+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 12 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 20

Konu: Kur'ani anlama metodu Üzerİne dÜŞÜnceler...

  1. #1
    CENGİZHAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır Üye
    Üyelik tarihi
    16.12.2011
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    116
    Tecrübe Puanı
    1

    Standart Kur'ani anlama metodu Üzerİne dÜŞÜnceler...

    KUR'ANI ANLAMA METODU ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

    Yüce Allah 600 lü yıllarda Arabistan yarımadasında Mekkede peygamberimiz vasıtasıyla Kur'anı Kerimi tüm dünyaya tebliğ etti..Kur'anı Kerim neden Arabistan yarımadasında vahyedildi. Ben bu konuda şunu düşünüyorum:
    Arabistan yarım adası üç kıtanın yani Asya, avrupa ve afrikanın ortasında üç kıtaya yaklaşık aynı mesafede olması ve İslamın buradan üç kıtaya kolaylıkla yayılabileceği nedeniyle olsa gerektir.

    Kur'an Mekkede vahyolunduğu zaman , o devirde ve o coğrafyada yaşayan insanların yaşam şartlarını da göz önüne alarak, o devirdeki o insanların yaşamlarına nizam ve intizam getirirken ,onların yaşamlarını kolaylaştırmak, yaşam güçlüklerine daha büyük bir güçle karşı koymayı hedefleyerek gelmiştir.
    İslam üzerine eleştiri getirmek isteyen islam dışı mahfillerin iddiaları arasında ,islamın araplar için, arapların yaşamlarını düzelten kurallarla geldiği iddiası vardır.

    Ancak tüm insanlık ve tüm zamanlar için gelen bir kitap, temel prensip olarak vahyedildiği bölgeyi ÖRNEK BÖLGE olarak seçer ve öncelikle vahyedildiği bölge insanının sahip olduğu eski sapık inancı düzeltmeyi ve sonra bölge dışına yayılarak tüm dünyayı kaplamayı hedef edinir.Şüphesiz ki bu yayılma ancak kur'anın farklı coğrafyalardaki farklı dillere tercüme edilmesi ile mümkün olabilecektir.

    Yani burada düşünmemiz gereken şudur: Arabistan başlangıç noktası olarak ÖRNEK BÖLGE seçilmiştir.Gelen emir ve nasihatlar o bölgeye özel bile olsa, gelen emir ve nasihatların kelime anlamına (Lafzı anlamına) değil ,ne maksat ve gaye ile geldiği, ne yapmak ,ne meydana getirmek istediği düşünüldüğünde gaye ve maksadın EVRENSEL OLDUĞU ,yeryüzündeki tüm coğrafyalara ve yaşam tarzlarına hitap ettiği rahatlıkla saptanabilir.

    Kur'anın temeli TEVHİDDİR. Bizler bu akideyi hareket noktası olarak alırsak yani tapılacak olanın sadece tek ve bir olan Allah olduğunu, kur'anın yeryüzündeki tüm toplumların yaşam tarzlarına ait nasihatlar olarak kabul etmeliyiz ve kur'an da belirgin olarak Peygamber zamanındaki topluma gelmiş bulunan emir ve nasihatları diğer coğrafya toplumlarına LAFZİ olarak değil mana ve içerik olarak yorumlama ve uygulama metodunu tatbik etmeliyiz.

    Bu konuyu bir misal vererek açıklamak daha iyi olacaktır:

    Kur'anda NUR 31 ayetinde kadınlara hitaben ;(gözlerini yere indirsinler) (Göğüslerini örtsünler ) (Gizlemekte oldukları göğüsleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar)demektedir.Bu ayetten şunu anlıyoruz: Peygamber zamanındaki toplumda kadınlar bir erkekle evlenip bakılmak zorunluluğundadırlar. Kadınlar bir erkek bulup evlenebilmek için dışarı çıktıklarında ,erkeklere davetkar bakışlar yapmaya, göğüslerini göstermeye çalışmaya, hatta göğüsleri belli olsun dikkat çeksin diye ayaklarını yere vurmaktadırlar. Ayet bunları yapmayın diyor...Nedeni kadınlar böyle yaptığında erkekler tahrik olup rahatsız oluyor,sonra kadınlara sataşıp onları da rahatsız ediyor...

