Konu Kapatılmıştır
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 12 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 19

Konu: Merhaba

  1. #1
    karshiaka isimli Üye şimdilik offline konumundadır Üyeliği durduruldu
    Üyelik tarihi
    06.11.2009
    Mesajlar
    6
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart Merhaba

    mantık-islam-bilim- dünya hayatı bunların hepsinin biryerde birleştiği bir delil, bir örnek verir misiniz? amacım saldırmak değil yanlış anlamayın.. sadece merak ediyorum müslüman değilim... sevgiler.

  2. #2
    cangenç Misafir

    Standart

    Elime on mısır tanesi aldım. Bunları toprağa attım. Kaç tanesi çıktı. Mantıken hepsi çıkmak lazım. Bilimsel olarak ise incelediğimizde hepsinin çıkma ihtimali çok düşük. Olasılık olarak sadece bir tanesinin çıkma ihtimali var.

    Şimdi sadece bir mısır çıksa dokuzu çürüse. Biri dese "yahu niye mısırları yemek yapmadık. Bak, dokuzu çürüdü heba oldu. Toprak çürük çıktı." ne kadar saçma olur. Oysa bir tek mısır binlerce mısır haline geldi. Onları da ektik, milyonlarca mısırımız oldu. Tarlamız oldu. Dünya hayatında rahat yaşamaya başladık.

    Örneğin İslam'i boyutu içinde sorunda samimi isen anlatırım.

  3. #3
    mavigezegen isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    14.07.2009
    Yaş
    32
    Mesajlar
    216
    Tecrübe Puanı
    6

    Standart

    Alıntı karshiaka Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    mantık-islam-bilim- dünya hayatı bunların hepsinin biryerde birleştiği bir delil, bir örnek verir misiniz? amacım saldırmak değil yanlış anlamayın.. sadece merak ediyorum müslüman değilim... sevgiler.
    Aşağıdaki ayet ve açıklama belki merakını giderir. Bu Kuran'dan sadece bir ayettir. Daha bir çoğu Kuran'da bulunmaktadır.


    Sonra meyvelerin her türünden ye de Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollara koyul. Onun karınlarından renkleri çeşit çeşit bir içecek çıkar ki, insanlar için onda şifalar vardır. Şüphesiz, aklını çalıştıran bir topluluk için bunda bir delil vardır.

    Nahl Suresi 69


    Uzunluğu 1-3 cm arasında değişen arının vücudu baş, göğüs ve karın olmak üzere üç bölümden oluşur. En arkadaki karın bölümü gövdenin öbür bölümlerinden daha uzundur ve halka biçimindeki bölütlerden oluşur. Ayette tekil dişi arıda, "karınlar" olduğu vurgulanmaktadır. Ayetin Arapça'sında bu "butuniha" ifadesiyle belirtilir. Kelimenin sonundaki "ha", dişi ve tekil şahısı belirtir. Eğer çoğul dişi arılardaki karınlar vurgulanmak isteseydi bu ifade "butunihinne" olur idi. Böylece ayet arının bölütlü, parçalı karın yapısına da işaret etmektedir. Bu parçalı karın yapısıyla arı "karınların" sahibi olarak nitelenmektedir. Arıların bu karın yapısının iç kısmında birine bal torbası ve diğerine de kursak adı verilen iki mide vardır. Arı çiçeklerden aldığı bal özünü önce kursağında bal haline getirir. Arının karın bölgesi bir kimya laboratuarı gibi çalışmakta ve bal üretmektedir.

    Balın rengi gerçekten de ayette geçtiği gibi çeşit çeşittir. Bu renk, iklim, mevsim, hava koşulları ve alındığı kaynaklara bağlı olarak çok değişik görünüştedir. Beyazdan tutunuz da esmer (pekmez rengi) ve kahverengiden yeşile kadar çeşitli renklerde ballar vardır. Bu renklerin en hoşa gideni bal rengi de denilen açık altın sarısıdır. Balcılık alanında modern ve titiz çalışması olan ülkeler balın rengini saptamak için tespit edilmiş bir renk cetveli kullanmaktadır.

    ARILARIN DANSI


    İncelediğimiz ayetin başında, dişi bal arısının bal yapabilmek için bitkilerin özünü toplamasına işaret edilir. Gerçekten de ayette söylendiği gibi dişi olan işçi arılar bal yaptıkları gibi, bu balın ham maddesini bitkilerden toplamak da dişi olan bu işçi arıların görevidir. Arıların bal özlerini toplama aşamalarında birbirinden ilginç, inanılmaz olaylar gerçekleşmektedir.

