+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 3 Sayfa var 123 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 26

Konu: ŞİA kaynaklarında gadir hum

  1. #1
    şiatun ali isimli Üye şimdilik offline konumundadır Üyeliği durduruldu
    Üyelik tarihi
    25.05.2010
    Yaş
    29
    Mesajlar
    121
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart ŞİA kaynaklarında gadir hum

    حدثنا عبد الله حدثني أبي حدثنا حماد بن سلمة أنبأنا علي بن زيد عن عدي بن ثابت عن البراء بن عازب قال‏:‏

    ‏(‏كنا مع رسول الله صلى الله عليه وسلم فنزلنا بغدير خم فنودي فينا الصلاة جامعة وكسح لرسول الله صلى الله عليه وسلم تحت شجرتين فصلى الظهر وأخذ بيد علي رضي الله تعالى عنه فقال ألستم تعلمون أني أولى بالمؤمنين من أنفسهم قالوا بلى قال ألستم تعلمون أني أولى بكل مؤمن من نفسه قالوا بلى قال فأخذ بيد علي فقال من كنت مولاه فعلي مولاه اللهم وال من والاه وعاد من عاداه قال فلقيه عمر بعد ذلك فقال له هنيئا يا ابن أبي طالب أصبحت وأمسيت مولى كل مؤمن ومؤمنة

    قال أبو عبد الرحمن حدثنا هدبة بن خالد حدثنا حماد بن سلمة عن علي بن زيد عن عدي بن ثابت عن البراء بن عازب عن النبي صلى الله عليه وسلم نحوه‏

    Berâ' bin Âzibden rivayet edilmiştir: "Biz Resûl-i Ekremin s.a.a ifa etmiş olduğu hac seferinde beraberinde yola çıkmıştık. O, yolun bir semtinde, konakladı da cemaatla namaz kılma emrini verdi. Daha sonra Alinin elini tuttu ve: "Ben mü'minlere, kendi nefislerinden evlâ değilmiyim?" dedi. Orada bulunan sahabîler: "Evet (evlâsın)" dediler. Resûl-i Ekrem: "Ben her mü'mine, kendi nefsinden evlâ değilmiyim?" dedi. ashab: "Evet" diye cevap verdiler. (bunun üzerine) Resûl-i Ekrem s.a.a: «ben kimin mevlası isem Alide Onun mevlasıdır. Allahım Onu seven kimseyi sev, Ona buğuz edenlere sende buğuz et» dedi"

    bundan sonra Ömer "Ey İbni Ebi Tâlib, ne mutlu sana! Gözün aydın! Benim mevlam ve bütün mü'minlerin ve mü'minelerin mevlası oldun" dedi


    kitabın muhakkiki Ahmed Şakir: hadis sahihtir

    Ahmed b. Hanbel, "Müsned", 14/185, hadis 18391
    Fahrettin er Razi, "Tefsiri Kebir Mefatihul Gayb", Maide suresinin tefsiri
    ibni Kesir, "el Bidaye ven Nihaye", 7/540-544

  2. #2
    şiatun ali isimli Üye şimdilik offline konumundadır Üyeliği durduruldu
    Üyelik tarihi
    25.05.2010
    Yaş
    29
    Mesajlar
    121
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    عن رباح بن الحارث قال : جاء رهط إلى علي بالرحبة قالوا : السلام عليك يا مولانا ، فقال : [ ص: 104 ] كيف أكون مولاكم وأنتم قوم عرب ؟ قالوا : سمعنا رسول الله - صلى الله عليه وسلم - يوم غدير خم يقول : " من كنت مولاه فهذا مولاه " .

    قال رباح : فلما مضوا تبعتهم ، فقلت : من هؤلاء ؟ قالوا : نفر من الأنصار فيهم أبو أيوب الأنصاري .

    رواه أحمد والطبراني إلا أنه قال : قالوا : سمعنا رسول الله - صلى الله عليه وسلم - يقول : " من كنت مولاه فعلي مولاه ، اللهم وال من والاه ، وعاد من عاداه " .