    Biz şimdi bu ayeti LAFZİ olarak tercüme edip bir japon kadınına,bir Rus kadınına veya kanadalı bir kadına...gözlerini,yere indir,göğüslerini iyice ört, ve göğüslerini erkekler farketsin diye ayaklarını yere vurmayacaksın dersek....

    Japon kadını kur'anda bir yanlışlık var, ben ayaklarımı yere vurmuyorum ki,bana neden ayaklarını yere vurma diyor der....

    Peki bu ayet japon kadınına ne diyor...??

    Sokağa çıktığında erkeklere davetkar ve yılışık bakışlarda bulunma..Sokağa çıktığında erkekleri tahrik organlarını ve göğüslerini gösterecek kıyafetler giyme..Sokağa çıktığında erkekleri tahrik edecek edep dışı hareket ve davranışlarda bulunma.Eğer ayeti bu şekilde yorumlarsanız yalnız japon kadınları için değil, yeryüzündeki tüm toplumların kadınlarına nasihat etmiş olursunuz ve kur'an evrensellik boyutuna gelmiş olur.Zaten Kur'anın gerçek anlam ve manası budur.Ku'anın anlatmak istediği ve gayesi de budur.

    Ancak burada üzerinde önemle durulması gereken bir nokta var. Kur'anın japon toplumu için yapılması gerekli yorumunu, araplar arapçayı iyi bilir, kur'anı onlar en iyi anlar diyerek arap din adamlarının japon toplumu için yorum yapabileceklerini düşünmeyelim. Arap din adamları arap toplumu için yorum yapabilirler,japon toplumu veya rus toplumu için yorum yapamazlar. Japon toplumu için yorumu ,japon olan müslüman din adamları yapabilir , ve onlar yapmalıdır.

    Konunun daha net anlaşımı için bir örnek daha verelim:

    Bakara ayeti 185 bir ay oruç tutmamızı, Bakara 187 ise: Sabah siyah ipliğin,beyaz iplikten ayırd edilebildiği zamandan ( güneş doğumu) akşam karanlığına ( güneş batımı) kadar oruç tutun der. Dünyanın orta kuşak ve yakınındaki coğrafi bölgelerinde gün 24 saattır.Ve oruç süresi gün doğumu ve batımı arasındaki süre yaklaşık yarım gün eder.

    Ancak dünyanın kuzey iskandinavya gibi kutba yakın bölgelerinde gün doğumu ve batımı,yani gece ve gündüz 6 ay sürmektedir. Biz burada yaşayan insanlardan ramazanda bir ay oruç tutmalarını istersek bu bölgelerde ramazan 30 yıl sürer.Bırakın bir insanın bir ramazan 30 yıl oruç tutmasını, bir gün oruç tutması ise 6 aydır.

    Peki bu ayetin bu coğrafi bölgelerdeki yorumu nasıl olacaktır...İnsanlar oruca siyah ipliğin beyaz iplikten farkedildiği zaman mı başlayacaklar oruca ???

    Evet bu ve benzer bölgelerde böyle bir durum var. Bu bölgelerde yaşayan insanların farklı bir yaşam sistemi var. Bu bölgelerde yaşayan insanlar bir uyarlama yapmışlar. bir günü 24 saat hesabıyla ikiye ayırmışlar..gündüz dedikleri zaman işe gidişleriyle başlıyor,iş bitişi eve dönüşleri ise gece olarak kabul ediliyor. Bu durumda yapılabilecek şey ayet gündüz yani çalışma saatleri süresince oruç tutmamızı istediğine göre. buralarda da oruç zamanı çalışmaya başlama saaatlerinden ,iş bitimi eve dönüş süresince yani günün yarısı hesabıyla oruç tutmaları gerekeceği, ilgili ayetin bu coğrafi duruma göre yorumlanmasının gerekli ve şart olduğunu bize göstermektedir.

    Burada da farklı yaşam tarzına sahip bu toplumlar için gerekli kur'an yorumlarının ve uygulamalarının arap din adamlarınca yapılamıyacağı açıktır.Bu tür coğrafyalarda da gerekli yorumları bölgelerin müslüman yerel din adamlarınca yapılması zarureti vardır.

