radikal Nickli Üyeden Alıntı
Çok değil, 80 sene önce; 6 yaşında veya 7 yaşında olan her çocuk, Kur'an'ı indirildiği dilde okuyor ve indirilen dilin fasihliğinden dolayı fazla bir çaba sarf etmeden de anlıyordu. Bu o zaman hayret edilecek bir şey değildi, olağan ve olması gerekendi.
Türkçe yazının ömrü hayatı daha çok yeni. Bir çok dilden de etkilenmiş bir yazı stilinde. Oysa, arapça; binlerce yıllık bir mazisi olan bir dil. Anlatmak istediğinizi arapça 3-5 cümlede açıklarken, aynı anlam ve manayı 20 cümlelik bir paragrafta ancak anlatabilirsiniz. Eğer fiilleri,zamirleri ve durumları yerli yerinde kullanırsanız şayet. Yoksa 20 cümleyide geçer bir sayfaya çıkarsınız.
Tercüme; bir kelamın manasını diğer bir lisanda dengi bir tabir ile aynen ifade etmektir. Tercümede aslın manasına tamamen mutabık olabilmek için, sarahatte delalette, icmalde, tafsilde, umumda, hususta, ıtlakta, takyidde, kuvvette, isabette, hüsn-i edada, üslub-u beyanda, velhasıl ilimde, sanatta asıldaki ifadeye denk olmayı gerektirir. Cümle içersinde kullandığınız uygun olmayan bir kelime sizi alır anlamsız manalara sürükler. En son merhalede velev ki aslına mutabık olarak kaç sayfa olursa olsun ortaya koysanız bile, bu sefer kalbi hissiyatı uyandıran manadan fersah fersah uzaklaşmış olursunuz.
Elinizde bulunan herhangi bir yazarın Türkçe mealinin son sayfasına bakın. En son sayfanın altında sayfa sayısı olarak ne yazıyor. Durun, ben size söyleyeyim en iyimser rakam ile 562! Eğer bir de tefsir ile beraber bulunuyorsa 562 x 10 cilt = 5.620 (Çünkü hiç bir tefsir 10 ciltten az olamıyor) Elbette bu sayıya index, lugatçe ve fihrist dahil değil!
Peki benim elimdeki Kur'an kaç sayfa : 605 sayfa. Üstelik ek olarak lugatçe, index ve fihrist de yok!
İki kuşak önce yaşayan rahmetli dedelerinizin ve ninelerinizin de lugatçeye ihtiyacı yoktu. Ama onlar o kadar şansız insanlardı ki, gece alim olarak yattıkları yataklarından, sabah cahil olarak uyandılar. Buna sebep de, arapçayı ortadan kaldırmayı hedeflemiş olan o meşhur "Dil Devrimi" idi. Elbette şimdi arapçayı anlamayan, okuyamayan bir nesil var günümüzde. Ve doğru dil olarak Türkçe hedef gösterilmiş. Türkçe açıklamalı ek yoksa, sırf arapça olan bir Kur'an'ın yerine Türkçe açıklamalı Kur'an tercih ediliyor. Bahane de hazır "Anlayamadığımız bir dilde Kur'an okuyacağımıza, anladığımız dildeki Kur'an'ı tercih ediyoruz!"
Sizin anlamadığınız Kur'an değil, anlayamadığınız arapça olan dil. Yoksa; Kur'an elbette apaçık ve herkesce anlaşılır!
Sevsinler bahanenizi!...
Merhum Elmalılı Hamdi YAZIR üstadım hayata gözlerini yummadan kısa birsüre önce, oturduğu yerden bakın nasıl bağırıyordu: "Türkçe Kur'an mı olur be hey şaşkın!..."
Paylaş