    وهذا أبو أيوب بيننا ، فحسر أبو أيوب العمامة عن وجهه ، ثم قال : سمعت رسول الله - صلى الله عليه وسلم - يقول : " من كنت مولاه فعلي مولاه ، اللهم وال من والاه ، وعاد من عاداه " .

    ورجال أحمد ثقات

    «Birkaç kişi, Küfe mescidinin avlusunda duran Hz. Ali'nin yanma gelerek şöyle dediler: "Selam sana ey Mevlamız" Hz. Ali, onlara şöyle sordu: "Siz Arap bir kavimsiniz, nasıl sizin mevlanız olabilirim?" onlar "biz Ğadir-i Hum gününde Rasülullahın s.a.v şöyle buyurduğunu işittik: Ben kimin mevlası isem şu Ali de onun mevlasıdır." dediler. O adamlar oradan ayrılıp gittiklerinde ben de peşlerine takıldım. Onların kim oldğunu sorduğumda dediler ki: «Biz Ensâr'dan bir topluluğuz.» Aralarında Ebu Eyyüb el-Ensârî de vardı.»

    Bu hadisi Ahmed ve Taberani rivayet etmişlerdir. yine onların (imam a.s ile konuşan gurubun) şöyle söylediği rivayet edilmiştir: "biz Rasulullahın s.a.v şöyle buyurduğunu duyduk: "ben kimin mevlası isem Alide onun mevlasıdır. Allahım ona dost olana dost, düşman olana düşman ol"

    Heysemi: Ahmedin ravileri sikattandır
    Elbani: hadis sahihtir

    Heysemi, "Mecmeuz zevaid", 9/103, hadis 14610
    ibni Ebi Şeybe, "Musannaf", 10/481, hadis 32671
    Taberani, "Mucemul Kebir", 4/173, hadis 4053
    ibni Kesir, "el Bidaye ven Nihaye", 7/540-544
    Nasuruddin el Elbani, "es Silsiletius Sahihe", 4/340

  3. #3
    şiatun ali isimli Üye şimdilik offline konumundadır Üyeliği durduruldu
    Üyelik tarihi
    25.05.2010
    Yaş
    29
    Mesajlar
    121
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    عن رباح بن الحارث قال : جاء رهط إلى علي بالرحبة قالوا : السلام عليك يا مولانا ، فقال : [ ص: 104 ] كيف أكون مولاكم وأنتم قوم عرب ؟ قالوا : سمعنا رسول الله - صلى الله عليه وسلم - يوم غدير خم يقول : " من كنت مولاه فهذا مولاه " .

    قال رباح : فلما مضوا تبعتهم ، فقلت : من هؤلاء ؟ قالوا : نفر من الأنصار فيهم أبو أيوب الأنصاري .

    رواه أحمد والطبراني إلا أنه قال : قالوا : سمعنا رسول الله - صلى الله عليه وسلم - يقول : " من كنت مولاه فعلي مولاه ، اللهم وال من والاه ، وعاد من عاداه " .

    وهذا أبو أيوب بيننا ، فحسر أبو أيوب العمامة عن وجهه ، ثم قال : سمعت رسول الله - صلى الله عليه وسلم - يقول : " من كنت مولاه فعلي مولاه ، اللهم وال من والاه ، وعاد من عاداه " .

    ورجال أحمد ثقات

    «Birkaç kişi, Küfe mescidinin avlusunda duran Hz. Ali'nin yanma gelerek şöyle dediler: "Selam sana ey Mevlamız" Hz. Ali, onlara şöyle sordu: "Siz Arap bir kavimsiniz, nasıl sizin mevlanız olabilirim?" onlar "biz Ğadir-i Hum gününde Rasülullahın s.a.v şöyle buyurduğunu işittik: Ben kimin mevlası isem şu Ali de onun mevlasıdır." dediler. O adamlar oradan ayrılıp gittiklerinde ben de peşlerine takıldım. Onların kim oldğunu sorduğumda dediler ki: «Biz Ensâr'dan bir topluluğuz.» Aralarında Ebu Eyyüb el-Ensârî de vardı.»

