+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 4 Sayfa var 123 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 31
Like Tree1Kişi beğendi

Konu: Peygamberimizin Veda Hutbesi

  1. #1
    bekir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    bekir isimli Üye şuanda  online konumundadır sadece bir kul
    Üyelik tarihi
    10.09.2007
    Bulunduğu yer
    Dağlardan, yaylalardan
    Mesajlar
    7.791
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Peygamberimizin Veda Hutbesi

    Bismillahirrahmanirrahim
    "Ey insanlar!
    "Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada bir daha bulusamiyacagim.
    "Insanlar!
    "Bugünleriniz nasil mukaddes bir gün ise, bu aylariniz nasil mukaddes bir ay ise, bu sehriniz (Mekke) nasil
    mübarek bir sehir ise, canlariniz, mallariniz, namuslariniz da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden
    korunmustur.
    "Ashabim!
    "Muhakkak Rabbinize kavusacaksiniz. O'da sizi yapti olayi sorguya cekecektir. Sakin benden sonra eski
    sapikliklara dönmeyiniz ve birbirinizin boynunu vurmayiniz! Bu vasiyetimi, burada bulunanlar,
    bulunmayanlara ulastirsin. Olabilir ki, burada bulunan kimse bunlari daha iyi anlayan birisine ulastirmis
    olur.
    "Ashabim!
    "Kimin yaninda bir emanet varsa, onu hemen sahibine versin. Biliniz ki, faizin her çeşidi kaldırilmistir. Allah
    böyle hükmetmistir. Ilk kaldirdigim faiz de Abdulmutallib'in oglu (amcam) Abbas'in faizidir. Lakin
    anaparaniz size aittir. Ne zulmediniz, ne de zulme ugrayiniz.
    "Ashabim!"
    "Dikkat ediniz, Cahiliyeden kalma bütün adetler kaldirilmistir, ayagimin altindadir. Cahiliye devrinde güdülen
    kan davalari da tamamen kaldirilmistir. Kaldirdigim ilk kan davasi Abdulmuttalib'in torunu Iyas bin
    Rabia'nin kan davasidir.
    "Ey insanlar!
    "Muhakkak ki, seytan su topraginizda kendisine tapinmaktan tamamen ümidini kesmistir. Fakat siz bunun
    disinda ufak tefek islerinizde ona uyarsaniz, bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak icin bunlardan da
    sakininiz.
    "Ey insanlar!
    "Kadinlarin haklarini gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanizi tavsiye ederim. Siz kadinlari, Allah'in
    emaneti olarak aldiniz ve onlarin namusunu kendinize Allah'in emriyle helal kildiniz. Sizin kadinlar üzerinde
    hakkiniz, kadinlarin da sizin üzerinizde hakki vardir. Sizin kadinlar üzerindeki hakkinizi; yataginizi hic
    kimseye cignetmemeleri, hoslanmadiginiz kimseleri izininiz olmadikca evlerinize almamalaridir. Eger
    gelmesine müsade etmediginiz bir kimseyi evinize alirlarsa, Allah, size onlarin yataklarinda yalniz
    bırakmaniza ve daha olmasza hafifce dövüp sakindirmaniza izin vermistir. Kadinlarin da sizin üzerinizdeki
    haklari, mesru örf ve adete göre yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.
    "Ey mü'minler!
    "Size iki emanet bırakiyorum, onlara sarilip uydukca yolunuzu hic sasirmazsiniz. O emanetler, Allah'in kitabi
    Kur-ân-i Kerim ve Peygamberin (a.s.m) sünnetidir.
    "Mü'minler!
    "Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman Müslümanin kardesidir ve böylece bütün Müslümanlar
    kardestirler. Bir Müslümana kardesinin kani da, mali da helal olmaz. Fakat malini gönül hoslugu ile vermisse
    o baskadir.
    "Ey insanlar!
    "Cenab-i Hakk her hak sahibine hakkini vermistir. Her insanin mirastan hissesini ayirmistir. Mirasciya vasiyet
    etmeye lüzüm yoktur. Cocuk kimin döseginde dogmussa ona aittir. Zina eden kimse icin mahrumiyet vardir.
    Babasindan baskasina ait soy iddia eden soysuz yahut efendisinden baskasina intisaba kalkan köle, Allah'in,
    meleklerinin ve bütün insanlarin lanetine ugrasin. Cenab-i Hakk, bu gibi insanlarin ne tevbelerini, ne de adalet
    ve sehadetlerini kabul eder.
    "Ey insanlar!
    "Rabbiniz birdir. Babaniz da birdir. Hepiniz Adem'in cocuklarisiniz, Adem ise topraktandir. Arabin Arap
    olmayana, Arap olmayanin da Araap üzerine üstünlügü olmadigi gibi; kirmizi tenlinin siyah üzerine, siyahin
    da kirmizi tenli üzerinde bir üstünlügü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah'tan korkmaktadir. Allah yaninda
    en kiymetli olaniniz O'ndan en cok korkaninizdir.
    "Azasi kesik siyahî bir köle basinza amir olarak tayin edilse, sizi Allah'in kitabi ile idare ederse, onu
    dinleyiniz ve itaat ediniz.
    "Suclu kendi sucundan baskasi ile suclanamaz. Baba, oglunun sucu üzerine, oglu da babasinin sucu üzerine
    suclanamaz.
    "Dikkat ediniz! Su dört seyi kesinlikle yapmaycaksiniz:
    • Allah'a hicbir seyi ortak kosmayacaksiniz.
    • Allah'in haram ve dokunulmaz kildigi cani, haksiz yere öldürmeyeceksiniz.
    • Zina etmeyeceksiniz.
    • Hirsizlik yapmayacaksiniiz..
    "Insanlar Lâilahe illallah deyinceye kadar onlarla cihad etmek üzere emrolundum. Onlar bunu söyledikleri
    zaman kanlarini ve mallarini korumus olurlar. Hesaplari ise Allah'a aittir.
    "Insanlar!
    "Yarin beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?"
    Saheb-i Kiram birden söyle dediler:
    "Allah'in elciligini ifa ettiniz, vazifenizi hakkiyla yerine getirdiniz, bize vasiyet ve nasihatta bulundunuz, diye
    sehadet ederiz!"
    Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz (S.A.V.) sehadet parmagini kaldirdi, sonra da cemaatin üzerine cevirip indirdi ve söyle buyurdu:"Sahid ol, yâ Rab! Sahid ol, yâ Rab! Sahid ol, yâ Rab!"
    sumisali Bunu Beğendi





    Ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila


    Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol.
    Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye,
    Bir sebep, bir yol, bir nefes ol.

    Bütün Tağutları Red...


  2. #2
    fetih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    fetih isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    16.02.2007
    Bulunduğu yer
    Uzay İstasyonundan Alooooo Kimse Yokmuuuuu :)
    Yaş
    33
    Mesajlar
    2.047
    Tecrübe Puanı
    19

    Standart

    VEDA HUTBESİ
    Hz. Peygamber’in, hicri 10. yılda yaptığı Veda Haccı’nda sayıları yüz on dört bini bulan hacıya hitaben irad ettiği hutbe. Peygamber (s.a.s) bu son hutbesinde, bundan sonra bir daha haccedemeyeceğini bildirip vefatının yaklaştığını ima ettiği, sonraki gelen günler de onun bu sözlerini doğruladığı için bu hacca Veda Haccı, bu hac esnasında irad ettiği hutbeye de Veda Hutbesi adı verildi. Veda Hutbesi her ne kadar tek bir hutbe imiş gibi kabul edilmekteyse de, gerçekte bu hutbe, Arafat ta, Mina da ve bir gün sonra yine Mina’da olmak üzere arafe günü ile bayramın birinci ve ikinci günlerinde parça parça irad edilmiştir (Tecrid-i Sarih, Terc. X, 396). Değişik yer ve zamanda irada buyurulduğu için de hutbe, birçok kişi tarafından birbirinden farh şekillerde rivAyet edilmiş; kişinin ya da grubun duyduğunu diğerleri işitmediğinden, hutbenin tamamının biraya toplanmasında bu farklı rivAyetlerden yararlanılmış ve daha sonraki yıllarda bu üç ayn yer ve zamanda buyurulan hutbe tek bir hutbe olarak biraraya getirilmiştir.

