+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 ve 6

Konu: Konuş ey Aişe içimiz ferahlasın

  1. #1
    samanyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    samanyolu isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    19.03.2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Yaş
    37
    Mesajlar
    2.650
    Tecrübe Puanı
    73

    Standart Konuş ey Aişe içimiz ferahlasın

    BUNDAN 1400 küsur sene önceydi. ALLAH’ın Resulü bir meseleden dolayı üzgündü. Ağır adımlarla “hane-i saadetlerine” doğru ilerliyordu. Bu, günümüze göre çok fakir saadet evinin kapısını zevceleri Hz Ayşe açtı. Yüzündeki tebessümle Peygamberi içeriye aldı. Selamdan sonra ALLAH’ın elçisi Hz Ayşe’ye yanından ayrılmamasını söyledi. Hz. Ayşe yanına oturdu.

    “Konuş ey Ayşe dedi Peygamber! Konuş da biraz içimiz ferahlasın!”

    Ve Ayşe konuşmaya başladı. ALLAH’ın rahmetinden, merhametinden, Peygamberin şefkatinden, dünyanın faniliğinden bahsetti. O konuştukça Peygamberin üzüntüsü dağıldı, yüzüne bir tebessüm geldi, ferahladı. Rabbine şükretti…

    Yıl 2008. Peygamber ümmetinden Mehmet Bey’in işyerinde canı sıkılmıştı. Yeni aldığı Opel marka arabasıyla evinin önüne geldiğinde park yerinin dolu olduğunu gördü. Canı bir daha sıkıldı. Arabayı kaldırımın kenarına park ederken söyleniyordu. Onuncu kattaki dairesine çıkarken asansör de çok ağır işliyordu. Sonra kapıyı çaldı. Sıcak bir tebessümle hanımı açtı kapıyı. Yemek hazırlıyordu. O da ne yine çocuklar ayakkabılarını evin kapısında bırakmışlar, dolaba almamışlardı. “Nerede bu çocuklar?” diye sordu hanımına. Daha sonra da içerideki çocuklarını çağırıp bir güzel fırçaladı. Zaten her zaman böyle yapıp ayakkabılarını dışarıda bırakıyorlardı. Etraf da hırsız kaynıyordu ve Mehmet Bey o ayakkabılara bir sürü para saymıştı.

    Mehmet Bey içeriye girince “kurt gibi açım dedi. Sofrayı hemen hazırla da yiyelim:”

    “Ben sofrayı hazırlıyorum, on beş dakikaya kadar yemek de pişer” dedi hanımı. Mehmet Bey kızgınlıkla baktı hanımına: “ Ben bütün gün iş yerinde bir sürü şeyle uğraşıyorum, kaç tane adamın derdini çekiyorum, sen bir türlü ben gelmeden şu yemeği yetiştiremiyorsun” dedi. O lavaboda ellerini yıkayıp üstünü değişinceye kadar hanımı yemeği yetiştirememesi hakkında pek çok mazeret sıraladı. Yemeği biraz da bu fırçalar yüzünden kös kös yediler. Sadece çocuklar aralarında bir iki atıştı. Bu çeşit çeşit yiyeceklerin bulunduğu sofrada pek iştahları da kalmamıştı.

    Alelacele televizyonun başına oturdu Peygamber ümmetinden Mehmet Bey. Zira ekonomi yine kötü gidiyordu. Borsadaki küçük yatırımı yüzde otuz değer kaybetmişti. Döviz çıkıyordu. Nasıl da ekonomideki bahar havasına aldanıp dövizdeki parasını borsaya yatırmıştı? İşyerinde durmadan borsayı öven arkadaşını hatırladı kızgınlıkla. Neyse ki başbakan her şeyin kontrol altında olduğunu söylüyordu. Mutfakta işini bitiren hanımı elinde çay tepsisi ile odaya geldi. Çocuklar ders çalışmaya gittiler. Hanımı az önceki olumsuz havayı dağıtmalıydı. Çay içerken biraz havadan sudan bahsetti. Mehmet Bey’in bir kulağı televizyondaydı, bir kulağı hanımında. (Nasıl oluyorsa!) Hanımı birkaç defa “beni dinliyor musun” diye sordu. “tabi tabi dedi Mehmet Bey, istersen son söylediğini tekrar edebilirim”

    Biraz sonra yemeğin verdiği rehavetle Mehmet Bey iyice uzandı. Televizyonla hanımı arasında gidip gidip gelmekten de iyice bıkmıştı. Onun gevşediğini fark eden hanımı kafasındaki bambayı patlattı:

    - Biliyor musun x şirketi buzdolabını, çamaşır ve bulaşık makinesini ayda yüz liraya veriyormuş.

