Es Selamu Aleykum
"Mürşidi olmayanın mürşidi şeytandır" , bu bir Hadis-i Serifmidir ?
Konu hakkinda bilgi sahibi olanlar yardimci olursa cok sevinirim.
Es Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuh
Es Selamu Aleykum
"Mürşidi olmayanın mürşidi şeytandır" , bu bir Hadis-i Serifmidir ?
Konu hakkinda bilgi sahibi olanlar yardimci olursa cok sevinirim.
Es Selamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuh
“İnandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız."
Hazreti Ömer (R.A.)
Ben duymadım, bilmiyorum...
Ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila
Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol.
Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye,
Bir sebep, bir yol, bir nefes ol.
Bütün Tağutları Red...
Hadis değildir.
Beyazid-i Bistami'ye ait bir sözdür.
Cahil ile sohbet etmek güçtür bilene, Çünkü cahil ne gelirse söyler diline.
CİHAD: Fert, cemaat ve toplum bazında iyiliklerin yaşanır hale gelmesi, kötülüklerin kaldırılması için bütün gücümüzle hep beraber ve teşkilatlı bir şekilde çalışma mecburiyetini üzerimize yükleyen farzdır...
heryazdığımiçinالله يعلم(ALLAH bİliR)diyorum...
İmam-ı Rabbani Hazretleri 32. Mektub'unda şöyle demiştir: ...tasavvuf yolculuğunda, her makâmın, ayrı bilgileri, ma’rifetleri, hâlleri vardır. Her makâm için ayrı vazîfe, zikr ve teveccüh lâzımdır.
Ba’zı makâmda zikr,
başka makâmda Kur’ân-ı kerîm okumak, nemâz kılmak,
ba’zısında cezbe,
ba’zısında sülûk,
ba’zısında ise bu ni’metin her ikisi vardır.
Öyle makâmlar da vardır ki, cezbe ve sülûk oraya yanaşamaz. Bu son makâmlar çok yüksek, pek kıymetlidir. Peygamberimizin (s.a.v) eshâb-ı kirâmının (a.r) hepsi, bu makâmlara kavuşmuş, bu büyük ni’met ile şereflenmişdir. Bu makâmların sâhibleri, başka makâmların sâhiblerine benzemez. Başka makâmların sâhibleri ise, birbirlerine az çok benzer. Bu makâm, Eshâb-ı kirâmdan sonra, hazret-i Mehdîde görünecekdir.Tesavvuf büyüklerinden pek az kimse, bu makâmdan haber vermişdir. Bu makâmın ilmlerinden, ma’rifetlerinden söyliyen ise, yok gibidir. Bu makâm, Allahü teâlânın, öyle büyük bir ni’metidir ki, dilediği, seçdiği bahtiyârlara nasîb olur. Eshâb-ı kirâm “aleyhimürrıdvân ” bu pek yüksek mertebeye, dahâ ilk sohbetde ayak basardı ve zemânla bu mertebelerde yükselirlerdi. Sonra gelen Evliyâdan birini, bu ni’met ile şereflendirmek ve Eshâb-ı kirâmın terbiyesi ile yetişdirmek isterlerse, cezbe ve sülûk mertebelerini geçirip ve bunların ilm ve ma’rifetlerini atlatdıkdan sonra, bu devlete erişdirirler. Bu mertebelere yetişebilmek, insanların en üstününün “aleyhi ve alâ âlihissalevât” sohbeti ile mümkin olabilir. Onun izinde gidenlerden pekaz kimseye de, bu bereketi ihsân edebilirler. Bunun sohbetine kavuşan da, bu mertebelere ulaşdıran nisbet ile, yol ile şereflenir.
Mektubun bu kısımından anlaşılan şudur:
(Meselemiz Mehdilikle alakalı olmasada temas etmek mecburdur. Yöneticiler meseleyi Mehdiyete taşıyanlara müdahale etsin)
Birincisi, iddia edilenin aksine Sahabi Süluk ve Cezbe makamında değildir. Bu demektir ki Tarikat Mesleğinde sülukleri yoktur.
İkincisi, Mehdi-i Azam Ehl-i Tarik değildir. Sahabi Mesleğinde olacaktır. Demek Sülük ve Cezbe makamının fevkinde makamı vardır.
üçüncüsü...
Ehl-i Tarike göre tavassut olmadan Muhabbet erişilmez. Kamil bir zata bağlanıp irşad olmak lazımdır derler. Oysa İmam-ı Rabbani Hazretleri 391. Mektub'ta şöyle der:Hulasa, bir kimsenin tavassutu olmadan, başka hakiki mahbubub muhabbeti müyesser olur ise bu büyük bir devlettir; fenayı bakayı husule getirir. Bu devlet olmayınca mutlaka kamil ve mükemmel bir zatın tavassutu gerekir.
32. Mektuba baktığımızda Sülük ve Cezbesiz Hak Meslek üzere olmak sahabiden sonra sadece Mehdi-i Azama ait olacağına göre, elbette tavassutsuz muhabbet Mehdinin Talebelerine ait olacaktır. Mehdinin talebelerinin irşad için kamil bir Zata rabtı mecbur olmaz. Demek Mehdinin talebeleri de sofi olmayacaktır.
