GAGOŞİMZADE MEHMET EFENDİ
Kakoşimzade (veya Gagoşimzade) Hacı Muhammed Efendi olarak ta yöre ile ilgili birçok kaynakta büyük âlim olarak geçerse de hakkında biyografik bilgiler yoktur. Sadece bir kaynakta dip not olarak eski 1881 tarihli salnameye göre Of müftülerinden Mahmut Zühtü Efendi ile ilgili biyografik bilgiler verilirken onun babası yada amcasının Çaykara Şur (Şahinkaya) dan Koskoroğullarından meşhur alim Hacı Osman Efendi’nin, Gagoşimzade Mehmet Efendi’nin hocası Sürmeneli Hacı Hasan Efendi’nin hocası olduğu şeklinde bir ifade vardır. Buradaki bilgiye göre Mehmet Efendi Çaykara Şerah (Uzungöl) köyünden olup devrin büyük âlimlerindendir[1]. Yine aynı kaynakta (s.457 de) eski Of müftülerinde Kadızade Hacı Salih Efendi’ye icazet verdiği yazılıdır. Bu büyük âlimin aktif görevde olduğu tahmini tarih 19. yüzyılın son zamanları olduğudur. Ancak yapılan araştırmalarda adı geçen âlimin Anaso’lu olduğu hakkında bilgilerde vardır. Öğrencileri arasında Gorgoraslı Zilik Hacı Numan Efendi ve Şurlu Mahnida Müslim Efendi gibi önemli âlimler de bulunmaktadır.
GARGAR MÜSLÜM EFENDİ
Çaykara’nın merkezinden olup Çaykara Merkez camisini yaptırmıştır. Mezarı oradadır. Farsça ve Kelam ilminde çok ileri idi[2]. Çaykara’nın en tanınmış din âlimlerindendir. Kondu’da uzun yıllar müderrislik yapmıştır. Talebeleri arasında Kondulu meşhur Mustafa Sıtkı Cansızoğlu’da vardır.
GORGORASLI HÜSEYİN EFENDİ
Hakkındaki bilgiler sadece bir kaynakta birkaç cümledir. Buna göre “Kalkandere Medresesi, 1.Dünya savaşı öncesi çevrenin en büyük medreselerinden biri idi. Birinci Dünya Savaşı ile bölgeyi terk eden medresenin müderrisi Ganiömerzade Mahmut Efendi, savaş bittikten sonra da çok yaşlı ve hasta olmasından dolayı medreseye gelip müderrislik yapamaz. Birkaç yıl boş kalan bu medreseyi Çaykara Gorgoraslı (günümüzdeki Çaykara Eğridere köyü) Hüseyin Efendi adlı genç biri tekrar faaliyete geçirmeye çalışır. Fakat kısa zaman sonra medreselerin kapatılması yüzünden buradaki görevinden ayrılmak zorunda kalır.[3]
GÜLHANOĞLU SÜLEYMAN EFENDİ
1293 (H) 1876 yılında Zeno (Ulucami) köyünde doğdu. Görhanoğlu Süleyman Efendi diye de anılır. Soyadı kanunuyla Aygün soyadını almıştır. Cumhuriyetten önce Of’ta 20 yıl süreli mustantik (sorgu hâkimliği) görevini yürütmüştür. Tarihi yazıları atışma ve destanları vardır. Çaykara’da daha çok destanları ile Of’ta ise görevi sırasında gösterdiği adaleti ile tanınır. 12.4.1948 tarihinde vefat etmiştir.”[4] Onun 29 Temmuz 1929 yılındaki sel felaketi ve toprak kayması yüzünden kendi köyü olan Zeno köyü ile ilgili olarak yazdığı destanı yörede en çok söylenenler destanlar arasında olup bir bölümü şöyle idi:
“Bu yıl Temmuz ayında
Koptu bir Nuh tufanı
Ey fani dünya fani
Görmedim bir sefani
Eyleme bana surat
Böyle devam ederse
Zeno kopar yakında
Kimse olmaz farkında
Bu felaket hakkında
Edelim bir teksirat
Çok kimseler oldular
Hem canından hem malından
Zenonun zevalinden
Bir parça ehvalinden
Eyleyelim tefsilat
Seylap yıktın Zeno’yu
Camiyide bırakmadın
Su ile de akmadın
Zengin fakir bırakmadın
Koyvermedin hasılat
Zeno durdu kopmaya
Ağladık zarı zarı
Sanki aldı nazarı
Kadahorun pazarı
Doldu taş toprak zemmat
Of yüz otuz muhtarlık
Zeno idi birinci
Ne koyun var ne keçi
Ne gala var ne gilici
Nede bir yerden irat”[5]
GÜVELİ HAFIZ MEHMET (Hacı sarmusakoğlu)
Hayrat Yalavaslı köyünden ağalardan Habib Ağa’nın oğlu olup yüzünde güve görünümünde hastalık işareti olduğundan Güveli Hafız Efendi olarak tanınmıştır. Çok güzel sesi vardı. Genelde kendi köyü Yalavaslı, Müzgar gibi Of ve Hayrat çevresi köylerde hocalık ve imamlık yaptı. Oğlu Hayrat ve çeşitli kazalarda nahiye müdürlüğü yapmıştır.
