+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 4 Sayfa var 123 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 34

Konu: Kur'an da Çelişki Var(!) mış.

  1. #1
    Yaşam Veren Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Üyeliği durduruldu
    Üyelik tarihi
    03.11.2011
    Mesajlar
    15
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart Kur'an da Çelişki Var(!) mış.

    Nisa 12 ve Nisa 176. ayetlerde kelale'nin ( anne-babası ve çocuğu olmayanın, öte yandan farklı anlamları da var:miras taksimi yapılıyor, ama mirasçıların alacağı paylar bu iki ayette farklı olarak veriliyor.NİSÂ – 12…………..Eğer kendisine varis olunan bir erkek veya bir kadının evladı ve babası olmaz ve bir erkek veya bir kız kardeşi bulunursa, ona altıda bir düşer. Eğer (kardeşler) birden fazla olurlarsa, üçte birde ortaktırlar……………

    Nisa 12’de kelale öldüğünde, yani anne-babası ve çocuğu olmayan kişi öldüğünde, bu kişinin kardeşlerine bırakacağı pay belirtilmiş.

    -Ölen kelale'nin sadece erkek kardeşi var ise, ona 1/6’sı düşer,
    -Ölen kelale'nin sadece kız kardeşi var ise, ona 1/6’sı düşer,
    -Ölen kelale'nin birden fazla kardeşi var ise, 1/3’te ortaktırlar,
    NİSÂ - 176 "(Habibim) senden fetva isterler. De ki: "Allah, babası ve çocuğu olmayanın mirası hakkındaki hükmü (şöyle) açıklar: Eğer, çocuğu olmayan bir erkek ölür, geride onun bir tek kız kardeşi kalırsa terikesinin yarısı o (kız kardeşindir). Eğer (geride kalan) , erkek kardeş ise, o, çocuksuz ölen kızkardeşinin terikesine vâris olur. Eğer (aynı şekilde geride kalanlar), iki kızkardeş ise, erkek kardeşin terikesinin üçte ikisini alırlar. Eğer (aynı şekilde geride kalanlar), erkek ve kız kardeşler ise, o zaman erkek için dişinin hissesinin iki katı vardır.

    ( Fahruddin er Razi tefsirinden alıyorum bu ayeti, çünkü en güzel açıklayan o, iki ayetin de kelale'den bahsettiğini Arapçasına bakarak veya tefsir okuyarak görebilirsiniz )
    Bu ayette ise, kelale'nin mirası farklı taksim edilmiş.

    -Ölen kelale erkek ise, bıraktığı malın yarısı kız kardeşinindir,
    -Ölen kelale kız ise, bıraktığı malın tamamı erkeğindir,

    Yani Nisa 12’deki eşitlik bozuluyor, sonradan gelen ayet erkeğin payını kıza karşı iki kat arttırıyor.

    -Ölen Kelale erkek ise ve geride bıraktığı iki kız kardeşi var ise, erkek kardeşin bıraktığı malın 2/3’ünü alırlar,
    -Ölen Kelale ( cinsiyeti önemli değil ) geride kızlı erkekli kardeşler bırakıyor ise, o zaman erkekler kızların iki katı kadar pay alır,

    Burada da Nisa 12’deki oranlar değişmiş, Nisa 12’de kardeşler birden fazla olunca 1/3’te ortak oluyorlardı, ama bu ayete göre birden fazla kardeş olunca erkekler kızların 2 katı kadar pay alıyor.

    Bu konu hakkında Ömer ibn Hattab’ın da kafası karışmış olmalı ki Muhammed’e sorular sormuş:
    Müslim, Faraiz, 9
    Ben, benden sonraya yanımda “Kelale” meselesinden daha önemli bir mesele bırakmıyorum. Resulullah (a.s.m)’a hiçbir konuda “Kelale” kadar müracaatta bulunmadım. O da bana hiçbir konuda, bu konudaki kadar sert davranmamıştı. Hatta -bir keresinde- parmaklarıyla göğsüme vurarak ‘Ya Ömer! Nisa Suresi'nin son ayeti sana yetmiyor mu?’ dedi.” (Hz. Ömer daha sonra şunları söyledi “Eğer ben yaşarsam / fırsat bulursam, bu konuda öyle bir hüküm ortaya koyacağım ki, Kur’an’ı okuyanlar da okumayanlar da / onu bilenler de bilmeyenler de bu konuda artık onunla hüküm verirler.

    Bu durum birçok ayetle çelişir, mesela:
    NİSÂ - 82 Onlar hâlâ Kur'ân'ı tedebbür etmezler (düşünmezler) mi? Ve eğer Allah'tan başkasının katından olsaydı, onun içinde mutlaka pek çok ihtilâf bulurlardı.
    ihtilâfen: ihtilâflar, ayrılıklar, zıtlıklar, çelişki

    Bu ayete göre ihtilaf olmamalıydı.
    AHZÂB - 62
    Daha önce gelip geçenler hakkında da Allah’ın kanunu böyledir. Allah’ın kanununda asla değişme bulamazsın.

    FETİH - 23
    Allah’ın öteden beri işleyip duran kanunu (budur). Allah’ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın.