    Rasulüllah’ın bu son haccından bir yıl önce nAzil olan Tevbe suresinde, müşriklerin pis olduğu ve bu yıldan sonra Mescid-i Haram’a yaklaşmamaları (et-Tevbe, 9/28) emredildiği için, Veda Haccı’nda Mekke’de sadece Müslümanlar vardı, hutbeyi de yalnızca Müslümanlar dinlemişti. Zaten Mekke’in fethinden sonra müşriklerin sayısı parmakla sayılacak kadar azalmıştı. Rasulüllah, Medine’den kendisiyle birlikte yola çıkan yüzbin civarındaki ashAbıyla Mekke’ye haccetmek için geldiklerinde bir yıl önceki uyarı sebebiyle Mekke’de müşrik kalmamıştı; çoğunluk Müslüman olurken Mekke’yi terkedenler de vardı. Rasulüllah, haccın bütün erkAmın bizzat kendisi yaparak Müslümanlara öğretmiş, İslAm’ın hac konusundaki emirleri de böylece tamamlanmıştı. İslAm’ın tamamlandığını bildiren bazı Ayetler de bu Veda Haccı’nda nAzil oldu.
    Cahiliye döneminde dışarıdan gelen hacılar Arafat’ta vakfeye dururken, Kureyş eşrafı diğer insanlardan üstün olduklarını belli edercesine Arafat yerine Müzdelife’de vakfeye dururlardı. Rasulüllah cahiliye döneminin bu sınıf üstünlüğüne dayalı Adetini ortadan kaldırdı ve bütün hacılar gibi Arafat’ta vakfeye durdu. Rasulüllah’a orada bu dinin tamamlandığı şu Ayet-i kerimeyle müjdelendi: “Ey Mü’minler, şu küfreden müşrikler bugün dininizi söndürmekten ümidlerini kesmişlerdir. Artık bundan böyle onlardan korkmayınız; ancak benden korkunuz. Bugün dininizi kemale erdirdim; ve size ihsan ettiğim nimetimi tamamladım. Din olarak da size İslAm’ı seçtim”(el-MAide, 5/3). Dinin kemale erdirilmesine bütün Müslümanlar sevinirken yalnızca Hz. Ebu Bekir ile Hz. Ömer, bunun, Hz. Peygamber’in vefatının yaklaştığına delalet ettiğini anlamışlar ve gözlerinden yaşlar akmıştı. Gerçekten de bundan sonra Rasulüllah ****en iki gün yaşamış ve vefat etmiştir.
    Arafat’ta yüz binin üzerindeki hacıya hitaben bir hutbe irad eden Rasulüllah sesinin bütün hacılar tarafından işitilmesi için belli mesafelerde gür sesli sahabilerden bazılarını görevlendirdi. Rasulüllah’ın sözlerini tekrar eden bu kişiler hutbenin bütün hacılar tarafından duyulmasını sağlıyorlardı. Devesi Kusva’nın sırtında olduğu halde Rasulüllah şu hutbeyi irac etti:
    “Ey insanlar! Sözümü iyi dinleyiniz. Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha buluşamayacağım. Ey İnsanlar bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz nasıl mübarek bir şehir ise; canlarınız, mallarınız, ırzlarınız da öyle mukaddestir, her türlü saldırıdan emindir. Ashabım! Yarın Rabbinize kavuşacaksınız ve bugünkü her hal ve hareketinizden sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski dalAletlere dönüp birbirinizin boynunu vurmayın. Bu vasiyetimi burada bulunanlar bulunmayanlara bildirsin Olabilir ki bildirilen kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlayarak muhafaza etmiş olur.