    Bu tesbitlerden sonra geleceğimiz netice Kur'an yorumlarının sabit olmadığı, yeryüzündeki farklı coğrafi bölgeler, farklı yaşam tarzlarına sahip farklı toplumlar ve bu duruma zaman fonksiyonunu da ekleyebiliriz ki farklı zaman dilimleri için uygun kur'an yorumlarının farklı zaman ve mekanlara sahip din alimlerince yapılmasının gerekli olduğudur.Yüce Yaratanın yer yüzündeki tüm toplumlara en uygun ve en güzel islami yorum ve uygulamaları nasip etmesi dilek ve temennisiyle...

    SELAM VE DUA İLE..

    Not: Sevgili arkadaşlar bunlar benim kişisel görüşlerimdir. Beğenmek..Beğenmemek en tabii hakkınızdır. Yazı her türlü eleştirilerinize açıktır.Eleştiri hakkınız yazı için geçerlidir, yazan için değil...

    Saygılarımla....

  2. #2
    radikal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    radikal isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    10.02.2007
    Bulunduğu yer
    Gönül aleminden
    Yaş
    38
    Mesajlar
    2.637
    Tecrübe Puanı
    147

    Standart

    Selam Allah'ın selamı olduğu için ve aleykümselam, da; bu yazı tam bir mantık saçması. Kabe'nin merkezinin Mekke olmasına dayandırılan mantıktan tutun da, coğrafi şartlara göre farklılık gösteren yerlerdeki ibadetlerin yorumlanmasına kadar hatta garabet bir mantık ile örtüştürülmesine varıncaya kadar, yani makalenin her cümlesinin verdiği anlama varıncaya kadar her yönden; SAÇMA.

    Bu da benim fikrim.
    Derdi; Allah'ın (cc) rızası olanlara selam olsun!

  3. #3
    old_preacher - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    old_preacher isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    06.09.2011
    Mesajlar
    204
    Tecrübe Puanı
    1

    Standart

    sayın Cengizhan,

    maalesef yüzyıllardır bazı insanların kendini alim ilan ederek dine yaptıkları ilaveler ve bu insanları ''dinin gerçek açıklayıcıları'' olarak benimsemiş kişiler sayesinde, bu ilaveler günümüzde dinin kendisi gibi kabul edilmekte. böylelikle arap gelenekleri dinselleşiyor ve İslamiyet bir ''arap dini'' haline getirilmeye çalışılıyor. yüzyıllardır süregelen bu dini yıpratma faaliyetlerinin sonuçlarına ne yazık ki günümüzde yoğun olarak rastlamaktayız; pek çok kişi ''gerçek İslam''ın ne olduğunu bilmediği için dinden çıkmış durumda, ve bu artarak devam ediyor. İslamiyet'in hacı-hoca-şeyh-arap dini olmadığını toplum olarak kavrayabildiğimiz gün bu sıkıntılardan kurtulacağız. tabii o güne dek ülkede müslüman kalırsa..

    insanların çoğu, Kuran'ın sadece o kendine alim diyen kişiler tarafından anlaşılabileceğini, onlar ne diyorsa doğru olduğunu, hatta söyledikleri şey Kuran ile çelişse dahi ''onlar alim, Allah'ın bize bildirmeyip onlara söylediği şeyler var'' zihniyetine sahip oldukları, kendileri zahmet edip düşünmeye vakit ayırmadıkları ve ne olursa olsun bu kafalarına yerleştirilenleri değiştirmek istemedikleri için bu düşünceleriniz onlar tarafından hoş karşılanmaz, afaroz edilirsiniz, modernizm özentisi ve insanları dinden çıkarmaya çalışan münafığın teki yapıverirler sizi. bu yüzden bu konudaki düşüncelerinizi kendinize saklayın, ki gereksiz tartışmalara girmek zorunda kalmayasınız, derim ben. çünkü söyledikleriniz, bırakın anlaşılmayı üzerinde düşünülmez bile...





