+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 ve 3

Konu: Kısas'a Dair

  1. #1
    bekir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    bekir isimli Üye şuanda  online konumundadır sadece bir kul
    Üyelik tarihi
    10.09.2007
    Bulunduğu yer
    Dağlardan, yaylalardan
    Mesajlar
    7.791
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Kısas'a Dair

    4955-



    Vail İbnu Hucr (radıyallahu anh) anlatıyor:

    "Resulullah Aleyhissalâtu vesselâm'a bir adam geldi, bir başkasını kayışla bağlamış getiriyordu.
    "Ey Allah'ın Resulü! Bu, kardeşimi öldürdü!" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm:
    "Doğru mu, kardeşini mi öldürdün?" diye sordu. Getiren adam:
    "Şayet itiraf etmezse, aleyhine beyyine getirebilirim!" dedi. Öbürü:
    "Evet kardeşini öldürdüm!" diye itiraf etti. Aleyhissalâtu vesselâm:
    "Nasıl öldürdün?" diye sordu. Adam açıkladı:
    "O ve ben bir ağaçtan yaprak çırpıyorduk, bana küfredip beni kızdırdı, ben de baltayla başına vurup öldürdüm."

    [Müslim, Kasâme 32, (1680); Ebu Davud, Diyat 3, (4499, 4500, 4501); Nesâî, Kasame 5, (8, 13-18).]


    Ebu Davud şu ziyadede bulundu: "Ben onu öldürmeyi düşünmemiştim."
    Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Kendinden ödeyeceğin bir şeyin var mı?" diye sordu. Adam:
    "Benim şu elbise ve baltamdan başka bir şeyim yok!" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm:
    "Ne dersin, kavmin seni satın alır mı (fidyeni öder mi)?" buyurdu. Adam:
    "Ben kavmim nazarında o kadar kıymetli değilim ki!" dedi. Bunun üzerine (aleyhissalâtu vesselâm) kayıştan ipi getiren adama attı ve "Al adamını!" buyurdu. Adam onu alıp oradan ayrıldı. Onlar dönünce Aleyhissalâtu vesselâm:
    "Eğer onu öldürürse, o da onun mislidir" buyurdular. Adam geri gelip:
    "Ey Allah'ın Resûlü! "Eğer onu öldürürse o da onun mislidir" dediğiniz bana ulaştı. Oysa ben onu sizin emriniz üzerine aldım" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm:
    "Sen onun hem kendi günahı ve hem de (öldürdüğü) arkadaşının günahıyla dönmesini istemiyor musun?" buyurdu. Adam:
    "Evet ey Allah'ın Resûlü!" deyince Aleyhissalâtu vesselâm:
    "Bu iş böyledir!" buyurdu. Bunun üzerine adam kayışı atıp, adamı serbest bıraktı."

    [Müslim, Kasame 32, (1680); Ebu Davud, Diyat 3, (4999, 4500, 4501); Nesâî, Kasâme 5, (8, 13-18).]

    AÇIKLAMA:

    1- Nis'a, deriden örülen ipe denir. Dilimizde buna kayış deriz.
    2- Hadis, Ebu Davud'da muhtelif vecihlerde kaydedilmiştir. Tarikler arasında bazı ziyadeler mevcut. Bir veçhinde Resulullah katilin affını taleb eder. Ölenin velisi kabul etmez. Diyet teklif eder, veli onu da kabul etmez. Dördüncü sefer: "Eğer onu affedersen o kendi günahı ve öldürdüğü kimsenin günahı ile öbür dünyaya gider ve cehennemlik olur" der. Velî, bu söz üzerine adamı affeder ve kölenin ipini bırakır. Ravi: "Ben onun ipini sürüyerek geri döndüğünü gördüm!" der.
    3- Hadiste, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın öldürme hâdisesini tahkik ettiğini, ne suretle vukua geldiğini araştırdığını görmekteyiz.
    4- Sindî şu açıklamayı sunar: "Dendi ki: "Katil, kendi eski günahlarına ilaveten öldürme günahını da boynuna yüklenerek döner. Eğer katil suçuna mukabil öldürülürse, bu öldürmeden dolayı yüklendiği günaha keffaret olur."
    Nevevî de şöyle der: "Mânası: "Katil, maktulün günahını yüklenir, velinin de günahını yüklenir. Çünkü kardeşini öldürerek onu da zarara uğratmıştır. Bu, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a hassaten bu adamla ilgili olarak vahyedilmiş olabilir. Mamafih mânanın şöyle olma ihtimali de var: "Katili affın, senin ve öldürülen kardeşinin günahlarının düşmesine sebep olabilir. Bu günahlardan murad onların eski günahlarıdır, bunların katilin günahıyla bir ilgisi yoktur. Böylece "döner"in manası, "düşer" olur. Bu lafzı ona mecazi olarak ıtlak etmiştir."
    Dönme kelimesinin ifade edebileceği başka ihtimallere de yer veren Sindî der ki: "İkisinin günahıyla dönmesi"nin mânası şu da olabilir: "Her ikisinin de günahının ortadan kalkmış olmasıyla dönmesidir. Muhtemeldir ki, Allah Teala hazretleri, velinin katili affetmesi sebebiyle razı oldu da hem veliyi hem de maktulü mağfiret buyurdu. Böylece katil, o ikisi mağfiretle günahtan arınmış oldukları halde döner."
    5- "Eğer onu öldürürse o da onun mislidir" sözü iki mânaya muhtemeldir.
    1) Onu, kana veli olan kimsenin öldürmesini uygun görmemiştir. Çünkü, katil hataen veya şibh-i amd suretiyle öldürdüğünü iddia etmektedir. Bu durum kısasın kalkmasına yeterli bir şüphedir. Fıkıhta kaidedir: Şüphe hali haddlerin tatbikatını düşürür.
    2) Dönme halinde, velinin katilin durumunda olduğu da murad edilmiş olabilir. Böylece her ikisi birbirlerine eşit olurlar. Şöyle ki: "Kısas yapan veli, kısasla katilden hakkını alınca, katile bir üstünlüğü kalmaz.
    6- Hattâbî der ki: "Hadiste şu hükümler var:
    * Veli kısas yapmak veya diyet almak hususunda muhayyerdir.
    * Amden öldürmenin diyeti, caninin malından alınır.
    * İmam, kısas kesinleştikten sonra, kana veli olan kimse nezdinde affetmesi için katil lehine şefaatte bulunur.
    * Katilin kaçmasından korkulduğu takdirde bağlanması mübahtır.
    * İp ve bağ altında getirilen kimsenin ikrarı caizdir.
    * Katil affedilirse ta'zir gerekmez. Ancak İmam Malik'in "Afdan sonra yüz sopa vurulur, bir yıl da hapsedilir" dediği hikâye edilmiştir."





    Ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila


    Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol.
    Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye,
    Bir sebep, bir yol, bir nefes ol.

    Bütün Tağutları Red...


  2. #2
    aorskaya isimli Üye şuanda  online konumundadır Mesajlari Onaylanacak
    Üyelik tarihi
    27.01.2012
    Mesajlar
    416
    Tecrübe Puanı
    1

    Standart

    Alıntı bekir Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    4955-

    Vail İbnu Hucr (radıyallahu anh) anlatıyor:

    "Resulullah Aleyhissalâtu vesselâm'a bir adam geldi, bir başkasını kayışla bağlamış getiriyordu.
    "Ey Allah'ın Resulü! Bu, kardeşimi öldürdü!" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm:
    "Doğru mu, kardeşini mi öldürdün?" diye sordu. Getiren adam:
    "Şayet itiraf etmezse, aleyhine beyyine getirebilirim!" dedi. Öbürü:
    "Evet kardeşini öldürdüm!" diye itiraf etti. Aleyhissalâtu vesselâm:
    "Nasıl öldürdün?" diye sordu. Adam açıkladı:
    "O ve ben bir ağaçtan yaprak çırpıyorduk, bana küfredip beni kızdırdı, ben de baltayla başına vurup öldürdüm."