    Ey ashabım! Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine versin. Fa izin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımız altındadır. Lakin borcunuzun aslın vermek gerekir. Ne zulmediniz ne de zulme uğrayınız. Allah’ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Cahiliyetten kalma bu çirkin Adetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım faiz de Abdulmuttalib’in oğlu (amcam) Abbas’ın faizidir.
    Ashabım! Cahiliyet devrinde güdülen kan davaları da tamamen ortadan kaldırılmıştır,’ ilk kaldırdığım kan davası da Abdulmuttalib’in torunu (yeğenim) Rebüa’nın kan davasıdır.
    Ey İnsanlar! Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden nüfuz ve saltanat gücünü ebedi surette kaybetmiştir. Fakat bu kaldırdığım şeyler haricinde küçük gördüğünüz işlerde de ona uyarsanız bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan sakınınız.
    Ey İnsanlar! Kadınların haklarına riayet etmenizi ve bu hususta Allah’ tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları Allah’ın emaneti olarak aldınız. Ve onların namuslarını ve ismetlerini Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız; onların, aile şerefini koru malları ve evlerinizi sizin hoşlanmadığınız hiç kimseye açmamaları, çiğnenmemeleridir. Eğer onlar, razı olmadığınız herhangi bir kimseyi evinize alırlarsa onları hafif bir şekilde dövebilir, azarlayabilirsiniz. Kadıların da sizin üzerinizdeki hakları; örfe göre her türlü giyim ve yiyeceklerini temin etmenizdir. Ey mü’minler, size bir emanet bırakıyorum ki siz ona sımsıkı sarıldıkça yolunuzu hiçbir zaman şaşırmazsınız. O emanet Allah’ın kitabı Kur’Andır.
    Ey mü’minler! Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi muhafaza ediniz. Müslüman müslümanın kardeşidir ve bütün Müslümanlar kardeştir. Din kardeşinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz, başkasına helal değildir. Ancak gönül hoşluğuyla verilen başka. Ashabım! Nefsinize de zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır:
    Ey insanlar! Cenab-ı Hak her hak sahibine hakkını vermiştir. Varis için vasiyete gerek yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. ZinakAr için mahrumiyet cezası vardır. Babasından başkasına nesep iddia eden soysuz yahut efendisinden başkasına uymaya kalkan nankör, Allah’ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün Müslümanların düşmanlığına uğrasın. Cenab-ı Hak bu insanların ne tevbelerini ne de şehadetlerini kabul eder.”
    Rasulüllah sözlerinin burasında dinleyenlere sordu: “Ey insanlar! Yarın beni sizden soracaklar. Ne dersiniz?” Ashab-ı Kiram cevap verdi:
    “Allah’ın risAletini tebliğ ettin; risalet görevini yerine getirdin, bize vasiyyet ve nasihatte bulundun diye şehadet ederiz.” Rasulullah şehadet parmağını göğe kaldırarak üç kez “Şahit o! ya Rab! Şahit o! ya Rab! Şahit ol ya Rab!” buyurarak Arafat’taki hutbesini bitirdi.
