11. Sayfa - Toplam 46 Sayfa var BirinciBirinci ... 91011121321 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 101 ile 110 ve 458

Konu: Takvim de Bugün

  1. #101
    seniseven isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    09.11.2005
    Yaş
    41
    Mesajlar
    425
    Tecrübe Puanı
    15

    Standart 8 Mayıs 2006

    Bugün 8 Mayıs 2006 R.Ahir:10 Nisan:25 Hızır:3 II.Dünya Savaşı’nın Sona Ermesi (1945)



    KUR'AN KIYAMETE KADAR BAKİDİR
    Kur'an-ı Kerim insanlığın gerçek mutluluk ve huzurunu sağlayacak her türlü itikat, ibadet, ahlâk, yaşama ve yürütme esaslarını içine alır Kur'an'da itikat, ibadet, hukuk, ceza, islam edep ve ahlâkı, nasihat, korkma, müjde, ibretli kıssalar ve kainatın oluşuna ait bilgiler veren ayetler vardır. On beş asır önce açıklanmış bu gerçekler bugün müsbet ilim ile de teyid edilmektedir. Kur'an-ı Kerim sonradan olacak olan birçok hadiseleri önceden haber vermiştir.
    Kur'an-ı Kerim kıyamete kadar bakidir. Bu güne kadar Kur'an'a yapılan hücumlar hep hüsran ile sonuçlanmıştır. Zira bu mukaddes kitabın muhafazasını bizzat Allah üzerine almıştır. Cenab-ı Hak (c.c.) "Kur'an-ı biz indirdik ve Onun koruyucusu da şüphesiz biziz" (Hicr, 9)
    Kur'an'ın dört özelliği vardır.
    1. Lafız olması (dil ile okunabilen olması)
    2. Arapça olması,
    3. Hz. Muhammed (s.a.v.)'e inzal edilmiş olması,
    4. Bize kadar tevatür yoluyla nakledilmiş olması.
    Bu dört özellikten biri eksik olursa Kur'an olmaz,
    Kur'an-ı Kerim insanlara en doğru yolu gösterir İsra suresi 9. ayette Rabbimiz şöyle buyurmaktadır. "Şüphesiz ki bu Kur'an en doğru yola iletir; iyi davranışlarda bulunan mü'minlere, kendileri için büyük bir mükafat olduğunu müjdeler." Kur'an insanı karanlıktan aydınlığa çıkarır. Rabbimiz Hadid suresi 9. ayette şöyle buyurmaktadır. "Sizi karanlıktan aydınlığa çıkarmak için kuluna apaçık ayetler indiren O'dur. Şüphesiz Allah, size karşı çok şefkatli çok merhametlidir."
    Kur'an dünya ve ahiret saadetimizin tek çaresidir. Kur'an-ı en güzel şekilde yaşayan Peygamberimiz ve ashabıdır. Müslüman hayatını Kur'an ve Sünnet'e uygun olarak yaşamaya çalışan kimsedir.


  2. #102
    seniseven isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    09.11.2005
    Yaş
    41
    Mesajlar
    425
    Tecrübe Puanı
    15

    Standart 9 Mayıs 2006

    Bugün 9 Mayıs 2006 R.Ahir:11 Nisan:26 Hızır:4 Osman Gazi2nin Doğumu (1252)



