Hz:Osman'ın Hilafeti
Hz. Osman ın Halife Seçilmesi:
Hz. Ömer,in şehadetinden sonra halife intihabı ashabı şûraya havale edilmişdi ki, Aşere-i Mübeşşereden "Osman, Ali, Talha, Zübeyr, Sad ibni Ebi Vakkas, Abdurrrahman ibni Avf" (ra) ile Abdullah ibni Ömer kendisi hilafete intihab olunmamak şartıyla rey vermekte memurdu. Ashabı şûradan Talha, Medine,de bulunmamıştı. Mikdad bin Esved(ra) ashabı şûrayı bir hanede topladı. Ebu Talha(ra) da kapıda bekledi. Suheybi Rumi(ra)da evkatı hamsede imamet ederdi. Mısır emiri Amr ibnül As ile Kufe emiri Mugire bin Şube de Medine,ye gelip şura hanesi kapısında durdular. Bunların bu babda bir guna memuriyetleri olmadığından Sad ibni Ebi Vakkas(ra) ikisini de oradan savdı. Onlardan üst perdeden mücadele etmekle aralarında söz uzadı. Kibarı Kureyş arasında mübayenet ve burudet hasıl oldu. Halbuki bütün eşrafı Arap ve ümerayı askeriye şura meclisinin vereceği karara muntazır idiler ve vaziyet pek nazik idi.
Hz. Abdurrahman, Hz.Ali'nin yanına gelip "Sen Rasulu Ekrem
'e karabetin, İslamda tekaddüm ve sebkatin ve Dinde hüsn-i asarın hasebiyle hilafete ehâkım dersin. Zaten ehliyetin de müsellemdir. Fakat bilfarz burada senden ahare verilecek olsa, sen kimi ehakk görürsün? dedi. "Osman'ı" dedi. Hz.Osman da aynı vechile sorulduğunda "Ali"yi dedi. Böylece hilafet ikisi arasında kaldı. Hz. Abdurrahman hakem olduğundan eşrafı Arap ve ümerayı askeri ile buluşup görüştü. Efkarı nası anlamak için dolaştı. Sonra Zübeyr ile Sad ibni Ebi Vakkası çağırıp reylerini sordu. Zübeyr reyim "Ali" için dedi. Sa'd da "Bence Ali evladır, eğer sen kendini ihtiyar edeceksen pek aladır. Beyat et de bizi sıkıntıdan kurtar" dedi. Abdurrahman bin Avf da: "Ben hilafetten kendimi hal'ettim. Hilafeti kabul etmem, Ebubekir ve Ömer'den sonra kim halife olsa nas ondan hoşnut olmaz" dedi. Sonra Abdurrahman bin Avf Hz.Ali ile gizlice görüştükten sonra Hz.Osman ile merdane vakt-i fecre kadar görüştü. Sabah namazından sonra ashabı şuarayı meclise davet etti. Abdurrahman bin Avf toplanan cemaatin reyini sordu. Ammar bin Yasir(ra): Eğer müsliminin itilaf etmemesini istersen "Aliye beyat eyle"dedi. Mikdad bin Esvedde onu tasdik etti. Hz.Osman'ın süt kardeşi Abdullah ibni Sa'd ibni Ebi Serh de: Eğer Kureyşin ihtilaf etmemesini istersen Osman'a beyat eyle dedi. Abdullah ibni Ebi Rebia da onu tasdik etti. Ammar bin Yasir, Abdullah ibni Ebi Serhi tekdir etti. O dahi ona acı sözler söyledi. Huzzarın bir fırkası onu ve diğer fırkası bunu tesahhub edip cidale başlasınlar. Sözler çoğaldı, fitne emareleri göründü. Sa'd bin Ebi Vakkas hemen: Ya Abdurrahman! Fitne zuhur etmeden bir karar ver dedi. Abdurrahman bin Avf da: -Ey cemaat! susunuz, başınıza bir iş çıkarmayınız. Hemen Hz.Ali(ra)ı çağırdı ve ona:- Allah'ın kitabı ve Rasul'unun sünneti üzere ve ondan sonra iki