Sonuçlar: Türkiye'nin IMF Politikası Hakkında..

Katılımcı sayısı
7. Sizin bu Ankette oy kullanma yetkiniz bulunmuyor
  • IMF ile Devam Edilmeli

    0 0%
  • IMF Terkedilmeli ve Milli Politikaya Dönülmeli

    6 85.71%
  • Diğer..

    1 14.29%
+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 12 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 18

Konu: Türkiye'nin IMF Politikası Hakkında..

  1. #1
    mhmt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    mhmt isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    07.11.2006
    Mesajlar
    2.994
    Tecrübe Puanı
    41

    Standart Türkiye'nin IMF Politikası Hakkında..

    İstisnai hükümetler dışında gelen her hükümet IMF Politikalarını benimsemiştir. IMF olan dönemlerde görünürde bi Ekonomik iyileşme sağlanamamıştır. Peki hükümetlerimizin bu IMF ısrarı niyedir?

    Sizin IMF hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

    selametle..
    CİHAD: Fert, cemaat ve toplum bazında iyiliklerin yaşanır hale gelmesi, kötülüklerin kaldırılması için bütün gücümüzle hep beraber ve teşkilatlı bir şekilde çalışma mecburiyetini üzerimize yükleyen farzdır...

    heryazdığımiçinالله يعلم(ALLAH bİliR)diyorum...

  2. #2
    mhmt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    mhmt isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    07.11.2006
    Mesajlar
    2.994
    Tecrübe Puanı
    41

    Standart

    Ümük sıktıracak IMF şartları!

    Reuters'in haberine göre Türkiye IMF ile 18 aylık stand-bay imzalayacak. IMF'den alınacak kaynak ise 25 milyar dolar olarak belirlendi... IMF bazı ürünlerde KDV'nin yüzde 18'e çıkmasını istiyor.

    Reuters'ın aldığı bilgiye göre öngörülen bazı önlemler şöyle:

    IMF'den sağlanacak kaynak yapılan hesaplamalara göre 25 milyar dolar düzeyinde bulunuyor.

    IMF ile kesin olmamakla birlikte 18 aylık bir stand-by düzenlemesi yapılması öngörülüyor.

    Sonra piyasa koşullarının düzelmesi halinde bu düzenlemenin ihtiyati stand-by'a dönmesi söz konusu olabilir.

    2009 yılında GSYH büyümesi yüzde sıfır olarak öngörülüyor ve bütçede 8-10 milyar YTL düzeyinde harcama kısıcı önlem alınması söz konusu.

    2009 yılında enflasyon yüzde 14-15 aralığında tahmin ediliyor

    IMF yüzde 18 olan genel KDV oranında değişiklik değil, yüzde 8 olan bazı ürünlerdeki KDV'nin yüzde 18'e çıkarılmasını istiyor. Bunun dışında bir vergi artış talebi yok. (Türkiye'de gıda, ilaç ve tekstil başta olmak üzere birçok sektörde KDV yüzde 8)

    IMF maaş artışına neden olacak personel reformunun bu dönemde uygulanmamasını talep ediyor.

    IMF ile anlaşmaya varıldıktan sonra 2009 içinde gerekli ayarlamalar için yeni bir yasa çıkarılması öngörülüyor.

    Harcama kısıcı önlemler ağırlıklı olarak yatırımlardan değil, cari harcamalardan yapılabilecek.

    Bütçeden 2009 yılında belediyelere yapılacak olan 4 milyar YTL'lik aktarımın 1.7 milyar YTL'lik bölümü kesilecek.

    Belediye ödeneklerine kesintinin yılın ilk çeyreğinde değil, izleyen dönemde yapılması bekleniyor

    Sosyal güvenlik açığının daraltılması öngörülüyor ve bu kapsamda sağlık harcamalarında kesintiye gidilmesi gündeme gelebilir.

    IMF Heyeti'nin bayram sonrası Türkiye'ye gelmesi bekleniyor.
    ...

    selametle..
    CİHAD: Fert, cemaat ve toplum bazında iyiliklerin yaşanır hale gelmesi, kötülüklerin kaldırılması için bütün gücümüzle hep beraber ve teşkilatlı bir şekilde çalışma mecburiyetini üzerimize yükleyen farzdır...

    heryazdığımiçinالله يعلم(ALLAH bİliR)diyorum...

