İzniniz ile bu fikri tartışmaya bir anlam yükleyecek yönü olması nedeni le başımızdan geçen ve ibretlik sayılacak bir hadiseyi buraya yazalım. Kader, nasıl bir şey ve neye benziyor bir nebze anlatmaya çalışalım:
Bir kış günü mürşidimi ziyarete gittim. Muhabbet, coşku heyecan ile günü tamamladık. Gece oldu ve caminin altında bulunan dergaha inip iki battaniye ile bir yastığı koltuğumuzun altına kıstırıp bir köşeye çekildik. Saat geceyarısı 12 gibi. Yorgunluğun da verdiği hal ile anında sızıp uykuya daldık. 1 saat gibi sonra irkilerek uyandım. Bir de ne olsun, gusul hali başımıza gelmiş. Utana sıkıla fırladım doğru gusul almaya. Hava soğuk eksinin altında 10 - 15 derece. O havada buz gibi su ile abdestimizi aldık ve titreye titreye sıcak yatağıma döndüm. Üşümenin sonrasında iki battaniyenin verdiği sıcaklık ile anında dalmışım. Bir müddet sonra sanki alarmlar yine çaldı aniden uyandık! Aman Allahım n'oluyor böyle sıkıntısı ile doğru koştuk banyoya. Bir yandan da acaba diyorum bir hatamı ettik ki, sanki Allah bizi cezalandırıyor. Neyse, döndük yine yatağımıza. Biraz da tedirgin olmuş bir halde uyuduk. Sabah ezanı ile uyandım. Yok! tamam, benim hesabım bu kapıda kesilmiş ya! Nereye gidersen git, yeter ki çek git! deniliyor sanki bana, eminim artık. Millet namaz abdesti için kalkarken biz koştuk 3. defa gusul almaya. 2. seferde hissettiğim bir hatamı ettik sorgusu beynimde acaba hangi hatayı ettim şekline dönüştü. Sabah namazına yetiştik, utana sıkıla namazı kıldık ama namaz bir an evvel bitsin ilk araba ile kaçacağım oradan. Selam verilir verilmez kaçtım camiden doğru çay ocağına gittim oturdum araba bekliyorum. Yaşlı, ama gayet güzel ağırlıkta bir amca yanıma geldi,selam verdi oturdu.Selamı aldık ama ilgilenmiyorum. Oranın hiç bir şeyi ile ilgilenmek de içimden gelmiyor. Amca bir yandan çayını yudumlamaya başladı bir yandan da anlatmaya: "Evladım, genç bir insan Allah'ın yoluna yöneldiği zaman, bütün her şeyi ile yönelirse, Rabbi o genci her türlü imtihandan geçirir. Bu yaşta samimiyet ile yapılan ibadetin ecr ve sevap yönünden diğerlerine göre farkı vardır. Bizimki ay parlaklığında ise, sizin ibadetiniz buna mukabil güneş mesabesindedir. Bu yolda Rabbi Zülcelal Hazretleri kaderine yazdığı günah ve kusurları dahi, kişinin mürşidinin hatırına adetullahı bozmadan yaşatır. Nasıl yaşatır ? Örneğin; genç birini düşün; önünde iki yol var, biri Allah'ın yolu diğeri şeytanın yolu. Kaderinde de 23 yaşında bir kadın ile haram işleyeceği yazılmış. Genç bu yollardan hangisine girerse girsin bu kadın ile bu haramı işleyecek. Peki nasıl olacak bu ? Düşün ki, bu genç şeytanın yolundan giderse zahiren kaderinde olanı yaşayacak. Ama, Rabbinin yolundan giderse kader değişmiyor fakat günahın işleyiş şekli zahirlerine en ufak etki yapmadan yaşanıyor. Mesela, senin kaderinde bu yaşta bir kadın ile zina etmek vardı. Sen bu gece onunla bu haramı işledin. 1- Kader kaza oldu. 2- Takdir edilen yazı gerçekleşti haramı işledin. 3- Takdir edilen vucuddan çıktı. 4- Sırf Allah'ın yolunu seçmenden dolayı bunu rüyanda yaşadın, farkına varır varmaz koştun hermen gusul aldığın için ecir ve sevaba girdin. Şeytanın yolunda olsaydın bu dört konu da sana günah olarak yeter ve artardı. Bu gece senin yan tarafındaki köşede ben yatıyordum ve uykum hafif olduğu için senin 3 defa banyoya koştuğuna şahit oldum. Gece yatarken de buna yakın bir konuyu düşünüyordum. Ve senin geceki halini gördükçe hep bunları düşündüm ve şuan sana bahsettiğim tefekkür damlasına ben, bu yaşta, bu gece, senin sayende vardım. Bak, kader ile ilgili bir konu ikimizi birden nasıl irşad etti."
Şükr ettim, eski muhabbet o an tekrar yerine geldi ve 3 gün misafirlik hakkımı kullanıp geri döndüm.
Kader; hiç bir şekilde değişmiyor, silinmiyor. Muhteviyatı bizim seçtiğimiz yolun uygunluğuna göre şekil ve konum değiştirmeden bizi buluyor. Akıbet; işte O Allahın ilminden bir ilim. Orada durmak gerekir.
Derdi; Allah'ın (cc) rızası olanlara selam olsun!
Paylaş