memurların ne halleri vardır kimse bilmediğini sanırlar, İstanbulda bazı Polisler kendi rüşvet çarkına dahil etmek için görev arkadaşına oyun oynarlar, içtiği çaya, kokoreçe uyuşturucu kattırırlar. Kanında uyuşturucu olan bir insanın 6 ay vücudundan çıkmaz, Gümrük kapılarında memur olabilmek için rüşvet verenler vermesini bilen almasını da bilir demek isterler, aldğı maaş bir memurun ne kadar geldiği yer haram (faiz, sigara alkol vergileri, genelev verileri vb.) olsada gereğini yerine getiriyorsa, görevinin gereğini Müheymin ALLAH (c.c) beni görüyor diye bilerek yapıyorsa, helaldir. Hz. Süleyman peygambere bir kuş diyorki, ben senin bu saltanatını yıkarım, Peygamber nasıl yıkacaksın diyor. Yetim Toprağını alırım senin sarayının üzerine koyarım sarayın yıkılır diyor. Süleyman Peygamberde doğru söylüyorsun diyor. Biz evlerimize saraylarımıza yetim hakkı katıyorsak Sülayman'ın Saltanatını yıkabilecek olan toprak misali bizi ne yapar acaba, bu dünyada haram, diğer dünyada bize nasıl geri dönecek. Uyuşturcu trafiğinde, çetelerde, suç örgütlerinde içlerinde bir memur çıkıyor. Bir memur çıkıyorsa o da aslında başka birilerine güveniyordur. Rüşvet çarkı dönüyor, yakalanıyorlar ama aynı kişiler sonra yine görevdeler. Tapu merurunun kanunları farklıdır. Tapu memuru yaptığı işte bir yanlışlık yaparsa ortaya çıkardığı zararı kendi cebinden ödemek zorundadır, bu çerçevede bir tapu memurunun rüşvet çarkına dahil olmaması çok zor. Hiç olmasa benim işimi biraz öne al diyerek 100-200 m gibi fiyatlar 100-200 milyar gibi ev alım satımlarında takipçilerin çalışma sistemi, Belediyelerde imar planına dahil olsada imar palanına dahil değil diye rüşvet alanlar. Daha aklıma gelenler bu kadar ama dediğim gibi haram insanın kendine olan zulmudur. Bir insan kendine de zulm etse zalimdir ve zalimlerin dostu olmaz, ALLAH zalimleri sevmez. ALLAH sevmiyorsa bir kulunu, o zavallı kul nasıl onun rızasına kavuşacak.
Pirimiz Seyyid Ahmet Er Rıfai ve Abdülkadir Geylani Hazretleridir.
Paylaş