  3. #3
    Hakikatullah isimli Üye şimdilik offline konumundadır Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    25.03.2008
    Yaş
    35
    Mesajlar
    16
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    imf = islamla mücadele fonu

    imf işbirlikçileri = haçlı askerleri

  4. #4
    mhmt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    mhmt isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    07.11.2006
    Mesajlar
    2.994
    Tecrübe Puanı
    41

    Standart

    Bence de baya güzel olmuş
    ...

    IMF ile yapılan anlaşmalar da bu tanımların doğruluğunu gösteriyor. Elini veren yönetim kolunu bırakıp dönmüş. Bu da bize borç olarak, vergi, faiz olarak yansımış.
    Daaa... Sıkıntı şurda.
    Yöneticilerimiz, bu anlaşmaların aleni soygun ya da zulüm olduğunu bildiği halde neden altına imza atıyor ? Sorumun bir kısmı da buydu.

    Bunun cevabı mevcut tüm sorunların temelidir.

    Günümüz Dünya Ekonomik Sistemi Kapitalizm bunu reva gördüğü için ve yeni bir sistemleri olmadığı için var olan düzene ayak uydurma çabasından mıdır? Basiretsizlik, başedememezlik, kapasitesizlik, yetersizlik, korkaklık, yanlış ideolojilerin pençesinde olmak, mevcut düzenin dümenindekilerin yardımıyla iktidara gelip muktedir olamamak gibi sebeplerden dolayı mıdır?

    Burada direk yöneticileri sorguluyorum/soruyorum. Neden?

    selametle..
    CİHAD: Fert, cemaat ve toplum bazında iyiliklerin yaşanır hale gelmesi, kötülüklerin kaldırılması için bütün gücümüzle hep beraber ve teşkilatlı bir şekilde çalışma mecburiyetini üzerimize yükleyen farzdır...

    heryazdığımiçinالله يعلم(ALLAH bİliR)diyorum...

  5. #5
    mhmt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    mhmt isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    07.11.2006
    Mesajlar
    2.994
    Tecrübe Puanı
    41

    Standart

    Abi..
    Yıllardır yapılan muhafazakar siyasetini hem yermişsin hem övmüşsün. Açılan siyasi yoldan gitmek yanlış diyorsun, sorarım Üstad neden Demotrak Partiye oy vermiştir? Ha demekki bu sistemde mesele elindeki gücü doğru kullanıp kullanmamak. Decallin fitnesi bi şekilde bulur evet ama bu fitne anında öncesinde ya da sonrasında ne yaptığımız önemli. Hocanın durumuda. E tabiki gücü yetse tüm anlaşmaları askıya alırdı ama Siyasi ve Ekonomik anlaşların dışında kalan Askeri anlaşmayı devam ettirmek zorunda kaldı. Bu olay budur.

    Şimdi abi, sen halk noktasında doğru diyorsun ama bi sorun var. O zaman dilimi içinde nasıl davranılmalı?
    Günümüz IMF teslimiyetçi zihniyetlerine Hak vermeliyiz o zaman halk düzelene kadar! E bu doğru mu? Değil! İşte benim dediğim var olan gücü nasıl kullandığın. Doğru kullanmak önemli? Takiyye ile olmuyor yani. Açıkcası bunu diyorum. Adam seni senden iyi biliyor. O zaman elindeki gücü farketmeli ve bu gücü halkı bilgilendirmeye aktarmalısın. Senin dediğinle böyle bi ortak noktaya gelinebilir. Yoksa sen doğruyu aşılarken adam ifasdı aşılıyor ve elinde senden çok daha fazla güç var. Baskın geliyor sana. Neden, kendi sistemi hakim olduğu için.
    Karıştı mı biraz

    selametle..
    Konu mhmt tarafından (13.12.2008 Saat 00:46 ) değiştirilmiştir.
    CİHAD: Fert, cemaat ve toplum bazında iyiliklerin yaşanır hale gelmesi, kötülüklerin kaldırılması için bütün gücümüzle hep beraber ve teşkilatlı bir şekilde çalışma mecburiyetini üzerimize yükleyen farzdır...

    heryazdığımiçinالله يعلم(ALLAH bİliR)diyorum...