  4. #4
    radikal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    radikal isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    10.02.2007
    Bulunduğu yer
    Gönül aleminden
    Yaş
    38
    Mesajlar
    2.637
    Tecrübe Puanı
    147

    Standart

    Bahsettikleriniz ile bizi ima ediyorsunuz old_preacher; ama sanırım bu ithamlar ile siz benden de katısınız.
    Biz, hakaret olmadıkça her türlü konuyu samimi ve edeb dairesinde tartışırız. Bundan hiç gocunmadık, hiç gocunmayacağız ve sabr ile devam edeceğiz inşaallah.

    Bu din; hacı, hoca, şeyh, arap, türk,kürt, acem, vb. diğerleri de dahil hepsini kapsar ve hepsinin Dini'dir. Rabbimiz Kur'an da öyle buyuruyor çünkü. Biz sizleri cins cins yarattık diyor, tanışıp anlaşın diye sizleri kabilelere ayırdık buyuruyor. İslam Dini Mekke de başladı diye bu Din sadece arap Dini değildir, Türkler tarafından yaklaşık 700 yıl sancaktarlığında genişledi diye Türk Dini de değildir. Belki; hepsidir diyebiliriz. Hepsi dediğiniz zamanda, yukarıda saydığım bütün cins ve köken unsurlar dahil olur bu tanıma.

    Anlamak için düşünürüz, İslam düşünme Dini'dir. Kabul edip etmemek kişinin insiyatifine bırakılmıştır. Tartışmak da, illa karşıdakini fikren mağlub edeceğiz diye de yapılmaz, yanlışı ortaya kim koyarsa diğeri ona fikren uymak zorundadır. İlmi ve ispatlı olduğu sürecede doğru kimden gelirse gelsin, her zaman doğrudur.
    Derdi; Allah'ın (cc) rızası olanlara selam olsun!

  5. #5
    old_preacher - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    old_preacher isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    06.09.2011
    Mesajlar
    204
    Tecrübe Puanı
    1

    Standart

    size değil, genel anlamda söyledim. çünkü bazen arkadaş ortamında konu açılıyor, birisi bir hadis söylüyor ama uydurma olduğu ve gerçek olmadığı besbelli, bunu söylediğimde de hemen ''sen şimdi hadisi inkar mı ediyorsun, sen kimsin ki'' moduna giriyor insanlar. bu yüzden tartıştığım çok insan oldu. ama bu sitede de karşılaştım, ''bunu x şahıs söylüyor, onun söylediği birşeyin gerçek olmaması ihtimali olabilir mi?'' tarzı cümlelerle.

    benim amacım öğrenmektir, ben hiçbir zaman birşeyleri bildiğimi iddia etmem tam aksine bilmediğim çok fazla şey vardır, ama din konusunda insanların yazdıkları kitaplara ya da söyledikleri sözlere mesafeli olmayı tercih ederim. çünkü birinin dediği birini tutmayabiliyor, ya da insanlar başka amaçlar için kendini ''alim'' ilan edebiliyor. bu yüzden en iyisi, Allah'ın da buyurduğu gibi ''aklımızı kullanmak''.

    özellikle hadislerin çok zararlı olduğunu düşünüyorum. çünkü bakın, müslümanlara nasıl kötülük yapılabilir? birincisi akıllarını çelip dinden çıkartarak, ikincisi de müslüman olmayan insanların müslüman olmasını engelleyerek. bu iki kötülük de hadisle yapılıyor. Kuran ile alakası olmayan ama zamanında dinimize yerleştirilmiş binlerce uydurma hadis ve dine ilave, yarattıkları mantıksal çelişki nedeniyle insanların dinden çıkmasına sebep oluyor. aynı zamanda yüzlerce ateist site, propagandalarını hadislere dayandırarak yapıyor, onların mantıksal çelişkilerinden yararlanarak insanları kendine çekiyor ve çok da başarılı oluyor.

    başka şeyler de var elbette mezhepler, tarikatler, cemaatler vs... bugüne dek hiçbirinin de müslümanları birbirine düşürüp birleşmelerini engellemekten başka bir işe yaradığı görülmemiştir, bakınız ortadoğu, bakınız Türkiye...

