+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 10

Konu: çocuk Gelişiminde Bir Numara

  1. #1
    hykrş isimli Üye şimdilik offline konumundadır Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    02.06.2007
    Yaş
    23
    Mesajlar
    7
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart çocuk Gelişiminde Bir Numara

    ÇOCUK GELİŞİMİNDE BİR NUMARA...

    http://cocukgelisimindebirnumara.blogcu.com/

  2. #2
    hykrş isimli Üye şimdilik offline konumundadır Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    02.06.2007
    Yaş
    23
    Mesajlar
    7
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Çocuklarımızı İbadete ve Duaya

    Nasıl Alıştırabiliriz?


    Sembollerle düşünme, yani soyut düşünce tam gelişmediği için çocuklar yedi yaşına kadar herşeye inanırlar. Dört yaşındaki bir çocuk için imkânsız diye birşey yoktur, her şey mümkündür. “Dün gece, sen uyurken, gökten bir yıldız indi; seni öpüp gitti” deseniz hemen inanır, bunun mümkün olamayacağını düşünmez.

    Dört yaşındaki çocuklara ibadetler ve dua çok ilginç gelir, bizi taklit etmeye çalışırlar. Bizimle birlikte namaz kılmak, dua etmek, oruç tutmak, camiye gitmek çok hoşlarına gider. Yemeklerden önce ve sonra Allah’a verdiği nimetlerden dolayı sesli olarak şükretmek, namazlardan sonra yine sesli olarak dua etmek; kendimiz, eşimiz, aile büyüklerimiz ve çocuklarımız için iyi dileklerde bulunmak yavrularımız üzerinde büyük tesir bırakır ve onları Allah’a yaklaştırır.

    Küçük çocukların dil ve zihin gelişimi henüz yeterince olgunlaşmadığı için soruların amacını tam olarak ifade edemezler. Bir gün çarşıda dolaşıyordum. Annesinin kucağında, iki-üç yaşlarında bir erkek çocuğu parmağıyla camiyi göstererek sordu: “Bu ne?” Annesi, “O bir cami,” dedi. Çocuk tekrar sordu: “Bu ne?” Annesi yine aynı cevabı verdi: “O bir cami.” Çocuk istediği cevabı alamadığını anlatmak için yine sordu: “Bu ne?” Anne sesini yükselterek ve kelimelerin üzerine basarak, “O bir cami,” dedi. Anneye yaklaştım, “Hanımefendi,” dedim, “çocuk caminin adını sormuyor; eve benzemediği için ne işe yaradığını soruyor.”

    Eğitimci yazar Cezmi Tahir Berktin, Okul Öncesi Eğitim isimli kitabında kendi başından geçen bir olayı anlatıyor:

    “Dört yaşındaki kızım, açlık grevine başlamış gibi, birdenbire yemek yememeye başladı. Bizimle sofraya oturmuyor, ağzına bir lokma koymuyordu. Bütün çabalarımıza rağmen sebebini öğrenemedik. Gece olmuş, yatma saati gelmişti. Kucağıma alıp yatağına götürdüm. Başını okşayarak, ‘Seni seviyorum, yemek yemeyişin beni üzüyor,’ dedim. Ağlayarak boynuma sarıldı: ‘Babacığım, ne olur sen de yeme!’ dedi ve çocuk diliyle sebebini anlatmaya başladı. Meğer eşim, farkında olmadan, bir eğitim hatası yapmış. Her anne gibi, bizim hanım da çocuğun beslenmesini aşırı önemsediği için kızım soruyor:

    — Anne, neden yemek yiyoruz?

    — Büyümek için.

    — Büyüyünce ne olacak?

    — Yaşlanacağız.

    — Yaşlanınca ne olacak.

    — Her yaşlı gibi bir gün biz de öleceğiz.

    Kızım, o küçük mantığı ile, ölümden kurtulmanın çaresini yemek yememekte buluyor. ‘Yemek yemesem büyümem, büyümezsem yaşlanmam, yaşlanmazsam ölmem’ gibi basit bir mantık geliştiriyor.”

    Berktin hocanın da ifade ettiği gibi, biz ne kadar saklasak da çocuk er veya geç ölüm gerçeği ile yüzleşecektir. Çok sevdiği büyükannesi, büyükbabası veya arkadaşı öldüğünde bize sormayacak mı: “Büyükannem (veya arkadaşım) nereye gitti?” Vereceğiniz cevapta ahiret (cennet) inancı yoksa, ayrılık acısıyla dolu o küçük yüreği nasıl teselli edeceksiniz? Omuzlar üzerinde taşınan bir tabutu görüp sorduğunda ne cevap vereceksiniz?


    http://cocukgelisimindebirnumara.blogcu.com/

  3. #3
    hykrş isimli Üye şimdilik offline konumundadır Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    02.06.2007
    Yaş
    23
    Mesajlar
    7
    Tecrübe Puanı
    0

  4. #4
    hykrş isimli Üye şimdilik offline konumundadır Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    02.06.2007
    Yaş
    23
    Mesajlar
    7
    Tecrübe Puanı
    0

