+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 9 ve 9

Konu: Ağlatan ezan...

  1. #1
    ayna44 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    ayna44 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    18.02.2007
    Yaş
    24
    Mesajlar
    500
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Ağlatan ezan...

    Allah Resûlü hasta yatağında soğuk terler döküyor. Hazreti Aişe’nin gözü yaşlı, Hazreti Ebu Bekr’in başı yerde, Kainatın Efendisi ebedi yolculuğun eşiğinde son nefeslerini sayıyor. Medine soluk almadan bekliyor.
    Buruk yürekler, endişeli bakışlar ve köşelerde sessiz sessiz akıtılan göz yaşları… Tek istenilen şey, bir haber. Habibin sıhhat haberi. Fakat Alemlerin Rabbi daha fazla uzatmayacaktır dünya gurbetini Habibinin. Ahmedi’nin yüreğini daha üzmeyecektir bu çöllerde.


    İşte son an… son nefes… ve Habibin dudaklarından dökülen son söz: “Er’rafiku-l a’la! Er’rafiku-l a’la!” “ Yüce dost! Yüce dost!”

    Kainatın Sevgilisi ulaşıyor dostuna

    Ezan vaktidir. Resûlullah’ın yokluğundaki ilk gecenin sabahı. Bilal elini kulağına götürmek için hazırlanıyor. Mukaddes daveti duyuracak. Lakin yüreği yanıyor. Yanık sesi, yanık yüreğiyle hepten hüzne bürünmüş başlıyor ezan-ı Muhammedi. Ve tam “Eşhedü enne Muhammederrasûlullah…” derken bir hıçkırık kopuveriyor Bilal’in ciğerlerinden. Bilal ağlıyor, sahabeler ağlıyor. Dalga dalga hüznüyle yayılıyor gülbang-ı Ahmedî. Peygamber müezzini ezanı güçlükle bitirebiliyor.

    Medine… Peygamber şehri. Hiç böyle görmemişti bu şehri Bilal. Her bir taşından göz yaşı damlıyordu sanki. İşte bu sokaklardan yürümüştü Allah Resûlü. Bu mescitte oturmuştu. Şu kütüktü yaslanıp da hutbe okuduğu. Mübarek ayaklarının değdiği toprak bu topraktı. O’nun gül kokusu sinmişti bu yerlere. Medine O’nu bulduğu gün can bulmuştu. Ama şimdi o yoktu bu şehirde. Her zerresine hasretini nakşedip göçüp gitmişti işte. Bilal Medine’de duramazdı artık. Baktığı her yönde O’nun hatırasının canlandığı, yüreğine hicran ateşleri yağdıran bu şehirde kalamazdı. Hasretini bağrına basıp Şam’a gitti. Aradan seneler geçti. Medine peygambersiz, ezanlar Bilalsiz seneler geçti. Halife defalarca Bilal’i Medine’ye çağırdı. Tüm ısrarlara rağmen peygamber müezzini kabul etmedi bu davetleri.

    Fakat bir gece Efendimiz (sav) rüyasına geldi Hazret-i Bilal’in. Allah Resûlü (sav) nurlar içinde ona bakıyor, sitemvâri bir tavırla: “Ne zamandır beldemize uğramaz oldun Ya Bilal!” diyordu. Ertesi sabah Bilal, emri alan asker gibi fırladı. Derhal Medine yollarına koyuldu. Bilal’in ne sıcakta pişen vücudu ne uzayan yollara bakan gözleri vardı. Hissettiği tek şey kalbindeki tarifsiz sızıydı. Özleten, ağlatan, yandıran bir sızı.