Halifenin sireti üzere amel edeceğine Allah ile ahdi misak et, dedi. Hz.Ali de:" Umarım ki ilmi takatım erdiği kadar amel ederim," dedi. Abdurrahman da iki kere bu suali irad etti. Hz.Ali(ra) yine öyle cevap verdi. Hz.Alinin cevabı savab ve muvafık-ı hikmet ise de vakit pek nazik olmakla öyle kayd ü şart, tekayyüd ve tevakkufa müsait değildi. Binaenaleyh Abdurrahman ibni Avf Hz.Osman'ı çağırıp ona da üç kere Hz.Ali'ye dediği gibi demekle Hz.Osman tevakkufsuz "Evet öyle amel ederim" demekle Abdurrahman Hazretleri başını kaldırıp eli Hz.Osman'ın eli üzerinde olduğu halde: "Ya Rabb! Şahit ol! Boynumdaki emaneti Osman'ın boynuna koydum, Allah'ın, Rasul'unun ve halifelerinin yolu üzere sana beyat ediyorum dedi ve orada muhacirin ile ensar da beyat ettiler.
Hz. Osman'ın Devri Hilafeti:
Hz. Osman (ra), Hz.Ömer (ra)ın vasiyetine uyarak cümle memurları yerinde bıraktı. Yalnız Mugire bin Şube'yi Kufe'den azl ile Sa'd bin Ebi Vakkası Kufe emiri nasbeyledi. İbnül Esirin beyanına göre Hz.Ömer'in vasiyeti bu idi. Daha sonra bazı ihtilaflar üzerine Sa'd Bin Ebi Vakkas azlolunmuştur.
Hz. Osman Mısır valisi Amr İbnül Asdan haracın artırılmasını istedi. Amr, bunun mümkün olmadığını beyan ettiğinden Hz.Osman onu azlederek yerine Abdullah bin Ebi Serhi tayin etti. Hem kumandan, hem bir idareci sıfatıyle temayüz etmiş olan ve kendisini Mısırlılara sevdirmiş bulunan Amr bin el-As'ın oradan ayrılması ile Mısırda bir takım karışıklıklar başlamış, Herakliyusun yerine geçen oğlu Konstantin bu fırsattan istifade ederek Mısırı geri almaya teşebbüs etmiş, bir donanma göndererek İskenderiye'yi geri almıştı. Hz.Osman, Amr bin el-As'ı Mısır valiliğine derhal iade ederek o da İskenderiye ye müteveccihen hareket etmiş ve orayı hemen geri almıştı.
Hicretin yirmiyedinci senesinde Abdullah bin Ebi Serh kumandasında hazırlanan kuvvet Libye çölünü geçerek o zaman Akdeniz'in Afrika sahilindeki en müstahkem ve zengin şehirlerinden olan Trablusun duvarları önünde durmuştu. Hazret-i Osman Medine'den gönderdiği bir orduyu takviye etmişti. Trabluslular cizyeyi ve Müslüman olmayı reddettiklerinden muharebe başlamış, Romalılar mağlub olmuşlar, Trablus ahalisi Müslümanlar la sulh akdetmişlerdir. Bunu müteakip Müslümanlar Merakeş'e kadar ilerlemişler, Abdullah Bin Zübeyr'in himmet, cesaret ve kiyaseti sayesinde bütün bu havali İslam devletine ilhak edilmişti. Afrika'nın fethinden sonra Müslümanlara İspanya'nın kapıları açılmıştı. Hicri yirmiyedinci senede Hz. Osman askerlerine ilerlemek için emir vermiş fakat bir müddet sonra ileri hareketler durmuş Abdullah bin Ebi Serh Mısır'a dönmüştü. Afrika'yı fethetmeye muvafık olduğundan dolayı Hz. Osman ganaimin beşte birini va'di mucebince Abdullah'a vermesi üzerine efkar-ı Umumiye galeyana gelmiş bu galeyan karşısında bu ihsanı Hz. Osman geri almıştı.