    Çiçeklerin yerini bulan arı, bulduklarını haber vermek üzere diğer arıların yanına döner. Bu arı, dans ederek diğer arılara balın ham madde kaynağının koordinatlarını bildirir. Arı yaptığı dans yoluyla verdiği mesajlarla, kaynağın hem doğrultusunu, hem de uzaklığını eksiksiz olarak diğer arılara iletir. Belli bir yaşa gelmiş insanlar 6 haftada bir dans kurunu bile bitirememektedirler. Oysa sadece 6 hafta yaşayan arı yaptığı dansları bir iletişim aracı olarak kullanabilmektedir.

    Arının dansı kadar, kovanına dönerken yaptığı hesaplar da çok ilginçtir. Balın ham maddesinin kaynağını sadece Güneş'e göre tarif etmesi mümkün olan arı kovana dönene kadar Güneş her 4 dakikada 1 derece yer değiştirir. Arı Güneş'in bu yer değişimini hem besini bulurken, hem kovana en kestirme yönden dönmesi gerekirken hesaplar. Arı hedefinin peşinde ne kadar dolaşırsa dolaşsın, en kestirme şekilde kovana dönerken, Güneş'in ne kadar yer değiştirdiğini hesaplamak zorundadır. Arı bu hesabı da kusursuz yapmaktadır. Arının tüm bu hesapları, kovan içindeki tüm bu uyum; ne tesadüflerle, ne de 6 hafta yaşayan arının eğitilmesiyle açıklanabilir. Arı tüm bu görevleri kendisine öğretilmiş olarak doğmaktadır. Yaratıcı, arıyı en mükemmel şekilde programlamıştır.

    BALDAKİ ŞİFA


    Dişi olan işçi bal arılarının üretimi olan balın, insanlar için ne kadar faydalı bir besin kaynağı olduğu ayette belirtilir. Balın şifa olduğu günümüzde tüm tıp otoritelerince tartışmasız olarak kabul edilmektedir. Bal hem birçok vitamine, hem kalsiyum, potasyum, magnezyum, sodyum, fosfor gibi birçok minerale, hem bakıra, iyota, demire, çinkoya, hem de bazı hormonlara sahiptir.

    Bal, içindeki şekerlerin bir başka cins şekere dönüşebilme özelliği sayesinde kolayca sindirilir. Bal, içerdiği serbest şekerler ile beynin çalışmasını kolaylaştırır. Kan yapımına, kanın temizlenmesine, kan dolaşımının düzenlenmesine yardımcı olur. Bal, vücudumuzun iç mekanizmasının daha iyi çalışması için yenilerek kullanıldığı gibi, kozmetikte ve cilt hastalıklarında vücuda dıştan sürülerek kullanılır. Balın iyileştirdiği söylenen hastalıklar saymakla bitmez.

    Balın şifa kaynağı olduğu birçok toplumda düşünülmüştür. Bu yüzden Kuran'ın bu konuda söylediğinin, Kuran'ın indiği dönemde bilinmediğini söylemiyoruz. Fakat şuna dikkat etmeliyiz ki, Peygamberimiz döneminden gelen uydurma hadislerde deve idrarının içilmesine, bu idrarın şifa olduğuna dair sözlere de rastlıyoruz. Kuran o dönemin bu uydurma şifa kaynaklarına gönderme yapmamış, bal gibi günümüzde hiç kimsenin itiraz edemeyeceği bir maddeyi şifa olarak insanlara sunmuştur. Eğer Kuran kendi döneminin heyecanlarıyla yazılmış bir uydurma olsaydı, içinde elbette kendi döneminin safsatalarını içeren böylesine yanlışlar da olacaktı.

    Kuran arılarla ve balın yapımıyla ilgili hiçbir yanlış izah yapmadığı gibi, kovan yapma, balın ham maddesini toplama, bal yapma gibi görevleri dişi arıların yaptığını belirterek indiği dönemdeki insanların bilemeyeceği bir gerçeği de açıklamıştır. Ayrıca bu dişi arının, bölmeli karınlardan oluşan anatomik yapısına da "bir tek dişi arıda çoğul karın" ifadesi kullanılarak işaret edilmiştir. Arının ve diğer böceklerin fizyolojik yapısını incelemeye dair bir geleneğe rastlanmayan bir dönemde bu ifadenin olması da çok ilginçtir.

    Arının kovandaki iş bölümünü, arının tüm marifetlerini anlatmaya bu kitabın hacmi yetmez. Bu tek başına bir kitap konusudur. Arının kovanı havalandırması, belirli bir nem ve ısı oranını sağlaması, kovan içinde mükemmel bir hijyenik ortamı oluşturması, kovanda nöbet beklemesi, yabancı maddeleri kovandan atış yöntemleri, salgıladığı balmumu, propolis, süt gibi maddeler birbirinden hayret verici ve mükemmeldir. Altı hafta yaşayan arı, tüm bu mükemmel özelliklere doğuştan nasıl sahip olmaktadır? Bilinçli bir Yaratıcı olmadan arının bu bilgileri kendi kendine tesadüfen elde etmesi hiç mümkün olabilir mi ? Kuran'ın dikkat çektiği arının, yaptıklarını her inceleyen, arının şahsında Allah'ın mükemmel bir sanat eserini görecektir.