    TAHARET
    Taharet sözlükte, kir, idrar, ğayta gibi maddi; günah ve ayıp gibi manevi pisliklerden temizlenmek anlamına gelir.
    Taharet şer'i istılahta, hakikaten ve hükmen olan pislikten temizlenmektir.
    Hakiki pislik: Sidik, dışkı ve kan gibi ağır pisliktir.
    Hükmi pislik: Abdestlik olmak, cünüp olmak, aybaşı veya lohusalık gibi manevi kirliliktir.
    İslam temizlik ve medeniyet dinidir. İslam temizlik üzerine kurulmuştur. Temiz olmayan bir insanın imanı da tam değildir. Müslümanının oturup yattığı, namaz kıldığı yer, bedeni ve elbisesi temiz olmalıdır.
    Rasûlullah (s.a.v.) "Namazın anahtarı temizlik, başlagıcı tekbir, tamamlayıcısı da selamdır" buyuruyor.
    Diğer bir hadis-i şerifte: Temizlik imanın yarısıdır" buyurulmuştur.
    İslam hem maddi temizliğe hem de manevi temizliğe önem verir. Kur'an'ın pekçok ayetinde temizlik konusu çeşitli yönlerden de alınmakta, müslümanlara temizlik emredilmektedir. Kur'an'da Medine'nin Kubâ mahallesinde o dönemde yaşayan sahabiler "Orada temizlenmeyi seven kimseler vardır. Allah temizlenenleri sever" (Tevbe, 108) ayetiyle övülmektedir.
    Kur'an insanların temizlenebilmeleri için gökten suyun indirildiğini, İbrahim ve İsmail peygambere Kabe'nin temiz tutulması emrinin verildiği, "Elbiseni temiz tut" emrinin verildiğini. Namaz için gerekli temizliğin yapılarak abdest veya gusül abdestinin emredildiğini bildirmektedir. Kur'an okumak için temizlik şart koşulmuştur.
    İslam maddi temizliğin yanında manevi temizliğe de önem vermiştir, İslam insanları nifak, küfür ve şirk gibi kirlerden ayırmaya çağırmaktadır, insanın bütün bu kirlerden temizlenmesi iman ile mümkündür. Allah temizliğe önem veren ve temizlenen insanları sever.


  3. #103
    seniseven isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    09.11.2005
    Yaş
    41
    Mesajlar
    425
    Tecrübe Puanı
    15

    Standart 10 Mayıs 2006

    Bugün 10 Mayıs 2006 R.Ahir:12 Nisan:27 Hızır:5 Sakatları Koruma Haftası



    İYİLİK VE İBADETLERİYLE BÜYÜKLENMENİN VAHİM SONU
    Bir müslümanın bu imtihan dünyasında İslam dini yaşarken dikkat etmesi gereken iki husus vardır. Birincisi müslümanın yaptığı ameli ve iyilikleriyle övünmesidir. Onunla büyüklenmesi ve kendi beğenmesidir.
    Bu da o müslümanı yaptığı iyilikten dolayı Allah'ı kendine bir nevi borçlu görmesini sağlar. Böylece Cenab-ı Hak nazarında nimetini inkar suçlamasına maruz kalır. Evet böyle bir zatın yaptığı her iyiliğin maddi ve manevi faydası yine kendine olacağından başını şükür secdesine koyacak yerde kimseye muhtaç olmayan rabbine karşı "Ben sana şöyle ibadet böyle taatta bulundum" gibi lüzumsuz kuruntular ile nimetlere nankörlük etmiş olur.
    Abdullah bin Abbas dedi ki: "Cenab-ı Hak peygamberlerinden birine:
    - Ey Nebi, iyilik ve ibadetle kötülüklerden kaçınmanın sağlayacağı bütün faydaları kendinedir. Düşünülürse kuru bir ot, bir kabuk veya saman parçasına benzeyen dünyalığın elde edilmesi için aşağılıklar güruhuna boyun eğmek ve dalkavukluk sefaletinden kurtulmuş oluyorsun, izzeti nefis sahibi kimseler için bu meziyet dünyanın hiçbir geçici nimeti ile karşılaştırılamaz. Bir taraftan da dünyaya bağlanmış kimselerden ayrılık yine senin izzet ve şerefini temin edeceğinden faydası yine sana dönecektir. Benim bunlara ihtiyacım yok diye vahy eyledi, "ikinci ise müslümanın yaptığı iyilikleri dünyası için vesile kılarak itibar elde etme yoluna gitmesidir. Kendisini şu kadar yıl çalıştım diyerek naza çekmesidir.
    Rabbimizin şu ayetini hiçbir zaman unutmayalım "Böyle durumda olanların amellerinin boşa gideceğini Kur'an açık bir dille beyan etmektedir." (Hucurat, 17)


  4. #104
    seniseven isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    09.11.2005
    Yaş
    41
    Mesajlar
    425
    Tecrübe Puanı
    15