    Günlerce süren yolculuğun ardından Bilal, sevgilisini gömdüğü hicran şehrine ayaklarını basıyordu işte. Ve o gün Medine bir zamanlar çok iyi tanıdığı bir sesle açıyordu gözlerini sabaha. Sesi duyan daha iyi işitebilmek için kapılara koşuyordu. Sokaklara dökülen insanlar heyecan içinde birbirlerine tek bir şeyi haber veriyordu. “Bilal gelmiş! Seneler sonra Bilal Medine’ye dönmüş.” Kalpler sanki yerinden çıkacaktı. Sokaklarda kadınlar, çocuklar… Medine böyle bir şey görmemişti. Bütün şehir mescide akıyordu. Onlar bu sesi hep peygamber hayattayken duymuşlardı. Bu sesi işitip de gittiklerinde mescide Allah Resûlü’nün o mübarek yüzünü görmüşlerdi yıllarca. Peki ya şimdi? İşte bu ses Bilal’in sesiydi. Yoksa Muhammed Mustafa (sav) , kainatın biricik sevgilisi şimdi de mescitte miydi? Birisi deseydi ki: “Evet, Peygamberimiz (sav) mescitte, müminleri namaza bekliyor.” Şüphesiz buna inanmayan kalmayacaktı. Bir anda çağlayan hisler o koskoca hakikati unutturuvermişti. Allah Resûlü artık aralarında yoktu ve dönmesi de mümkün değildi. İşte o dem herkes koyuverdi kendini. Genç, ihtiyar, kadın, çocuk herkes herkes ağlıyordu. Her şey ortadaydı. Bu ses bu semalarda Muhammed Aleyhisselamsızdı.

    Bilal de yüreğinin yangınlarına su serpiyordu gözyaşlarıyla. O da ağlıyordu.

    Hıçkırıklara karışan bu ezan bütün Medine’yi ağlatmıştı. Bu Hazret-i Bilal’in okuduğu son ezanı oldu. Şam’a döndükten bir süre sonra o da Hakk’ın rahmetine ulaştı.

    Namaz dinin direğidir. (Hadis-i Şerif)

  2. #2
    hannane - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    hannane isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    19.01.2007
    Bulunduğu yer
    kayıp şehirden
    Mesajlar
    1.356
    Tecrübe Puanı
    76

    Standart

    Her okuduğumda bişeyler düğümlenir boğazıma...Allah razı olsun..
    ..kelâmın ağusu ikram olunsa, şeker şerbet der içeriz
    ..yağmur yağanda su vermesen, ağlar, gözyaşımızı içeriz
    ..ger sen bize kaşın çatsan, biz kendimizden geçeriz
    ..gönül ko'maz hiçbir demde, cânan için candan geçeriz

  3. #3
    GEZGİN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    GEZGİN isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    27.04.2007
    Bulunduğu yer
    Hacı Bayram diyarından.....
    Mesajlar
    1.127
    Tecrübe Puanı
    22

    Standart

    Ey Bilal(RA)!!!
    yüzyıllar sonra bizi de ağlattın...
    biz ki O'nun (SAV) ayağının bastığı beldeleri yüzyıllar sonrasında dahi göremedik...
    ne mutlu sana ki O'nun (SAV) gül yüzünü gördün
    ne mutlu sana ki O'nun (SAV) sohbetinde bulundun
    ne mutlu sana ki rüyalarında dahi O'nu (SAV) görüyordun.....


    bize de nasip et Ya Rab!!!
    Dünyada göremediğimiz Efendimizi (SAV) , Gözümüzün Nurunu (SAV) , Habibini (SAV) ve dolayısı ile Habibimizi (SAV) bize de göster...
    cennet peşinde değiliz...
    sadece Nurunu ve Habibinin (SAV) nurunu göster bize...



    Günahkarız...
    kapına geliyor dileniyoruz
    Dua dilencisi diyorlar bize....gülümsüyoruz...
    kapına yüz sürmeye
    alnımızı secdede bırakmaya geldik
    Kabul et Ya Rab!!!

    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.

    izleyin... mutlaka izleyin!!!!!


    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.
    [/size]



    İNANMAMAK AHİRETE GİTMEYE DEĞİL, CENNETE GİRMEYE MANİDİR...'

    ...::: DUA DİLENCİSİ :::...