    Sizin yaratılışınızda ve her yana yaydığı canlılarda kesin bilgiyle inanan bir toplum için deliller vardır.

    Casiye Suresi 4
    Cahil ile sohbet etmek güçtür bilene, Çünkü cahil ne gelirse söyler diline.

  4. #4
    bcetin811 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    bcetin811 isimli Üye şimdilik offline konumundadır AMEL-İ SALİH
    Üyelik tarihi
    27.09.2006
    Bulunduğu yer
    Hayatın içinden
    Yaş
    31
    Mesajlar
    1.505
    Tecrübe Puanı
    38

    Standart

    mantık-islam-bilim- dünya hayatı bunların hepsinin biryerde birleştiği bir delil, bir örnek verir misiniz? amacım saldırmak değil yanlış anlamayın.. sadece merak ediyorum müslüman değilim... sevgiler.
    Eğer size mantıktan örnek verirsem;

    - Bu sizin düşünceleriniz, doğru olmayabilir de...

    Size bilimden örnek verirsem;

    - Bilim şu an herşeyi açıklayamıyor ama bu bir gün açıklamayacağı anlamına gelmez..

    Size islamdan örnek versem;

    - İnancınıza saygı duyarım fakat benim mantığım bu durumu kabul etmiyor..

    Size dünya hayatından örnek versem;

    - Bu sizin yaşama bakış açınız, ben daha farklı düşünüyorum...

    Mesela ben evren genişliyor ve Kur'an bunu 1400 yıl önceden haber veriyor desem (Zariyat 47) ...Musiun kelimesinin Kur'an da kıyası yoktur, bu kelime bu ayet içinde özel olarak kullanılmıştır ve genişletme anlamına da gelir desem ne ölçüde inanırsınız bu delile???
    "Bilmediklerimi ayağımın altına alsaydım başım göğe ererdi". (İmam-ı Azam)



  5. #5
    karshiaka isimli Üye şimdilik offline konumundadır Üyeliği durduruldu
    Üyelik tarihi
    06.11.2009
    Mesajlar
    6
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    merak ettiğim önemli bir konu, neden islam dünyası bilim, teknoloji, sosyal hayat konusunda son derece sıfır. örneğin türban neden bu kadar önemli ben hiç bir bayanın saçına bakarak tahrik olmuyorum. neden bayanlar her zaman erkeklerin himayesinde başka bi canlı gibi olmak zorunda?

  6. #6
    Admin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Admin isimli Üye şimdilik offline konumundadır Teknik Admin
    Üyelik tarihi
    29.06.2004
    Bulunduğu yer
    Rastatt, Germany
    Yaş
    40
    Mesajlar
    671
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart

    Alıntı karshiaka Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    merak ettiğim önemli bir konu, neden islam dünyası bilim, teknoloji, sosyal hayat konusunda son derece sıfır. örneğin türban neden bu kadar önemli ben hiç bir bayanın saçına bakarak tahrik olmuyorum. neden bayanlar her zaman erkeklerin himayesinde başka bi canlı gibi olmak zorunda?

    zahmet edip size bunca cevap vermisler, ama siz sanki cevaplar yok gibi görmemis gibi konudan konuya, sorudan soruya geciyorsunuz.

    önce ilk sorunuzu tartisiniz cevaplar yeterlimi degilmi ?
    Konusmak ihtiyac olabilir, ama susmak bir sanattir...
    D
    ünya Bir Bekleme Odasıdır,Çağrılınca Gireceğiz..(IlyasKüçük
    )

  7. #7
    bekir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    bekir isimli Üye şimdilik offline konumundadır sadece bir kul
    Üyelik tarihi
    10.09.2007
    Bulunduğu yer
    Dağlardan, yaylalardan
    Mesajlar
    7.792
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart

    Alıntı karshiaka Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    mantık-islam-bilim- dünya hayatı bunların hepsinin biryerde birleştiği bir delil, bir örnek verir misiniz? amacım saldırmak değil yanlış anlamayın.. sadece merak ediyorum müslüman değilim... sevgiler.
    Mantık, İslam, bilim ve yaşamın (dünya hayatı) beraberce olmadığı bir şey siz söyleyin, biz izah edelim...





    Ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila


    Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol.
    Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye,
    Bir sebep, bir yol, bir nefes ol.

    Bütün Tağutları Red...