    - İyi bizde bunların üçü de var.

    - Olur mu, bak karşıdaki Selda Hanımlar üçünü de değiştirdiler. Her şeyleri yep yeni oldu. Bizim bulaşık makinası öldü ölecek. Buzdolabı da artık yetmiyor. Çocuklar büyüdü. Çamaşır makinesı da çok enerji yakıyor. Şöyle A sınıfı bir şey alalım da elektrikten tasarruf edelim. Bunları da veririz bir fakire, sevap işleriz. Bak zaten….

    Mehmet Bey’in kafası karıncalaşmaya başlamıştı. Artık iki kulağı ile hanımını ve televizyonu takip edemez olmuştu. Oysa her ikisi de mütemadiyen konuşuyor ve bir şeyler anlatıyordu. Kendi kendine söylendi

    - Sus be Ayşe ya! Sus da biraz içimiz rahatlasın. Ne bu böyle her gün dır dır dır…”

    Tabii ki bu sözü Ayşe Hanım duymadı. O hâlâ konuşmasına devam ediyordu. Bu cümleyi 1400 küsur sene önce hanımına “Konuş ey Ayşe!” diyen Peygamber’i duyan melekler işitti. Sonra da yüzyıllar önce hanımına “Konuş ey Ayşe içimiz ferahlasın, diyen bir Peygamberin ümmetinin bugün nasıl olup da, sus ey Ayşe, sus da biraz içimiz açılsın” noktasına geldiklerine şaşırıp durdular..




    İmandır o cevher ki, ilahi ne büyüktür!..
    İmansız olan paslı yürek sinede yüktür...

  2. #2
    hilal isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    03.06.2008
    Yaş
    34
    Mesajlar
    674
    Tecrübe Puanı
    26

    Standart

    çok güzel bir paylaşım Allah razı olsun.
    GÜL'Ü kokladım terindir diye,
    Seyrine daldım yüzündür diye,
    Yaprağına dokundum tenindir diye,
    Ben GÜL' e vuruldum SANA benziyor diye! YA RESULALLAH

  3. #3
    ayyüzlü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    ayyüzlü isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    24.10.2007
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Yaş
    30
    Mesajlar
    695
    Tecrübe Puanı
    24

    Standart

    Şaşılır elbet !
    insanlar degişti,gelenkler degişti degerlerin yerini şimdi başka etkenler aldı
    ''Bir hayatki Sonu cennettir
    Sıkıntıdan ne çıkar?''

    ''Bir Hayat ki Sonu Cehennemdir
    Rahatından ne çıkar?''




    “Sen Yolcu Bu Yalan Dünya Hancıdır.
    Öyle Bir Gün Varki Yürekte Sancıdır.
    Yer Gök Bir Olup Da Hesap Sorulunca,
    En Sevdiğin Bile Senden Davacıdır..."

  4. #4
    Ebu CENDELL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Ebu CENDELL isimli Üye şimdilik offline konumundadır Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    19.07.2008
    Bulunduğu yer
    islambol
    Yaş
    40
    Mesajlar
    64
    Tecrübe Puanı
    4

    Standart

    evet arkadaşlar demekki günümüzde her insan evlilikte biraz dertli.hz.peygamber(sav)bizlere örnek olmuş ama bizler ona hakkıyla ümmet olamamışız.kadın ve erkek islamda aile konularını malesef bilmiyorlar bilmiyoruz.peki birden fazla evli olsaydık acep halimiz ne olurdu!
    KIYAM GÜNÜNÜN O EN YAKIN BULUŞMA ANINDA
    BİR KURŞUN İLE TOPRAĞA ÇAKILSIN BEDENİM
    BİRDAHA O YERDEN KALKMAMACASINA