İbn Sebe'nin Zuhuru:
Hz. Osman (ra) hilafetin ilk zamanları aynıyla zamanı saadet gibi geçti. Sonra nefis taamlar yemek ve türlü libaslar giymek, gezip eğlenmek gibi servetü samana müteaalik adetler çıktı. İşte bu esnada Abdullah ibn Sebe namında bir münafık zuhur ile taraf taraf dolaşır ve milleti İslamiye arasında tefrika ihdasına çalışırdı. Aslen Yahudi iken Müslüman olarak Basra'da zuhur ile "İsa (as) dünyaya tekrar gelecek; Muhammed (as) niçin gelmesin?" diyerek Rasül-ü Ekremin dünyaya tekrar geleceğine kail olmuş ve Ali O'nun vasisidir. Osman bigayrihakkın hilafeti aldı diyerek batıl bir meshep icat etmiştir. Bunun üzerine İbn Sebe Basra'dan tard olunmuş oradan Kufe'ye gelip efkar-ı nası ifsada sai etmekle Kufe'den de tard olunmakla Şam'a gelmişti. Şam'da Ebu Zerr ile Muaviye arasında iştihatça zuhura gelen ayrılığı fırsat bilerek bir gün Ebu Zerr hazretlerinin yanına gelip "Muaviye'ye teaccüp etmezmisin Malullah diyor, filvaki herşey Allah'ındır lakin mal-ı müsliminin tabiri ma'ruf iken onu tağyir etmesi Müslümanların evvela isimlerini sonra da kendilerini aradan çıkarıp ta müslümanların beyt-ül malını benimsemek manalarını ibham ediyor." demiş onun üzerine Ebu Zerr nezd-i Muaviye'ye gidip "Emvali müslümine Emvalullah tesmiye etmene sebeb nedir?" deyince Muaviye "Ya eba Zerr mal Allah'ın malı biz de Allah'ın kulları değilmiyiz" demiş ise de Ebu Zerr bu tevili kabul etmeyerek O'na itap etmekle Muaviye bundan sonra Mal-i müslimin derim diyerek yakasını kurtardı. Ondan sonra İbn Sebe Şamdan dahi tard olunmakla azimet eylemiş ve Mısır-Kahire'den bir fitne çıkarmak üzere Basra'da ve Kufe'de edindiği yaranıyla muhabereye başlamıştır.
Halkın Ümera Hakkında İtiraz Ve Şikayetleri: Ben-i Ümeyyen'in kendilerine tevcih olunan emanetleri su'yi istimal etmeleri halkı son derece i'zac eylemiş olduğundan ma'hud İbni Sebe, Mısır'da bir şii mezhebi ihdas ile hayli kimseleri sapdırarak Ali bin Ebi Talib(ra)ın asla rızası olmadığı halde nası onun beyatine davetle Basra'da vesair yerlerde peyda eylemiş olduğu yaranıyla birlikte muhabere ederek halkı kıyam ve isyana teşvik eyledi. Bundan dolayı eyaletlerde ümranın emirlerine itaat edilmez ve Halifenin emrine ehemmiyet verilmez oldu. Her tarafta Hz.Osman(ra) aleyhinde sözler söylenir oldu. Bir merkezde toplanan efkarı umumiyye halkın bu türlü ihtilafları ve Beni Ümeyyenin kötü tavır ve icraatları üzerine bir garip tefrika haline döndü ve taraf taraf ihtilal ve fitne emareleri zuhura başladı.
Emirlerin Medine'de Toplanması: Hz. Osman(ra) ahvalin ciddiyetini derk ve tefattun ederek ümerayı Medine'ye celb ve cem etti. Akd eylediği meclisi mahsusda: - Halkın hakkınızdaki efkarını ve etvarını görüyorsunuz. Durumun hall u faslı için siz ne dersiniz? diye sordu.
