iyilik yaptınız karşılığını kimden beklersiniz?
bu soruya iyi cevap verelim zira akabinde ikinci sorum gelicek...
Allah (C.C.) dan...
İyilik yaptığım kişiden...
Çevremden...
iyilik yaptınız karşılığını kimden beklersiniz?
bu soruya iyi cevap verelim zira akabinde ikinci sorum gelicek...
Bin sene de okusam ne biliyorsun diye sorsalar bana ?
HADDİMİ BİLİRİM derim....
“Rahmân'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler...Kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) “Selam!” derler (geçerler)” (Furkan 25/63)
iyilikte hep ön sırada olup ücrette arkada durarak iyiliğin mükafatını direkt Rabbimden beklerim
Karsilik Bekleyerek Iyilik Yapmam Yaptigim Iyilik ötürüde Rabbimden Birsey Istemem Ama Kimki Bana Iyilik Yaptiysa O Kisi Icin Dua Ederim
İmtisali cahidu fillah olubtur niyetim,
Dini islamın mücerred gayretidir gayretim.
Fazlı Hak ve hikmeti cündü ricalullah ile,
Ehl-i küfrü serteser kahreylemektir niyetim.
Embiyau evliyaya istinadım var benim,
Lütfü Haktandır hemen ümidi fethu ve nusratım.
Nefsim ve malımla nola kılsam cihanda içtihad,
Hamdülillah var gazaya sad hazaran rağbetim.
Ey Muhammed! Mucizatın Ahmedi muhtar ile,
Umarım galib ola Edayı dine devletim!
Hiç şüphesiz Rabbim den beklerim
"Ey Rabbim!Beni, iyilik ettiği zaman sevinen, kötülük ettiği zaman istiğfar edenlerden kıl."
GÖREN GÖZE DUYAN KULAĞA BAKAR.
NASİBİ OLANLAR GERÇEĞİ YAŞAR.
NASİPSİZLER VİRANELİKTE KOŞAR.
YAŞAYAN GÖNÜLLER HER AN COŞAR.BİRGÜN GELİR KENDİNİ AŞAR.
AŞAMAYANLAR BU İŞLERE ŞAŞAR.
KABRİMİZ OLMADAN ÇOK ÇOK DAR.
HAKKI BULURSAK ÜMİTLER VAR
ikinci soru nedir peki
İmtisali cahidu fillah olubtur niyetim,
Dini islamın mücerred gayretidir gayretim.
Fazlı Hak ve hikmeti cündü ricalullah ile,
Ehl-i küfrü serteser kahreylemektir niyetim.
Embiyau evliyaya istinadım var benim,
Lütfü Haktandır hemen ümidi fethu ve nusratım.
Nefsim ve malımla nola kılsam cihanda içtihad,
Hamdülillah var gazaya sad hazaran rağbetim.
Ey Muhammed! Mucizatın Ahmedi muhtar ile,
Umarım galib ola Edayı dine devletim!
Yaptığınız iyiliğin karşılığını yalnızca Allah'tan bekleyin...
İnsan Suresi...
Mevdudi Tefisirinden...
8- Kendileri, ona karşı duydukları sevgiye rağmen (11) yemeği, yoksula, yetime ve esire (12) yedirirler.(13)
9- "Biz size, ancak Allah'ın yüzü (rızası) için yedirmekteyiz; sizden ne bir karşılık istiyoruz, ne de bir teşekkür.(14)
11. Metinde geçen "alâ hubbihi" cümlesindeki "hubbihi"nin zamirinin merciinin, birçok müfessir "yemek" olduğuna karar vermiştir. Manasını da şöyle açıklamıştır: "kendisi o yemeği sevdiği halde ve ona muhtaçken başka ihtiyacı olanlara verir." İbn Abbas ve Mücahid bunun anlamının "fakirlere şevkle yemek yedirir" demek olduğunu söylemişlerdir. Fudayl bin İyaz ve Ebu Süleyman ed-Daranî ise "o, bunu, Allah sevdiği için yapmaktadır" demişlerdir. Buna göre de bir sonraki "biz Allah'ın rızasını kazanmak için yedirmekteyiz" sözü bunu teyid etmektedir.