Elhasıl Sahabiden sonra, bir kişi ya zikir makamında ya Kur'an-ı Kerim okuma ve namaz kılma makamında ya cezbe ya süluk ya da süluk ve cezbe her ikisi makamında olmak lazımdır. Veyahut Mehdi ve Mehdinin talebesi makamında olmak lazımdır.
Demek avamdan bir kişi, bir mürşide bağlanandan zikir ve Kuran ve namaz öğrenebilir. Ancak, avam olarak kalmak şartı ile . Eğer din adına söz söylemek istese muhakkak kamil bir mürşide bağlanmak laızmdır. Yoksa nefsi konuşmuş olacaktır. TV programlarındaki soytarılar delildir.
Mürşidi olmayanın Mürşidi şeytandır. Bu söz hadis olmasa gerek. Ama akıl ve hakikat bu sözü doğrular.
Konu cangenç tarafından (25.11.2009 Saat 11:05 ) değiştirilmiştir.
insanın mahlukat içinde elbette bir mürşidi vardır oda lider ve önderimiz ve allahın habibi olan hz muhammed mustafa s.a s. dir.mürşidi allah göndermiş.murşidi olmayanın mürşidi şeytandır diye bir şey yahut bir hadis yok kardeşlerim.tamamen bidaattır.peygamberimiz yok tamamda yaşantısı ortada.
manaviaatta mürşidler vardır onlara tabi olman yani gerçek bir allah dostu bulup ona tabi olmak elbette insana bulunmaz bir nimettir.hani diyor ya efendimiz s.a.s benden sonra peygamber gelmeyecek lakin zuriyetimden olup beni israil peygamberi gibi insanlara allahın dinini anlatacak varisleri olacak.bunlar çok görünsede parmak sayısı kadar az olacak.
inş rabbim mürşidi muhammed mustafa s.a.s olan bir allah dostuyla karşılaştırır ve ikramlandırır.
Ey Allah'ın Mehmed'i
Sen de bilirsin ki çok bilenlerden değilim, lakin yanlışa tahammülüm pek az.
Mahiyeti dersen, önce bu sözden ne kasdedildiğini (öteye beriye vurmadan) anlamak lazım ki; tebarüz ettirilmek istenen bu gün ki müminlerin bir şeyhe, hocaya, alime bağlanmasıdır.
Şahsen derim ki, muteber bir şeyh, hoca, alim olsa bağlanmak hayırlıdır. Hatta bulsam bende bağlanmak isterim.
Fakat bunun "olmazsa olmaz" bir şart olmasını iddia etmek doğru olmaz.
Konu bekir tarafından (25.11.2009 Saat 20:45 ) değiştirilmiştir.
Ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila
Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol.
Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye,
Bir sebep, bir yol, bir nefes ol.
Bütün Tağutları Red...
tabiki bekir kardeşim haklısın.ama bir manaviyat yani bir allah dostunun sohpetine rast gelsen inan varya yerinde yığılırsın kalkamassın öle bir huzur gelir ki insana arkadaş yüzüne baktığında dahi kalbin huzur doluyo.bir gün öğle namazını kıldık ta öğlenden ertesi sabaha kadar oturduk mubarekle inanın hiç uykumuz gelmedi ve onun stünede bir gün daha geçirdik tasavvufi sohpete girince haydi gelme geceler gitme gündüzler dersin.ama allah dostu dediğim zahiri alim değil .manaviyat ehli.inş rabbim sizede bir dost nasip ederde kendinize gelir bir serpilirsiniz.yinede herşeyin hayırlısını versin allah.kardeşlerim allahım hidayet ve mağfireti,efendimiz s.a min nazarı ve şefaati,evliyanın himmeti üstünüze olsun.
Kardeşim, hüküm veriyorsunuz. Doğrudur, hadis olmayabilir. Hadis tefsiri veya tevili olabilir. Sözü muteber bir zatın sözü olabilir. Bidat demek doğru değildir.
Elhasıl manaya bakınız. Mana doğrudur. Mürşidi olmayanın mürşidi şeytandır. İşte mürşidi olmayanlar her yerde görüyorsunuz. TV'deki şarlatan su i ulemaya ve onların talebelerine bakınız.
Mürşid, sözlük manası itibari ile doğru yolu gösteren demektir. Doğruyu yapan demek değildir.
Mesela, bir çocuk ateşin yaktığını henüz bilmiyor. Bir zaman yanan muma elini soksa yansa artık ateşin yaktığını öğrenmiş olur. Başk bir zaman ateşle oynamaz. Kendini ve evini yakmaz.
Mum ona mürşid olmuştur. Yoksa mum onu evi yakmasına bizzat engel olmamıştır. Sadece doğru yolu göstermiştir.
İşte bazıları ifrata girerek Mürşidi ateşten koruyan gibi tasavvur ediyor. Haddi aşıyor. birileride o ifrata bakarak mürşidi inkar ediyor.
Paylaş