    Hz. Peygamber güneş batıncaya kadar vakfede durdu. Tam buradan inmeye karar vereceği bir anda yukarıda zikredilen MAide suresinin üçüncü Ayeti nazil oldu. Daha sonra devesine binen Rasulüllah yavaş adımlarla Arafat’tan inerek Müzdelife’ye geldi. Burada bir ezan iki kamet ile akşam ve yatsı namazlarını birleştirerek kıldı. Ve istirahata çekildi. Sabah olunca cemaatle birlikte sabah namazını kaldı ve ortalık iyice ağardıktan sonra Müzdelife’den Cemretü’l Akabe mevkiine geldi. Şeytan taşlamadan sonra Mina’ya geçen Rasulüllah burada da Veda Hutbesi’nin diğer bölümünü irad etti. Allah’a hamdü senadan sonra devamla:
    “Ey insanlar! Sizi Allah’ın kitabına bağlayan peygamberinizin sözlerini iyi dinleyiniz, ona itaat ediniz. Hac ibadetinizin bütün hareketlerini benden gördüğünüz gibi ifa ediniz. Öyle sanıyorum ki, ben bu seneden sonra bir daha haccedemem. ” Rasulüllah bundan sonra halkla sorulu cevaplı sürdürdüğü hutbesini: “Ey insanlar! Ayların yerini değiştirerek geri bırakmak inkArda aşırı gitmektir. Kafirler böyle yapmakla doğru yoldan saptılar. Allah’ın haram kıldığı ayların sayısını uygun yapmak için, bir yıl haram ayını helal, diğer yıl onu haram sayarlar. Böylece Allah’ın haram kıldığını helal kabul ederler. Zaman, Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı gün gibi aynı duruma döndü. Allah’ın katında ayların sayısı on ikidir. Bunların dördü mukaddes (haram) aylardır ki üçü arka arkaya gelen Zilkade, Zilhicce ve Muharrem, dördüncüsü de Cemaziyelahir ile Şaban’ın arasındaki Receb’tir. Ey mü’minler! Bu ay hangi aydır?”-Allah ve Rasulü daha iyi bilir.”-Zilhicce ayı değil midir?”-Evet Zilhiccedir.”-Bu içinde bulunduğumuz belde hangi beldedir?”-Allah ve Rasulü daha iyi bilir.-Mekke Şehri değil midir?”-Evet Mekke’dir.”-Bugün hangi gündür?
    -Allah ve Rasulü daha iyi bilir.”Yevmü’nnahr (kurban kesme günü) değil midir?”-Evet yevmünahr’dır. Bu diyalogdan sonra Rasulüllah sahabelere dönerek “Şu halde iyi bilin ki; bu şehrinizde, bu beldenizde, bu gününüzün mukaddes (haram) olduğu gibi birbirinize kanlarınızı dökmek, mallarınızı haksız yere olmak, namuslarınızı kirletmek de haramdır, her türlü saldırıdan masumdur. Muhakkak ki, siz Rabbinize kavuşacaksınız, o zaman bütün bu işlerden sorulacaksınız. Ey İnsanlar! Aklınızı başınıza alında benden sonra birbirinizin boynunu vuracak şekilde dalAlete, vahşete düşerek cahiliye devrine dönmeyin. Ey insanlar! Bu nasihatlerime kulak verip bunları burada hazır bulunanlarınız burada bulunmayanlara tebliğ etsin. Olabilir ki, kendisine tebliği edilen kimse burada bulunup işiten bir kısım kimseden daha iyi anlayıp bellemiş olur” ardından Rasulüllah iki kez:”- Tebliğ ettim mi?” buyurdu.Sahabüler:-Evet ettin, deyince O;”Şahit ol ya Rab!” dedi ve tekrar hatırlattı: “Burada bulunanlar bulunmayanlara tebliğ etsin. “