  6. #6
    mhmt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    mhmt isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    07.11.2006
    Mesajlar
    2.994
    Tecrübe Puanı
    41

    Standart

    Biraz daha farklı yönden izah edersek.

    Bu sistemde IMF ile anlaşmak zorunlu hale getiriliyor. Partilerin programlarına bakıldığında 4 madde özellikle sırıtır. IMF, AB, ABD, İSRAİL... Bu dörtlü olmadığı zaman kesinlikle tüm dünya karşısındadır. Bunların AB ve IMF'sini bi miktar münazara ettik, ediyoruz.
    IMF sisteminin aleni soygun olduğu gördüğü halde gidip anlaşanlar, gücü yetmediği için mecbur kaldıkları sisteme ayak uyduruyorlar diyelim. Peki, IMF'siz hükümetleri de gördü bu ülke. Ekonomik bollukları IMF'siz sistemde yaşadı. Bu fark nedir?
    Sorun bu.

    Bir kısım hükümetler IMF ile giderken bir kısım hükümetlerde IMF'siz yol almışlar. Burada halk, yönetimi seçerken IMF ile ya da IMF siz gidip gitmediklerine ne derece bakmıştır? Bunu ne derece önemsemiştir? İşte halkın bilgilendirilmesinden ziyade burada yönetim olarak farkın hali hazırdaki statükoya ayak uydurma zorunluluğu değil, o makama ve güce ulaşırken verdiği tavizlerin sonucunda elini kolunu bağlamasıdır. Yani bu zorunluluğu -halk yüzünden değil- sadece kendisi/zihniyeti böyle olduğu için, yola yanlış çıktığı için kendisi yüklenmiştir. Daha doğrusu müsebbibi kendisi olmuştur. Eğer bunu görmezsek sorunu tamamen halka yıkar ve zulmetmiş oluruz. Sorunuda çözemeyiz, çünkü teşhisimiz eksik kalmıştır.
    ...

    selametle..
    CİHAD: Fert, cemaat ve toplum bazında iyiliklerin yaşanır hale gelmesi, kötülüklerin kaldırılması için bütün gücümüzle hep beraber ve teşkilatlı bir şekilde çalışma mecburiyetini üzerimize yükleyen farzdır...

    heryazdığımiçinالله يعلم(ALLAH bİliR)diyorum...

  7. #7
    mhmt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    mhmt isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    07.11.2006
    Mesajlar
    2.994
    Tecrübe Puanı
    41

    Standart

    Alıntı Duha Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    İMF'li İMf'siz mevcut sistem içine girip mücadele eden ideoloji mağlup olacaktır. Mağlup olmuştur ve mağlup oluyor. Buna demokrat ideoloji de dahil.

    İşte bu mevcut sisteme Müslümanları sokup heba ettik. Onların hem dünyasını hem ahiretini kararttık. İşte mevcut iktidar dönemide dine yapılan tecavüzlerin vebali omuzlarında kaldı. Oysa mütedeyyin, samimi iyi insanlardı. Bozulmadılar belki ama mevcut sistemin kölesi oldular.

    Biz de diyoruz, süfyanın bu siyasi sisteminde ehven olan seçilir. Bırak dini ne olursa olsun demokrat yani hürriyetperver olsun. Zararı en az verecektir. Onların iktidarında Müslümanlar daha serbest olup halka hakikatleri daha kolay anlatır.

    Bakın AKP'nin yarım demokratlığı bile ne kadar işe yarıyor. Düne kadar bunları konuşabiliyor muyduk?


    Muhabbetle
    Bana özellikle maviye aldığım yerdeki kısmı, Hıristiyan ya da Yahudi bir yöneticiyi Demokrat diye seçmenin mantığını ; Maide 51: Ey iman edenler, Yahudi ve Hıristiyanları dostlar (veliler) edinmeyin; onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden onları kim dost edinirse, kuşkusuz onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna hidayet vermez.

    Ayetine göre açıkla?

    (Öteki kısımlar yöntem münazarasıdır ama bu kısım temel münazarasıdır. Bu yüzden ehemmiyet bu kısımdadır. Öteki kısımları sonraya bırakıyorum. )

    selametle..


    CİHAD: Fert, cemaat ve toplum bazında iyiliklerin yaşanır hale gelmesi, kötülüklerin kaldırılması için bütün gücümüzle hep beraber ve teşkilatlı bir şekilde çalışma mecburiyetini üzerimize yükleyen farzdır...

    heryazdığımiçinالله يعلم(ALLAH bİliR)diyorum...