    Standart 12 Mayıs 2006

    Bugün 12 Mayıs 2006 R.Ahir:14 Nisan:29 Hızır:7 Fransa’nın Tunus’u İşgali (1881)



    İNSANIN YAŞAMA HAKKI
    İslam Dini, Allah'ın yeryüzündeki temsilcisi saygın varlık olan insan hayatına son derece titizlenmiştir: "Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki suç işlemekten sakınırsınız." (Bakara-179)
    "Onlara orada cana can diye yazdık." (Maide-45)
    Sünnete gelince Rasulullah (s.a.v.) bir müslümanı, ülkesinde yaşayan bir kafir ile denk tutuyor ve: "Ben, İslam yurdunda yaşayan yabancılara sıcak davrananların en hakikatlisiyim" diyordu.
    Hasılı İslam, din olarak ancak bu kadar güvenceli ve bu kadar candan olabilir. İslam, yaşayan insanın yaşama hakkını göklere çıkarmış, katili ise toplum hayatının anlamlı bir parçasını teşkil eden insanı korumak için ölümle tehdit etmiştir.
    Katilin cezası yalnız dünyada öldürülmesiyle bitmiyor. Kur'an'ın birçok ayetinde katillerin ahirette göreceği cezanın dünyadakinden daha şiddetli ve ağır olacağını ifade ediyor: "Bilerek bir müslümanı öldürenin cezası ebedi kalacağı cehennemdir. Allah ona hem öfkelenmiş, hem lanet etmiş hem de müthiş azap hazırlamıştır."
    İslam'ın hata ya da bilmeden ölüme sebebiyet verenler hakkındaki hükümleri ise çok çeşitli olup, bunların çoğu herhangi bir fiili tecavüz olmadan araya girmek gibi aslında insan hayatına olan saygıyı dile getiren hükümlerdir. İslam bir insanın haksız yere öldürülmesini bütün insanlığın öldürülmesi gibi görür.


  5. #105
    seniseven isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    09.11.2005
    Yaş
    41
    Mesajlar
    425
    Tecrübe Puanı
    15

    Standart 15 Mayıs 2006

    Bugün 15 Mayıs 2006 R.Ahir:17 Mayıs:2 Hızır:10 İzmir’in İşgali (1919) Hava Şehitleri Anma Günü



    İNSAN, HAKLARINA İSLAMLA KAVUŞMUŞTUR
    İslâm, insan hakkımı tesbit açısından hiç şüphesiz ve tartışma götürmez bir şekilde insana doğuştan Allah'ın kendisine verdiği bütün haklarını kullanma imkanı sağlamıştır. Başta Rasulullah (s.a.v.) olmak üzere Dört Hatife ve ilk mûslümanlar. İslâm'ın bu yüksek hukuk düzenine hayat verdiler. Onu müslümanlara ve gayri müslümlere son derece titizlikle tatbik ederek bizlere en güzel ve en kalıcı üç örnek bıraktılar: A-Mûslümanlar arası hukuk. B- Müslümanlarla ehli kitap arası hukuk. C- Müslümanlarla diğer insanlar arası hukuk.
    İslâm hukuku, insan hakları alanında kimsenin -en azılı düşmanlarının bile- inkar edemeyeceği kadar büyük değişiklikler yapmıştır. Hatta inanmayanlar, sözleri batıl da olsa. bu hukukun tatbiki lehinde son derece hevesli olduklarını gösteren olumlu yorumlar yapmışlardır.
    Şüphesiz İslâm'ın getirdiği ve Haçlı Seferleri ile Avrupa'ya geçen hukuk düzeni, batılı insan hakları savunucularının en büyük kaynağı olmuş, bir çok düşünür ve filozofu hatta bazı kilise adamlarını, insan haklarının üçlü (soylular, derebeyler ve kilise) ittifak boyunduruğu altında ezilen toplumlarda kabulünü sağlamak için propagandaya sevk etmiştir.
    Avrupa topluluklarında, haksızlıkların artması ve insan haklarına ve bu haklarını kabul edilmesine yönelik feryatlar çoğalınca -bilhassa İngiltere. Amerika ve Fransa 'da- İslam hukukunu destekleyen kanun ve belgeler yayınlanmıştır.
    Bugün dünya insanlığı müslümanlardan, yeni bir dünyayı kurmalarını ve ellerinden alınan hakkını kendilerine geri verilmesini bekliyorlar.