    FÂTIR - 43
    Yeryüzünde kibirlendiler ve kötü hile düzenlediler . Oysa kötü hileler, sahibinden başkasına isabet etmez (ulaşmaz). Öyleyse onlar, evvelkilerin sünnetinden başkasını mı gözlüyorlar (bekliyorlar)? Halbuki Allah'ın sünnetinde asla bir tebdil (değişiklik) bulamazsın. Ve Allah'ın sünnetinde asla bir tahvil (değişme) bulamazsın.

    Bu üç ayet de kanunlarda değişiklik olamayacağını söylüyor, ama miras kanunları değişiyor. Tek kanun yerine iki farklı kanun var kaşımızda.

    Bu noktadan itibaren konuyu nesh kavramı üzerinden incelememiz gerekiyor. Ve konu nesh'e girdikten sonra tam bir açmaz içindeyiz çünkü nesh konusu İslam alimleri arasında görüş birliği olan bir konu değil. Nesh vardır diyenler var, nesh yoktur diyenler var, nesh'e şirk diyenler var.

    Şimdi nesh ayetlerini birlikte inceleyelim:
    BAKARA - 106 Biz yerine daha iyisini veya bir benzerini getirmedikçe bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırmaz veya unutturmayız. Allah'ın her şeye güç yetirdiğini bilmez misin?
    nensah: kaldırırız

    Bakara 106’da aslında ayetin tamamen kaldırılmasından bahsediliyor, bunu ''ayetin hükmünü kaldırırsak'' olarak çevirenler varsa da ayette ''ayetin hükmü'' ifadesi geçmiyor, direk ''ayeti kaldırırsak'' geçiyor. Bu durumda bazı ayetlerin yeni ayetlerle silindiğini düşünebiliriz.
    Nesh kelimesi lügatta izale etmek gidermek yok etmek değiştirmek tebdil tahvil veya nakletmek manalarındadır.(İbn Manzur Lisanu’l-Arab (c.3/61)
    Burada nesh'in nakletmek manasını kullanamayız, çünkü ayetler nakledilmiyor ayetler kaldırılıyor.
    Arapça'da "nesh", birşeyi iptal etmek manasınadır. Kaffâl, nesh'in nakletmek ve değiştirmek mânasına olduğunu söylemiştir. Bizim delilimiz, kelimenin şöyle kullanılmasıdır: Bir kavmin ayak izlerini rüzgâr yok ettiği zaman, (Rüzgâr kavmin izlerini yok etti); ve güneş gölgeyi giderdiği zaman, denilir…………
    Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu’l-Gayb, Akçağ Yayınları: 3/300-301.
    Ayak izlerini yok eden rüzgarın yaptığı işten bahsedilirken nesh kullanılıyor, Güneş gölgeyi giderdiği zaman nesh kullanılıyor. Yani nesh kelimesi ''kaldırmak'' anlamına geliyor çünkü önceden olan iz artık orada yoktur, önceden olan gölge artık orada yoktur. Kuran ayetini bu şekilde düşünürsek, önceden gelen ayet nesh olmalı yani kumdaki izler ve gölge gibi silinmeli, yerine gelen ayet hüküm ayeti olmalıdır. Nesh kelimesi burada izale etmek demektir, direk yok etmek demektir:

    Bu durumda kelale ayetlerinden birinin yazılmaması gerekirdi. Ama iki kelale ayeti var.

    Şunu yeniden tekrar edeyim; ayetlerde, ''ayetin kaldırılması'' yazıyor, ''ayetin HÜKMÜNÜN kaldırılması'' yazmıyor, olmayan hüküm kelimesini koyuyorlar ayete.
    "Arapların rüzgârı, izleri silici, güneşi de gölgeyi giderici olarak görmesi mecazdır. Çünkü izleri ve gölgeyi gerçekte yok eden Hak Teâlâ'dır. Bu mecaz olunca, bu kullanışı lâfzın bu mânada hakiki olduğuna delil getirmek im¬kânsız olur……………………..
    Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu’l-Gayb, Akçağ Yayınları: 3/300-301

  2. #2
    Yaşam Veren Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Üyeliği durduruldu
    Üyelik tarihi
    03.11.2011
    Mesajlar
    15
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Yani madde olan rüzgarın madde olan kum izlerini gidermesi mecazmış !
    Tamamiyle fiziksel kanunlarla açıklanan Güneş ışığının gölgeyi aydınlatması mecazmış !
    Neden peki ? Çünkü kum izlerini gideren aslında Allah'mış, kum izlerini gideren Allah olduğu için rüzgarın kum izlerini gidermesi mecaz olurmuş.

    Fahruddin er Razi'nin bu zorlama yorumu yapmasının nedeni, nesh'i ''kaldırmak'' olarak çevirmek istememesi. Çünkü rüzgarla kalkan kum izlerine maddi bir değişim diyecek olsa, bu sefer Kuran'da ki nesh olunan ayetlerin kaldırılması gerekecekti. Ama kalkmamışlar işte. O yüzden de ayetlerde parantez içinde veya direk utanmadan ''ayetin HÜKMÜNÜ KALDIRDIK'' diyorlar, halbuki direk ayet kalkıyor. Bunu diğer ayetlerle de göreceksiniz.