  8. #8
    h-a-m-z-a isimli Üye şimdilik offline konumundadır Üye
    Üyelik tarihi
    16.09.2009
    Yaş
    32
    Mesajlar
    166
    Tecrübe Puanı
    5

    Standart

    Alıntı karshiaka Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    merak ettiğim önemli bir konu, neden islam dünyası bilim, teknoloji, sosyal hayat konusunda son derece sıfır. örneğin türban neden bu kadar önemli ben hiç bir bayanın saçına bakarak tahrik olmuyorum. neden bayanlar her zaman erkeklerin himayesinde başka bi canlı gibi olmak zorunda?
    arkadaş soru soracağım diye başlık açmışsın saygı duyuyoruz ama yazdıklarınıza dikkat ederseniz siz soru sormuyorsunuz yorum yapıyorsunuz önce kendi samimiyetinizi sorgulamanız gerekmez mi ?

    Gerek bilim gerek teknoloji gerekse sosyal hayat konusunda İslam ın önde olduğu süreleri atlamışsınız.Her toplumda olduğu gibi islam toplumunda da atalet meydana gelebiliyor maalesef ve bu İslam ın değil bireylerin suçu..

    Kişilerden dolayı kavramları yargılamayın hata yaparsınız..
    Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden başka yük yüklemez. Herkesin kazandığı hayır kendisine, yaptığı kötülüğün zararı yine kendisinedir.(BAKARA 286)

  9. #9
    radikal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    radikal isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    10.02.2007
    Bulunduğu yer
    Gönül aleminden
    Yaş
    38
    Mesajlar
    2.637
    Tecrübe Puanı
    147

    Standart

    Alıntı karshiaka Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    merak ettiğim önemli bir konu, neden islam dünyası bilim, teknoloji, sosyal hayat konusunda son derece sıfır. örneğin türban neden bu kadar önemli ben hiç bir bayanın saçına bakarak tahrik olmuyorum. neden bayanlar her zaman erkeklerin himayesinde başka bi canlı gibi olmak zorunda?
    Türbanın; bilim, teknoloji ve sosyal hayata menfi bir müdahelesi mi var ? Bir bayanın saçına bakarak tahrik olup olmamaktan kasdın, direk "ben türbana karşıyım" diyememen olabilir mi ?

    Bana kalırsa sen bunları merak etmiyorsun, sadece açıklamalarını bilemediğin, bildiklerini de kabullenemediğin, ama müslümanlar tarafından son derce önemsenen bu gibi değerler ile kıvrak olduğuna inandığın zekan ile dalga geçmeye çalışmak.

    Denesene...
    Derdi; Allah'ın (cc) rızası olanlara selam olsun!

  10. #10
    Peris Misafir

    Standart mantık-İslam-bilim

    1981 yılında Fransa Mısırdan tadkikat maksadı ile Mısır fironlarından birinin mumiyalanmış cesedini istedi. Tadkikatı üzerine götüren Pr.Moris Bükayi, esasen fironon ölümü ile ilgilenmiş. Belli oluyor ki firon suda boğularak ölmüş, sonra denizden çıkarılarak mumuiyalanmış. Ama bir soru Morise rahatlık vermiyordu:Niye bu fironun cesedi diğer fironların cesedinde daha iyi durumda kalmış? (sayın Karshiaka bu hissesi mantık diyelim)
    Ha bu arada Pr.Moris mumiyanın denizin dibinden çıkarılma faktını ilmi ihtira olarak ilan etmek isterken ona haber veriyorlar ki, Müslümanlar bu barede çokdan biliyor. Moris bu barede derin tadkikatlar aparılmadan aşkar edilmesinin mümkünsüzlüyünü belirtmiş. (bu hisseye de bilim diyelim)
    Kuranın bu barede nasıl melumat verdiğini anlamıyordu çünkü, mumiya 1898 yılında bulunduğu halde 1400 yıl önce bu nasıl biline bilerdi?Nihayet Pr.Moris kendisi firon baresindeki Kuran ayeleri ile tanış oluyor:

    "İsrailoğullarını denizden geçirdik. Firavun da, askerleriyle birlikte zulmetmek ve saldırmak üzere, derhal onları takibe koyuldu. Nihayet boğulmak üzere iken, “İsrailoğulları’nın iman ettiğinden başka hiçbir ilâh olmadığına inandım. Ben de müslümanlardanım” dedi.
    "Şimdi mi?! Oysa daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun."
    "Biz de bugün bedenini, arkandan geleceklere ibret olman için, kurtaracağız. Çünkü insanlardan birçoğu âyetlerimizden gerçekten habersizdir."(Yunus suresi 90-92.ayet)
    Hemen cesed Kahirede Mısır müzesinde korunuyor. Neticede Pr.Moris kendisi müslüman oluyor. (Bu da İslam hissesi. Tüm bilim ve mantık İslam önunde aciz)

Konu Kapatılmıştır

Paylaş

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

Content Relevant URLs by vBSEO ©2011, Crawlability, Inc.