında durmaktadır. Ölüm ötesinde; kimi yüzlerin utancından mosmor, korkusundan bembeyaz, kahrından kapkara kesildiği o günde yaşayacakları en büyük hüsran ise henüz akıllarının ucunda dahi değildir.




Allah insanlara mühlet verir. Şu dünyayı bir imtihan ve ‘sınanma’ yeri olarak yaratmıştır; ve şu dünyada, insanlık tarihinin iki ana akımını bu ‘mühlet’in içinde sınar. Ölüm ötesinde hakikatın mutlak hükümranlığı vardır; ama imtihan gereği, şu dünyada, ‘günler döndürülür.’ Hakikat nurları kâh her tarafı kaplar, kâh gizlenir. Kâh gündüz olur, kâh gecenin karanlığı çöker insanlığın üzerine. Kâh baharlar ve yazlar yaşanır, kâh güzler ve kışlar. Bu gelgitler ve ‘dalgalanma’lar hengâmında, insanlar sınanırlar: O’na teslim olanlar veya nefsine teslimiyeti tercih edenler, O’na itaat edenler veya isyan edenler, O’nun emrine uyanlar veya emrine başkaldıranlar, O’nu tanıyanlar veya O’ndan gafil olanlar, O’nu bilenler veya unutanlar... şu dünya hayatının akışı içinde, bu ‘dalgalanmalar’la ayrışır durmaksızın.




Mü’minler, bu ‘mühlet’in şuuruyla, ne zafer anlarında ‘gurur sarhoşu’ olur; ne de ucu cehenneme uzanan ateş ırmaklarının yolcularının galebe çalıyor gözüktüğü anlarda ümitsizliğe kapılırlar. Aksine, böylesi anlarda sabır, teslimiyet, tevbe, tevekkül, tefekkür, dua, tezekkür, iltica, istiğfar, iztiâze, istiâne.. gibi bir dizi ubudiyet haliyle donanırlar. Gerçi dünyanın onlara dar geldiği, herşeyin çıkmaz gözüktüğü, Kıyameti çok yakınlarında hissettikleri anlar bile yaşanır. İbrahim (a.s.) ateşe atılır. Musa (a.s.) önünde deniz, ardında Firavun ordusu; bir an kalakalır. İsa (a.s.) için ölüm tezgâhları kurulur, bütün kavim Lût’un (a.s.) kapısına dayanır. Mağaradaki Nebî (a.s.m.) ile müşrikler arasında üç adımlık bir mesafe kalır. Bedir’de mü’minler üç kat güçlü bir orduyla karşılaşır. Bütün âlem-i İslâm, bir yanda Moğol, öte yanda Haçlı orduları arasında sıkışıp kalır. Batının, İslâm âleminin yarıdan çoğunu sömürgeleştirdiği; kalan kısmını da fikrî esaret altına aldığı ‘sömürgecilik’ günleri yaşanır.




Ama Allah asla terketmez. O, ‘imkânsız’ın onun için ‘imkânsız’ olduğu bir Kadîr-i Mutlak’tır. O herşeye Kâdir’dir; hiçbir şey, hiçbir sebep ona karşı duramaz. O Latîf’tir; ‘sebeplerin sukut ettiği’ sanılan noktada dahi, herşeye nüfuz eder ve aşılmaz sanılan engelleri aşarak lütfuyla mü’minleri sevindirir. O Habîr’dir; kapalı kapılar ardında alınan ‘gizli’ kararların hiçbiri O’ndan saklanabilmiş değildir. O Azîz’dir; her türlü sebebin üstündedir, ve emrine dil uzatarak izzetine sataşanları, cümle âleme zelil ve maskara eder. O Cebbar’dır; herşeye boyun eğdirir. O Müheymin’dir; kullarını koruyup gözetir. O Muğîs’tir; ‘herşey bitti’ sanılan anlarda dahi, kullarını alıp kurtarır. Ve, eğer hikmeti iktiza ederse, Serîü’l-Hisab’dır; gerekirse, hesabı çabucak görür.




Hem, Hakîm’dir de. Hikmeti gereği, şu dünyayı bir ‘meydan-ı imtihan’ olarak yaratmıştır—tâ ki, elmas ruhlar ile kömür ruhlar tanınsın ve bilinsin. Zaten o yüzden mühlet verir.




Ne ki, kimileri bu mühleti, ne yaparsak yanımıza kâr kalıyor şeklinde yorumlar; ‘duruma hâkim’ oldukları zannına kapılırlar. İnananlar ise, Allah’ın kimilerine verdiği mühleti, eğer her gün ve her saat O’nun güzel isimlerini teneffüs etmekte ihmale düşerlerse, “Acaba terk mi edildik?” korkusuyla karşılarlar.


Hayır! Allah mühlet verir; ama asla terketmez.



Bu muhakkak bilinmelidir.

/ Metin Karabasoglu‏
__________________


İhlas nedir diye soruldu..

Dediler ki;

Melek bimez ki yaza
Şeytan bilmez ki boza
İnsan da, farkında olmaz ki
Onunla Allah'a nazlana..



  Alıntı ile Cevapla
The Following 3 Users Say Thank You to berfut For This Useful Post:
abrec (10-02-2007), samanyolu (10-01-2007), yusufcuk (10-01-2007)

Alt 10-01-2007, 23:11   #2 (permalink)
Yeni Üye
Style: 0
 
yusufcuk isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)
Üyelik tarihi: Oct 2007
Bulunduğu yer: van
Memleket: van
Kan Gurubu: Eklenmemis
Yaş: 23
Mesajlar: 1
Thanks: 2
Thanked 0 Times in 0 Posts
yusufcuk Tanınma yolunda
Rep Puanı: 0
Referrals: 0
slm sizce fasık konumana düşen bir insan ne yapmalı.ve benim geçmişim günaharla dolu isyanlaşimdiden sonra neyapmalıyım
  Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB-Code ist Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kuran-i Kerim Meali(Tüm Sureler - Sıralı) alptraum Kuran-ı Kerim 141 04-13-2008 15:03
3.The Family Of Ìmrán (Al-Ìmrán) seyfullah putkıran The Holy Koran 0 09-16-2007 10:18
39. The Groups (Az-Zumar) seyfullah putkıran The Holy Koran 0 09-04-2007 12:35
40. The Believer (Al-Mümin) seyfullah putkıran The Holy Koran 0 09-04-2007 12:34
4. Die Frauen (An-Nisá) seyfullah putkıran Der Heilige Koran 0 08-21-2007 16:21



WEZ Format +3. Şuan Saat: 11:08.


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Protected by CBACK.de CrackerTracker
Ad Management by RedTyger