  6. #106
    seniseven isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    09.11.2005
    Yaş
    41
    Mesajlar
    425
    Tecrübe Puanı
    15

    Standart 16 Mayıs 2006

    Bugün 16 Mayıs 2006 R.Ahir:18 Mayıs:3 Hızır:11 Vahdettin’in Vefatı (1926)



    İSLÂMIN ÖZELLİKLERİ
    İslâmî düşüncenin, bütün beşeri düşüncelerden farklı özellikleri vardır. Bunları şöyle özetleyebiliriz:
    Dindarlık
    Dindar olma özelliği insana Yaratıcı'sından geçen bir his olup, temelinde inanç vardır. İnancı hayata doğrudan bağlı olan akıl destekler, aklın kaynağı ise vicdanıdır. Bu duygu, insan, kainat ve Yaratıcı Güç arasında bir köprüdür.
    Sadakat ve Sebat
    İnsan Allah (c.c.) yeryüzündeki halifesidir.
    Dünya imtihan yeri, ahiret dünya hayatının hesabının görüleceği İslama bağlılık ve sebat ile gerçekleşir.
    İslam bütündür: İslam dini Allah (c.c.)'m insanlara gönderdiği bir hayat nizamıdır, insan onun tamamından sorumludur, İslamın yarısı kendisi değildir.
    İslam her şeyi kapsar: Allah (c.c.)'in ve Rasulünün emirleri bizim bütün davranışlarımızı düzenler, hiçbir hareketimiz İslamın kapsamı dışında değildir.
    İslam bütün zamanların dinidir. Hükmü kıyamete kadar bakidir.
    İslam iyilikleri geliştirir, kötülükleri engeller. İslam iyilik dinidir. İnsan İslam ile yücelir, onunla kendisini bütün kötülüklerden ve zulümlerden kurtarabilir.


  7. #107
    seniseven isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    09.11.2005
    Yaş
    41
    Mesajlar
    425
    Tecrübe Puanı
    15

    Standart 17 Mayıs 2006

    Bugün 17 Mayıs 2006 R.Ahir:19 Mayıs:3 Hızır:12 İmam-ı Muhammed’in Vefatı (808)



    KUR'AN TOPLUMLARI UYARIYORKur'ân-ı Kerim, toplum hayatının tarihi seyrini gözler önüne sererek, insanların daha baştan sapıtmamaları, gerek kişisel gerek toplum yaşantılarında iyi bir başlangıç yapmaları için, birçok ayeti kerimede toplum hayatının İslam ile geliştirilmesine yer vermiştir.
    Kur'ân-ı Kerim insanları daima olaylardan ibret almaya ve bunların özünde yatan manayı irdelemeye çağırır. Bu ise sadece akıl ve düşünce nimetinin isabetli kullanılmasıyla elde edilebilir.
    Allah-ü Teala Medine yahudilerinden Nadir Oğulları'nın başına gelenleri arz ederken: "Kitap sahibi oldukları halde inkar edenleri ilk defa olarak yurtlarından sürüp çıkaran O'dur. Çıkarılmaz sanmıştınız. Onlar da Allah a karşı kalelerinin kendilerini koruyacağını sanmışlardı, Allah ise hiç beklemedikleri yerden gelip kalplerine korku salmış, inananların da yardımıyla evlerini kendi elleriyle
    yıkmışlardır. "Ey aklı başında olanlar, artık yarın ibret alın" (Haşr 2) sözüyle son buluyor.
    Kur'ân-ı Kerim insanlığa, Allah'ı inkar etmenin körlemenin toplumlar aleyhine kötü sonuçlar doğuracağını daima hatırlatıyor, çünkü insan doğal olarak inanma kabiliyetinde yaratılmıştır. Bu kabiliyeti bozmak insan doğasını yozlaştırmak, toplum ve fert olarak hastalıklara gark etmek, soysuzlaştırmak demektir. Bunun misali Kur'ân'da şöyle gelmiştir: "Allah'ın nimetine nankörlükle karşılık verenlere ve kendi milletine verimsiz toprakları reva görenlere bakın!" (İbrahim 28) Kur'ân insanlığı haksızlığa karşı da uyarıyor, haksızlığın yaygınlaşması sonucu geride kalan taş yığınlarını gözler önüne seriyor: Adaletin tatbik edilmediği, hakkın gözetilmediği toplumlarda, çalkantılar, temelden sapmalar derken, sonu başıbozukluk ve hüsranla biten kurumsal çöküşler görülür.