  8. #8
    mhmt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    mhmt isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    07.11.2006
    Mesajlar
    2.994
    Tecrübe Puanı
    41

    Standart

    Alıntı Duha Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Muhafazakar siyaseti övmedim. Muhafazakar siyasetçileri övdüm. Yani, benim siyasi anlayışıma muhallif olan birini sırf muhallif olduğu için kimileri gibi yermedim. Şeytanı melek, meleği şeytan gösteren siyasete dahil olmadım. Siyasi düşüncesi sebebi ile birinin patetes müslümanı olduğunu ilan etmedim.
    Renklendirdiğim kısmıda delilleri ile istiyorum. Hocanın bu ifadesinin delillerini. Sonra hepimiz Hucurat Suresi 6. Ayeti kulağımıza küpe yapalım.
    Buyur abi..

    selametle..
    CİHAD: Fert, cemaat ve toplum bazında iyiliklerin yaşanır hale gelmesi, kötülüklerin kaldırılması için bütün gücümüzle hep beraber ve teşkilatlı bir şekilde çalışma mecburiyetini üzerimize yükleyen farzdır...

    heryazdığımiçinالله يعلم(ALLAH bİliR)diyorum...

  9. #9
    mhmt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    mhmt isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    07.11.2006
    Mesajlar
    2.994
    Tecrübe Puanı
    41

    Standart

    Alıntı Duha Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Üstad neden demokrat partiye oy vermiştir.

    Emirdağ Lahikasında hali hazırda siyasete hakim olan süfyanın dört ana ideolojisi olduğunu söylemiş. Biri halkçı biri milletçi, biri ittihad-ı İslam diğeri demokrat...

    Halkçıların iktidara gelmesi halinde dindarların çok zarar göreceğini beyan etmiş. Milletçilerin iktidarında ise pek çok su istimalin olacağı ve ırkçılığın zuhur edeceğini anlatmış. İslam partisinin iktidarı durumunda ise en çok İslamların zarar göreceğini ve ordan çıkacak dehşetli tahribat ve zulümün vebalini hiç kimsenin ödiyemiyeceğini beyan etmiş.

    Demokrat parti ise zararı çok olmakla beraber diğer üç ideolojiden farklı olarak o üç ideoloji ile barışıktır. En azından misyonu gereği barışık olmak durumundadır.

    İşte bu noktada diğer üç idolojinin iktidarının azam-ü şşer olduğunu beyan edip, demokratların ehven-üşşer olduğunu söylemiş. Yani, mevcut süfyani siyasette madem birileri bizi yönetecek , o zaman demokratların yönetmesi halinde zararın karşılanabilir olduğunu söylemiş. Onları maşa misal görmüş.

    İşte, dindarları mevcut kirli siyasetten muhfaza etmek için bu siyasete mümkün olduğunca din adına dahil olmamalarını tenbih etmiş. Zira, mevcut siyaset yıkmak, yutmak ve boğuşmaktır. Dini o canavarla boğuşturmak, onun değerini düşürmektir. Hem o siyasetin sahibi deccal olduğu için, oraya girildiği takdirde mutlak ve amm bir şekilde tavizler verilmek gerektiği aksi takdirde tutunamıycağını izah etmiş ve bu siyasette dahil olunduğu takdirde hakiki ve Kur'anın murad ettiği bir İslamı yaşamanın mümkün olmadığını izah etmiş.

    Dinin o melun siyasete hizmatkar yapılmaması gerektiğini defalarca haykırmış. İşte tek bir başörtüsü meselesi din adına olan bir partinin elinde nasıl çözümsüz hale geldiği ortadadır. Bu hale ister beceriksizlik, ister taviz adını ver bir cinayettir ve vebali çok büyüktür.

    Diyeceksin ki, "başörtüsü yasakçılarının suçu yok mu?" Elbette. Lakin, O yasakçılar kurallarını kendi koydukları ve diledikleri zaman değiştirdikleri ve hangi siyasi ideolojik parti iktidara gelese hizmetkarları hizmetkar yapacakları şu menfi siyasetin sahipleridir.