  5. #5
    hykrş isimli Üye şimdilik offline konumundadır Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    02.06.2007
    Yaş
    23
    Mesajlar
    7
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    http://cocukgelisimindebirnumara.blogcu.com/

    [/quote]

    Çocuklara Cenneti Olan Allah’ı Anlatmalıyız

    Bir akşam bir komşumuz telefon etti. “Ali bey, bizim çocuğa bir haller oldu, nazara geldi herhalde, şeytan ağza alınmayacak şeyler söylettiriyor” dedi. “Hayırdır, hele anlat bakayım” dedim. Anlatmaya başladı: “Ah sormayın, benimle birlikte namaz kılan, camiye giden bu güzel çocuğa neler oldu anlamıyorum. Gerçi yaşı daha küçük, dört yaşında, ama söylediği şeyler aklımı başımdan aldı, ne diyeceğimi, ne yapacağımı şaşırdım. ‘Ben namaz kılmayacağım!’ diye tutturdu. ‘Olur mu, Allah namaz kılmayanları cehenneminde yakar’ dedim. ‘Ben de onu yakarım!’ demez mi? Şaşırdım kaldım. Aklıma bir hocaya götürüp okutmak geldi, ama gitmeden önce size bir danışayım dedim.”

    Komşuyu dinledikten sonra güldüm.

    — Hocaya filan götürmenize gerek yok, dedim, çocuk haklı.

    Böyle bir cevap beklememiş olacak ki, tepkisi sert oldu.

    — Ne diyorsunuz siz, Ali bey?

    — Küçük çocukları cehenneminde yakan Allah’ı hangi çocuk sever ve içinden gelerek namaz kılar? Çocuğu cehennemle korkutmaya ve Allah’tan soğutmaya ne hakkınız var? Çocuklara cehennemin kapalı olduğunu bilmiyor musunuz? Peygamberimiz buyuruyor ki: ‘Buluğa erinceye kadar çocuktan ve akıl hastasından kalem kaldırılmıştır.’ Çocuğu cehennemle korkutarak hem Allah’a, hem çocuğa haksızlık ediyorsun. Çocuğun tepkisi gerçek Allah’a değil, senin uydurduğun Allah’a. Bu vebalin altından nasıl kalkacaksın?”

    Çocuk adına çok üzüldüğüm için sözlerim sert olmuştu, bunun farkındaydım, ama kendimi tutamamıştım. Adam bir müddet sustuktan sonra:

    — Ali bey, kusura bakmayın, aklım iyice karıştı... dedi. Ben hocalardan Peygamberimizin “Çocuklarınızı yedi yaşından itibaren namaza alıştırın,” dediğini duydum.

    — İyi de kardeşim, cehennemle korkutarak alıştırın dememiş ki!..

    — Haklısınız galiba... Peki, ne olacak şimdi? Hatamı nasıl tamir edeceğim?

    — Çocuğunuzun terapiye ihtiyacı var, gelin de bunu nasıl yapacağımızı konuşalım.

    Baba iyiniyetli ve söz dinleyen biri olduğu için verdiğim tavsiyeleri yerine getirdi ve çocuğun bozulan itikadı kısa zamanda düzeldi.



    ALİ ÇANKIRILI/HANIMLAR.COM
    http://cocukgelisimindebirnumara.blogcu.com/

  6. #6
    hykrş isimli Üye şimdilik offline konumundadır Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    02.06.2007
    Yaş
    23
    Mesajlar
    7
    Tecrübe Puanı
    0

  7. #7
    HAZREC - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    HAZREC isimli Üye şimdilik offline konumundadır Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    24.04.2007
    Yaş
    25
    Mesajlar
    32
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    gerçekten güzel değinilmiş ,çocuklara mantıksız açıklama yapmak onun zihinsel gelişimini etkiliyor bu konularda çok fazla yanliş yapıyoruz.

  8. #8
    hüma-gül Misafir

    Standart

    emeginize saglik cok güzel bilgiler.

  9. #9
    hykrş isimli Üye şimdilik offline konumundadır Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    02.06.2007
    Yaş
    23
    Mesajlar
    7
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart




    Osmanlı'da Mahalle Mektebleri
    Müslümanlık, kadın-erkek diye ayırmaksızın herkesi dinini öğrenmeye teşvik ediyordu. Âyetler ve hadîslerle ve diğer şer'i delillerle de te'yid edi­len bu mükellefiyet dolayısıyla Osmanlı İmpara­torluğu'nda, hemen hemen her câmi ve mescid bi­tişiğinde veya yakınında yüksek kubbeli tavanla­rı olan mektebler inşâ edildiği gibi, hayır sahipleri tarafından da yâdedilmelerine ve sevâb kazanmalarına vesîle olmaları maksadıyla mek­tebler yaptırılmış ve bunların hizmetlerini devam ettirmeleri için gelir kaynakları vakfedilmiştir.
    Omanlıda sıbyan mekteplerindeki ilk derste çocuğa elifba cüzünün en başındaki duâ kısmı ile bir kaç harf ve çok kere sadece ****** harfi okutu­lurdu.
    “Yarabbi ilmimi ve aklımı ve anlayışımı artır.” mânâsına gelen “Râbbi zidnî ilmen ve aklen ve fehmen” veya “Rabbi yessir...” duası çocuğa tekrar ettirilirdi. İlk ders şu şekilde yapılırdı:
    Hoca: Eûzubillâhi mineş-şeytâni'r-racîm.


