Tüm Dünyayı saran ekonomik kriz gün geçtikçe her yerde, herkeste bir iz bırakıyor.
Bizi nasıl etkiledi?
Ahvalimizi ölçelim bakalım...
Beni hiç etkilemedi, aksine daha iyiyim.
Maddi bir değişiklik yok ama psikolojim bozuk.
İşimi kaybettim. İş arıyorum...
Çok sıkıntılı bir dönem geçiriyorum. Topun ağzındayım.
Şu an bir şey yok ama her an... Düşünmek bile istemiyorum...
Tüm harcamalarımı yarıya düşürmek zorunda kaldım...
Tüm Dünyayı saran ekonomik kriz gün geçtikçe her yerde, herkeste bir iz bırakıyor.
Bizi nasıl etkiledi?
Ahvalimizi ölçelim bakalım...
Ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila
Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol.
Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye,
Bir sebep, bir yol, bir nefes ol.
Bütün Tağutları Red...
TÜİK rakamlarına göre son 1 yıl içinde İşsiz sayısı 838 Bin kişi arttı. Toplamda 3 Milyon 274 Bin kişi oldu..
...
selametle..
CİHAD: Fert, cemaat ve toplum bazında iyiliklerin yaşanır hale gelmesi, kötülüklerin kaldırılması için bütün gücümüzle hep beraber ve teşkilatlı bir şekilde çalışma mecburiyetini üzerimize yükleyen farzdır...
heryazdığımiçinالله يعلم(ALLAH bİliR)diyorum...
Ve bir de bundan sonrakiler... Allah merhamet etsin cümlemize... Yarın bi tarlaları dolaşayım en iyisi...![]()
Ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila
Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol.
Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye,
Bir sebep, bir yol, bir nefes ol.
Bütün Tağutları Red...
Birde IMF'ile Kapitalizme göbeğimizden bağlı olduğumuz için girdap bizi yutmaya çalışıyor. Ama hala IMF kapısındayız. AllahuAlem seçimden sonra imzalanacak 25 Milyar dolarlık anlaşma. Bakan Şimşek açıkladı, sorun yok mutabıkız gibisinden. Mutabıklar..mış..
selametle..
CİHAD: Fert, cemaat ve toplum bazında iyiliklerin yaşanır hale gelmesi, kötülüklerin kaldırılması için bütün gücümüzle hep beraber ve teşkilatlı bir şekilde çalışma mecburiyetini üzerimize yükleyen farzdır...
heryazdığımiçinالله يعلم(ALLAH bİliR)diyorum...
CİHAD: Fert, cemaat ve toplum bazında iyiliklerin yaşanır hale gelmesi, kötülüklerin kaldırılması için bütün gücümüzle hep beraber ve teşkilatlı bir şekilde çalışma mecburiyetini üzerimize yükleyen farzdır...
heryazdığımiçinالله يعلم(ALLAH bİliR)diyorum...
Ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila
Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol.
Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye,
Bir sebep, bir yol, bir nefes ol.
Bütün Tağutları Red...
Bütün beşeri sistemler bitiyor.İnsanlık İslama koşuyor.Ya da İslam medeniyetinin yolu açılıyor.Beşeriyetin başka da yolu gözükmüyor.
Bakınız yıllar önce Bediüzzaman Hazretleri neler söylemiş?
"Dünya, büyük bir mânevî buhran geçiriyor. Mânevî temelleri sarsılan garp cemiyeti içinde doğan bir hastalık, bir veba, bir tâun felâketi, gittikçe yeryüzüne dağılıyor. Bu müthiş sârî illete karşı İslâm cemiyeti ne gibi çarelerle karşı koyacak? Garbın çürümüş, kokmuş, tefessüh etmiş, bâtıl formülleriyle mi? Yoksa İslâm cemiyetinin ter ü taze iman esaslarıyla mı? Büyük kafaları gaflet içinde görüyorum. İman kalesini, küfrün çürük direkleri tutamaz. Onun için, ben yalnız iman üzerine mesaimi teksif etmiş bulunuyorum."(Tarihçe-i Hayat)
Hadis-i Şerif Meâli
Bir kimse faizden mal çoğaltırsa, âkibeti mutlaka yokluk çekmek olur.
Câmiü's-Sağîr, No: 3354
03.04.2009
Bankalar vasıtasıyla gelen sû-i istimâllerin önü nasıl alınır?
Ehl-i dünyanın ve maddî tarihin nazarıyla, nev-î beşerin hayat-ı içtimâiyesi noktasında bakılsa, görülüyor ki hayat-ı içtimâiye-i siyâsiye îtibâriyle, beşer, birkaç devri geçirmiş. Birinci devri vahşet ve bedevîlik devri, ikinci devri memlûkiyet devri, üçüncü devri esir devri, dördüncüsü ecir devri, beşincisi mâlikiyet ve serbestiyet devridir.
Vahşet devri dinlerle, hükümetlerle tebdil edilmiş; nimmedeniyet devri açılmış. Fakat, nev-î beşerin zekîleri ve kavîleri, insanların bir kısmını abd ve memlûk ittihaz edip, hayvan derecesine indirmişler.
Sonra bu memlûkler dahi bir intibâha düşüp, gayrete gelerek, o devri esir devrine çevirmişler; yani, memlûkiyetten kurtulup, fakat “El-hükmü li’l-galib” (Galip olan hükmeder) olan zâlim düsturuyla yine insanların kavîleri zaiflerine esir muâmelesi yapmışlar.