    Onlarla mücadele etmek onların kölesi olmaktan kurtulmakta başlar. Kölesi olup "dur güçleneyim, hele bir filan koltuğu ele geçireyim, hadlerini bildiririm" olan Seyyid Kutubi kaide ile mağlup edilemez.
    O süfyanı mağlup etmek için gücünü kesmek lazımdır. Gücü ise halktan almaktadır. Zira, halka kendi ölçülerini dayatmış ve halk o ölçüler içinde kaldıkça onların gücü olmaya devam edecek.

    Demek halka, değerlerini siyasete alet etmemesi öğretildiği an o süfyanın gücü biter. Halk siyaseti dünya işlerini düzenleme sanatı olarak görüp, siyasi paritlerini o işlerde ehillerden oluşmasını dilemeye başladığı an karşılığını alır ve o melun siyasetin sahibleri muhkem kalelerinde kuyu dibine düşer.
    Bundan sonra, başa gelecek bir parti faraza tarım politikasını İslam'a uygun bir şekilde belirlerse itiraz görmez. Yada öyle bir siyasette tarım politikası koministlerin tarzı olsa Şeriatın bin kısmından biri olduğu için , o kısmın ihmalinden zarar olmaz.
    Üstad'ın dedikleri başım gözüm üstüne. Lafım bile olmaz.
    ...
    Ancak seninde dediğin gibi Ehven-i Şer olanı tercih etmiş. Peki Ehven-i şer ne zaman tercih edilir? Ortada HAK yoksa tercih edilir.

    Şimdi sorun şurada: Birine göre HAK olan başkasına göre HAK olmuyorsa bunu neye vurarak çözmek gerekir.? İllaki Kuran ve Sünnet. Peki HAK olduğunu iddia eden camianın -bireyleri,üyeleri vs değil- SİSTEMİ, KURAN ve Sünnet'e ters mi değil mi? Buna bakınca HAK olmadığını iddia eden kişinin bunu delillendirmesi lazım değil midir? İşte bu delil yok ise HAK odur ve tercih edilmelidir.? (Dikkat !! Delil bulunamaması değil, delil olmaması HAK olduğunu gösterir.) Müslüman HAK dışını tercih edebilir mi ? Biz bu Hak'kı konuşalım inş. Çünkü HAK tevil götürmez, delil ister.

    selametle..
    Konu mhmt tarafından (14.12.2008 Saat 00:09 ) değiştirilmiştir.
    CİHAD: Fert, cemaat ve toplum bazında iyiliklerin yaşanır hale gelmesi, kötülüklerin kaldırılması için bütün gücümüzle hep beraber ve teşkilatlı bir şekilde çalışma mecburiyetini üzerimize yükleyen farzdır...

    heryazdığımiçinالله يعلم(ALLAH bİliR)diyorum...

  10. #10
    mhmt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    mhmt isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    07.11.2006
    Mesajlar
    2.994
    Tecrübe Puanı
    41

    Standart

    Alıntı Duha Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Evet Müslüman ve Hristiyan Müslümanlara asla yönetici olmaz . Ama bir müslüman süfyanın hizmetkarı da olmaz.

    Ayrıca, ben Üstad'ın murad ettiği siyaseti az çok tarif ettim. Onun tarif ettiği siyasette çoğunluk yöneticidir. Yani halk. Madem halk İslam'dır, galip olan islamdır. Gayr-ı Müslim yönetici olmaz. Hizmetkar olur. Siyaset ise dünya işlerini düzenleyen bir hizmet sanatıdır. Dünya işlerinde hizmetkar elbete gayr-ı Müslim olsa şeriat müsade eder.

    Ancak demek istediğim şudur, süfyana ait siyasi sistemde bir Müslümanın yönetici olması süfyana hizmetkar olmaktır, halka değil. İşte ben de diyorum "süfyana yönetici kim olursa olsun bırak, yeterki azimüşşer olmasın. Zararı en az olan tercih edilsin. Demek , mevcut siyaset zalimi yönetici yapmaktır.

    Mevcut siyasi sistem yanmış kül olmuş ve tozları havaya savrulmuş bir çadırdır. Tamir edilemez. Kalbur gibidir delikleri kapatılamaz. Bırakalım mevcut siyaseti, KUr'anın Nur gibi paralak siyasi yapısını halka benimsetelim.

