7/32: De ki:Bunlar iman eden kimseler içindir. Dünya hayatında ve kıyamet gününde onlara mahsustur...
Sormak lazım meal yazarına ayette bahsedilen nimetler dünyada sadece mümin olanların m? Ayet böyle mi söylüyor…
11/20: İşte bunlar arzın içindekileri aciz bırakamazlar…
Ayetin aciz bırakamazlar dediği dünyada olanlar mı? Allah mı?
14/44: İnsanları o azabın onların geleceği günden uyar…
Meal yazarı ne anlatmak istiyor? Kim gelecek ne gelecek?
15/88: Gözlerini sakın dikme! Onların zevk sürerek faydalandıkları zevcelere…(aynı örnek için bkz: 20/131)
Peygamber haşa insanların zevcelerine mi göz dikiyordu ki Allah onu uyarmış…
17/78: …Çünkü sabah kuranın okunuşuna şahittir…
Sabahın kur’an’ın okuyuşuna şahit olduğu sayın meal yazarının icadıdır…
Hz.Zekeriyya mihrapta ilham yolu ile nasıl işaret etmişti? İlham ile işaret yan yana gelir mi? mihrapta mı işaret etti mihraptan çıkınca mı?
19/28: …Senin baban İmran kötü bir adam değildi
Meal yazarının İmran ismini ayet mealine yazması ilk bakışta tefsir olarak akla gelebilir. Ancak yazar İmran ismini ayetin Arapçasında geçen ve “adam, şahıs, kişi” gibi anlamlara gelen(imrae) kelimesini yanlış okuması sonucu yazmıştır.Mealin ilgili kısmının reklendirmesine bakıldığında bu hatanın tek sebebebinin yanlış okuma olduğu görülecektir.
23/39: Nuh “Ya rab beni yalanlamalarından dolayı bana yardım et” dedi
Sayın yazar ayetin öncesini sonrasını okumadan 2006 baskısında Nûh, 2009 baskısında ise Hûd olarak çevirmiştir… Hâlbuki ayet herhangi bir peygamberden bahsetmekte ve adını vermemektedir
24/61: …Yahut anahtarları teslim edilen koruyucularınızla…
Bir meal okuyucusu olarak meal yazarına sormak isterim siz tercümenizden bir şey anladınız mı? Anahtarları teslim edilen koruyucu ne, kim, ayetin neresinden çıkarabildiniz? Ayet anahtarlarına malik olunan evlerden bahsetmektedir.
26/182: Ve teraziyi de doğru eşit tartın
Teraziyi nasıl doğru ve eşit tartacağız? Terazinin tartılmasının mantığı nedir? Sayın yazar vezn ile mizan kelimesini karıştırmış olmalı…
33/34: Evlerinizde okunan Allah’ın ayetlerinin hikmetini düşünün
Allah peygamber eşlerine evlerinde okunan kur’an ayetlerinin hikmetini mi yoksa ayetleri ve hikmeti mi düşünmelerini istemektedir?
35/25: Eğer seni yalanlıyorlarsa kesinlikle onlardan öncekilerde yalanlanmıştı...
Peygamberin yalanlanmasından bahsedilmesi ve hemen ardından “onlardan öncekilerde yalanlanmıştı” denilmesi yazarın ne kadar dikkatli bir çevirmen olduğunu göstermek için kâfidir… Sormak gerekmez mi yalanlanan kim peygamberi yalanlayanların öncekileri mi yani kâfirler mi yalanlanmıştı? Yoksa öncekiler de peygamberden önce gelen elçileri mi yalanlamışlardı?