    Rasulüllah Mina’daki bu hutbesinden sonra kurban kesim yerine gelerek önceden hazırlanan yüz devenin altmış üçünü bizzat kendi kurban etti diğerlerini de Hz. Ali kestikten sonra her deveden birer parça et alınarak pişirilip yenildi. Daha sonra traş olan Hz. Peygamber ihramdan çıktı ve Kabe’yi tavaf etti. Öğle namazını da orada kıldıktan sonra Zemzem suyunun yanına gitti ve kendisine sunulan bir bardak suyu içtikten sonra tekrar Mina’ya döndü. Rasulüllah Mina’da geçirdiği teşrik günlerinde şeytan taşlama görevini yerine getirmiş, bu arada çevresinde bulunan insanlara hutbeler irad buyurmuştu.
    “Allah’ın yardımı ve fetih geldiği ve insanların dalga dalga Allah’ın dirine girdiklerini gördüğün zaman Rabbini överek tesbih et. O’ndan mağfiret dile. Çünkü o tevbeleri çok kabul edendir” (en-Nasr, 110/1-3) mealindeki Nasr suresinin nAzil olduğunu duyan Müslümanlara, hem yeni nAzil olan bu sureyi okumuş hem de kendilerine nasihat ettiği hutbelerinden birini irad buyurmuştur. Bu hutbesinde de yine Müslümanların mal, can, namus emniyetinden bahseden Rasulüllah insan haklarının temelini oluşturan bu üç hakkı tekrar tekrar ümmetine hatırlatmıştı. Değişik yer ve zamanda irade edilen bu hutbeler, tek bir hutbe şeklinde bütünleştirilmiştir.
    Hutbenin toplum hayatına getirdiği prensipler:
    İncelendiği zaman Veda Hutbe’sinde Peygamber (s.a.s)’in başlıca şu noktalara değindiği görülür:
    1- Her işte daima Allah’a hamd-ü sena etmek gerekir.
    2- Nefis, insanı her zaman şerre yöneltmek ister. Bu sebeple nefislerin şer-inden de Allah’a sığınmak lAzımdır.
    3- Can, mal ve ırz kutsaldır. Yaşama hakkı tabii bir haktır. Irz, şeref, haysiyet, hürriyet ve mülkiyet saldırıdan korunmuş haklardır.
    4- Cahiliye gelenekleri kaldırılmıştır. İnsanlar alışa geldikleri kötü şeyleri körü körüne yapmaktan vazgeçmelidirler.
    5- Faiz haramdır.
    6-Kan davası gütmek haramdır.
    7- EmAnetler yerlerine verilmelidir. EmAnete hıyanet
    edilmemelidir.
    8- Küçük büyük önemli-önemsiz her işte şeytana uymaktan sakınılmalıdır.
    9- Kadınların ve erkeklerin karşılıklı hak, vazife ve sorumlulukları vardır. Kadınlara nezAketle davranılacaktır.
    10- Hem kadın hem de erkekler zinadan şiddetle kaçınacaklardır.
    11- Köle ve hizmetçilere iyi davranılacaktır.
    12- Bütün Müslümanlar kardeştir. Her türlü sınıf farkları ve ayrıcalıklar kaldırılmıştır. Üstünlük fazilet iledir.
    13- Zulümden sakınmak gerekir, halkın malı haksız yere yenemez, birine ait bir şey sahibinin izni olmadıkça başkası için helAl olmaz.
    14- Müslümanlar birbirleriyle savaşmaktan sakınacaklardır.
    15- Allah’ın KitAb’ına ve Peygamber’in sünnetine uyanlar asla sapıklığa düşmezler.
    16- İslAm sadeliğinden ayrılmamak, aşırılıklara sapmamak gerekir.
    17-Hak TeAlA’ya ibadet olunacak; beş vakit namaz kılınacak, oruç ayında oruç tutulacak, Hz. Peygamber’in tavsiyelerine uyulacaktır. Bunları hakkıyla yerine getirenlerin mükAfatı cennettir.