GÜVELİOĞLU HÜSEYİN EFENDİ
Rize’nin Kalkandere ilçesi Hüseyin hoca köyüne adını veren Müderris Hüseyin Efendi’nin ataları Of Hayrat’a bağlı Küçük Meseroş (Göksel) köyünde yaşarlardı. Aileden bir kol sahile yakın arazilere yerleşmek için kuzeye doğru yola çıkarlar. Bunlar Sivane köyü’ne yerleşirler. Burada Güvelioğulları olarak anılırlar. Güvelioğullarının bu kolundan gelen Müderris Hüseyin Efendi’nin dedesi Çakır Ali, babası İshak Efendi’dir. Sivane köyünde 1833 yılında doğmuş olup aynı köyde 1888 yılında 55 yaşında iken ölmüştür. İlk eğitimini köy camisinde köy imamından alır. Daha sonra İstanbul’a giderek burada eğitimin tamamlayıp müderris olur. Buradaki talebe arkadaşlarından biri olan Güneyce/ Vardalı Osman Niyazi Efendi’den önce icazet alır. Aynı hocalardan aynı eğitim almalarına rağmen Osman Niyazi’den on sene daha önce kendi memleketinde müderrisliğe başlamıştır.
1869 yılında Karadere merkezde Osman Niyazi ve Hüseyin Hoca önderliğinde bir medrese yapılarak müderrisliğine Müderris Hüseyin Efendi getirilir. Daha sonra bu medrese çevre halkının yardımları ile genişletilir. Özellikle Müderris Hüseyin Efendi’nin bacanağı Kahvecioğlu Mansur Efendi’nin de yardımları ile medrese büyük bir külliye haline getirilir. Rize ve çevresinin en büyük medresesi olur. Bu nedenle bu bölgenin adı 1913 yılından sonra medrese mahallesi olarak değiştirilir. Müderris Hüseyin Efendi, 1886 yılına kadar burada tek başına müderrislik eder. Fakat tek başına yetmeyince Zisinolu Ganiömerzade Mahmut Efendi’yi yanına çağırır. Medresenin yanında büyük bir cami inşa etmeye başlar. İlk dönem talebelerine icazet verir. Ancak ikinci grup talebelerine icazet vereceği sırada hastalanır ve 2 Aralık 1888 tarihinde vefat eder. Vasiyetinde ölümünde evinin önünde gömülmek istediğini belirtmesine rağmen, medresenin önünde gömülmesinin daha uygun olduğu düşüncesiyle medresenin batısında (Bugünkü Kalkandere Hükümet Konağı’nın arkasındaki Belediye Lokali’nin yerinde) açılan mezara gömüldü. Yaptırmaya başladığı camide 1889 yılında tamamlanarak ibadete açıldı. Yerini Zisinolu Mahmut Efendi alarak ondan kalan bütün görevleri yerine getirdi.
1305 H. (1889) tarihli Trabzon Salnamesi’nde bu medresede 74 talebenin öğrenim gördüğü belirtilir ki bu rakam Rize’nin hiç medresesinde yoktur.
1916 yılında Rusların bölgeyi işgali üzerine medrese kapanır. Rusların geri çekilmesinden sonra ise Ganiömerzade Mahmut Efendi’nin çok yaşlı olması nedeniyle gelememesi üzerine medrese açılamaz. O arada Çaykara Gorgoras (Eğridere) köyünden genç bir müderris olan Sadzade Hüseyin Efendi, medreseyi yeniden faaliyete geçirmeye çalıştı ise de kısa zaman sonra 1924 yılındaki eğitimin birleştirilmesi ve medreselerin kapatılması kanunu nedeniyle medrese kapatıldı. 1930 yılında buranın nahiye müdürü tarafından bu çevrenin en büyük medresesi yıktırıldı. 1932 yılında medrese etrafındaki mezarlarda kaldırıldı. Bu nedenle 44 yıl önce ölen Müderris Hüseyin Efendi’nin mezarı toprağı ve kemikleri ile birlikte yerleştirildiği yeni tabut ile orada bulunan akrabaları tarafından mezar taşları ile birlikte alındı. Köyünde evinin önünde gömüldü. Böylelikle daha evvel hoca efendinin istediği vasiyeti de yerine getirilmiş oldu.
Müderris Hüseyin Efendi’nin iki defa evlendiği rivayet edilmektedir. İlk evliliğini kendi köyünden olan Karaibrahimoğlu ailesinden bir hanım ile yapmış olup bundan çocuk sahibi olmamıştır. İkinci evliliğini ise Kalkandere Aksu mahallesinden Kakoyanoğlu İbrahim kızı Raziye Hanım ile yapmıştır. Raziye hanımdan olan oğlu Şemsi 1889 yılında yani babasının ölümünden bir yıl sonra ölmüştür. 1874 doğumlu kızı Şerife akrabası Arif oğlu Osman Efendi ile evlenmiş olup 1908 yılında 34 yaşında ölmüştür. Sadettin adlı oğlu 1916 yılında 36 yaşında öldü. Kemal adlı oğlu 1917 yılında 32 yaşında öldü. Son kızı Safiye amcası Halid’in oğullarından Muhammed ile evlenmiştir.
1913 yılında Rize ve çevresindeki köy adları değiştirilirken Sivane köyünün adı Hüseyinhoca köyü olarak değiştirilir 1928 ve 1933 yıllarındaki Dâhiliye Vekâleti Türkiye Köy Adları listelerinde yer alır. Ancak daha sonraları bu ad İncirli olarak değiştirilir. Köylü bu değişime itiraz eder ve muhtarları İbrahim Mollaibrahimoğulları’nın da girişimleri ile bu ad tekrar Hüseyinhoca köyü olarak değiştirilir.[6]
Günümüzdeki Çalekli Dursun Efendi adıyla meşhur olan ünlü din alimi Dursun Fevzi Güven ile aynı akrabadan olup aile lakapları Güvelioğulları’dır.
>>>


LinkBack URL
About LinkBacks





Alıntı
Paylaş