    Bu hadisi Ahmed ve Taberani rivayet etmişlerdir. yine onların (imam a.s ile konuşan gurubun) şöyle söylediği rivayet edilmiştir: "biz Rasulullahın s.a.v şöyle buyurduğunu duyduk: "ben kimin mevlası isem Alide onun mevlasıdır. Allahım ona dost olana dost, düşman olana düşman ol"

    Heysemi: Ahmedin ravileri sikattandır
    Elbani: hadis sahihtir

    Heysemi, "Mecmeuz zevaid", 9/103, hadis 14610
    ibni Ebi Şeybe, "Musannaf", 10/481, hadis 32671
    Taberani, "Mucemul Kebir", 4/173, hadis 4053
    ibni Kesir, "el Bidaye ven Nihaye", 7/540-544
    Nasuruddin el Elbani, "es Silsiletius Sahihe", 4/340

  4. #4
    bekir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    bekir isimli Üye şimdilik offline konumundadır sadece bir kul
    Üyelik tarihi
    10.09.2007
    Bulunduğu yer
    Dağlardan, yaylalardan
    Mesajlar
    7.792
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Ehli Sünnet'e Göre Gadiru Hum

    Mekke ile Medine arasında Cuhfe yakınlarında bir yerin adıdır (Mu'cemü'l-Buldân, VI, 268). Burası, Cuhfe'den 2-3 mil mesafede bataklık bir yer olup, bataklığı kesif bir ağaçlık kuşatmaktadır. Şia'nın doğusu ile ilgili olarak karşılaşılan en önemli mesele Gadîru Hum olayıdır.
    Şiî kaynaklara göre, Hz. Peygamber'den sonra hilâfete Hz. Ali'nin daha fazla hak sahibi olduğu Gadîru Hum'da belirlenmiştir. Şia bilginlerinden herhangi birisine ait bir kitabın Gadîr konusuna baktığımızda şu bilgileri bulmamız mümkündür:
    Hz. Muhammed (s.a.s.) Veda Haccı dönüşünde Gadîru Hum'da konaklamış, gruplar memleketlerine dönmeden .önce onları toplayarak bir hitâbede bulunmuştur. Bunun sebebi orada nâzil olan şu ayeti tebliğ etmekti: "Ey Peygamber, sana indirileni tebliğ et, eğer bunu yapmazsan; O'nun elçiliğini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur. Doğrusu Allah kafirlere yol göstermez" (el-Mâide, 5/67). Şiî müelliflere göre bu ayet Hz. Ali hakkında nâzil olmuştur. Ayette tebliğ edilmesi gereken şey, Hz. Ali'nin hilâfetidir. Hz. Peygamber takiyye için eşi Âişe(r.anhâ)den bazı şeyleri gizlemiş, bu yüzden Cenâb-ı Hak onu ikaz etmiştir (Vâhidî, Esbâbü'n-Nüzûl,115; Tirmizî, Menâkıb, 20; İbn Mâce, Mukaddime, II; H. Neysâbûrî, el-Müstedrek, III,109; Kûleynî, el-Kâfî, II, 72).
    Yine Şia'lara göre, Hz. Peygamber Gadîr'de bu ayeti tebliğ ettikten sonra şöyle demiştir:
    "Cebrâil (a.s.) bana Rabbimden şu emri getirdi ki; Ali b. Ebî Tâlib benim kardeşim, vasîm, halîfem ve benden sonra imamdır. Ey insanlar, Allah onu size velî ve İmam olarak tayin etti; ona itaat etmeyi herkese farz kıldı. Ona karşı çıkan lânetlenecek, saygı gösteren ise merhamete erecektir. Dinleyiniz ve itaat ediniz; Allah mevlânız, Ali ise imamınızdır. İmâmet ondan sonra onun soyundan kıyamete kadar devam edecektir" (Vâhidî, Esbabü'n-Nüzûl,115). Yine Şiîlere göre orada Allah Resulu şu hususları ilân etmiştir:
    1) O, müslümanlara iki ağırlık (sekaleyn) bıraktığını bildirmiştir. Bunlardan birisi Allah'ın kitabı olup, onun bir tarafı Allah'ın, diğer tarafı ise müslümanların elindedir. İkincisi Hz. Peygamber'in sünnetidir.
    2) Hz. Ali'nin elini kaldırarak "Ben kimin mevlâsı isem Ali de onun mevlâsıdır" demiştir.
    3) Resulullah (s.a.s.) şöyle dua etmiştir: "Allah'ım, Ali ye yardım edene yardım et; ona düşmanlık edene düşmanlık et".
    4) Yine şöyle buyurmuştur: "Allah'ım, hakkı döndüğü yerden Ali tarafına döndür."
    Yukarıda Şiî alimlerin öne sürdüğü ve Gadîru Hum meselesi içinde yer verdiği bu rivâyetleri ehl-i sünnet şu şekilde değerlendirmektedir.