  4. #4
    dua demeti - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    dua demeti isimli Üye şimdilik offline konumundadır Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    20.02.2007
    Yaş
    28
    Mesajlar
    84
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart

    S.A Hanı derlerya kelimelerin anlamsız kifayetsiz kaldığı an.İşte bu an olsa gerek.ALLAH razı olsun yüreğinize sağlık

  5. #5
    ayna44 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    ayna44 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    18.02.2007
    Yaş
    24
    Mesajlar
    500
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart

    Alıntı GEZGİN Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ey Bilal(RA)!!!
    yüzyıllar sonra bizi de ağlattın...
    biz ki O'nun (SAV) ayağının bastığı beldeleri yüzyıllar sonrasında dahi göremedik...
    ne mutlu sana ki O'nun (SAV) gül yüzünü gördün
    ne mutlu sana ki O'nun (SAV) sohbetinde bulundun
    ne mutlu sana ki rüyalarında dahi O'nu (SAV) görüyordun.....

    bize de nasip et Ya Rab!!!
    Dünyada göremediğimiz Efendimizi (SAV) , Gözümüzün Nurunu (SAV) , Habibini (SAV) ve dolayısı ile Habibimizi (SAV) bize de göster...
    cennet peşinde değiliz...
    sadece Nurunu ve Habibinin (SAV) nurunu göster bize...


    Günahkarız...
    kapına geliyor dileniyoruz
    Dua dilencisi diyorlar bize....gülümsüyoruz...
    kapına yüz sürmeye
    alnımızı secdede bırakmaya geldik
    Kabul et Ya Rab!!!
    AMİN AMİN AMİN ......
    Namaz dinin direğidir. (Hadis-i Şerif)

  6. #6
    seyfullah putkıran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    seyfullah putkıran isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    30.09.2005
    Bulunduğu yer
    Ruhlar Aleminden
    Yaş
    28
    Mesajlar
    5.956
    Tecrübe Puanı
    65

    Standart

    Allah C.C: razı olsun. bzide bildiklerimizden bir nükte paylaşalım inşallah,

    Bilal (R.A.) geri gelmişti, ve tüm ahali onun sesini özlemişti, gençler arasında resulden kalan hatıraları anlatırken hz ömere o ahalinin gençleri işittirmişti, siyahi bir insan resulullahtan işittiklerini anlatıyor, hz ömer merakla o ahalinin yanına gitmişti kimdi bu siyahi adam? sonra ahalinin arasında bilal habeşiyi gördü ve göz yaşlarını tutumadı ve dilinden şu döküldü : EFENDİM BİLAL SEN Mİ GELDİN ? sonra göz yaşları ile birbirlerini kucakladılar...
    Allah onlardan razı olsun, onları andıkca gözlerimiz dolar, onları göremeyen gözlerimizin kefaretini göz yaşlarımızla ödüyoruz... biliyoruzki kişi sevdiği ile beraberdir, Rabbim Allah resulunu sevenleri sevmeyi bizlere nasip etsin...


              Ortalanmis Mesaj         

    Tevbe Suresi 100.
    Muhacirlerden ve Ensar'dan ilklerle, güzel düşünüp güzel davranmada onları izleyenler var ya, Allah onlardan razı olmuştur; onlar da O'ndan razıdırlar. Onlara altlarından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. Sonsuza dek hep orada kalacaklardır. Büyük kurtuluş işte budur!


    Maide Suresi 119. Allah buyurdu: "Özü-sözü doğru olanlara, doğruluklarının yarar sağlayacağı gün budur. Altlarından ırmaklar akan cennetler var onlar için. Sonsuza dek kalacaklardır orada." Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah'tan razı olmuşlardır. İşte budur büyük kurtuluş.



    Bin sene de okusam ne biliyorsun diye sorsalar bana ?
    HADDİMİ BİLİRİM derim....

    Rahmân'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler...Kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) “Selam!” derler (geçerler)” (Furkan 25/63)

  7. #7
    Uhud dağı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Uhud dağı isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    02.07.2007
    Yaş
    28
    Mesajlar
    915
    Tecrübe Puanı
    37

    Standart Medineyi Ağlatan Ezan

    بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم / Bismillahirrahmanirrahim..

    Allah Resûlü hasta yatağında soğuk terler döküyor. Hazreti Aişe’nin gözü yaşlı, Hazreti Ebu Bekr’in başı yerde, Kainatın Efendisi ebedi yolculuğun eşiğinde son nefeslerini sayıyor. Medine soluk almadan bekliyor.