    Bir diğer ayete bakalım:
    NAHL - 101 Biz, bir âyeti değiştirerek (onun) yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman: “Allah neyi indireceğini bildiğine göre sen sadece bir müfterisin (iftira edensin).” dediler. Hayır, onların çoğu bilmiyorlar.
    beddelnâ: biz değiştirdik

    Tebdil (Nesh) Hakkında

    İbn Abbas (r.a) şöyle der: İçinde şiddet (va'îd) bulunan bir ayet inip, onun peşine daha yumuşak bir ayet inince,
    Kureyş kâfirleri, "Vallahi Muhammed, taraftarlarıyla alay ediyor. Bugün birşeyî emrediyor, yarın aynı şeyi yasaklıyor. O, bütün bunları kendinden söylüyor" dediler. Bunun üzerine Cenâb-ı Hak, "Biz, bir ayeti diğer bir ayetin yerine getirdiğimiz vakit" ayetini indirdi. "Tebdîl", başkasını yerine koymak şartıyla birşeyi yerinden kaldırmak demektir. "Ayetin tebdili" ise, yerine başka bir ayet konulmak suretiyle bir ayetin kaldırılmasıdır. Bu da, onun başka bir ayetle neshedilmesi demektir.
    Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu’l-Gayb, Akçağ Yayınları: 14/344

    Burada da durum aynı, ''Birini koyarken diğerini kaldırıyorsun'' anlamı bu. Yani bir ayet geliyorsa diğer ayet kalkmalı, eğer o ayet kalıyorsa bunun ismi çelişki olabilir ancak ( Çünkü Nisa 82'ye göre bu olamaz ). Diyanet meali gibi pek çok meal ''ayeti kaldırırsak'' demiyor, ''ayetin hükmünü kaldırırsak'' diyor, fazladan olan ''hükmünü'' kelimesini ekliyorlar ayete. Çünkü ''ayeti kaldırırsak'' şeklinde olduğu gibi çevirirlerse çelişkiye düşmüş olacaklar.

    Kuran kendi kendine bazı ayetleri değiştirdiğini açıklıyor, mesela ''sizden 100 kişi 1000 kişiyi yener'' diyor, hemen ardından ''şimdi Allah sizde bir güçlük olduğunu bildi, sizden 100 kişi 200 kişiyi yener'' diyor. Sonradan gelen ayet ''şimdi sizde güçlük olduğunu bildi'' diyerek durumu açıklıyor. Bu şekilde durumu açıklanmış ayetler var.

    Ama durumu açıklanmamış ayetler de var, kelalenin mirasında durum açıklama yok mesela. Aynı durum hakkında farklı hükümler yazılmış. Bir ayette a için b pay ver diyor, diğer ayette de a için c pay ver diyor, peki bu bize Kuran içinde açıklanmadıysa biz hangisine uyacağız ?

  3. #3
    Yaşam Veren Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Üyeliği durduruldu
    Üyelik tarihi
    03.11.2011
    Mesajlar
    15
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Zaten Kuran’ı yapboz tahtasına çok önceden çevirmiş bu İslam alimleri:
    Kur'an-ı Kerim'de neshin caiz olduğu görüşündeki âlimlerin en zayıf tarafı Kur'an-ı Kerim'de ne kadar mensûh ayet olduğu konusunda ve hangi ayetlerin mensûh olduğunda ittifak edememiş olmalarıdır. Mensûh ayetlerin beş yüz civarında olduğunu söyleyenler yanında bunları dörde kadar indirenler de vardır. Meselâ; Abdurrahman İbn Ali İbnul-Cevzî (öl. 597/1201) mensûh ayetlerin sayısını 274 olarak verirken, Hibetullah İbn Selâme (öl. 410/1019) 235, Muhammed İbn Hazm (öl. 456/1064) 214, Ebu Ca'fer en-Nehhâs (öl. 338/949) 138, Abdülkadir el-Bağdâdî 66 olarak vermektedir. Ancak müteahhir birçok âlim Celâluddin es-Suyûtî'nin vermiş olduğu 22 sayısını aynen naklederken, Abdülazîm ez-Zerkânî bunlar üzerinde yaptığı değerlendirmeler neticesi bir kısmının nesh olmadan aralarının te'lif edilebileceğini söyler ve mensûh ayetlerin sayısını ancak yedi olarak gösterir (Menâhilul İrfân fi Ulümil-Kur'an, Kahire 1943, II, 256-269). Muhammed Suâd Celâl de mensûh ayetlerin sadece dört olduğunu iddia eder (Ali Hasen el-Arîd, Fethul-Mennân, s. 243-245). İmam Suyûtî'ye göre ise sadece: el-Bakara, 115, 180,183,184, 217, 240, 482, Âl-i İmran, 102, en-Nisâ, 8, 15-16, 53, el-Mâide, 2, 42, 106, el-Enfâl, 65, en-Nûr, 3, 58, et-Tevbe, 41, el-Ahzâb, 52, el-Mücâdele, 12, el-Mümtehine, I 1 ve Müzzemmil, 2-4. ayetleri olmak üzere 22 ayet mensûhtur (Suyûtî, el-İtkân, II, 22-23).

