Sonuçlar: Aşağıda Yazılı olanlar uydurmamı değilmi

Katılımcı sayısı
32. Sizin bu Ankette oy kullanma yetkiniz bulunmuyor
  • UYDURMADIR

    5 15.63%
  • DEĞİLDİR

    27 84.38%
1. Sayfa - Toplam 8 Sayfa var 123 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 71

Konu: Uydurmamı Değilmi

  1. #1
    fetih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    fetih isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    16.02.2007
    Bulunduğu yer
    Uzay İstasyonundan Alooooo Kimse Yokmuuuuu :)
    Yaş
    33
    Mesajlar
    2.047
    Tecrübe Puanı
    19

    Standart Uydurmamı Değilmi

    KÜTÜĞÜN AĞLAMASI



    O Server’in mescidi, ilk inşâ edilince,

    Hutbe okumak için bir minber yoktu önce.



    Peygamber Efendimiz, hutbe okumak için,

    Bir “Hurma kütüğü”ne dayanıyordu ilkin.



    Bu hurma kütüğünün, "Hannâne" idi adı.

    Cansız idi o ama, Resûl’ün âşıkıydı.



    Sonra, üç basamaklı bir minber yaptırarak,

    Oradan okudular hep devâmlı olarak.



    Lâkin ilk seferinde, oldu ki bir hâdise,

    Buna şâhid oldular eshâbtan çoğu kimse.



    Şöyle ki, Cumâ günü olunca vakit tamâm,

    Toplandı o mescitte, cümle eshâb-ı kirâm.



    Hutbe okumak için, nihâyet Resûlullah,

    Yine minberlerine çıkmışlardı ki, nâgâh,



    Eskiden dayandığı kuru "hurma ağacı",

    İnlemeye başladı o anda acı acı.



    Bir hâmile devenin ağlayışı gibi hem,

    Seslice ağlıyordu, hüzünlü ve pür elem.



    Cümle eshâb-ı kirâm, mescit içerisinde,

    İşittiler bu sesi bir şaşkınlık içinde.



    Evet, “Hurma kütüğü” ağlayıp inliyordu.

    Cümle sahâbîler de bu sesi dinliyordu.



    Hayret içerisinde kalmıştı o an herkes.

    Zîrâ kesilmiyordu bu inilti ve bu ses.



    O zaman Resûlullah, inerek minberinden,

    O “Hurma kütüğü”nün yanına geldi hemen.



    Mübârek elleriyle okşayınca bir müddet,

    Kütüğün ağlaması kesildi en nihâyet.



    Eshâb, “Kuru kütüğün” Resûlullaha olan,

    Bu aşkını görünce, ağladı hepsi o an.



    Hattâ yemîn ederek buyurdu ki o Server:

    (İnip de o kütüğü okşamasaydım eğer,



    Bana karşı duyduğu hasret ile böylece,

    Tâ kıyâmete kadar ağlardı gün ve gece.)



    Sonra da, o kütüğe dönerek Fahri âlem,

    Tesellî etmek için buyurdu ki ona hem:



    (İster seni dikeyim, bahçedeki yerine.

    Tekrârdan dal budak sal, gel önceki hâline.



    İstiyorsan dikeyim, Cennete ebediyyen.

    Yesin Allah dostları senin meyvelerinden.)



    “Kütük” dile gelerek, arz etti dileğini.

    Dedi: (Yâ Resûlallah, Cennete dikin beni.



    Hiç çürümiyeceğim bir yere gideyim ben.

    Ve Allahın dostları yesin meyvelerimden.)



    Resûl ve yanındaki sahâbenin cümlesi.

    Gâyet açık olarak işittiler bu sesi.



    Sonra eshâba dönüp, o Habîb-i kibriyâ,

    Buyurdu: (Tercîh etti, âhireti dünyâya.)