Sonra, İhtilâl-i Kebîr gibi çok inkılâplarla, o devir de ecîr devrine inkılâp etmiş. Yani, zenginler olan havas tabakası, avâmı ve fukarâyı ücret mukâbilinde hizmetkâr ittihaz etmesi, yani sermaye sahipleri ehl-i sa’yi ve ameleyi küçük bir ücrete mukâbil istihdam etmeleridir. Bu devirde sû-i istimâlât o dereceye vardı ki, bir sermâyedar, kendi yerinde oturup, bankalar vâsıtasıyla bir günde bir milyon kazandığı halde; bir bîçare amele, sabahtan akşama kadar, tahte’l-arz mâdenlerde çalışıp, kùt-u lâyemût derecesinde, on kuruşluk bir ücret kazanıyor. Şu hal, müthiş bir kin, bir iğbirar verdi ki, avâm tabakası havâssa îlân-ı isyan etti. Şu asrın tâbiriyle, sosyalistlik, bolşeviklik sûretinde, evvel Rusya’yı zîr ü zeber edip geçen Harb-i Umûmiden istifade ederek, her yerde kök saldılar.
Mektûbât, s. 354, (yeni tanzim, s. 618)
***
İşârâtü’l-İ’câz’da ispat edildiği gibi, bütün ihtilâlât-ı beşeriyenin mâdeni bir kelime olduğu gibi, bütün ahlâk-ı seyyienin menbaı dahi bir kelimedir.
Birinci Kelime: “Ben tok olayım, başkası açlıktan ölse, bana ne.”
İkinci Kelime: “Sen çalış, ben yiyeyim.”
Evet, hayat-ı içtimâiye-i beşeriyede havâs ve avâm, yani zenginler ve fakirler, muvâzeneleriyle rahatla yaşarlar. O muvâzenenin esâsı ise, havâs tabakasında merhamet ve şefkat; aşağısında, hürmet ve itaattir. Şimdi, birinci kelime havâs tabakasını zulme, ahlâksızlığa, merhametsizliğe sevk etmiştir; ikinci kelime avâmı kine, hasede, mübârezeye sevk edip, rahat-ı beşeriyeyi birkaç asırdır selb ettiği gibi; şu asırda, sa’y, sermâye ile mübâreze neticesi, herkesçe mâlûm olan Avrupa hâdisât-ı azîmesi meydana geldi.
İşte, medeniyet, bütün cemiyât-ı hayriye ile ve ahlâkî mektepleriyle ve şedid inzibat ve nizâmâtıyla, beşerin o iki tabakasını musâlâha edemediği gibi, hayat-ı beşerin iki müthiş yarasını tedâvi edememiştir. Kur’ân, birinci kelimeyi esâsından vücûb-u zekât ile kal’ eder, tedâvi eder; ikinci kelimenin esâsını hurmet-i ribâ ile kal’ edip, tedâvi eder. Evet, âyet-i Kur’âniye, âlem kapısında durup, ribâya “Yasaktır!” der. “Kavga kapısını kapamak için, ribâ kapısını kapayınız!” diyerek, insanlara ferman eder. Şâkirdlerine, “Girmeyiniz!” emreder.
Sözler, s. 373, (yeni tanzim, s. 662)
Lügatçe:
hayat-ı içtimâiye: Sosyal hayat.
hayat-ı içtimâiye-i siyâsiye: Siyâsî ve sosyal hayat.
memlûkiyet: Kulluk, kölelik.
ecîr: Ücretle çalışan, işçi.
mâlikiyet: Mâliklik, mâlik ve sahib olma.
nimmedeniyet: Yarı medeniyet.
kavî: Kuvvetli.
abd: Kul, köle.
intibâh: Uyanış.
İhtilâl-i Kebîr: Büyük Fransız İhtilâli.
ehl-i sa’yi ve amele: Emekçi ve işçiler.
tahte’l-arz: Yerin altı.
kùt-u lâyemût: Ölmeyecek kadar alınan yiyecek.
iğbirar: Gücenme, kırılma.
avâm: Halk.
havâs: Üst tabaka, zenginler sınıfı.
ribâ: Faiz.
03.04.2009
Konu yaylalı tarafından (06.04.2009 Saat 15:43 ) değiştirilmiştir.
Türkiye genelinde işsiz sayısı, ocak döneminde, 2008'in aynı dönemine göre 1 milyon 59 bin kişi artarak 3 milyon 650 bin kişiye yükseldi. İşsizlik oranı ise 3,9 puanlık artışla yüzde 15,5 seviyesinde gerçekleşti.
...
selametle..
CİHAD: Fert, cemaat ve toplum bazında iyiliklerin yaşanır hale gelmesi, kötülüklerin kaldırılması için bütün gücümüzle hep beraber ve teşkilatlı bir şekilde çalışma mecburiyetini üzerimize yükleyen farzdır...
heryazdığımiçinالله يعلم(ALLAH bİliR)diyorum...
Bu fotoğraflar yürekleri burkuyor
Adapazarı'nda yaşanan olay herkesi kahretti. Adapazarı'nda temizlik işçileri, bozuk olduğu için market tarafından çöpe atılan muzları çöp konteynerinden alarak yedi. Bazı işçiler ise muzları poşete koyarak eve götürdü. İşte bu tablo Türkiye'nin geldiği noktayı özetliyor.
selametle..
CİHAD: Fert, cemaat ve toplum bazında iyiliklerin yaşanır hale gelmesi, kötülüklerin kaldırılması için bütün gücümüzle hep beraber ve teşkilatlı bir şekilde çalışma mecburiyetini üzerimize yükleyen farzdır...
heryazdığımiçinالله يعلم(ALLAH bİliR)diyorum...
Paylaş