  6. #6
    bekir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    bekir isimli Üye şimdilik offline konumundadır sadece bir kul
    Üyelik tarihi
    10.09.2007
    Bulunduğu yer
    Dağlardan, yaylalardan
    Mesajlar
    7.792
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart

    Sayın CENGİZHAN, hadiseyi sıradan bir şekilde irdelerseniz vardığınız sonuçlar makul görülebilir. Ama anlatmaya çalıştığınız mesele bildiğiniz ve bilmediğiniz herşeyin ilmi, hikmeti ve şifresi. Çok basit açıklamışsınız, sanki inanmayan biri gibi...





    Ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila


    Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol.
    Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye,
    Bir sebep, bir yol, bir nefes ol.

    Bütün Tağutları Red...


  7. #7
    CENGİZHAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır Üye
    Üyelik tarihi
    16.12.2011
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    116
    Tecrübe Puanı
    1

    Standart

    Alıntı old_preacher Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    sayın Cengizhan,

    maalesef yüzyıllardır bazı insanların kendini alim ilan ederek dine yaptıkları ilaveler ve bu insanları ''dinin gerçek açıklayıcıları'' olarak benimsemiş kişiler sayesinde, bu ilaveler günümüzde dinin kendisi gibi kabul edilmekte. böylelikle arap gelenekleri dinselleşiyor ve İslamiyet bir ''arap dini'' haline getirilmeye çalışılıyor. yüzyıllardır süregelen bu dini yıpratma faaliyetlerinin sonuçlarına ne yazık ki günümüzde yoğun olarak rastlamaktayız; pek çok kişi ''gerçek İslam''ın ne olduğunu bilmediği için dinden çıkmış durumda, ve bu artarak devam ediyor. İslamiyet'in hacı-hoca-şeyh-arap dini olmadığını toplum olarak kavrayabildiğimiz gün bu sıkıntılardan kurtulacağız. tabii o güne dek ülkede müslüman kalırsa..

    insanların çoğu, Kuran'ın sadece o kendine alim diyen kişiler tarafından anlaşılabileceğini, onlar ne diyorsa doğru olduğunu, hatta söyledikleri şey Kuran ile çelişse dahi ''onlar alim, Allah'ın bize bildirmeyip onlara söylediği şeyler var'' zihniyetine sahip oldukları, kendileri zahmet edip düşünmeye vakit ayırmadıkları ve ne olursa olsun bu kafalarına yerleştirilenleri değiştirmek istemedikleri için bu düşünceleriniz onlar tarafından hoş karşılanmaz, afaroz edilirsiniz, modernizm özentisi ve insanları dinden çıkarmaya çalışan münafığın teki yapıverirler sizi. bu yüzden bu konudaki düşüncelerinizi kendinize saklayın, ki gereksiz tartışmalara girmek zorunda kalmayasınız, derim ben. çünkü söyledikleriniz, bırakın anlaşılmayı üzerinde düşünülmez bile...


    Saygıdeğer Preacher Kardeş,

    Söylediklerinize katılıyorum....

    Yazımın çok kişi tarafından anlaşılamıyacağını da biliyorum...

    Yazımın dışlanmaya çalışılacağını da...

    Uyarılarınız için çok teşekkür ederim....

    SELAM KARDEŞ...

  8. #8
    CENGİZHAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır Üye
    Üyelik tarihi
    16.12.2011
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    116
    Tecrübe Puanı
    1

    Standart

    Alıntı radikal Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Selam Allah'ın selamı olduğu için ve aleykümselam, da; bu yazı tam bir mantık saçması. Kabe'nin merkezinin Mekke olmasına dayandırılan mantıktan tutun da, coğrafi şartlara göre farklılık gösteren yerlerdeki ibadetlerin yorumlanmasına kadar hatta garabet bir mantık ile örtüştürülmesine varıncaya kadar, yani makalenin her cümlesinin verdiği anlama varıncaya kadar her yönden; SAÇMA.

    Bu da benim fikrim.

    Sayın radikal kardeş,

    yazım hakkındaki görüşlerize saygı duyarım...

    Ancak sizden yazımdaki bir olayı veya bir paragrafı alarak oradaki SAÇMALIĞI belirtmenizi talep ederim...

    MESELA:

    Bakara ayeti 185: bir ay oruç tutmamızı, Bakara 187 ise: Sabah siyah ipliğin,beyaz iplikten ayırd edilebildiği zamandan ( güneş doğumu) akşam karanlığına ( güneş batımı) kadar oruç tutun der.

