Evvel zamanın birinde halkını vergi yükü ile iyice canından bezdiren bir padişah varmış. Bu padişah her vergi arttıracağı zaman 1. vezirini halkın içerisine tebdili kıyafet gönderir hal ve durumu yerinde gözlemlemesini ve kendisine bildirmesini istermiş. Vezir her seferinde yaptığı gözlemleri ve duyumları padişahına iletir padişahı ona göre karar alırmış.
Bir gün yine bazı kalemlerde vergileri arttırmış ve vezirini yine halkın içine göndermiş. Vezir dönüşte padişahına halkın durumunu tek cümle ile özetlemiş "halk bu vergilerden rahatsız olmamış görünüyor, günlük işlerine şikayetçi olsa da alışverişine devam ediyor" demiş. padişah "ala!" demiş, devam o halde. Gel zaman git zaman padişah bir gün yine yüklü vergileri dayamış halkına. Vezir yine aynı şekilde halkın içerisinde. Dönüşte padişah sormuş "halkım napıyor ?" Vezir cevaplamış "Padişahım halkınız düşünmeye başladı, hepsini kara kara düşünürken gördüm, kimsenin ağzını bıçak açmıyor" Padişah ellerini ovuşturmuş "ala! sorun yok o halde" demiş. Bir ay sonra bütün kalemlerde hatırı sayılır bir vergi artışı yapmış. Neredeyse konuşanlar dahi vergiye tabi olacak konuma getirmiş halkı. Vezir dönüşte bu sefer padişahın hiç ummadığı bir tesbit ile gelmiş: "Padişahım, halk işi gücü bıraktı, gülüyor!" Padişahın bir an nutku kurumuş "Ne! gülüyorlar mı ? Eyvah o halde bana ve sana ey vezir, kelleni koru. Zira halk bunca sıkıntılarına rağmen gülüyorsa, kaybedecek hiç bir şeyi kalmamış demektir. Kaybedecek bir şeyi olmayan bir halk'tan her şey beklenir, padişahını dahi sarayı ile beraber alaşağı ederler."
Türkiye halkı kahkaha atmaya başladı, bilmem artık; güven parktan öteye yankısı duyuluyor mu ?..
Derdi; Allah'ın (cc) rızası olanlara selam olsun!
Paylaş