    HizmeT NimettiR...


  3. #3
    mavigezegen isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    14.07.2009
    Yaş
    32
    Mesajlar
    216
    Tecrübe Puanı
    6

    Standart

    Veda Hutbesi ile ilgili 3 farklı durum söz konusu.

    Bunlardan biri: Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah Kitabı Kur'andır.

    Diğeri: Size iki emânet bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. Bu emânetler, Allah'ın kitabı Kur'ân ve O'nun Peygamberinin sünnetidir.

    Şiilerde: Size Kuran'ı ve aile halkımı (ehli beyt) bırakıyorum.

    şeklindedir.

    On binlerce kişinin dinlediği veda hutbesi 3 neden farklı şekildedir?
    Cahil ile sohbet etmek güçtür bilene, Çünkü cahil ne gelirse söyler diline.

  4. #4
    bekir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    bekir isimli Üye şuanda  online konumundadır sadece bir kul
    Üyelik tarihi
    10.09.2007
    Bulunduğu yer
    Dağlardan, yaylalardan
    Mesajlar
    7.791
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart

    Alıntı mavigezegen Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Veda Hutbesi ile ilgili 3 farklı durum söz konusu.

    Bunlardan biri: Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanet Allah Kitabı Kur'andır.

    Diğeri: Size iki emânet bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. Bu emânetler, Allah'ın kitabı Kur'ân ve O'nun Peygamberinin sünnetidir.

    Şiilerde: Size Kuran'ı ve aile halkımı (ehli beyt) bırakıyorum.

    şeklindedir.

    On binlerce kişinin dinlediği veda hutbesi 3 neden farklı şekildedir?

    Sizce nedendir?..





    Ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila


    Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol.
    Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye,
    Bir sebep, bir yol, bir nefes ol.

    Bütün Tağutları Red...


  5. #5
    mavigezegen isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    14.07.2009
    Yaş
    32
    Mesajlar
    216
    Tecrübe Puanı
    6

    Standart

    Alıntı bekir Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

    Sizce nedendir?..
    Herkes işine geldiği gibi değiştirmiş hutbeyi de ondan diye düşünüyorum.
    Ehli sünnet mezhepleri, sünneti eklemiş, şiiler ehli beyti eklemiş, bu ikisi dışındakiler de yalnız Kuran demiş.

    Mesele bu değil aslında gerçek doğrusu hangisi?

    İşin ilginç yanı bunları nakledenler sözüne güvenilen (!) kişiler.

    Sünnet diyeni Muvatta rivayet etmiş.
    Ehlibeyt diyeni Müslim, Hanbel ve Darimi rivayet etmiş.
    Sadece Kuran diyeni Müslim, İbn Mace, Ebu Davut rivayet etmiş.

    İşin daha da ilginç yanı Müslim, hem ehli beyt demiş, hem de sadece Kuran demiş. Kendisi bile emin değil hangisi olduğundan.

    Peki sizce nedendir?
    Cahil ile sohbet etmek güçtür bilene, Çünkü cahil ne gelirse söyler diline.

  6. #6
    bekir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    bekir isimli Üye şuanda  online konumundadır sadece bir kul
    Üyelik tarihi
    10.09.2007
    Bulunduğu yer
    Dağlardan, yaylalardan
    Mesajlar
    7.791
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart

    Her şey olabilir. Bence her halukarda da sorun yok.

    Yanlız Kur'an deseniz, Kur'an da diyor ki, Peygambere uyun. Ehli Beyt deseniz, Ehli Beyt de Rasulü bilir O'na uyardı. Yani bu tür farklılıklardan hayr uman hayr, şer uman şer bulur...





    Ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila


    Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol.
    Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye,
    Bir sebep, bir yol, bir nefes ol.

    Bütün Tağutları Red...


  7. #7
    ibrahim571632 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    ibrahim571632 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    03.07.2007
    Bulunduğu yer
    Mersin
    Yaş
    32
    Mesajlar
    726
    Tecrübe Puanı
    24

    Standart

    Alıntı mavigezegen Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Herkes işine geldiği gibi değiştirmiş hutbeyi de ondan diye düşünüyorum.
    Ehli sünnet mezhepleri, sünneti eklemiş, şiiler ehli beyti eklemiş, bu ikisi dışındakiler de yalnız Kuran demiş.