    Şiîlerin iddiâsına göre, Hz. Peygamber'in vefatından sonra, ehl-i beyt dışında samimi müslümanların sayısı on'u geçmez. Halbuki Gadîr hutbesini yüzbin'in üzerinde sahâbe dinlemiştir. Bunun anlamı şudur: "Yüzbinin üzerinde sahâbe Hz. Peygamber'in vefatından sonra sözlerinde durmamış ve Hz. Ali'yi hilâfetten mahrum etmek için işbirliği yapmışlardır." Bu ittifâkın meydana gelme ihtimâlini akıl kabul etmez. Bunda hangi maslahat ve fayda olabilir.


    Diğer yandan Gadîru Hum hutbesi, hicretin onuncu yılında Zilhiccenin onsekizinci günü Veda Haccı'ndan dönerken okunan bir hutbedir. Aynı yıl Zilhiccenin dokuzuncu günü Arefe günü, "Bugün sizin için dininizi ikmal ettim, size olan nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm'ı seçtim" (el-Mâide, 5/3) ayeti inmiştir. Bu ayetin, Hz. Muhammed'e peygamberliğin tebliğini emreden, yukarıda meâlini verdiğimiz Mâide suresinin altmış yedinci ayetinden daha önce inmesi mümkün müdür? Dinin tamamlandığını bildiren ayet inmiş ve yüzbin'in üzerinde hacıya tebliğ edilmiştir. İslâm alimlerinin büyük çoğunluğu Mâide suresi altmışyedinci ayetin daha önce, Mekke fethi ve Hayber gazvesinden önce indiğini tesbit etmişlerdir (Saîd İsmail, Hakîkatü'l-Hılâf Beyne Ulemâi-ş-Şîa ve Cumhûri Ulemâi'l-Müslimîn, Carbondale 1983, . 25, 26).


    Gadîru Hum olayını bütünüyle reddeden müelliflere karşılık, onu inkâr etmeyen, fakat olayı açık olarak ortaya koymayan Sünnî bilginler de vardır.


    Nesaî bu olaya Alî b. Ebî Talib'in fazîletlerine dair eserinde yer vermiştir. Zeyd b. Erkam'dan nakledilen bu rivâyette "Gadîr" hadîsi ile "Sekaleyn" hadîsi birleştirilmekte ve her ikisinin de Gadîr günü söylenmiş olduğu belirtilmektedir. İbn Mâce de Gadîr hadîsine Sünen'inde yer vermiş, fakat hadîsin söylendiği yerin ismini zikretmemiştir (Nesâî, Hasâis,16; İbn Mâce, Sünen, Mukaddime, II).


    Zeyd b. Erkam (Ö. 66/689)'ın rivâyet ettiği Gadîr hadîsi şöyledir: "Resulullah (s.a.s.) bir gün Mekke ile Medine arasında Hum denilen su başında bize bir hutbe irad etti. Bu hutbesinde önce Allah'a hamd ve senâ etti, va'z ve nasihatta bulundu, Allah'ı zikretti. Sonra şöyle buyurdu: "Ey insanlar, dikkat ediniz. Ben ancak bir beşerim, Rabbimin elçisi Azrâil (a.s.)'in gelmesi yakındır, ben ona icabet edeceğim. Size iki ağırlık (sekaleyn) bırakıyorum. Birincisi, kendisinde hidayet ve nur olan Allah'ın kitabıdır. Allah'ın kitabını alınız ve ona sımsıkı sarılınız." Böylece O Allah'ın kitabına teşvik etti ve ona rağbet ettirdi. Sonra şöyle dedi: "Îkincisi, ehl-i beytimdir. Size eh!-i beytim hakkında Allah'ı hatırlatırım." Bu son sözü üç defa tekrar etti. (Nesâi, Hasâis, 15; Ahmed b. Hanbel, Müsned, II,114, IV, 367; Dîrimî, Fezâilü's-Kur'an,1). İbn Kesîr, Hum hadîsinin hemen bütün rivâyetlerini zikretmiş, râvîlerin güvenilir ve zayıf olanlarına işaret etmiştir (İbn Kesîr, es-Sîretü'n-Nebeviyye, IV, 414).