    [Müslim, Kasâme 32, (1680); Ebu Davud, Diyat 3, (4499, 4500, 4501); Nesâî, Kasame 5, (8, 13-18).]

    Ebu Davud şu ziyadede bulundu: "Ben onu öldürmeyi düşünmemiştim."
    Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Kendinden ödeyeceğin bir şeyin var mı?" diye sordu. Adam:
    "Benim şu elbise ve baltamdan başka bir şeyim yok!" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm:
    "Ne dersin, kavmin seni satın alır mı (fidyeni öder mi)?" buyurdu. Adam:
    "Ben kavmim nazarında o kadar kıymetli değilim ki!" dedi. Bunun üzerine (aleyhissalâtu vesselâm) kayıştan ipi getiren adama attı ve "Al ad****ı!" buyurdu. Adam onu alıp oradan ayrıldı. Onlar dönünce Aleyhissalâtu vesselâm:
    "Eğer onu öldürürse, o da onun mislidir" buyurdular.
    (1)
    İslam kısas cezasını şahısların kendisi değil, yönetim uygular. Bu nedenle peygamberimizin böyle bir hadisi olamaz.

    Alıntı bekir Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Adam geri gelip:
    "Ey Allah'ın Resûlü! "Eğer onu öldürürse o da onun mislidir" dediğiniz bana ulaştı. Oysa ben onu sizin emriniz üzerine aldım" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm:
    "Sen onun hem kendi günahı ve hem de (öldürdüğü) arkadaşının günahıyla dönmesini istemiyor musun?" buyurdu.(2)
    "Evet ey Allah'ın Resûlü!" deyince Aleyhissalâtu vesselâm:
    "Bu iş böyledir!" buyurdu. Bunun üzerine adam kayışı atıp, adamı serbest bıraktı."
    [Müslim, Kasame 32, (1680); Ebu Davud, Diyat 3, (4999, 4500, 4501); Nesâî, Kasâme 5, (8, 13-18).]
    İslamda; hiç kimse bir başkasının günahını yüklenmez, herkes kendi günahından sorumlu olur. Dolayısıyla katilin, öldürülen kimsenin günahını istesede üstlenemeyeceği isl**** emridir. Eğer, “maktul ölmeseydi, günahlarını affettirecek şeyler yapabilirdi, bu nedenle bundan mahrum bırakıldığından katil günahlarını üstlenmelidir. “ diye düşünülerek bunlar söyleniyorsa, bunlar yine de mümkün değildir. Çünkü; Allah herkese bir ecel tayin etmiştir ve eceli gelmeden kimse ölemez. Herhangi bir sebeple ecel erkene alınmaz yada geciktirilmez. Dolayısıyla, maktul günah işlerken her an ölebileceğini hesap ederek yaşamalıydı.

    Bu sebeple bu rivayette çöpe gitmelidir.

    Alıntı bekir Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    AÇIKLAMA:

    2- Hadis, Ebu Davud'da muhtelif vecihlerde kaydedilmiştir. Tarikler arasında bazı ziyadeler mevcut. Bir veçhinde Resulullah katilin affını taleb eder. Ölenin velisi kabul etmez. Diyet teklif eder, veli onu da kabul etmez. Dördüncü sefer: "Eğer onu affedersen o kendi günahı ve öldürdüğü kimsenin günahı ile öbür dünyaya gider ve cehennemlik olur" der. Velî, bu söz üzerine adamı affeder ve kölenin ipini bırakır. Ravi: "Ben onun ipini sürüyerek geri döndüğünü gördüm!" der. (3)
    Yukarıda değindim. İslamda kimse kimsenin suçunu yüklenmez. Katil sadece kendi günahlarına ek olarak bir de “bütün insanlığı öldürmüş gibi” ceza alır ve cehennemlik olur. Katilin bu dünyada maktülün velisi tarafından affedilmesi ise öbür tarafta bu suçundan ceza almayacağı anl****a gelmez. Kısas yada af katilin bu dünyadaki yaş****ı ilgilendirir. Af olsun olmasın öbür tarafta bu suçun cezası (Allah aksini dilemedikçe)nı çekecektir.

