Yeni düzenlemeyle birlikte finans kurumları Katılım Bankaları adını almışlardır. Bu isim değişikliği kafaları karıştırmamalıdır. Bir bankayla çalışmanın caiz olmamasının nedeni isminin banka olması değil, çalışmalarının faize dayalı olmasıdır.
Ayrıca yeni düzenlemeyle bu kurumlara yatırılan mevduatın belli bir miktarına kadar güvence fonu getirilmiştir. Bu fonun kaynağı yasal düzenlemeler ve anlaşmalar ile karşılıklı rıza ile kesintilerden oluşan bir bağış usulüne dayandığı için dinen caizdir.
Diğer bir önemli değişiklik de ev-araba vb. mal alımlarının finansmanı ile ilgili olmuştur. Daha önce bu kurumlar istenilen malı satın alarak kendilerine faturalayıp üzerine kar koyup vadeli satıyorlardı. Fakat yeni düzenleme ile birlikte bu kurumlar, malı satıcıdan alıp kendilerine faturalamadan üzerine kar koyup satıyorlar. Fatura ise direkt alan işletme veya şahsa kesiliyor. Bunun şöyle bir faydası da olmuştur: Kısa bir süre içerisinde iki defa alınıp satılan mala iki defa vergi ödeme zorunluluğu ortadan kalkmıştır.
Özetle bu değişiklikle kurum daha önce olduğu gibi bir mal alım-satımının olabilmesi için bu işlemi, murabaha satışını sözlü olarak yapmakta ve resmi işlemleri yasal düzenlemeler gereğince yerine getirmektedir. Yani finans kurumlarının çalışma usulü murabaha değişmemiş, sadece yasal olarak değil de sözlü olarak bu satış türü uygulanmaktadır. Ve önemli olan da müşteriyle finans kurumu arasındaki sözlü olarak yapılan akittir.
Sonuç olarak, bizzat yetkililerinden çalışmalarına dair aldığım bilgilere göre, günümüzde faizsiz bir sistemle faaliyet göstermeye gayret eden finans kurumlarına/katılım bankalarına, kar-zarar ortaklığı hesabına para yatırılabilir. Bu kurumlara para yatırmak ile bankalara para yatırmak arasında fark bulunmaktadır. Çünkü bu kuruluşlar kar-zarar ortaklığı (mudarebe) prensibi, temel kaidesi üzere çalışmaktadırlar. Ayrıca bu kurumlar diğer bankalar gibi faizli kredi kullandırtmayıp \"murabaha\" sistemi, yani mal alım satımı şeklinde hizmet vermektedirler. Dolayısıyla bu kurumlarla çalışmak caizdir.
Ancak şu sistemde biz Müslümanlar fert olarak günlük muamelelerimizde İslâmı ne kadar yaşayabiliyorsak, o müesseselerin de o kadar yaşayabildiklerini gözden uzak tutmayalım.
Bin sene de okusam ne biliyorsun diye sorsalar bana ?
HADDİMİ BİLİRİM derim....
“Rahmân'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler...Kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) “Selam!” derler (geçerler)” (Furkan 25/63)
Paylaş