    Yukarıdaki hadîsi naklettikten sonra, Zeyd b. Erkam'a "Hz. Peygamber'in ehl-i beyti kimlerdir. Onun hanımları da ehl-i beytinden midir" diye sorulmuş; Zeyd, "Peygamber'in hanımları da ehl-i beytindendir, fakat onun asıl ehl-i beyti kendisinden sonra sadaka almaları haram olanlardır" demiş ve bunları şöyle sıralamıştır: "Ali ailesi, Âkil ailesi, Ca'fer ve Abbâs aileleridir" (Müslim, Fedâilü's-Sahabe, 36).


    İbn Teymiye Gadîru Hum rivayetleriyle ilgili olarak şunları söyler: "Bu uydurmanın mütevâtir olması bir yana sahih bir isnadı bile yoktur. Bu mesele hakkında Sakîfe gününde, Hz. Ömer'in vefatında, altı kişilik şûrâ teşekkül ettiği zaman ve nihâyet Hz. Osman'ın şehâdetini müteâkip, Hz. Ali hilâfeti üzerine münakaşalar yapıldığı günlerde, sahabeden hiç değilse bir kişinin ortaya çıkıp durumu açıklaması gerekmez miydi? Görüldüğü gibi bu, Rafızilerin uydurmalarından biridir" (İbn Teymiye, Minhâcü's-Sünne, IV, 118).


    Hz. Ali'nin hilâfete başkalarından daha fazla hak sahibi olduğunun delili olarak öne sürülen Gadîr hadîsinin Hulefâ-i Râşidîn döneminde bir tek râvî tarafından bile nakledilmemiş olması, bunun varlığı üzerinde ciddî şüpheler doğurmaktadır. Öyle anlaşılıyor ki, Şiîler daha sonraları Gadîr hadîsi diye yaydıkları bu hadîse bir vürûd sebebi icat etmişlerdir. Bizzat Hz. Ali bile en çok ihtiyaç olan zamanda böyle bir rivâyetten söz etmemiş, aksine beyanları olmuştur. Meselâ Hz. Peygamber'in hastalığında Ali b. Ebî Tâlib onu ziyaretten çıktıktan sonra halk, "Ey Ebû Hasan, Resulullah nasıl oldu?" diye sordular. "Elhamdülillah iyidir" diye cevap verdi. Râvî diyor ki; "Bunun üzerine Abbâs, Ali'nin elinden tutup, "Bana bak, vallâhi sen üç gün sonra köle olacaksın. Allah'a yemin ederim ki, Abdulmuttaliboğullarının yüzünde gördüğüm ölümü Resulullah'ın yüzünde de gördüm. Haydi Resulullah'a gidelim ve bu işin (hilâfet) bize ait olup olmadığını soralım. Eğer bize ait ise bilelim, şayet bize ait değilse Hz. Peygamber bizi vasiyet etsin" dedi. Hz. Ali ona şöyle cevap verdi: "Vallâhi ben bunu yapamam, eğer Hz. Peygamber'e gider de bunu bize vermezse, kimse onu bize daha sonra vermez" (Buhârî, İsti'zan, 29; Geniş bilgi için bkz. Cemal Sofuoğlu, Gadîri Hum Meselesi-Ankara Ü. İlâhiyet Fakültesi Dergisi, Ankara 1983, c. XXVI, s. 461-470).