12. Eski zamanlarda, esirlerin zincirler içerisinde hergün sokaklarda dilenerek kendilerini doyurmaları bir gelenek idi. Sonra İslâmî yönetim gelince bu yasaklanmıştır. (Kitabu'l-Harac, Ebu Yusuf, s. 150) Bu ayetteki esirlerden kasıt her esirdir. Kafir veya müslüman, harb esiri veya herhangi bir suçtan dolayı mahkum olmuş olabilir. Esir olduğu için ona yemeği temin ediliyor veya edilmiyor ya da o dilenerek karnını doyuruyor.Her halükarda böyle kendi gayretiyle rızkını kazanamayan çaresiz bir insana yemek yedirmek bir iyiliktir.
13. Bir fakire yemek yedirmek bir ihsan, bir iyilikse bunun gibi diğer hacetlerini de gidermek aynı şekilde iyiliktir. Mesela muhtaç olana giysi temin etmek, hastaya ilaç temin etmek, borçlu bir insana darda olsa da olmasa da yardım etmek, yemek yedirmek bir misal olarak verilebilir. Her ihtiyaç sahibinin o ihtiyacını gidermek bir iyiliktir.
14. Bir kimse bir fakire yemek verirken lisan ile bunu söylemesi şart değildir. Kalben söyleyebilir. Allah indinde onu lisan ile söylemek veya kalben söylemek aynı şeydir. Ama burada, lisan ile söylemek; yardım edilen kimsenin kendisinden bunun karşılığında bir şey beklenmediğini belirtmek ve rahatça yiyebileceği hususunda bir güven vermek içindir.
10- "Çünkü biz, asık suratlı, zorlu bir gün nedeniyle Rabbimizden korkmaktayız."
11- Artık Allah da, onları böyle bir günün şerrinden korumuş ve onlara parıltılı bir aydınlık ve bir sevinç vermiştir.
12- Ve onları sabretmeleri dolayısıyla cennetle ve ipekle ödüllendirmiştir;
13- Orada, tahtlar üzerinde yaslanıp-dayanmışlardır. Onlar, orada ne (yakıcı) bir güneş ve ne de dondurucu bir soğuk görürler.
14- (Meyvelerin) Gölgeleri onlara pek yakın ve onların devşirilmeleri kolaylaştırıldıkça kolaylaştırılmış.
15- Çevrelerinde gümüşten billur kablar, kupalar dolaştırılır.
16- Gümüşten billur kaplar ki, onları belli bir ölçüye tesbit etmişlerdir.
17- Orada onlara bir kadeh içirilir ki, onun karışımı zencefildir.
Müslümanım, müslümanlardanım demek kadar insanı özgür kılan bir söz yoktur ve olamazda. Bu söz, Rabbimizin vahyinden bizim dillerimize ve gönüllerimize nakş olan yüce bir anlam. Bu sözün anlamlandırılmış hali insan. Bu söz ile insan yaratılmışlar arasında seçkin bir vaziyet alıyor. Ahsen-i takvim makamından nakkaşlık vazifesini icra ediyor. Vahyi nakş ediyor muzdarip gönüllere. (Ahi Evran)
Allah'tan da karşılık beklemem, çünkü Allah zaten bana emretmiş iyilik yapmayı benim yaptığım iyilik sadece onun emrini uygulamak olur...
"(...) Bir toplum kendinde olan durumu değiştirmedikçe, hiç şüphe yok ki, Allah da o toplumda olan hâli değiştirmez.
Allah bir toplum için de kötülük irade buyurdu mu, onu geri çevirecek kuvvet yoktur. Artık Allahın dışında onları himaye edecek kimse olamaz..."
Kur'an; Ra'd, 11
Her Zerrede O oldugu icin bekleyeceksek cevrden beklemeliyiz.
Konusmak ihtiyac olabilir, ama susmak bir sanattir...
Dünya Bir Bekleme Odasıdır,Çağrılınca Gireceğiz..(IlyasKüçük)
Allah'tan karşılık beklerim...
Allah her zaman fazlası ile vermiştir...
Verecektir...
Hüsn-ü zann etmek lazım...
Müslümanım, müslümanlardanım demek kadar insanı özgür kılan bir söz yoktur ve olamazda. Bu söz, Rabbimizin vahyinden bizim dillerimize ve gönüllerimize nakş olan yüce bir anlam. Bu sözün anlamlandırılmış hali insan. Bu söz ile insan yaratılmışlar arasında seçkin bir vaziyet alıyor. Ahsen-i takvim makamından nakkaşlık vazifesini icra ediyor. Vahyi nakş ediyor muzdarip gönüllere. (Ahi Evran)
her zaman Allah c.c. dan beklerim ve inş. ölene kadar da ondan bekleyeceğim
Paylaş