    Kur'an'da neshi kabul edenlerin, hepsinin mensuh olduğunda ittifak ettikleri dört ayet: en-Nisâ 15-16, el-Enfâl 65, el-Mücâdele 12 ve el-Müzzemmil 2-4 ayetleridir.

  4. #4
    Yaşam Veren Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Üyeliği durduruldu
    Üyelik tarihi
    03.11.2011
    Mesajlar
    15
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    İlk ayeti silmeden sonradan gelen ayete uysak desek şu mantık hataları var;

    1 ) Sonradan gelen ayet önceden gelen ayetten bahsetmiyor ( Enfal 65 ve 66’daki durum yok ). Nisa 82'ye göre zıtlık olmaması gereken Kuran'da zıtlık oluyor.

    2 ) Nesh izale etmek olduğu için ayetlerden biri kalkmalıydı, sona gelen diğerini silmeliydi, zaten Nisa 82’ye göre Kuran içinde ihtilaf olamaz. Yani nesh eden ayet diğer nesh olunan ayeti silmelidir ki Nisa 82 doğru olmuş olsun.

    Mesela Ebu Müslim Nisa 82’yi delil getirerek Kuran’da nesh olamayacağını söylüyor.

    3 ) Sonradan gelen ayete uyacaksak Kuran’dan bir sürü nesh çıkarmamız gerekir, Mekke dönemindeki barışçıl ayetleri Medine dönemindeki savaşçı ayetlerle nesh etmemiz gerekir, ''Dinde zorlama yoktur'' ayetini, ''Kitap Ehli cizye verene kadar onlarla savaşın'' ayetiyle nesh etmemiz gerekir. Sadece kelale konusu yok ki Kuran'da, daha birçok ayeti nesh sınırlarına sokarız bu şekilde. Bu da Kuran’ı tam bir yapboz tahtasına çevirecektir.

    Zaten Kuran’ı yapboz tahtasına çok önceden çevirmiş bu İslam alimleri:Kur'an-ı Kerim'de neshin caiz olduğu görüşündeki âlimlerin en zayıf tarafı Kur'an-ı Kerim'de ne kadar mensûh ayet olduğu konusunda ve hangi ayetlerin mensûh olduğunda ittifak edememiş olmalarıdır. Mensûh ayetlerin beş yüz civarında olduğunu söyleyenler yanında bunları dörde kadar indirenler de vardır. Meselâ; Abdurrahman İbn Ali İbnul-Cevzî (öl. 597/1201) mensûh ayetlerin sayısını 274 olarak verirken, Hibetullah İbn Selâme (öl. 410/1019) 235, Muhammed İbn Hazm (öl. 456/1064) 214, Ebu Ca'fer en-Nehhâs (öl. 338/949) 138, Abdülkadir el-Bağdâdî 66 olarak vermektedir. Ancak müteahhir birçok âlim Celâluddin es-Suyûtî'nin vermiş olduğu 22 sayısını aynen naklederken, Abdülazîm ez-Zerkânî bunlar üzerinde yaptığı değerlendirmeler neticesi bir kısmının nesh olmadan aralarının te'lif edilebileceğini söyler ve mensûh ayetlerin sayısını ancak yedi olarak gösterir (Menâhilul İrfân fi Ulümil-Kur'an, Kahire 1943, II, 256-269). Muhammed Suâd Celâl de mensûh ayetlerin sadece dört olduğunu iddia eder (Ali Hasen el-Arîd, Fethul-Mennân, s. 243-245). İmam Suyûtî'ye göre ise sadece: el-Bakara, 115, 180,183,184, 217, 240, 482, Âl-i İmran, 102, en-Nisâ, 8, 15-16, 53, el-Mâide, 2, 42, 106, el-Enfâl, 65, en-Nûr, 3, 58, et-Tevbe, 41, el-Ahzâb, 52, el-Mücâdele, 12, el-Mümtehine, I 1 ve Müzzemmil, 2-4. ayetleri olmak üzere 22 ayet mensûhtur (Suyûtî, el-İtkân, II, 22-23).

    Kur'an'da neshi kabul edenlerin, hepsinin mensuh olduğunda ittifak ettikleri dört ayet: en-Nisâ 15-16, el-Enfâl 65, el-Mücâdele 12 ve el-Müzzemmil 2-4 ayetleridir.

  5. #5
    Yaşam Veren Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Üyeliği durduruldu
    Üyelik tarihi
    03.11.2011
    Mesajlar
    15
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Âlimler, Kur'an'da neshin bulunduğu hususunda İttifak etmişlerdir. Ebû Müslim ibn Bahr, Kur'an'da neshin bulunmadığını söylemiştir. Cumhûr-u ulemâ, Kur'an'da neshin bulunduğuna dair birçok delil getirmişlerdir.Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihu’l-Gayb, Akçağ Yayınları: 3/305.Neshle ilgili son ayetlere bakalım:

    A'LÂ 6-7 Sana (Kur'an'ı) okutacağız; artık Allah'ın dilediği hariç, sen hiç unutmayacaksın. Şüphesiz Allah, açığı ve gizleneni bilir.