    Diyeceksin böyle bir sistemde zararı en az olan bir Müslüman olmaz mı?

    Dedim ya böyle bir süfyani siyasette dindar en çok zararı verir. Zira, bu siyasi sistemde iktidara oturan ideolojik bir partinin en çok kendi ideolojisine zarar verdiğini defalarca gördük. Mesel FP zamanında FP'nin icraatleri bahane edilerek 28 Şubat yaşamadık mı? Diyeceksin ki suç hocanın mı oldu? Hayır ama kabahat onda. Dini süfyanın hizmetine verdi. Akabinde yerine getirilen adam ilk öğretimi 8 seneye çıkarıp imam hatiplerin orta kısmını bitirdi. Sonra 12 yaşından küçüklerin Kur'an öğrenmesini yasakladı. Başörtüsü yasağı perçinleştir ve hakeza.

    İşte bütün bunlara sebeb dindar ve samimi ve ehil kişilerden mürekkep Hocanın Partisidir. Oysa münafık Demirel ve kızı Tansu Hanım bertaraf edilirken tek zarar gören demokratlar oldu. Elbette dine zarar geleceğine demokratlara zarar gelse ehven olandır. Nihayetinde akıbet önemlidir. Niyet değil.

    Sonra bu siyasi sistemin kardeşi kardeşe düşürdüğü Hocanın AKP hakkında inanılmaz tavırıdır. Onları siyonist uşağı yaptı itikadlarına, imanlarına kadar sorguladı. Ne için süfyana hizmetkar olmak yarışı için.

    İşte SaidNursi bu siyasetten Allah'a sığınmış. Yoksa Kur'an'a ait siyasetten Allah'a sığınılır mı? İşte onu tarif etmiş. Biz okuduk ve anlatıyoruz.
    Öncelikle meselemiz nedir? Amacımız. Dünyaya İslam'ı yaymak, hakim kılmak. İnsanların kurtuluşu için çalışmak. O zaman islam düşmanlarının engellemelerini garipsemeyeceğiz. Daha öncede örnek vermiştim, Peygamber efendimiz ne zaman Peygamberim dedi ve Adalet dedi o zaman düşmanlıklar başladı. Bunun sebebi neydi? Düşmanlık edenlerin tahtını, çıkarlarını sallaması. Çünkü bu durum işlerine gelmiyordu. Günümüzde de aynı. Heralde bir müslüman siz istediğiniz gibi sömüremezsiniz dediğinde İslam düşmanları karşı gelip, olmadık zararları verecekler, yasakları perçinleyecekler. Önemli olan direnmek. Sen bu yöntem olmaz der HAK ve Adalet diyen kişiyi yalnız bırakırsan, öteki yalnız bırakırsa beriki yalnız bırakırsa e tabi bu zorlamalar ve yasaklar gerçekten perçinleşir. İşte bu direnme meselesini yapmıyor ve konuşuyor günümüz müslümanı. Olmaz böyle diye. Dine daha çok zarar gelir diye Müslümanı yalnız bırakmayacağız. Bak senin gibi düşünenler sonuna kadar desteklesin o zaman hoca zaten inmezdi iktidardan. Bunun gibi düşün abi. Yani, aslında bu şekilde olmaz diyerek hocayı o zaman desteklemeyenler ya da siyasetten uzağız diyip - çok afedersiniz - 2 yurt binam kapanmasın mantığıyla İslam düşmanlığı yapanları iktidara getirenler bundan sıyrılıp desteklese zaten senin dediğine gelmiş oluruz. Sen sorunu yanlış teşhis ediyorsun abi. Çünkü "sen doğruyu söylüyorsun ama yalnızsın, güçsüzsün neden iktidara gelmek istiyorsun, seni desteklemem" demekle olmaz.