    Alıntı bekir Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Nevevî de şöyle der: "Mânası: "Katil, maktulün günahını yüklenir, velinin de günahını yüklenir. Çünkü kardeşini öldürerek onu da zarara uğratmıştır. Bu, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a hassaten bu adamla ilgili olarak vahyedilmiş olabilir. (4)
    Hoppala, maktulün günahını yüklenmesi bazılarına yeterli gelmiyor olmalıki, velisininde günahını yüklenmesini istemişler.

    Böyle bir şey olabilirmi yahu? O zaman herkes kendinin yada bir yakının öldürülmesini ister. Çünkü böylece günahları affolacaktır. Buna ancak ya saftirik cahiller, yada akıl özürlüler inanabilir kardeşim.
    İSLAMDA KİMSE BAŞKASININ CEZASINI ÇEKMEZ, GÜNAHINI ÜSTLENEMEZ.

    Alıntı bekir Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Mamafih mânanın şöyle olma ihtimali de var: "Katili affın, senin ve öldürülen kardeşinin günahlarının düşmesine sebep olabilir. Bu günahlardan murad onların eski günahlarıdır, bunların katilin günahıyla bir ilgisi yoktur. Böylece "döner"in manası, "düşer" olur.
    Hiç kimse kendini kandırmasın sonu hüsran olur. Katil yüzünden maktulün yada velisinin günahları düşmez. Herkes günahıda sevabıda tartılacaktır. hangisi ağır gelirse öbür tarafta yeri ona göre belli olacaktır.

    Alıntı bekir Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    2) Dönme halinde, velinin katilin durumunda olduğu da murad edilmiş olabilir. Böylece her ikisi birbirlerine eşit olurlar. Şöyle ki: "Kısas yapan veli, kısasla katilden hakkını alınca, katile bir üstünlüğü kalmaz.
    Kısas, Allah tarafından veliye verilen bir haktır. Bu hakkın kullanılması murad edilmese de “kısasta hayat vardır” diyen Allah tarafından veliye tanınan bir haktır. O halde bu hakkını kullanan ve kısas isteyen veli, katille eşit olmaz.

    Kendi takva derecesine göre katilden aşağıda olabilir, üstünde olabilir. Bu hesap gününde belli olur.

    Bekir kardeşim, yukarıya kısasla ilgili rivayetleri alıp, kendine göre açıklamalar yapmışsın ama doğrudan daha çok yanlış sonuçlar edinmişsin.

    Bu durumda, doğruluğundan emin olmadığın yanlış bir rivayeti kabul edip, sonuçları ona dayandırmandan kaynaklanmaktadır.

    Kısas, kuranda tüm netliğiyle yer alırken bunu rivayetlerle açıklamaya çalışırsan, böyle yanlış sonuçlara düşersinki, bu başka konularda da dikkat etmezsen başına gelebilir ve seni Allah katında yarın çok zora sokabilir.

    İnsan kaynaklı bilgileri, kurandan önce tutmaman, bu bilgilerden faydalanmak istersen de kuranın onayladıklarını kabul etmen dileklerimle…

  3. #3
    bekir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    bekir isimli Üye şuanda  online konumundadır sadece bir kul
    Üyelik tarihi
    10.09.2007
    Bulunduğu yer
    Dağlardan, yaylalardan
    Mesajlar
    7.791
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart

    Beyhude konuşmaktasın.
    Hadisin ne zaman hangi şartlarda vuku bulduğunu bilmeden ahkam kesiyorsun.
    Hadisin ne anlattığı yazılmış.
    Anlamadan esmiş savurmuşsun.
    Kirletme forumu!





    Ve tevekkel alellah ve kefa billahi vekila


    Ne olursan ol, nerde olursan ol, nasıl olursan ol.
    Ümit ve sabırla O'nu bulabilmeye,
    Bir sebep, bir yol, bir nefes ol.

    Bütün Tağutları Red...


+ Konu Cevaplama Paneli

Paylaş

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

Content Relevant URLs by vBSEO ©2011, Crawlability, Inc.