Abdullah bin Amir: -Halkı cihad ile meşgul et. Ta ki kendi başları kaygısına ve hayvanları arkasına düşsünler, dedi
Said bin el-As da: -Her kavmin reisleri vardır. Onlar itlaf olununca halk müteferrik olup bir fikir üzerinde ictima edemezler, diyerek muhalefetri seçen rüesanın idamını münasip gördü.
Muaviye dedi ki: -Ümeraya tefvizi umur et. Her biri kendi daire-i memuriyyetini zabtu rabt etsin. Ben Şam ahalisine müteahhidim.
Abdullah bin Sa'd bin Ebi Serh: Halk, tamahkardır. Onlara bezl-i mal edersen senin tarafına mail ve müteveccih olacakları aşikardır, dedi.
Amr bin el-As da: -Tarıkı itidali iltizam et, yahut ihtiyarı uzlet eyle, dedi. Hz.Osman Abdullah bin Amirin reyini tercih ile nası takım takım cihada sevketmek üzere ümerayı mahall-i memuriyetlerine gönderdi. Kufe ahalisi Saidden şikayet etmekte oldukları halde onu da Kufeye iade buyurdu ve halkı inkiyada mecbur eylemek üzere atiyyelerinin kesilmesine karar verdi. Dönüşünde Said bin el-As'ı Kufeye sokmamak istediler. Nihayet Kufeliler emiri geri çevirerek yerine Ebu Musa el Eşarinin nasbını istemişlerdi. Said bin el-As dahi Medine'ye avdet eyleyerek keyfiyeti Hz.Osman'a haber verdi. Hz.Osman(ra) Said'i azlederek yerine Ebu Musa el-Eş'ariyi nasbetti ve Kufelilere bir emirname yazdı. Ebu Musa el-Eş'ari(ra) ki meşahiri kurra-i sahabedendir. Kufeye varınca mescide girdi, hutbe okudu, oradakilere nasihat verdi, onlarda hemen namaz kıldırmasını rica ettiler. Ebu Musa el-Eş'ari:- Siz Emirül-müminine arz-ı itaat eylemedikçe kıldırmam deyince hemen "Emirül-müminini dinliyor ve itaat ediyoruz" dediler. O da onlara imam olup namazlarını kıldırdı.
Hz.Osman'ın Muhasarası:
Eyaletlerden gelen şikayetler üzerine hac mevsiminde ümera gidip Hz.Osman ile mişavere etmişlerse de bir hüsnü tedbire muvaffak olmaksızın avdet etmişlerdi. Eyaletlerde bulunan güruh-ı muhalifin ise ümeranın Hz.Osman nezdine gitmeleri anında kıyam ile her yerde ihtilal çıkarmak üzere aralarında muhabere etmişlerken henüz onlar tedariklerini itmam etmeden ümera avdet etmekle bu niyetlerini fiile getiremediklerinden Medine'deki taraftarlarıyla muhabere başlamışlar, bunlar da cihad buradadır, buraya geliniz diyerek Medine'ye davet etmişlerdi. Ehli Mısırdan bazıları Medine'ye gelip valilerinden şikayet ve mazlumiyetlerini beyan ettiklerinden Hz.Osman(ra) ona bir tehdidname gönderdi. Abdullah bin Sa'd ise bundan dolayı hiddetlenerek şikayetçilerden birini dayak altında öldürttü. Bu hadise halkı bir kat daha hiddetlendirdi. Memleketin her tarafındaki ehl-i kıyam yekdiğeri ile muhabere ederek Hz.Osman'ı hal için Medine'ye varmak üzere aralarında karar vermişlerdi. Mısır, Kufe, ve Basra ehl-i kıyamından sekizer yüz kadar adam birleşip haberleşerek ziyaret-i Beytullah için diyerek yerlerinden hareket ile Medine'ye gittiler.
[SIGPIC][/SIGPIC]
Suskunluğum aseletimdendir...
Her lafa vercek bi cevabım var elbet...
Lakin bir lafa bakarım , lafmı diye...
Birde söyleyene bakarım adammı diye...
Paylaş