    Buruk yürekler, endişeli bakışlar ve köşelerde sessiz sessiz akıtılan göz yaşları… Tek istenilen şey, bir haber. Habibin sıhhat haberi. Fakat Alemlerin Rabbi daha fazla uzatmayacaktır dünya gurbetini Habibinin. Ahmedi’nin yüreğini daha üzmeyecektir bu çöllerde.

    İşte son an… son nefes… ve Habibin dudaklarından dökülen son söz: “Er’rafiku-l a’la! Er’rafiku-l a’la!” “ Yüce dost! Yüce dost!”

    Kainatın Sevgilisi ulaşıyor dostuna

    Ezan vaktidir. Resûlullah’ın yokluğundaki ilk gecenin sabahı. Bilal elini kulağına götürmek için hazırlanıyor. Mukaddes daveti duyuracak. Lakin yüreği yanıyor. Yanık sesi, yanık yüreğiyle hepten hüzne bürünmüş başlıyor ezan-ı Muhammedi. Ve tam “Eşhedü enne Muhammederrasûlullah…” derken bir hıçkırık kopuveriyor Bilal’in ciğerlerinden. Bilal ağlıyor, sahabeler ağlıyor. Dalga dalga hüznüyle yayılıyor gülbang-ı Ahmedî. Peygamber müezzini ezanı güçlükle bitirebiliyor.

    Medine… Peygamber şehri. Hiç böyle görmemişti bu şehri Bilal. Her bir taşından göz yaşı damlıyordu sanki. İşte bu sokaklardan yürümüştü Allah Resûlü. Bu mescitte oturmuştu. Şu kütüktü yaslanıp da hutbe okuduğu. Mübarek ayaklarının değdiği toprak bu topraktı. O’nun gül kokusu sinmişti bu yerlere. Medine O’nu bulduğu gün can bulmuştu. Ama şimdi o yoktu bu şehirde. Her zerresine hasretini nakşedip göçüp gitmişti işte. Bilal Medine’de duramazdı artık. Baktığı her yönde O’nun hatırasının canlandığı, yüreğine hicran ateşleri yağdıran bu şehirde kalamazdı. Hasretini bağrına basıp Şam’a gitti. Aradan seneler geçti. Medine peygambersiz, ezanlar Bilalsiz seneler geçti. Halife defalarca Bilal’i Medine’ye çağırdı. Tüm ısrarlara rağmen peygamber müezzini kabul etmedi bu davetleri.

    Fakat bir gece Efendimiz (sav) rüyasına geldi Hazret-i Bilal’in. Allah Resûlü (sav) nurlar içinde ona bakıyor, sitemvâri bir tavırla: “Ne zamandır beldemize uğramaz oldun Ya Bilal!” diyordu. Ertesi sabah Bilal, emri alan asker gibi fırladı. Derhal Medine yollarına koyuldu. Bilal’in ne sıcakta pişen vücudu ne uzayan yollara bakan gözleri vardı. Hissettiği tek şey kalbindeki tarifsiz sızıydı. Özleten, ağlatan, yandıran bir sızı.

    Günlerce süren yolculuğun ardından Bilal, sevgilisini gömdüğü hicran şehrine ayaklarını basıyordu işte. Ve o gün Medine bir zamanlar çok iyi tanıdığı bir sesle açıyordu gözlerini sabaha. Sesi duyan daha iyi işitebilmek için kapılara koşuyordu. Sokaklara dökülen insanlar heyecan içinde birbirlerine tek bir şeyi haber veriyordu. “Bilal gelmiş! Seneler sonra Bilal Medine’ye dönmüş.” Kalpler sanki yerinden çıkacaktı. Sokaklarda kadınlar, çocuklar… Medine böyle bir şey görmemişti. Bütün şehir mescide akıyordu. Onlar bu sesi hep peygamber hayattayken duymuşlardı. Bu sesi işitip de gittiklerinde mescide Allah Resûlü’nün o mübarek yüzünü görmüşlerdi yıllarca. Peki ya şimdi? İşte bu ses Bilal’in sesiydi. Yoksa Muhammed Mustafa (sav) , kainatın biricik sevgilisi şimdi de mescitte miydi? Birisi deseydi ki: “Evet, Peygamberimiz (sav) mescitte, müminleri namaza bekliyor.” Şüphesiz buna inanmayan kalmayacaktı. Bir anda çağlayan hisler o koskoca hakikati unutturuvermişti. Allah Resûlü artık aralarında yoktu ve dönmesi de mümkün değildi. İşte o dem herkes koyuverdi kendini. Genç, ihtiyar, kadın, çocuk herkes herkes ağlıyordu. Her şey ortadaydı. Bu ses bu semalarda Muhammed Aleyhisselamsızdı.