    Çocuk: Eûzubillâhi mineş-şeytâni'r-racîm
    Hoca : Bismillâhirrahmânirrahîm
    Çocuk: Bismillâhirrahmânirrahîm
    Hoca : Rabbi yessir (Rabb'im kolaylaştır.)
    Çocuk: Rabbi yessir
    Hoca : Ve la tuassir (Fakat zorlaştırma.)
    Çocuk: Ve la tuassir
    Hoca : Rabbi temmim (Rabb'im tamamlattır.)
    Çocuk: Rabbi temmim
    Hoca : Bilhayr (hayırla)
    Duâyı tâkiben çocuk, hocasının ve diğer misa­firlerin ellerini öper, bu esnada hâfız talebeler ta­rafından Kur'ân okunur, daha sonra hoca veya bir başkası tarafından duâ edilerek merâsim sona erdirilir. Bundan sonra kurulmuş olan sofraların başına geçilerek yemek ve lokma yenilirdi. En so­nunda törene katılan bütün çocuklara birer, ilâhicilere ikişer, ilâhicibaşına üç kuruş; hoca, kalfa ve bevvaba münasip miktarlarda para ile mintanlık ve cübbelik kumaş verilirdi.
    Sıbyan Mekteblerinde Okutulan İlk Harfler
    ******; Oklağaç gibi
    Be; Yanı yatık
    Te; Ona benzer
    Se; Ona benzer
    Cim; Karnı yarık
    Ha; Ona benzer
    Hı; Ona benzer
    Dal; Beli bükük
    Zel; Ona benzer
    Rı: Çengel gibi
    Ze: Ona benzer
    Sin; Üç dişli
    Şın; Ona benzer
    Sad; Deve dudaklı
    Dad; Ona benzer
    Tı; Tavşan kulaklı
    Zı; Ona benzer
    Ayın; Ağzı açık
    Ğayın; Ona benzer
    Fe; Kuzu başlı
    Gaf; Kadı başlı
    Kef; Sındı gibi
    Lam; Orak gibi
    Mim; Çomak gibi
    Nûn; Çanak gibi
    Vav; Başı tokmaklı
    He; İki gözlü
    Lâmelif; Baldır dolaşık
    Ye; Yaya benzer

    Evet, muhterem Ebeveynler,
    Görüldüğü gibi, Osmanlılar, Kur'ân-ı Kerim'i minicik kalplere böyle sevdirdi. Yüreği Kur'ân ve İslâm sevgisiyle büyüyen çocuklar, dünyada vatanına, milletine, ailesine ve dinine hizmet eden şuurlu birer fert oldular; âhirette de hem kendi kurtuluşlarına vesîle ameller işlediler, hem de ebeveynine “sadaka-i câriye” olacak hayırlar gönderdiler. Biz de ecdadımızın bu güzel âdetlerini yaşatarak, yavrularımızı merasimlerle ve tatlı hâtıralarla yâd edeceği şekilde Kur'ân-ı Kerim'le tanıştırmalı ve onların gönüllerinin derinliklerine bu ulvî muhabbetin tohumlarını ekmeliyiz .



  10. #10
    khan19556 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    khan19556 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    11.01.2007
    Bulunduğu yer
    Sancağın düştüğü yerden
    Yaş
    32
    Mesajlar
    995
    Tecrübe Puanı
    20

    Standart

    Allah razı olsun...
    [SIGPIC][/SIGPIC]"Sevdiğim bir gelinin bana hediye edildiği veya erkek bir çocuğumun doğduğu müjdesinin verildiği gece benim için, muhacirlerden oluşan bir müfreze içinde olup sabahında düşmanla karşılaşmayı beklediğim ayaz ve buzlu bir gece kadar güzel değildir"

    "Sabaha kadar sağnak halinde devam eden yağmurun altında kalkanımı elime alıp düşmana baskın yapmayı beklediğim bir gece kadar bana ümit veren bir amelim yoktur"
    Halid bin Velid

+ Konu Cevaplama Paneli

Benzer Konular

  1. Islamda cocuk Isimlerinin Önemi ve cocuk Isimleri
    By Yusufff123 in forum Fıkıh Köşesi
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 21.05.2008, 15:38
  2. Gizli Numara Kabusuna Son
    By Tanyeri in forum Konu Dışı
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 10.01.2008, 17:28
  3. DİN ve ÇOCUK
    By hmrka in forum Çocuk ve Çocuk Eğitimi
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 31.03.2007, 11:45

Paylaş

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

Content Relevant URLs by vBSEO ©2011, Crawlability, Inc.