"Doğruluğa yapışın (ve ondan ayrılmayın).
Zira doğruluk iyilikle beraberdir.
Doğruluk ve iyilik ise, cennettedir.
Yalandan kaçının.
Zira yalan, günah ve kötülükle beraberdir.
Kötülük ve yalancılık ise, cehennemdedir."
(İbn-i Hibban)
evet
hayır
"Doğruluğa yapışın (ve ondan ayrılmayın).
Zira doğruluk iyilikle beraberdir.
Doğruluk ve iyilik ise, cennettedir.
Yalandan kaçının.
Zira yalan, günah ve kötülükle beraberdir.
Kötülük ve yalancılık ise, cehennemdedir."
(İbn-i Hibban)
Hadiste doğruluğun insanı nasıl cennete götürdüğü; yalanın da nasıl cehenneme sürüklediği üzerinde durulmaktadır.
Cennet istiyen, doğruluktan hiç ayrılmamalı; cehennemden korunmayı düşünen de yalandan son derece kendini sakınmalıdır.
"Kim, her sene malının zekâtını, içten gelerek, seve seve verirse; zekat vereceği hayvanın uyuz, hasta ve kötüsünü vermeyip orta hallisini seçerse, imanın tadına varır, lezzetini içinde duyar."
(Ebu Davud)
Zekat içten gelerek, seve seve verilmelidir. Malım eksilecek, azalacak gibi bir duygu içinde, üzülerek zekat veren, imanın zevkine ve tadına varamaz.
Ömer bin Hattab´dan:
- Allah Resûlü buyurdu ki:
"Malını satışa sunan bol rızka mazhar olur. Halkın zaruri ihtiyaç maddelerinde ihtikar, stokçuluk yapan da Allah´ın rahmetinden uzak kalır."
(İbn-i Mace)
---
Ma´mer bin Abdullah´tan:
- Allah Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurdu:
"Günahkar ve isyankar kimseden başkası ihtikar, stokçuluk yapmaz."
(İbn Mace)
* "Sizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir."
(Al-i İmran Suresi Ayet 104)
"Size kendi içinizden öyle bir peygamber geldi ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona pek ağır gelir. O size çok düşkün, mü'minlere çok şefkatli, çok merhametlidir"
Hz. Ali´den:
"Allah Resûlünü, ipek kumaşı sağ eline, altını da sol eline alıp sonra da:
- Bu ikisi, ümmetimin erkeklerine haramdır, buyururken gördüm."
(Ebu Davud)
---
Hz. Enes´den:
"Allah Resûlü, Zübeyr ve Abdurrahman bin Avf´a, uyuz hastalığına yakalandıkları için, ipekli kumaş giymelerine izin vermişti."
(Buhari, Müslim)
İslâmda ipek ve altın gibi özel eşyaları sadece hanımların kullanmasına izin verilmiştir. Erkeklerin bunları giymesi ve takması caiz değildir.
Ancak bir hastalık veya mâzeret sebebiyle, erkeklerin de bu kumaşlardan giymeleri, altınları takmaları gerekiyorsa, haramlık kalkar, meşruluk ve mübahlık söz konusu hale gelir.
* "Sizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir."
(Al-i İmran Suresi Ayet 104)
"Size kendi içinizden öyle bir peygamber geldi ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona pek ağır gelir. O size çok düşkün, mü'minlere çok şefkatli, çok merhametlidir"
Hüreym bin Fâtık rivayet ediyor:
"Resûlüllah benim hakkımda:
- Hüreym ne iyi bir genç! (Keşke) saçını kısaltsa, elbisesini de yerde sürüklemekten kurtarsa, buyurdu.
(Bu tavsiyeden sonra) saçımın uzunluğu kulaklarımı geçmedi:
Elbisem de topuklarımdan aşağıya inmedi..."
(Taberani, mu´cemussagîr)
Bu hadiste, Müslüman'ın saçının nasıl olması gerektiği hususunda bir ölçü vardır.
Allah Resulü sahabeden Hüreym adlı gence, kulaklarını aşıp omuzlarına dökülen uzun saçlarını kısaltması tavsiyesinde bulunmuştur. Hüreym de, bu tavsiye üzerine, saçını kısaltmış, bir daha kulaklarından aşağıya saç uzatmamıştır.
Hüreym, Halife Muaviye zamanında vefat etmiştir.
* "Sizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir."
(Al-i İmran Suresi Ayet 104)
"Size kendi içinizden öyle bir peygamber geldi ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona pek ağır gelir. O size çok düşkün, mü'minlere çok şefkatli, çok merhametlidir"
Arkadaşlar Yazacağiniz Hadisleri Merakla Bekliyorum Allah Sizden Razi Olsun
* "Sizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir."
(Al-i İmran Suresi Ayet 104)
"Size kendi içinizden öyle bir peygamber geldi ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona pek ağır gelir. O size çok düşkün, mü'minlere çok şefkatli, çok merhametlidir"
Selamün Aleyküm,sen iste yeterki bende cok hadis var iyi takib et...
Ebu Hureyre’den, Rasûlullah’ın (S.A.V.) “Güneş ve Ay, kıyamet günü dürülüp sarılarak ateşe atılmış iki öküzdürler.” dediğini rivayet etti.
(İbn Kuteybe, Te’vilu Muhtelifi’l Hadis, S.189 Kayıhan Yayınları 1989 alıntısı, Buhari 59/4 )
Paylaş