35/28: İnsanlardan, hayvanlardan, davarlardan böyle muhtelif renkler var…
Sayın yazarın ayeti anlamadan çevirdiği kesin… Ki anlamadan çeviri yaptığı yüzlerce ayetten belli olmaktadır… Ayet “muhtelif renkler var” demiyor “muhtelif renkte olanlar var” diyor
37/97: Onu hemen cehenneme atın
Yazar ayetin öncesine ve sonrasına bakmadan “cahim” kelimesini hemen cehennem diye çevirmiş. Hâlbuki ayet Hz. İbrahim’in mücadele sürecini ve sürecin sonunda ateşe atılmasını anlatmaktadır. Dolayısı ile ayetin cehennemle ilgisi bulunmamaktadır... Çeviri yapan birinin ayetlerin siyakını sibakını bilmesi, Kur’an bütünlüğüne vakıf olması, dikkatli olması ve çevireceği metni öncelikle iyice anlaması gerekmektedir…
41/22: …Sizler sakınmıyordunuz, kulaklarınız, gözleriniz ve derileriniz sizin aleyhinize şahitlik eder diye…
Sayın yazarın bu çevirisinden okuyucu ayette bahsedilen Allah düşmanlarının sanki kulak, göz ve derilerinin aleyhinde şahitlik edeceklerini bildiklerini ve bu inancı taşıdıklarını ayrıca bile bile kulak, göz ve derilerinin aleyhlerinde şahitlik etmeleri için sakınmadıklarını düşünür… Hâlbuki ayet; kulak, göz ve derilerinin aleyhlerinde şahitlik etmesine inanmadıkları için sakınmadıklarını buyurmaktadır. Bir çeviri yapabilmek için kaynak dili bilmek ne kadar zorunlu ise hedef dili bilmekte o kadar zorunludur. Malesef sayın yazarın her iki dile de vakıf olmadığını çevirisinden öğrenmekteyiz
41/44: Bu Arapça da mı yabancı…
Sayın yazarın ayetleri nasıl okuyup çevirdiğini çok merak ediyorum… Ayetin en azından “ araba yabancı dilde kitap mı”? Şeklinde çevrilmesi gerekirken hiçbir anlam ifade etmeyecek şeklinde manalandırılmıştır.
42/11: O’nun misline benzeyen bir şey yoktur…
“Hâşâ” dedirtecek bir çeviri örneği… Bu meallendirmeden anlaşılan şey Allahın misli(benzeri) olduğu ve onun misline (benzerine) kimsenin benzemediğidir. Kendi içinde çelişkili ve islam’ın tevhid ilkesine ters olan bu çeviri mazur görülebilir mi? Bu mealde tesbit ettiğimiz bini aşkın ayetin yanlış çevrilmiş olması sayın yazarın meal yapacak seviyede biri olmadığını açıkça göstermiştir.
43/33: Rahmanı inkâr eden kimselerin evlerini gümüşten tavan yapardık…
Sayın yazara sormak gerekmez mi ev tavan olur mu? Hangi mantıkla ve akılla bu çeviriyi yaptığını şahsım anlamakta zorlanmaktayım. Ayet insanlar küfürde bir tek ümmet olmaları tehlikesi olmamış olsaydı rahmanın dilemesi halinde inkâr edenlerin evlerine gümüşten tavanların ve merdivenlerin yapılacağını anlatmaktadır…
45/32: …Zannımız ancak kabul edemediğimiz bir zandır
Sayın yazarın çevirisine göre kâfirler zan ediyorlar ama zanlarını kabul edemiyorlar… Ayetin öncesi ve sonrasına bakıldığında kâfirlere sorguları sırasında daha önce ahreti kabullenmediklerini söylediklerini kıyametin kopacağı bilgisinin ise zandan ibaret olduğunu ve buna inanmadıklarını söylediklerini hatırlatılmaktadır… Yazarın çevirisine göre ise kâfirlerin neyi zan ettiklerini ve neyi kabullenemediklerini öğrenmek güç… Kıyametin kopmasını mı yoksa kopmamasını kabullenemiyorlar?
48/21: Size henüz takdir edilmemiş başka verilecek şeylerde var…
Sayın yazar yine her zamanki gibi ayeti yanlış okuyarak yanlış ve mantıktan yoksun çelişkili bir çeviri örneği sergilemiştir… Allah bir şeylerin verileceğini söylemişse mutlaka onu takdir etmiştir. Ayette yazarın yanlış okuduğu kısımıdır. Ayet “malik olmadığınız, ele geçirmediğiniz daha başka şeylerde var” demektedir. لَمْ تَقْدِرُوا عَلَيْهَا
48/25: …Eğer bir takım erkek ve kadın mü’minlerin içinde, tanımadığınız kişileri çiğnemiş olsaydınız…
Sayın yazar yine ayeti anlamadan çevirmiş ve ayetin verdiği mesajdan çok uzak mana vermiştir. Hâlbuki ayet yazarın dediğinde çok farklı şunu bildirmektedir:” Eğer orada, kendilerini bilmediğiniz için tepeleyeceğiniz ve bilmeyerek tepelemenizden ötürü, kınanacağınız inanmış erkekler ve inanmış kadınlar olmasaydı…”
105/4: Onlar taşlardan atıyorlardı, sicilden
Ayetini yukarıdaki mealden okuyan bir okuyucu bir şeyler anlamakta epey zorlanacaktır… تَرْمِيهِم بِحِجَارَةٍ مِّن سِجِّيلٍ.
Paylaş