    RA'D - 39 Allah, dilediğini siler, dilediğini de sabit kılıp bırakır. Ana kitap (Levh-i Mahfuz) O’nun yanındadır.
    Bu ayetlerin hikayesi de diğer ayetler gibi, Yahudiler başta olmak üzere Müslüman olmayanların Muhammed’e ''Bugün söylediğin ayeti yarın değiştiriyorsun, sen Kuran’ı uyduruyorsun'' demelerinden kaynaklanıyor. Diğer nesh ayetlerini açıklarken yeterli bilgiyi verdim, o yüzden bu ayetleri de uzunca açıklama gereği duymuyorum. Rad 39’daki ''dilediğini siler'' ifadesine dikkat ediniz ( nesh olunan kalkmalıdır ). Eğer nesh edilen ayet kalkmıyorsa Nisa 82 yanlış olurdu:

    NİSÂ - 82Onlar hâlâ Kur'ân'ı tedebbür etmezler (düşünmezler) mi? Ve eğer Allah'tan başkasının katından olsaydı, onun içinde mutlaka pek çok ihtilâf bulurlardı.
    ihtilâfen: ihtilâflar, ayrılıklar, zıtlıklar, çelişki


  6. #6
    Yaşam Veren Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Üyeliği durduruldu
    Üyelik tarihi
    03.11.2011
    Mesajlar
    15
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    İslamiyette önemli tartışmalardan bir tanesi de nasih ( yürürlükten kaldıran ) ve mensuh ( yürürlükten kaldıran ) olgusudur. Klasik Kuran yorumcularına göre nasih ve mensuh, daha önce ortaya konmuş dinsel bir yargının, daha sonra ortaya konan bir başka dinsel yargıyla ortadan kaldırılması biçiminde tanımlanır. Nasih ve mensuhu bilimsel bir düşünce ile aldıgımız zaman ortaya çıkan sonuç, 610-632 yılları arasında yapılanan İslami harekette , yer yer strateji degişikligi yapıldıgı ve bu degişikliklerin Kurana yansıdıgının önemli bir belgesi olarak degerlendirilebilmesidir.

    Muhammedin yer yer ve bir önceki söyledigi sözlerde ya da verdigi emirlerde degişiklik yaptıgını ilk fark edip dile getirenler, İslamiyeti kabul etmeyen Araplar ile , Yahudiler olmuştur.Bu kesimlerin peygamberdeki degişikligi fark edip tartışmaya başlamaları, peygamberin buna bir açıklık getirmesi zorunluluguna sebep olmuş ve bu da Kurana şöyle yansımıştır :

    Biz bir âyeti değiştirip yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman -ki Allah neyi indireceğini gayet iyi bilir- onlar Peygamber’e, “Sen ancak uyduruyorsun” derler. Hayır, onların çoğu bilmezler Nahl 101
    Biz herhangi bir âyetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturur (ya da ertelersek), yerine daha hayırlısını veya mislini getiririz. Allah’ın gücünün her şeye hakkıyla yettiğini bilmez misin? Bakara 106

    Nash ve mensuh adıyla kaleme alınmış klasik İslami eserlerinde kimi düşünürler 200 e yakın ayetin hükmünün ortadan kaldırıldıgını söyler , kimi ise bu sayıyı 20 ye kadar indirir. Bu tartışmalarda öne çıkan nasih ve mensuh olgusunun yer aldıgı konular şöyle sıralanabilir :

    Şeytan ayetleri : Şeytan ayetleri olarak çokça tartışılan ve putperestligin geçerli oldugunu savunan ayetler yürürlükten kaldırılmıştır : Rivayete göre Mekke döneminin başlangıç yıllarında Müslümanlar üzerine baskılar artınca Muhammed onların Habeşistana göç etmesini istemiştir. Fakat bu göç olayı onu çok etkilemiş ve Taberinin rivayetine göre Necm suresini okurken agzından şu sözler çıkmıştır :

    Lat, Uzaa ve Menat yükseklerden uçan tuna kuşlarıdır ( garanik el-ulya ) : Allah katında onların şefaatleri umulur.

    Bu sözü duyan Araplar Muhammed bizim tanrılarımızı saygıyla andı, o da bizim dinimize geri döndü deyip onunla beraber Kabede tanrılara secde ederler. Bu haber büyük bir sevinçle Habeşistana göç edenlere bildirilir, hatta göç edenlerin bir kısmı geriye döner. Ancak Muhammedin söyledigi sözlerin şimdiye kadar söyledikleri çeliştigini anlaması ve geri alması üzerine inkarcı Araplar " Muhammedin bir dedigi bir dedigini tutmuyor " diye onunla alay ederler. Bu olgu Kurana da yansır ve mantıksal bir temele oturtulmaya çalışılır :

    Senden önce hiçbir resül ve nebi göndermedik ki, bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun bu temennisine dair vesvese vermiş olmasın. Ama Allah şeytanın vesvesesini giderir. Sonra Allah âyetlerini sağlamlaştırır. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.Allah şeytanın verdiği bu vesveseyi, kalplerinde hastalık bulunanlar ile kalpleri katı olanlara bir imtihan vesilesi kılmak için böyle yapar. Hiç şüphesiz ki o zalimler derin bir ayrılık içindedirler.Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar onun, Rabbinden gelen hak olduğunu bilsinler, böylece ona iman etsinler ve sonuçta da kalpleri ona saygı duysun diye Allah böyle yapar. Hiç şüphe yok ki Allah iman edenleri doğru yola iletir. Hacc 52-54

    Kıblenin Degiştirilmesi : Muhammed peygamberliginin ilk döneminde Kudüs'e yönelerek namaz kılmıştır. Fakat Medine' nin ilk yıllarından sonra Yahudilerin tavırları degişip Muhammede karşı karalamaları yogunlaşınca, Ömerin israrının da etkisiyle kıble Kabe' ye dogru degiştirilmiştir ve tartışmalar da Kur'ana yansımıştır.