    Bilal de yüreğinin yangınlarına su serpiyordu gözyaşlarıyla. O da ağlıyordu.

    Hıçkırıklara karışan bu ezan bütün Medine’yi ağlatmıştı. Bu Hazret-i Bilal’in okuduğu son ezanı oldu. Şam’a döndükten bir süre sonra o da Hakk’ın rahmetine ulaştı.
    Dünya zalim elinde tam ağlanacak andır.
    Müminlere şimdi mevsim-i hazandır.
    Bir an evvel derlenib de kendimiz olmazsak.
    Hak bilir-yok olup gideceğimiz ayandır.

  8. #8
    ayyüzlü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    ayyüzlü isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    24.10.2007
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Yaş
    30
    Mesajlar
    695
    Tecrübe Puanı
    24

    Standart Medine'yi Ağlatan Ezan

    بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم /



    Allah Resûlü hasta yatağında soğuk terler döküyor. Hazreti Aişe’nin gözü yaşlı, Hazreti Ebu Bekr’in başı yerde, Kainatın Efendisi ebedi yolculuğun eşiğinde son nefeslerini sayıyor. Medine soluk almadan bekliyor.



    Buruk yürekler, endişeli bakışlar ve köşelerde sessiz sessiz akıtılan göz yaşları… Tek istenilen şey, bir haber. Habibin sıhhat haberi. Fakat Alemlerin Rabbi daha fazla uzatmayacaktır dünya gurbetini Habibinin. Ahmedi’nin yüreğini daha üzmeyecektir bu çöllerde.



    İşte son an… son nefes… ve Habibin dudaklarından dökülen son söz: “Er’rafiku-l a’la! Er’rafiku-l a’la!” “ Yüce dost! Yüce dost!”



    Kainatın Sevgilisi ulaşıyor dostuna



    Ezan vaktidir. Resûlullah’ın yokluğundaki ilk gecenin sabahı. Bilal elini kulağına götürmek için hazırlanıyor. Mukaddes daveti duyuracak. Lakin yüreği yanıyor. Yanık sesi, yanık yüreğiyle hepten hüzne bürünmüş başlıyor ezan-ı Muhammedi. Ve tam “Eşhedü enne Muhammederrasûlullah…” derken bir hıçkırık kopuveriyor Bilal’in ciğerlerinden. Bilal ağlıyor, sahabeler ağlıyor. Dalga dalga hüznüyle yayılıyor gülbang-ı Ahmedî. Peygamber müezzini ezanı güçlükle bitirebiliyor.



    Medine… Peygamber şehri. Hiç böyle görmemişti bu şehri Bilal. Her bir taşından göz yaşı damlıyordu sanki. İşte bu sokaklardan yürümüştü Allah Resûlü. Bu mescitte oturmuştu. Şu kütüktü yaslanıp da hutbe okuduğu. Mübarek ayaklarının değdiği toprak bu topraktı. O’nun gül kokusu sinmişti bu yerlere. Medine O’nu bulduğu gün can bulmuştu. Ama şimdi o yoktu bu şehirde. Her zerresine hasretini nakşedip göçüp gitmişti işte. Bilal Medine’de duramazdı artık. Baktığı her yönde O’nun hatırasının canlandığı, yüreğine hicran ateşleri yağdıran bu şehirde kalamazdı. Hasretini bağrına basıp Şam’a gitti. Aradan seneler geçti. Medine peygambersiz, ezanlar Bilalsiz seneler geçti. Halife defalarca Bilal’i Medine’ye çağırdı. Tüm ısrarlara rağmen peygamber müezzini kabul etmedi bu davetleri.