    Şiîlerin iddia ettiği gibi Gadîru Hum'da, Hz. Ali'nin Hz. Peygamber'den sonra devlet başkanı olacağı ilân edilmiş ve müslümanların buna uyması emredilmiş bulunsaydı, yüz binden fazla sahabe önünde cereyan eden böyle bir vasiyyetiyle Abbâs (r.a.) dahil bütün sahabelerin öğrenmiş olması gerekirdi. Diğer yandan Hz. Ali ile Abbâs arasında cereyan eden yukarıdaki konuşmanın bir anlamı kalmazdı. Ancak Ehl-i Sünnet kaynakla'rında da yeralan şekliyle Gadîr'de Resulullah (s.a.s.) bir hutbe irâd etmiştir. Orada Hz. Ali ile ilgili sözler söylemiş ve vefatından sonra ehl-i beyte dikkat etmelerini vasiyyet etmiştir. Fakat Sünnî âlimler "Ben kimin mevlâsı ise.m Ali'de onun mevlâsıdır" gibi sözleri Şiîlerden farklı bir şekilde yorumlamaktadırlar. İbn Kuteybe bu konuda şöyle diyor: "Hz. Peygamber her müslümanın velîsidir. Velayet Hz. Peygamber'le müminler arasında olduğu gibi, müminlerin kendi aralarında da olur. Hz. Peygamber'in Ali ile olan münâsebeti de böyledir. Ayrıca mü'minlerin bazıları bazılarının velîleridirler" (et-Tevbe, 9/717). Velî ve mevlâ kelimeleri arasında bir fark yoktur. Bu da Hz. Ali'ye bir üstünlük sağlamaz. Bu konu ile ilgili birçok ayet vardır (et-Tahrîm, 66/4 et-Tevbe, 9/71; el-Bakara, 2/247; Yunus, 10/62). Hz. Peygamber benzer sözleri Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer gibi büyük sahabeler hakkında da söylemiştir. Ebû Ubeyde b. el-Cerrâh için "Bu ümmetin emînidir" buyurmuştur. Ehl-i Sünnet'in kabul ettiği görüşe göre, müslümanların Hz. Ali'yi sevmesi Hz. Peygamber'i sevmesi gibi farz; O'na düşman olmak da Hz. Peygamber'e düşman olmak gibi haranıdır. Bu, ehl-i beytin görüşüne de uygundur (Abdulaziz Dehlevî, Muhtasaru't Tuhfeti'l-İsnâ Aşeriyye, 161).





    Ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila


    Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol.
    Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye,
    Bir sebep, bir yol, bir nefes ol.

    Bütün Tağutları Red...


  5. #5
    şiatun ali isimli Üye şimdilik offline konumundadır Üyeliği durduruldu
    Üyelik tarihi
    25.05.2010
    Yaş
    29
    Mesajlar
    121
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    benim verdiğim kaynakların hepsi ehli sünnet kaynağıdır şia kaynağı değildir.ehli sünnet te bu olayın gerçekleştiğine inanır.

    bu kaynakların ehli sünnet oldugunu bilmiyormusunuz.ben halifelik olayına girmedim.ben sadece hadisi ehli sünnet kaynaklarından yazdım.

    başlığı değiştirmeniz ve şia kaynağı demeniz çok ilginç.demek hadis kitapları hakkında bilginiz yok.gaidr hum hakkında hilafet yorumu yapmadık ehli sünnete göre hadis sahihtir ama bu çıkarımı yapmazlar.biz sadece hadisin sahih oldugunu yazdık....

    GADIR HUM HADISININ GEÇTİĞİ EHLİ SÜNNET KAYNAKLARI


    -Sünen-i Tirmizi (C.2, S.307)

    -Sünen-i Daremi (C.2, S.432)

    -Müsned-i Ahmed b.Hanbel (C.3, S.14-17 ve 26-59 ve C.4, S.336-371 ve C.5, S.182-189)

    -Hasais-un Nesai (S.30)

    -Müstedrek-ül Hakim(C.3, S.109-148-533)

    -Hafız Genci eş-Şafii, Kifayet-ut Talib’de (1.Bab, S.11’de, Hum olarak anılan bir yerde Peygamber (sav)’in okuduğu hutbenin sıhhatinin beyanında) hadisi naklettikten sonra şöyle demiştir: “Bu hadisi müslim Sahih’inde tahric etmiştir. Ebu Davud ve İbn-i Mace el-kazvini de kitaplarında nakletmişlerdir. Keza (61.Bab, S.130 da)”