    ÖNCE BİR DAMLAKANIM DÜŞSÜN TOPRAĞA
    AKACAK TEMİZ KANLARIN HABERCİSİ OLSUN
    VE ARDINDAN ILIK BİR TİTREMEYLE
    BÜTÜN DAMARLARIM BOŞALSIN YAĞMUR YERİNE
    Kİ DAHA GÜZEL GÜNLER YEŞERSİN O TOPRAKLARDAN
    DAHA GÜZEL CANLAR BENDEN BU YOLA KURBAN
    AĞITLAR YAKILMASIN ARDIMDAN BİLİNSİN YÜREKLERE İŞLENSİN
    YALNIZ ALLAH İÇİN YAŞANSIN VE ÖLÜM
    ÖLÜMDE YALNIZ ALLAH İÇİN OLSUN

  5. #5
    yelken06500 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    yelken06500 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    12.09.2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    777
    Tecrübe Puanı
    8

    Standart

    Alıntı samanyolu Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    BUNDAN 1400 küsur sene önceydi. ALLAH’ın Resulü bir meseleden dolayı üzgündü. Ağır adımlarla “hane-i saadetlerine” doğru ilerliyordu. Bu, günümüze göre çok fakir saadet evinin kapısını zevceleri Hz Ayşe açtı. Yüzündeki tebessümle Peygamberi içeriye aldı. Selamdan sonra ALLAH’ın elçisi Hz Ayşe’ye yanından ayrılmamasını söyledi. Hz. Ayşe yanına oturdu.

    “Konuş ey Ayşe dedi Peygamber! Konuş da biraz içimiz ferahlasın!”

    Ve Ayşe konuşmaya başladı. ALLAH’ın rahmetinden, merhametinden, Peygamberin şefkatinden, dünyanın faniliğinden bahsetti. O konuştukça Peygamberin üzüntüsü dağıldı, yüzüne bir tebessüm geldi, ferahladı. Rabbine şükretti…

    Yıl 2008. Peygamber ümmetinden Mehmet Bey’in işyerinde canı sıkılmıştı. Yeni aldığı Opel marka arabasıyla evinin önüne geldiğinde park yerinin dolu olduğunu gördü. Canı bir daha sıkıldı. Arabayı kaldırımın kenarına park ederken söyleniyordu. Onuncu kattaki dairesine çıkarken asansör de çok ağır işliyordu. Sonra kapıyı çaldı. Sıcak bir tebessümle hanımı açtı kapıyı. Yemek hazırlıyordu. O da ne yine çocuklar ayakkabılarını evin kapısında bırakmışlar, dolaba almamışlardı. “Nerede bu çocuklar?” diye sordu hanımına. Daha sonra da içerideki çocuklarını çağırıp bir güzel fırçaladı. Zaten her zaman böyle yapıp ayakkabılarını dışarıda bırakıyorlardı. Etraf da hırsız kaynıyordu ve Mehmet Bey o ayakkabılara bir sürü para saymıştı.

    Mehmet Bey içeriye girince “kurt gibi açım dedi. Sofrayı hemen hazırla da yiyelim:”

    “Ben sofrayı hazırlıyorum, on beş dakikaya kadar yemek de pişer” dedi hanımı. Mehmet Bey kızgınlıkla baktı hanımına: “ Ben bütün gün iş yerinde bir sürü şeyle uğraşıyorum, kaç tane adamın derdini çekiyorum, sen bir türlü ben gelmeden şu yemeği yetiştiremiyorsun” dedi. O lavaboda ellerini yıkayıp üstünü değişinceye kadar hanımı yemeği yetiştirememesi hakkında pek çok mazeret sıraladı. Yemeği biraz da bu fırçalar yüzünden kös kös yediler. Sadece çocuklar aralarında bir iki atıştı. Bu çeşit çeşit yiyeceklerin bulunduğu sofrada pek iştahları da kalmamıştı.

    Alelacele televizyonun başına oturdu Peygamber ümmetinden Mehmet Bey. Zira ekonomi yine kötü gidiyordu. Borsadaki küçük yatırımı yüzde otuz değer kaybetmişti. Döviz çıkıyordu. Nasıl da ekonomideki bahar havasına aldanıp dövizdeki parasını borsaya yatırmıştı? İşyerinde durmadan borsayı öven arkadaşını hatırladı kızgınlıkla. Neyse ki başbakan her şeyin kontrol altında olduğunu söylüyordu. Mutfakta işini bitiren hanımı elinde çay tepsisi ile odaya geldi. Çocuklar ders çalışmaya gittiler. Hanımı az önceki olumsuz havayı dağıtmalıydı. Çay içerken biraz havadan sudan bahsetti. Mehmet Bey’in bir kulağı televizyondaydı, bir kulağı hanımında. (Nasıl oluyorsa!) Hanımı birkaç defa “beni dinliyor musun” diye sordu. “tabi tabi dedi Mehmet Bey, istersen son söylediğini tekrar edebilirim”