    Mesele bu değil aslında gerçek doğrusu hangisi?

    İşin ilginç yanı bunları nakledenler sözüne güvenilen (!) kişiler.

    Sünnet diyeni Muvatta rivayet etmiş.
    Ehlibeyt diyeni Müslim, Hanbel ve Darimi rivayet etmiş.
    Sadece Kuran diyeni Müslim, İbn Mace, Ebu Davut rivayet etmiş.

    İşin daha da ilginç yanı Müslim, hem ehli beyt demiş, hem de sadece Kuran demiş. Kendisi bile emin değil hangisi olduğundan.

    Peki sizce nedendir?
    En doğrusunu tabiki Yüce Allah bilir.Önemli olan hepsinin Kur'an'da ittifak etmeleridir.Zira Kur'an'a hakkıyla sarılan ne Peygamber Aleyhiselama sırt dönmüş olur ne de Ehli Beytine..

    Siz Bütün iyiliklerin emredicisi,tüm kötülüklerin nehyedicisi,Dinin esası ve Allahın Kelamı dururken neden teferruatta boğuluyorsunuz??
    Kainatta en yüksek hakikat imandır,imandan sonra namazdır.(Sözler/Said Nursi)

  8. #8
    mavigezegen isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    14.07.2009
    Yaş
    32
    Mesajlar
    216
    Tecrübe Puanı
    6

    Standart

    Alıntı bekir Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Her şey olabilir. Bence her halukarda da sorun yok.

    Yanlız Kur'an deseniz, Kur'an da diyor ki, Peygambere uyun. Ehli Beyt deseniz, Ehli Beyt de Rasulü bilir O'na uyardı. Yani bu tür farklılıklardan hayr uman hayr, şer uman şer bulur...
    O zaman şöyle diyebilir miyiz?
    3'ü de doğrudur, bu 3'ünden herhangi birini kabul etmemiz ve ona göre hareket etmemizde sorun yoktur.
    Cahil ile sohbet etmek güçtür bilene, Çünkü cahil ne gelirse söyler diline.

  9. #9
    mavigezegen isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    14.07.2009
    Yaş
    32
    Mesajlar
    216
    Tecrübe Puanı
    6

    Standart

    Alıntı ibrahim571632 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Siz Bütün iyiliklerin emredicisi,tüm kötülüklerin nehyedicisi,Dinin esası ve Allahın Kelamı dururken neden teferruatta boğuluyorsunuz??

    Teferruattan kasdınız nedir?
    Bunu ben söylesem acaba nasıl anlaşılırdım
    Cahil ile sohbet etmek güçtür bilene, Çünkü cahil ne gelirse söyler diline.

  10. #10
    bekir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    bekir isimli Üye şuanda  online konumundadır sadece bir kul
    Üyelik tarihi
    10.09.2007
    Bulunduğu yer
    Dağlardan, yaylalardan
    Mesajlar
    7.791
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart

    Alıntı mavigezegen Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    O zaman şöyle diyebilir miyiz?
    3'ü de doğrudur, bu 3'ünden herhangi birini kabul etmemiz ve ona göre hareket etmemizde sorun yoktur.
    Ben dediğiniz şekilde değerlendirmekte rahmet görüyorum. Tabii ki sözün lafzı ile değil ruhu ile hareket etmek kaydı ile.





    Ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila


    Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol.
    Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye,
    Bir sebep, bir yol, bir nefes ol.

    Bütün Tağutları Red...


+ Konu Cevaplama Paneli

Benzer Konular

  1. Veda Hutbesi (Allahumme Salli ala Seyyidina Muhammed)
    By seyfullah putkıran in forum Arşiv
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 09.02.2006, 10:17

Paylaş

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

Content Relevant URLs by vBSEO ©2011, Crawlability, Inc.