    Böylece, sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet yaptık. Her ne kadar Allah’ın doğru yolu gösterdiği kimselerden başkasına ağır gelse de biz, yönelmekte olduğun ciheti ancak; Resûl’e tabi olanlarla, gerisin geriye dönecekleri ayırd edelim diye kıble yaptık. Allah imanınızı boşa çıkaracak değildir. Şüphesiz, Allah insanlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.
    (Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) elbette seni, hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. (Bundan böyle), yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. (Ey Müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun, (namazda) hep o yöne dönün. Şüphesiz kendilerine kitap verilenler, bunun Rabblerinden (gelen) bir gerçek olduğunu elbette bilirler. Allah onların yaptıklarından habersiz değildir.
    Andolsun, sen kendilerine kitap verilenlere her türlü mucizeyi getirsen de, onlar yine senin kıblene uymazlar. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymazlar. Andolsun, eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, o takdirde sen de mutlaka zalimlerden olursun. Bakara 143-145

    Bu degişimde dört nedenin etkili oldugu anlaşılmaktadır. Birincisi Muhammed başlangıçta Yahudilerin de kendisine inanacagını umuyordu, fakat süreç içerisinde bunun olanaksızlıgını anlayarak Yahudileri kendine baglama stratejisinden vaz geçti. İkincisi farklı dinden insanların yaşadıgı Medine de Müslümanları biçimsel olarak da olsa digerlerinden ayıracak araçlara gereksinim duydu.Üçüncüsü hicret eden Müslümanların Mekke özlemlerini giderecek dinsel bir hedef için fetih amacı koyması. Dördüncüsü ise Ömer'in telkinleriydi.

    Bu degişim Yahudileri çok kızdırdı ve Muhammet'in tanrısını sık sık fikir degiştirmekle suçlamalarına neden oldu.


    Hoşgörünün Askıya Alınması : Muhammed Mekke döneminin ilk başlarında siyasi ve askeri güçten yoksundur. Bu yüzden bu dönemdeki Kuran ayetleri hoşgörüye ve diger inanç biçimlerine saygıya açıktır.

    “Sizin dininiz size, benim dinim de banadır.” Kafirun 6

    Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O halde kim tâğûtu tanımayıp Allah’a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. Bakara 256

    De ki: “Hak, Rabbinizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin.” Kehf 29

    Ancak Medine dönemi ile birlikte süreç tersine dönmeye başlar ve Muhammed askeri ve siyasi gücü eline geçirir. Ve bu dönemde şu ayet gelir :

    Haram aylar çıkınca bu Allah’a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. Eğer tövbe ederler, namazı kılıp zekâtı da verirlerse, kendilerini serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. Tevbe 5

    Bu ayetin gelmesi ile birlikte yukarıda zikredilen ayetler nesh edilmiş, yürülükten kaldırılmış ve bundan sonra Müslümanların tavırları degişmiştir.Müşrikler inanıncaya kadar onlarla savaşılmış, Yahudiler Medineden sürülmüş, Mekke fethedilince oradakilere ya Müslümanlık ya ölüm seçenegi sunulmuş, Kabedeki putlar kırılmış, hoşgörüyü savunan ayetlerin nesh edildigi inancıyla Ebubekir dinden dönenler ve zekat vermeyenlerle savaşmıştır. Bu aşamadan günümüze kadar İslamiyetin din uygulamasını belirleyen duruş bu ayetle zikredilendir.

    Tevrat ve İncil ' in yürürlükten kaldırılması : Kur' an Muhammedin peygamberliginin ilk yıllarında Ehli Kitabı , yani Yahudi ve Hiristiyanları, onun peygamberliginin delili olarak sunar. Hatta onları över :

    Eğer sana indirdiğimiz şeyden şüphe içinde isen, senden önce Kitab’ı (Tevrat’ı) okuyanlara sor. Andolsun ki, sana Rabbinden hak gelmiştir. O halde sakın şüphe edenlerden olma!
    Yunus 94

    Yanlarında içinde Allah’ın hükmü bulunan Tevrat varken nasıl oluyor da seni hakem yapıyorlar, sonra bunun ardından verdiğin hükümden yüz çeviriyorlar? İşte onlar (kendi kitaplarına da, sana da) inanmış değillerdir Maide 43

    İncil ehli Allah’ın onda indirdiği ile hükmetsin. Allah’ın indirdiği ile hükmetmeyenler fasıkların ta kendileridir Maide 47