  8. #108
    seniseven isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    09.11.2005
    Yaş
    41
    Mesajlar
    425
    Tecrübe Puanı
    15

    Standart 18 Mayıs 2006

    Bugün 18 Mayıs 2006 R.Ahir:20 Mayıs:5 Hızır:13 Ziya Paşa’nın Vefatı (1880) Belgrad Seferi (1521)



    PEYGAMBERLERE İMAN
    Yüce Allah tarafından Hz. Adem'den başlayarak Hz. Muhammed'e kadar pek çok peygamber gönderilmiştir. Bu peygamberler Allah (c.c.)'ın insanlara indirdiği İslam dinini tebliğ etmişlerdir, ilk peygamber Hz. Adem, son peygamber ise Hz. Muhammed'dir. Hz. Muhammed'le peygamberlik müessesesi sona ermiş ve mühürlenmiştir. Hz. İsa (a.s.) ahır zamanda yeryüzüne Peygamberimiz (s.a.v.)'in ümmeti olarak inecek ve İslam dinini tebliğ edecek ve İslam birliğini tesis edecektir. '
    Peygamberlerin sayısını ancak Allah (c.c.) bilir.
    Peygamberler, peygamber olduklarını mucize ile ispatlarlar.
    Mucize: Peygamberlerin herkesi aciz bırakacak derecede olağanüstü bir hal göstermesidir. Peygamberlerde mutlaka şu beş sıfatın bulunması lazımdır.
    Emanet: Peygamberler emin olup asla hıyanetlik yapmazlar.
    Fetanet: Peygamberler insanların en akıllı olanlarından olur. Yani ahmak ve zayıf zekâlı kimselerden peygamber olmaz.
    İsmet: Peygamberler büyük ve küçük günahlardan masumdurlar. Allah (c.c.) onları günahlardan korur.
    Tebliğ: Peygamberler Allah'tan (c.c.) aldıkları ve tebliğ etmekle memur oldukları şeyleri mutlaka tebliğ ederler.
    Sıdk: Peygamberler sadık (dosdoğru) olup yalan söylemezler.
    Kur'an-ı Kerim'de adı geçen yirmiş beş peygamber vardır. Ayrıca üç kimsenin peygamber mi yoksa veli mi oldukları hususunda ihtilaf olmuştur. Onlar da Üzeyir, Lokman ve Zül'karneyn'dir. (radi-yAllahü anhüm.)


  9. #109
    seniseven isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    09.11.2005
    Yaş
    41
    Mesajlar
    425
    Tecrübe Puanı
    15

    Standart 22 Mayıs 2006

    Bugün 22 Mayıs 2006 R.Ahir:24 Mayıs:9 Hızır:17 Nene Hatun’un Vefatı (1955)



