Gerçek Mutluluğa Davet; ALLAH'A ULAŞMAYI DİLEMEK
MUTLULUĞA DAVET; ALLAH'A ULAŞMAYI DİLEMEK
Allahu Teala yarattigi mahlukatinin icinde en çok insani seviyor ve bu nedenle de herkesin sonsuz bir saadete ulaşmasini istiyor. Tek bir muradi var; biz insanlarin çok mutlu olmasi. Bu mutlulugu yaşamamiz ancak Allah'in davetine icabet etmemize bagli.
Nedir Allah'in daveti?
Bakara suresinin 186. ayetine göre Allah'in daveti; Allah'a ulaşmayi dilemektir.
BAKARA-186: Ve izâ seeleke ıbâdî annî fe innî karîb(karîbun) ucîbu da’veted dâi izâ deâni, fel yestecîbû lî vel yu’minû bî leallehum yerşudûn(yerşudûne).
Ve kullarım sana, Benden sorduğu zaman, muhakkak ki Ben, (onlara) yakınım. Bana dua edilince, dua edenin duasına (davetine) icabet ederim. O halde onlar da Bana (Benim davetime) icabet etsinler ve Bana âmenû olsunlar (Bana ulaşmayı dilesinler). Umulur ki böylece onlar irşada ulaşırlar (irşad olurlar).
Allah'in daveti mutlulugu yaşamak, güzeli yaşamaktir. Allah'in daveti Kendisine, Sevgiye, Allah'in daveti kurtuluşa, cennete...
YÛNUS-25: Vallâhu yed'û ilâ dâris selâm(selâmi), ve yehdî men yeşâu ilâ sırâtin mustekîm(mustekîmin).
Ve Allah, teslim (selâm) yurduna davet eder ve (teslim yurduna, Zat'ına ulaştırmayı) dilediği kimseyi, Sıratı Mustakîm’e ulaştırır.
YÛNUS-26: Lillezîne ahsenûl husnâ ve zîyâdeh(zîyâdetun), ve lâ yerheku vucûhehum katerun ve lâ zilleh(zilletun), ulâike ashâbul cenneh(cenneti), hum fîhâ hâlidûn(hâlidûne).
Onlar için Ahsenül hüsna (Allah'ın Zat'ına ulaşmak) ve ziyadesi (daha fazlası, Allah'ın cemalini görmek) vardır. Onların yüzlerini bir keder kaplamaz ve bir zillet (küçük düşme, hakirlik) yoktur. İşte onlar, cennet halkıdır. Onlar, orada devamlı kalanlardır.
Şeytanin daveti ise huzursuzluk, mutsuzluk ve kurtuluşu olmayan bir yol; cehennem.
İBRÂHÎM-22: Ve kâleş şeytânu lemmâ kudıyel emru innallâhe veadekum va’del hakkı ve veadtukum fe ahleftukum, ve mâ kâne liye aleykum min sultânin illâ en deavtukum festecebtum lî, fe lâ telûmûnî ve lûmû enfusekum, mâ ene bi musrihikum ve mâ entum bi musrıhıyy(musrıhıyye), innî kefertu bi mâ eşrektumûni min kabl(kablu), innaz zâlimîne lehum azâbun elîm(elîmun).
Şeytan, emir yerine getirildiği zaman şöyle dedi: “Muhakkak ki; Allah, size “hak olan vaadini” vaadetti. Ve ben de size vaadettim. Fakat ben, vaadimden döndüm. Ve ben, sizin üzerinizde bir güce (sultanlığa, yaptırım gücüne) sahip değilim. Sadece sizi davet ettim. Böylece siz, bana icabet ettiniz. Artık beni kınamayın! Kendinizi kınayın! Ve ben, sizin yardımcınız değilim. Siz de, benim yardımcım değilsiniz. Gerçekten ben, sizin beni ortak koşmanızı daha önce de inkâr ettim.Muhakkak ki; zalimlere acı azap vardır.”
Hz.Adem yaratildigi zaman kibrinden O'na secde etmeyen iblis, Allahu Tealanin huzurundan kovuluyor ve kiyamete kadar Allah'tan izin isteyerek, insanlarin Allah'in davetine icabet etmemeleri için var gücüyle çalişacagini söylüyor. İnsanın nefsinin kalbi, %100 afetlerle doludur. Nefsin afetlerinin hepsi, Allah neyi emretmişse onu reddeden, neyi yasaklamışsa onu da mutlaka yapmak isteyen bir hüviyettedir. Şeytan afetlerin hepsine tesir etme imkânına sahip ve nefsteki bu afetleri kullanarak insanlari dalalete düşürmeye çalisir. İblis insanların en büyük düşmanıdır.Tek gayesi kendisi cehenneme gideceği için bütün insanlarin oraya gitmesi.
MULK-8:(Cehennem) nerede ise öfkesinden çatlayacak gibi olur. Herbir grup oraya (cehenneme) atıldığında, cehennem bekçileri (vazifelileri) onlara: “Size nezir (ikaz edici, uyarıcı) gelmedi mi?” diye sorarlar.
MULK-9:(Cehenneme atılanlar) derler ki: "Evet, andolsun ki bize nezir geldi. Ama biz, onu yalanladık ve Allah, hiçbir şey indirmemiştir, dedik ve siz, büyük bir sapıklık içindesiniz, dedik.”
Paylaş