    Fakat bir gece Efendimiz (sav) rüyasına geldi Hazret-i Bilal’in. Allah Resûlü (sav) nurlar içinde ona bakıyor, sitemvâri bir tavırla: “Ne zamandır beldemize uğramaz oldun Ya Bilal!” diyordu. Ertesi sabah Bilal, emri alan asker gibi fırladı. Derhal Medine yollarına koyuldu. Bilal’in ne sıcakta pişen vücudu ne uzayan yollara bakan gözleri vardı. Hissettiği tek şey kalbindeki tarifsiz sızıydı. Özleten, ağlatan, yandıran bir sızı.



    Günlerce süren yolculuğun ardından Bilal, sevgilisini gömdüğü hicran şehrine ayaklarını basıyordu işte. Ve o gün Medine bir zamanlar çok iyi tanıdığı bir sesle açıyordu gözlerini sabaha. Sesi duyan daha iyi işitebilmek için kapılara koşuyordu. Sokaklara dökülen insanlar heyecan içinde birbirlerine tek bir şeyi haber veriyordu. “Bilal gelmiş! Seneler sonra Bilal Medine’ye dönmüş.” Kalpler sanki yerinden çıkacaktı. Sokaklarda kadınlar, çocuklar… Medine böyle bir şey görmemişti. Bütün şehir mescide akıyordu. Onlar bu sesi hep peygamber hayattayken duymuşlardı. Bu sesi işitip de gittiklerinde mescide Allah Resûlü’nün o mübarek yüzünü görmüşlerdi yıllarca. Peki ya şimdi? İşte bu ses Bilal’in sesiydi. Yoksa Muhammed Mustafa (sav) , kainatın biricik sevgilisi şimdi de mescitte miydi? Birisi deseydi ki: “Evet, Peygamberimiz (sav) mescitte, müminleri namaza bekliyor.” Şüphesiz buna inanmayan kalmayacaktı. Bir anda çağlayan hisler o koskoca hakikati unutturuvermişti. Allah Resûlü artık aralarında yoktu ve dönmesi de mümkün değildi. İşte o dem herkes koyuverdi kendini. Genç, ihtiyar, kadın, çocuk herkes herkes ağlıyordu. Her şey ortadaydı. Bu ses bu semalarda Muhammed Aleyhisselamsızdı.



    Bilal de yüreğinin yangınlarına su serpiyordu gözyaşlarıyla. O da ağlıyordu.



    Hıçkırıklara karışan bu ezan bütün Medine’yi ağlatmıştı. Bu Hazret-i Bilal’in okuduğu son ezanı oldu. Şam’a döndükten bir süre sonra o da Hakk’ın rahmetine ulaştı
    ''Bir hayatki Sonu cennettir
    Sıkıntıdan ne çıkar?''

    ''Bir Hayat ki Sonu Cehennemdir
    Rahatından ne çıkar?''




    “Sen Yolcu Bu Yalan Dünya Hancıdır.
    Öyle Bir Gün Varki Yürekte Sancıdır.
    Yer Gök Bir Olup Da Hesap Sorulunca,
    En Sevdiğin Bile Senden Davacıdır..."

  9. #9
    NUAYMAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    NUAYMAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    01.05.2007
    Yaş
    39
    Mesajlar
    530
    Tecrübe Puanı
    28

    Standart

    ALLAH razı olsun ayyüzlü kardeşim konuyu okunca bir an o zamana gidiveriyor insan yüreğine bir sızı düşüyor ...
    - Sende Kimsin?

    - Ben Hizmetkarım, tıpkı senin gibi!

    - İyi de ben hizmetkar falan değilim.

    - Düşünmeden cevap verme.

    Aslında herkes hizmetkar değil mi ?

    Herkes birilerine hizmet etmiyor mu?
    ...

+ Konu Cevaplama Paneli

Benzer Konular

  1. Türkiyeyi ağlatan ezan
    By samanyolu in forum Tarihi Bilgiler
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 10.09.2009, 01:13
  2. Ağlatan kahkaha
    By nurullah_01 in forum Oku, Düşün, Anla
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 28.08.2007, 19:45

Paylaş

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

Content Relevant URLs by vBSEO ©2011, Crawlability, Inc.