    -Muhammed b.Sa’d el-Basri, Tabakat Kitabında, (4.Cüz, S.8’de)

    -Ebu Nueym el-İsfahani, Hulyet-ul Evliya adlı kitabında, (C.1, S.355)

    -İbn-i Esir, Üsd-ül Gabe adlı kitabında (C.2, S.12 ve C.3, S.147)

    -İbn-i Abdi Rabbih Kurtubi, İkd-ul Ferid kitabında (C.2, Veda haccı, S.346 ve 158)

  6. #6
    şiatun ali isimli Üye şimdilik offline konumundadır Üyeliği durduruldu
    Üyelik tarihi
    25.05.2010
    Yaş
    29
    Mesajlar
    121
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    bakınız ehli sünnet kaynağından gadir hum.


  7. #7
    bekir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    bekir isimli Üye şimdilik offline konumundadır sadece bir kul
    Üyelik tarihi
    10.09.2007
    Bulunduğu yer
    Dağlardan, yaylalardan
    Mesajlar
    7.792
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart

    şiatun ali

    Ben, Ehli Sünnet kaynaklarını da, Şia kaynaklarını da biliyorum inşallah.
    Şia'nın sapkın bir sürü kollarını ve fikirlerini de
    Gadiri Hum da irad edilenleri de

    Amacınız kavga ise yokuz
    Burası Ehli Sünnet bir forumdur
    Müslüman mahallesinde salyangoz satmaya çalışmayın lütfen
    Zorlamayın!..





    Ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila


    Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol.
    Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye,
    Bir sebep, bir yol, bir nefes ol.

    Bütün Tağutları Red...


  8. #8
    seyfullah putkıran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    seyfullah putkıran isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    30.09.2005
    Bulunduğu yer
    Ruhlar Aleminden
    Yaş
    28
    Mesajlar
    5.956
    Tecrübe Puanı
    65

    Standart

    Eğer, hâşâ, dediğiniz gibi, Hazret-i Ali bu hakkını aramaktan vazgemişse , istemeyerek susmuş denilirse, Allahü teâlânın ve Resulullahın kendisine vermiş olduğu vazifenin icaplarını yerine getirmekten korktuğu için, Allahü teâlânın emrini yapmamış, Ona isyan etmiş demek olur. Halbuki, Resulullahın damadı ve Allah’ın aslanı olan Hazret-i Ali, değil yalnız Arabistan’dan, belki bütün dünyadan, herkim olursa olsun, böyle utanç verici ve lekeleyici bir korkaklığı kendine bulaştırmayıp, ölümü göze alacağı herkesin bildiği bir şeydir. Bunun için siz, emirül-müminin Hazret-i Ali efendimize böyle kötü, çirkin bir hâli yakıştırıyorsunuz. Böyle söylemek, onu sevdiğinizi bildirmiş olmuyor, Ona düşmanlık etmiş oluyorsunuz. Her türlü şüpheden ve ayıptan temiz olan O yüce imamı böyle bir kusurdan uzak görmeyi ve burada bildirmeyi, üzerime borç bilirim.
    Bin sene de okusam ne biliyorsun diye sorsalar bana ?
    HADDİMİ BİLİRİM derim....

    Rahmân'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler...Kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) “Selam!” derler (geçerler)” (Furkan 25/63)

  9. #9
    MMMM isimli Üye şimdilik offline konumundadır Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    18.02.2011
    Mesajlar
    21
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    buhari de dahi hz.alinin 6 ay biat etmediği geçer. sizce niye 6 ay bekledi ? bize göre hiç biat etmemiştir.

    biz haşa hz.alinin asla korktugunu söylemiyoruz.elinize hiçbir şia kitabı almadığınızdan öyle sanıyorsunuz.tarihi kaynaklar hz.alinin biat etmediği ve biat etmeyenlerin bir evde toplandığını haber vermektedir.
    Ömer bin Hattap, Ali'nin evine geldi. Talha, Zübeyr ve Muhacirlerden birkaçı oradaydı. Ömer dedi ki; Vallahi ya (bu evi) üzerinize yıkacağım ya da biat için dışarı çıkacaksınız!
    Zübeyr kılıcını çekerek ona doğru dışarı çıktı. Ancak (ayağı) kaydı ve kılıç elinden düştü. Hemen üzerine çullanıp onu yakaladılar.