    Bir durum daha var. Risalede üstad'ın tarifini okuyup anladıklarını aktarıyorsun tabi. Ama ben bunlara cevap yazarken üstadın görüşlerine değil, senin yorumuna yazıyorum. Haliyle yazdıklarım Üstad'a gibi algılanmasın.
    ...
    Gelelim FP değil RP meselesine..
    28 Şubat meselesi seninde dediğin gibi yapılan icraatlara ve hesaplarının ters gideceğini anlamalarına binaen Şer güçlerce yapıldı. Senin Ehven dediğin Demirel'in tüm Demokratik kuralları alt üst ettiği bir durumlada hükümet yıkıldı. 28 Şubat'ta yıkılmadı.
    Hatırlarsın. Ya da istersen yazarım.
    Bu durum sence abesmiydi abi? Hocanın bu çıkışına karşı İslam Düşmanlarının böyle zulümler yapmak için çalışmaları? Hayır tabiki. Çünkü gelmekte olan Adil Sistem nasıl işlerine gelmezse o derecede de yıkım yaparlar. Burada sen bak böyle böyle oldu ve İmam hatipler ve Başörtüsü yasağı daha perçinleşti diye doğru olanı terk mi edersin? Ya da etmen mi lazım, direnmen mi lazım? İşte Efendimizin hayatında ki sıkıntılara karşı direnme olduğu için zaferi Allah nasip etti.
    Ben bunları yazarken ille yönetim demiyorum. Halk noktasında senin dediklerine katılıyorum ama eksik olduğunu düşünüyorum. Çünkü Senin Dinin Sana, Benim Dinim Bana ayeti gayet net. Bunu onlarda biliyor. Bir darbe ile istedikleri kadar derine gömebiliyorlar cemaatlerin hepsini. O zaman siyaseti bırak ehven gördüğünü seç ve halka bak diyince olmuyor. Aynı derecede o da ifsad için çalışıyor çünkü. Hatta daha güçlü.
    ...
    Hocanın AKP'yi eleştirmesine gelince..
    Senin bir oğlun olsa ve oğlun komşunun çocuğuyla birlikte bi hata işlese, birine zarar verse. Senin kızman gereken bir zarar. Bu durumda sen kime daha çok kızarsın.? Kendi oğluna mı, komşunun oğluna mı? Kendi oğluna. İşte hoca AKP'nin temelden yanlış yaptığını bildiği için ve elinde yetişen evlatları yerindeki bu insanların mevcut Siyonist güçlerin oyuncağı konumuna düşeceğini bildiği için sürekli uyardı. Hem de çok sert. Bunu şöyle düşüneceksin: Senin oğlun hastalansa, kendinden geçse -Allah Korusun tabi eğer oğlun varsa- onu kendine getirmek için nasıl sarsarsın değil mi? Aynen bunun gibi abi.

    Bir örnek daha veriyim tam uyar.
    A şahsının Bir müslüman komşusu var. Şehir eşkiyaları gelmişler komşunun evini yakıyorlar ve kızlarını kaçırıyorlar, erkeklerine de işkence ediyorlar. A şahsının oğluda boyuna bu eşkiyalara benzin veriyor ateş veriyor hatta "bizim bahçede dinlenin, öyle gidin" diyor. Eşkiyalarda A şahsının oğluna bakkala gidip çikolata alsın diye para veriyorlar. Oğluda bu paraya kanıp eşkiyalara göre göre yardım ediyor. Ama A şahsı tüm bu zulümlere karşı ve tepkisini veriyor hem eşkiyalara hemde çocuğuna.

    İşte akp'nin Irak politikası. Hocanın tepkisi, A şahsının eve gelince vereceği tepki gibi. Vebal, diyor hoca. Milyon insanın vebali. İşte mesele bu. Bu çocuğa destek verenin vebalini de hatırlatıyor. İşte oy vermek vebaldir sözünün kanıtı.
    ...

    Ayrıca, şu cümlen yanlış: "... süfyana hizmetkar olmak yarışı için." Bu cümle hocanın koltuk sevdası varmış anlamını taşır. Bunu ayrıca belirtelim ki, böyle bi cümlede büyük vebal vardır. Senin kastın bu değildir.
    Konu mhmt tarafından (15.12.2008 Saat 04:07 ) değiştirilmiştir. Sebep: Son örneği ekledim...
    CİHAD: Fert, cemaat ve toplum bazında iyiliklerin yaşanır hale gelmesi, kötülüklerin kaldırılması için bütün gücümüzle hep beraber ve teşkilatlı bir şekilde çalışma mecburiyetini üzerimize yükleyen farzdır...

    heryazdığımiçinالله يعلم(ALLAH bİliR)diyorum...

+ Konu Cevaplama Paneli

Paylaş

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

Content Relevant URLs by vBSEO ©2011, Crawlability, Inc.