Hicrî 5. asırdan bu yana yalnız Türkiye’de uygulanan, başka İslam âleminin bilmediği, bilmek de istemedikleri “zuhr-u âhir ” denen, ALLÂH’ın emri, Hazret-i Resûlullâh’ın sünneti ile hiç ilgisi olmayan, Moğol istilâlarının hüküm sürdüğü bir zamanda Konya’da ihdas edilen ek ibâdet usûlü ki, namaz değildir. Hükümet ve devletin olmadığı yerde, ulü’l-emrin icra edilmediği yer -ki, darü’l-harptir- darü’l-harpte ise cuma namazı kılınmaz, diye uyduruk fetva verenler, zamanımıza kadar..
Arkadaşım küllüm yanılmışsınız, başı yanlış olunca, elbette sonuda yanlış olacaktır...
Büyük harflerle yazıyorum, bağırmak için değil, okunmak için...
ZUHRİ AHİR NAMAZININ DARUL HARP İLE BİR İLGİSİ YOKTUR,
BİR BELDE DE BİRDEN FAZLA CAMİDE CUMA NAMAZI KILINIR MI KILINMAZ MI İHTİLAFINDAN DOĞMUŞTUR, VESSELAM...
emanet ve ehliyet:
645 İmam-ı Serahsi: "Cum'a namazı şehirde edâ edilebilir, köylerde sahih olmaz. Ancak Hadis-i Şerifte şehir mutlak olarak zikredilmiştir, şehirde tek yerde kılınma hususu tasrih olunmamıştır"(525) hükmünü zikrediyor. İmam-ı Azam Ebû Hanife (rha)'dan gelen zahir rivayeye göre, şehirde ancak tek bir camide edâ edilebilir.(526) İmam-ı Yusuf (rha)'ın kavline göre; bir şehrin ortasından nehir geçiyorsa ve ulaşım güçlüğü sözkonusu ise, iki yerde edâ edilmesi caizdir.(527) İmam-ı Muhammed (rha) ve İmam-ı Azam (rha)'dan gelen bir kavle göre de; şehirde müteaddid yerlerde Cum'a Namazı edâ edilebilir. Bu da sahih olan bir kavildir"(528) İşte ahir-i zuhur (Zuhr-i Ahire) bu ihtilafa dayanan bir meseledir. Eğer bir şehirde birkaç yerde Cum'a Namazını edâ etmek sahih olmazsa (ki olma ihtimali de vardır), mükellefin üzerinde öğle namazı da borç olarak kalmıştır. Dolayısıyle hem Cum'a Namazını, hem öğle namazını kılmak suretiyle, bu tereddüd giderilebilir" diyen ûlema bulunduğu gibi; aksi görüşte ûlema da vardır. Bunlar da; "Ya Cum'a Namazı, ya öğle namazı farzdır. Eğer "ahir-i zuhur" (Öğle namazı) kılınması taleb edilirse, mükellef "Cum'a farz değildir" zannına kapılabilir. Dolayısıyle iki delilin kuvvetli olanıyla amel edilir" hükmünü zikretmişlerdir. Esasen İmam-ı Şafii (rha) bir şehirde birde fazla yerde Cum'a Namazı'nın kılınamıyacağını, iki yerde kılınırsa ikisinin de fasid olacağını esas almıştır.(529) Resûl-i Ekrem (sav) ve Hülafa-i Raşidiyn dönemlerinde, her şehirde tek bir camide edâ edildiği de bilinmektedir.
Müslümanım, müslümanlardanım demek kadar insanı özgür kılan bir söz yoktur ve olamazda. Bu söz, Rabbimizin vahyinden bizim dillerimize ve gönüllerimize nakş olan yüce bir anlam. Bu sözün anlamlandırılmış hali insan. Bu söz ile insan yaratılmışlar arasında seçkin bir vaziyet alıyor. Ahsen-i takvim makamından nakkaşlık vazifesini icra ediyor. Vahyi nakş ediyor muzdarip gönüllere. (Ahi Evran)
Paylaş