    Kuzey iskandinavyada, alaskada,Kuzey Sibiryada 6 ay gece ve 6 ay gündüzdür...

    Yukarıdaki ayetlere göre benim yazdıklarım SAÇMA ise ..

    Lutfen buralarda yaşayan insanların nasıl oruç tutacaklarını açıklar mısınız..??????

    SELAM


  9. #9
    CENGİZHAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır Üye
    Üyelik tarihi
    16.12.2011
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    116
    Tecrübe Puanı
    1

    Standart

    Alıntı bekir Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sayın CENGİZHAN, hadiseyi sıradan bir şekilde irdelerseniz vardığınız sonuçlar makul görülebilir. Ama anlatmaya çalıştığınız mesele bildiğiniz ve bilmediğiniz herşeyin ilmi, hikmeti ve şifresi. Çok basit açıklamışsınız, sanki inanmayan biri gibi...

    Sevgili kardeşim,

    Ben bazı konulara açıklama veya yorum getirmiyorum...

    Eğe yazımı anladıysanız.. Ben yukarıdaki yazıda METOD ' dan bahsediyorum..

    ANLAYABİLME METODU ndan bahsediyorum...

    Yazıda anlatılan olaylar veya konular METOD' un anlaşılabilmesi için verilmiş ÖRNEKLER' dir..

    Sizin bu yazınızdan anladığım kadarıyla:

    Önce ANLAMA,ANLAYABİLME NEDİR..? NASIL YAPLIR...KONUSUNDA..

    Sonra da ANLAMA METODLARI konusunda yazılar yazmalıydım...

    Yazmayı düşüneceğim...

    Bilvesile SELAM kardeş....

  10. #10
    Selim isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    12.04.2010
    Mesajlar
    382
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart

    Alıntı CENGİZHAN Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sayın radikal kardeş,

    yazım hakkındaki görüşlerize saygı duyarım...

    Ancak sizden yazımdaki bir olayı veya bir paragrafı alarak oradaki SAÇMALIĞI belirtmenizi talep ederim...

    MESELA:

    Bakara ayeti 185: bir ay oruç tutmamızı, Bakara 187 ise: Sabah siyah ipliğin,beyaz iplikten ayırd edilebildiği zamandan ( güneş doğumu) akşam karanlığına ( güneş batımı) kadar oruç tutun der.

    Kuzey iskandinavyada, alaskada,Kuzey Sibiryada 6 ay gece ve 6 ay gündüzdür...

    Yukarıdaki ayetlere göre benim yazdıklarım SAÇMA ise ..

    Lutfen buralarda yaşayan insanların nasıl oruç tutacaklarını açıklar mısınız..??????

    SELAM

    Buralarda yaşayan insanlar kendilerine en yakın 24 saatlik normal güneş doğumu ve batımı ile hareket eden yere göre namazlarını kılar ve oruçlarını tutarlar.

    Bu konu deccalin gelişiyle alakalı günlerin uzuyacağı, Efendimiz sav.'de o zamanlar namazlarını nasıl kılacaklarını anlattığı Hadis mevzusunda geçer. Müçtehidlerimiz de bu hadisi şerife göre oruçların nasıl tutulacağı konusunu ele almışlardır...


+ Konu Cevaplama Paneli

Benzer Konular

  1. Niçin ''Kur'ani Hayat''
    By sumisali in forum Oku, Düşün, Anla
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01.07.2010, 12:31
  2. Kur'ani Mesaj ve İnsanın Sorumluluğu
    By chamdali in forum Genel Islam Konular
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 10.01.2008, 23:36
  3. Kur'ani Yöntemin Yapısı
    By sinang in forum Genel Islam Konular
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 08.01.2008, 00:13
  4. Anlama Faaliyetinin Kavramsal Araçları ve Kur'an'ı Anlamak
    By chamdali in forum Genel Islam Konular
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 10.05.2007, 14:01
  5. Kur'an-ı Kerim'i doğru anlama yöntemleri
    By sinang in forum Genel Islam Konular
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 29.11.2006, 20:42

Paylaş

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

Content Relevant URLs by vBSEO ©2011, Crawlability, Inc.