    Eğer onlar Tevrat’ı, İncil’i ve Rableri tarafından kendilerine indirileni (Kur’an’ı) gereğince uygulasalardı elbette üstlerinden ve ayaklarının altından (bol bol rızık) yiyeceklerdi. Onlardan orta yolu tutan bir zümre vardır. Ama onların birçoğunun yaptığı ne kötüdür! Maide 66

    Ancak kitap ehlinin Muhammede muhalefetleri ve alayları artınca bu ayetler yürürlükten kaldırılır ve Muhammed Hz. Musa yaşamış olsaydı bana uymak zorunda kalırdı türünden sözler söyler.. Kuşkusuz bu olaylar Muhammedin ilk başlarda yerel ve milli olan eyleminin evrensel bir muhteva kazanmasıyla birlikte de gündeme gelir. Muhammed ilk başta Arap kabilelerini bir milli eksen etrafında birleştirmeyi hedef alıyordu. Ancak daha sonra İran ve Bizans hükümdarlarına gönderdigi mektuplar ile birlikte ele alındıgında kendi yaptıgına kendisinin de şaştıgını ve artık dinini evrensel bir hale koymaya çalıştıgını görebiliriz.

    O başlangıçta Arap Yarımadasında tek bir müşrik kalmayıncaya kadar savaşmakla emrolundum derken hayatının son zamanlarına dogru Suriyeyi fethetmek için Usame komutasında bir ordu hazırlamakla meşgul olur.

    Medine döneminde Muhammed yönetici konuma geçince kendisi ile ilgili protokoller de konur, onunla sıradan bir insan gibi konuşulmamalı ve ses yükseltilmemelidir. Mekke döneminde olmayan yeni sınırlamalar getirilir. Bunların içerisinde :

    Ey iman edenler! Peygamber ile başbaşa konuşacağınız zaman, başbaşa konuşmanızdan önce bir sadaka verin. Bu, sizin için daha hayırlı ve daha temizdir. Şâyet (sadaka verecek bir şey) bulamazsanız, bilin ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. Mücadele 12

    ayeti daha sonra ihmal edilir ve peygamberle kurulan ilişkileri zayıflatır. Bunun sonucunda bu hüküm de geçersiz kılınmıştır.

    Başbaşa konuşmanızdan önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapmadığınıza ve Allah da, sizi affettiğine göre artık namazı kılın, zekatı verin, Allah’a ve Resülüne itaat edin. Allah bütün yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. Mücadele 13

    Son olarak nash ve mesuh un ne anlama geldigini bize neler düşündürttügünü de incelemek gerekiyor.

    Klasik Kur' an yorumcuları nasih ve mensuh örneklerini üç bölüme ayırarak incelemişler :

    1- Hükmü ve Okunuşu yürürlükten kaldırılan ayetler : Bu tür ayetlerin metni de hükmü de yürürlükten kaldırılmıştır. Bu türe örnek olarak Aişe nin sahih hadis kiteplarında yer alan şu sözü örnek gösterilir :

    Evliligi haram kılan on emzirme, beş emzirme ile ( süt kardeşliginin dogması için on emzirmenin gerekliligini savunan ayet, beş emzirmenin yeterli oldugunu savunan ayet ile )yürürlükten kaldırılmıştır

    Aişeye iliştirilen bu söz peygamber vefat ettikten sonra toplanan Kur' ana kimi ayetlerin alınmadıgını ima etmektedir. Gene buna benzer bir rivayete göre Aişe şöyle demiştir :

    Biz Bakara suresi kadar uzun bir sure okurduk, bu sure bize unutturuldu.

    Bu türden rivayetleri degerlendiren şiilerin bir kısmı kimi ayetlerin Kur'ana alınmadıgını ileri sürmüşlerdir. Nitekim elimizde bulunmayan sureler ve ayet bir Kur'an Hindistan'da Bankipore kütüphanesinde bulunmaktadır. Yine Abdullah İbn Mesud tarafından, Fatiha, Felak ve Nas surelerinin ayet olmadıgı, peygamberin duaları oldugu gerekçesiyle kendinin oluşturdugu Kur'ana dahil edilmedigi bilinmektedir.

    2- Hükmü kaldırılmış olmakla birlikte Kur'anda yer alan ayetler : Bu türün örnegi olarak yukarıda zikredilen benim dinim bana senin dinin sana ayeti ve benzerleri örnek gösterilir. Kuranda yer almasına karşın müşrikleri gördügünüz yerde öldürün ayeti indikten sonra hiç bir hükmü kalmamıştır.

    3- Okunuşu yürürlükten kaldırılmış ama hükmü devam eden ayetler : Bu türün tipik örnegi olarak recm ayeti verilir. Rivayete göre recm den söz eden bir ayet olmasına ragmen Kur'ana yazılmamıştır. Nitekim Ömer le ilgili şöyle bir rivayet iliştirilir. Ömer zina eden kadın ve erkegi Allah tan ibret olarak taşlayarak öldürünüz sözünün ayet oldugunuiddia ederek Kur'ana yazdırmak istemiş, fakat sözün ayet oldugunu belgeleyen iki şahit bulamadıgı için Kur'ana yazılmamıştır.