    HUD (AS.) ve ÂD KAVMİ
    Ad kavminin yurtları; Hadramevt'e ve Yemen'e kadar uzanan yerler olup Allah'ın yerlerinden en genişi, en otlu, sulu, bol nimetli olanı idi.
    Yerin üzerinde akan ırmakları, bağları, bahçeleri, sürü sürü davarları, yeraltında da, su depoları vardı. Başkalarına verilmeyen boy pos, güç kuvvet de, onlara verilmişti.
    Onlar inatçı bir zorbanın emrini tutup ardından gittiler de "Kuvvetçe bizden daha güçlü kim varmış?" diye yeryüzünde büyüklük taslamağa, memleketlerinde azgınlık ve fesatlarını artırmağa, halka zulmetmeye başladılar.
    Ahiret hayatını, öldükten sonra dirilmeyi inkar ettiler.
    Şadda, Samud ve Henna adındaki üç puta tapmaktan da geri durmadılar.
    Allah (c.c.) azgınlaşan, şımaran ad kavmine kardeşleri Hud (a.s.)'ı Peygamber olarak gönderdi. O da onları Bir olan Allah'a iman ve ibadete, insanlara zulmetmekten vazgeçmeye davet etti ise de red ve yalanlama ile karşılandı.
    Bunun üzerine Allah (c.c.) üç yıl onlardan yağmuru kesti.
    Onları, yağmur duası için, Mekke'ye bir heyet göndermek zorunda bıraktı.
    Yağmur yağdıracağını sandıklan bir kasırga ile de, yok olup gittiler. İşte inkarcıların ve zalimlerin sonu.
    Ad kavmi helak olunca Hud (a.s.) da kendisine iman etmiş olan kimselerle Mekke'ye gitti ve oradan ayrılmadı.
    Ona ve gönderilen bütün peygamberlere selam olsun.


  10. #110
    seniseven isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    09.11.2005
    Yaş
    41
    Mesajlar
    425
    Tecrübe Puanı
    15

    Standart 23 Mayıs 2006

    Bugün 23 Mayıs 2006 R.Ahir:25 Mayıs:10 Hızır:18 Victor Hugo’nun Ölümü (1885)



    ŞİRK VE ÇEŞİTLERİ
    Şirk: Lügatte alışveriş ve benzeri şeylerde ortaklık manasınadır. Dinî bir tabir olarak kullanıldığı zaman, herhangi bir şekilde Yüce Allah'a ortak koşmaktır. Şirkin pek çok çeşitleri vardır:
    1) Müstakil (yalnız) şirk: Bu ateşperestlerin şirki gibidir ki o da iki ayrı ilah kabul etmektir.
    2) Şirk-i teb'izî: Hıristiyanların şirki gibidir ki, o da Allah 'ın (c.c.) bir takım ilahlardan meydana geldiğini kabul etmektir,
    3) Takribi şirk: Bu önceki cahiliye döneminde olduğu gibi, Allah'a yaklaştırmak için, Allah'tan (c.c.) başkasına ibadet etmektir.
    4) Taklid-i şirk: Sonraki cahiliye döneminde olduğu gibi, başkalarına uyarak onları taklit ederek Allah'tan (c.c.) başkasına ibadet etmektir.
    5) Sebepler vasıtası ile meydana gelen şirktir ki, o da birtakım felsefe ve tabiatçıların kâinattaki tesirleri sebeplere isnat etmeleridir.
    6) Garaz ve maksada dayalı olan şirk: O da Allah'dan (c.c.) başkası için amel etmektir. Buna riya denir. Bu da gizli şirktir.
    Büyük günahlardan birisidir, masiyettir. Beşinci şirk için şu açıklamaya ihtiyaç vardır.
    Her kim eşyanın tesiri kendindendir, şeklinde itikat ederse, onun küfründe ittifak olduğu bildirilmiştir. Her kim Yüce Allah'ın eşyaya koyduğu kuvvetle eşya tesir eder, şeklinde inanırsa, o kimse kâfir değil, fasık ve günahkârdır.
    Ehl-i Sünnet alimlerine göre; Yüce Allah'ın dilemesi ve yaratması olmadan eşyada hiçbir tesir olmaz. Sebeplerin kullanılması neticesinde tesirlerin meydana gelmesi ilahi kanunların bir gereğidir.


Benzer Konular

  1. Bugün hiç kur;an okudunuzmu?
    By hilal in forum Kuran-ı Kerim
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 14.08.2008, 01:55
  2. Bugün
    By elif in forum Genel Islam Konular
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 03.01.2008, 18:32
  3. Bugün...
    By ebedi in forum Tarihi Bilgiler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 26.08.2007, 03:48
  4. Masaüstü takvim programı [Kilitli]
    By numan in forum Arşiv
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07.10.2006, 18:00

Paylaş

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

Content Relevant URLs by vBSEO ©2011, Crawlability, Inc.