    Biraz sonra yemeğin verdiği rehavetle Mehmet Bey iyice uzandı. Televizyonla hanımı arasında gidip gidip gelmekten de iyice bıkmıştı. Onun gevşediğini fark eden hanımı kafasındaki bambayı patlattı:

    - Biliyor musun x şirketi buzdolabını, çamaşır ve bulaşık makinesini ayda yüz liraya veriyormuş.

    - İyi bizde bunların üçü de var.

    - Olur mu, bak karşıdaki Selda Hanımlar üçünü de değiştirdiler. Her şeyleri yep yeni oldu. Bizim bulaşık makinası öldü ölecek. Buzdolabı da artık yetmiyor. Çocuklar büyüdü. Çamaşır makinesı da çok enerji yakıyor. Şöyle A sınıfı bir şey alalım da elektrikten tasarruf edelim. Bunları da veririz bir fakire, sevap işleriz. Bak zaten….

    Mehmet Bey’in kafası karıncalaşmaya başlamıştı. Artık iki kulağı ile hanımını ve televizyonu takip edemez olmuştu. Oysa her ikisi de mütemadiyen konuşuyor ve bir şeyler anlatıyordu. Kendi kendine söylendi

    - Sus be Ayşe ya! Sus da biraz içimiz rahatlasın. Ne bu böyle her gün dır dır dır…”

    Tabii ki bu sözü Ayşe Hanım duymadı. O hâlâ konuşmasına devam ediyordu. Bu cümleyi 1400 küsur sene önce hanımına “Konuş ey Ayşe!” diyen Peygamber’i duyan melekler işitti. Sonra da yüzyıllar önce hanımına “Konuş ey Ayşe içimiz ferahlasın, diyen bir Peygamberin ümmetinin bugün nasıl olup da, sus ey Ayşe, sus da biraz içimiz açılsın” noktasına geldiklerine şaşırıp durdular..
    sakın o dönemlerde buzdolabı ,çamaşır makinası,bulaşık makinesi vs olmadığından bu noktaya gelmiş olmasınlar zira bu işleri o zamanlar hanımlar yaptıkları için konuşmaya vakit bulamıyor olabilirler!!!
    Ey ilim iddiasında bulunan, hani ağlaman? Yüce ALLAH’ın (C.C) korkusundan gözlerin yaşarıyor mu? O’ndan korkman ve günahları itirafın nerede? Nefsinle cenk etmek ve onu terbiye etmek yok mu? O’nu HAK tarafına çağırman nerede?
    Bunların hiçbiri sende yok. Bütün derdin kasa, masa, yemek ve eğlenmek. Aklını başına al. Dünyadaki nimetlerden sana gelecek bir kısmetin varsa gelir, üzülme içini ferah tut. Bekleme yükünden kurtulursun, hırsın ağırlığı seni yormaz.

  6. #6
    talha tun isimli Üye şimdilik offline konumundadır Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    20.07.2008
    Yaş
    22
    Mesajlar
    1
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    evet gerçektende aile ilişkileri şimdi çok vehim.islami bir yaşm olmadığı sürecede muvehimlik devam edecek. allah hepimize peygamber efendimizin ahalakını versin

+ Konu Cevaplama Paneli

Benzer Konular

  1. Konuş Ya Aişe!!
    By alptraum in forum Resul-i Ekrem (S.a.v) Efendimiz
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 17.09.2007, 21:09
  2. içimiz daralınca
    By Uhud dağı in forum Oku, Düşün, Anla
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 11.09.2007, 20:53
  3. Hz. Aişe Annemize Bir Mektup
    By hüma-gül in forum Genel Islam Konular
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12.05.2007, 15:31
  4. Hz.Aişe RA.huma
    By khan19556 in forum Genel Islam Konular
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 13.02.2007, 15:41

Paylaş

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

Content Relevant URLs by vBSEO ©2011, Crawlability, Inc.