    Tarihi Taberi c. 3 s. 202 - Şerhi Nehcül Belaga c. 2 s. 56 ve c. 6 s. 48



    şianın sapık kollarından bahsetmişsiniz.elbette sapık kolu vardır.ama dünyadaki caferilerin yüzde 90u şiadır ve sapık değildir.sunnilerinde sapık kolları vardı ve geçmişte çok oldu. allah cisimdir diyenler de oldu ama biz sunniler allah cisimdir diyor demiyoruz.

    bekirin tutumu çok çirkin.allaha havale ediyorum....

  10. #10
    ümmüebiha isimli Üye şimdilik offline konumundadır Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    18.02.2011
    Mesajlar
    15
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Allahın adı ile..
    Başlık ŞİA kaynaklarında gadir hum ama verilen kaynaklar ehli sünnet kaynakları

    Bizler biliyoruzki şianın kabul ettiği gadir hum hadisini ehli sünnet alimlerinin önde gelenleri de kabul etmektedir. Bir kişinin red etmesi yahut kabul eden kaynakta gadir hum olayını örten farklı bir rivayetin olması sahih olan bir rivayeti etkilemez

    Aşağıda yazdığım Gadir hum hadisini rivayet edenler bizlere gadir hadisinin ne derece sahih olduğunu göstermeye yeter sanırım

    1- Ebu Hureyre
    2-Ebu Leyli Ensari
    3-Ebu Zeyneb b. avfil ensari
    4-Ebu füzale
    5-ebu kuttame
    6-Ebu Amire b. Amr b. Muhsin
    7-ebu heysem b. tiha
    8-Ebu rafi kibti
    9-Ebu Züveyb huveylid b. halid b. muhrisil hezeli
    10-Ebu bekir b. ebu kuhafe
    11-Usame b. zeyd b. harise kelbi
    12-ubeyy b. Kabul ensari
    13-esed b. zürare
    14-esma binti ümeys
    15-Ümmü seleme
    16-Ümmü hani
    17-ebu hamza enes b. malik
    18-Berra b. azib
    19-Bureyde b. Huseyb ebu sehli eslemi
    20-ebu said sabit b. vedai
    21-cabir b. semure b. cünadeebu süleyman sevai
    22-cabir b. abdullah
    23 celebe b. amr
    24-Cübeyr b. mutam b. adiyyil kurezin nüfeli
    25-cerir b. abdullah b. cabir beceli
    26-ebuzer cündeb b. cünade gaffari
    27- ebu cüneyde cündeb b. amr b. mazın
    28- Hebbe b. cüveyn ebu kuddame uren il beceli
    29-hubeşiyy b. cünade seluli
    30- habib b. büdeyl b. veraka hazali
    31- Huzeyfe b. üseyb ebu tesrihe gaffari
    32- huzeyfe b. yeman
    33-hessan b. sabit
    34- İmam hasan müçteca
    35-İmam huseyn a.s
    36-Ebu eyyub el ensar-i
    37-ebu süleyman halid b. velid b. müğeyre mehzuli
    38-hazime b. sabit (iki şehadet sahibi)
    39-Zübeyr b. Avvam
    40-Zeyd b. erkam
    41-Sad. b. ubade

    ............

    Bunların dışında yaklaşık 70 ravi, daha varki ayrıntılı bilgi için EL MURACAK MEKTEP VE İMAMET HAKKINDAKİ MEKTUPLAR kitabına bakabilirsiniz



    Gadir hadisini nakleden Ehli sünnet alimlerinin sayısı 360 dır Allame Emininin EL GADİR kitabına müracat ederseniz orada ravilerin isimlerini hadislerin kaynaklarını ve ravilerin hayatlarını bulabilirsiniz

+ Konu Cevaplama Paneli

Paylaş

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

Content Relevant URLs by vBSEO ©2011, Crawlability, Inc.