    Nasih ve mensuh olgusu İslami bildirilerinin gerçek niteligini anlamamızda büyük öneme sahiptir. Bu önem ihtiva eden sonuçlar şöyle sıralanabilir :

    Birincisi, nasih ve mensuh olgusunu, İslam dinsel bildirilerinin Muhammed' in niyetleri ve stratejileri dogrultusunda biçimlendigini; niyet ve stratejiler degiştikçe, bir önceki stratejiye ilişkin bildirilerin yürürlükten kaldırılarak, yenileriyle degiştirildiklerini düşündürmektedir.

    İkincisi, nasih ve mensuha ilişkin aktarılan bilgiler dogruysalar, elimizde bulunan Kur'ana alınmamış kimi ayetlerin bulundugunu göstermektedir.

    Üçüncüsü nasih ve mensuh olgusunun İslami bildirilerde biçimlenmesinde, Muhammedin degişken niyetlerine ve toplumsal stratejilerine ek olarak, bireysel istemleri, arzuları ve kendisine yapılan telkinler, uygulamada karşılaşılan sorunlar vb. nin de etkili oldugunu düşündürmektedir.

    Burada hangi inanan insanın Tanrının zaman ve mekan içerisinde meydana gelen olaylara göre , ya da ortaya çıkan aksaklıklara göre strateji degiştirecegini kabul edecegini sormak gerekiyor.

  7. #7
    bekir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    bekir isimli Üye şimdilik offline konumundadır sadece bir kul
    Üyelik tarihi
    10.09.2007
    Bulunduğu yer
    Dağlardan, yaylalardan
    Mesajlar
    7.792
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart

    Yaşam Veren Ruh, iddialarınızı bitirince bitti deyin de cevap verilebilinsin...





    Ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila


    Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol.
    Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye,
    Bir sebep, bir yol, bir nefes ol.

    Bütün Tağutları Red...


  8. #8
    Turoll isimli Üye şimdilik offline konumundadır Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    04.11.2011
    Mesajlar
    10
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Alıntı radikal Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Peki bu konuda ben bir şey sorayım. Mademki, bir deist, bir haham ve bir de papaz konuya yorum yaparak katılmış, cevap versinler bakalım:

    yahudilik ve isevilik anlayışında "zina" kavramı varmıdır ? Varsa; cezai şartları varmıdır ? varsa; uygulama safhası nedir ?

    Yoksa, zina hoş mu görülen bir şeydir ? yahudilik ve isevilik tam tersi zinayı destekler mi?

    Ayetlerinizi yazın, sonra yorumlarınız ekleyin.
    Kimmis bu hahamlar papazlar merak ettim.

  9. #9
    __BODOM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    __BODOM isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    25.11.2006
    Yaş
    31
    Mesajlar
    241
    Tecrübe Puanı
    9

    Standart

    kitapta ne eksik vardır ne fazla herşey tastamamdır, apaçıktır, ayrıntılıdır.(benim değil kuranın ifadesi) recm nerde geçmektedir. hangi ayetlerde?


    kuranı hadisler olmadan anlamamız imkansızmı? hadislerin hepsi doğrumu peygamberimizden çok sonra yazıldığı söyleniyor buhari, müslim peygamberimiz zamanındamı yaşamışlardır. hadisler kuranın açıklamasından çok sanki kendileri ayrı birer din hükmü gibiler. böyle bir yetkiyi ALLAH kimseye vermez

  10. #10
    Yaşam Veren Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Üyeliği durduruldu
    Üyelik tarihi
    03.11.2011
    Mesajlar
    15
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Her şey apaçık ortadadır. Kur'an da delileri ile size sunmuş olduğum gibi, nesh edilen değiştirilen ayetler vardır. Bu da "Kur'an'ın tek bir harfinin bile aynı kaldığı" yalanını çürütmeye yeter de artar bile. Bunun haricin de Kur'an'ın Allah katından geldiği ve hiçbir insan yazması olmadığı lafı da gerçek dışıdır. Muhammed'in kendi ağzından söylediği ve Kur2ana koyduğu bir çok ayet mevcuttur. Müslümanlar sakın ola ki "Muhammed okuma yazma bilmiyordy" dmesinler zira biliyordu. Okuma yazma bilmeyen biri, karısı Hatice'nin deve kervanlarıı nasıl idare edebilir?= ticaretle uğraşabilir miydi? Ayrıca okuma yazma bilmeyen biri, kendi dönemindeki ülke liderlerine nasıl mektup yazıp gönderebilirdi? Hadislerde Muhammed'in okuma yazma bildiğine dair bir çok delil mevcuttur.

+ Konu Cevaplama Paneli

Benzer Konular

  1. İncildeki 333 çelişki
    By seyhshamil in forum Arşiv
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 29.12.2007, 18:12
  2. Hocaefendiye isnad edilen bir çelişki
    By alptraum in forum Oku, Düşün, Anla
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 27.09.2007, 18:51
  3. Kuranda çelişki Var Diyen Keferelere
    By Ehli Sunnah in forum Genel Islam Konular
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06.04.2007, 23:25
  4. Çelişki mantığı
    By ozkanalbay in forum Konu Dışı
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 15.03.2007, 22:31
  5. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 11.04.2005, 10:57

Paylaş

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

Content Relevant URLs by vBSEO ©2011, Crawlability, Inc.