    Peygamberimizin (s.a.v.) ay mucizesi

    Peygamber Efendimizin (s.a.v.) en büyük mucizelerinden biri, Sâkk-i Kamer adiyla bilinen "Ay'in ikiye ayrilmasi"'dir. ZAFER su ana kadar ele alinmaya pek cesaret edilemeyen bu mucizeyi Temmuz 1991 sayisinda incelerken, âyet ve hadislerin yanisira çesitli teknik bilgilere, astronomik haritalara ve uydu fotograflarina yer verdi. "AY MUCIZESI" basligini tasiyan yazida, mucize tahakkuk ettigi sirada Efendimizin (s.a.v.) yaninda bulunanlarin isimleri, mucizenin nasil gerçeklestigi, kimler ve hangi ülkeler tarafindan müsahede edildigi, fakat neden herkes tarafindan görülemedigi gibi hususlara temas edilmisti.

    ***

    Söz konusu yazida, bazi arkeolojik kesiflerden de bahsedildi. Meselâ Hindistan'da bulunan bir heykel üzerinde "Ay'in ikiye ayrildigi sene yapilmistir" yazisinin bulunmasi (bkz. Ö.N. Bilmen, Müvezzah Ilm-i Kelâm, 3. baski, s.161) bu delillerden biriydi.

    1967 yilinda firlatilan Orbiter-4 uydusundan alinan 67-1805 seri numarali fotograflarda, Ay'in dünyadan görünmeyen ara yüzeyinin, uzunlugu 240, kalinligi ise 8 km olan bir yarik tarafindan kusatildigi belirtilmisti. Bu yarigin bariz bir sekilde yükselmis yan kenarlari, Ay'in ayrildiktan sonra tekrar birlesmesi sirasinda olusmus intibaini kuvvetlendiriyordu.

    Ayni yazida ilk defa ZAFER tarafindan ortaya atilan bir delil de, Modern Astronomi ile ugrasan bütün ilim adamlarinca fevkalâde önemli bir kaynak olarak kabul edilen ve ilmi yönü tartisilmayan bircok kitapta yer alan 311 yillik Ay haritasiydi. Italyan gök bilimcisi Cassini tarafindan çizilen bu ay haritasinda, dünyamizdan görülen ay yüzeyinin tamamini kusatan tesadüflerle meydana gelemeyecek kadar muntazaman olan bir çizginin varligi, son derece net bir sekilde müsahede edilmekteydi. ZAFER, bu çizginin ay'in ikiye ayrilip tekrar birlesmesiyle meydana gelebilecegini belirttigi yorumunda, zamanla yapisinda degisikliklerin olabilecegini ortaya koydu. Çünkü ay, her an yogun bir meteor bombardimanina tutuluyor ve 1 gramlik göktaslari bile, en sert kayalarda 30 cm derinliginde, 60 cm çapinda bir çukur açiyordu. Bilindigi gibi bu meteorlardan bazilari koruyucu atmosfer tabakasina ragmen dünyamiza düsmüs, Arizona çölüne düsen bir tanesi çevresi 5 km'ye ulasan 174 m derinliginde bir çukur açmisti.

    ZAFER, daha sonra "Ay Mucizesi"'nin dünyadaki örneklerine veriyor ve yaziyi söyle devam noktaliyordu:

    "Döllenmis tek bir hücrenin parçalanarak 60 trilyona ulasmasi ve beden üzerinde kusursuz bir sekilde birlesmesiyle vücud bulan insanoglunun, Ay gibi suursuz bir kütlenin parçalanip tekrar birlesmesini inkâr etmesi, gerçekten gülünç ve acinacak bir tablodur"

    (VERİLEN CEVAPLARA GÖRE HERKESİN RENGİ BELLİ OLACAK)
    HizmeT NimettiR...


  2. #2
    yıldız - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    yıldız isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    22.08.2006
    Mesajlar
    1.369
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart

    Selamün Aleyküm.
    Bismillâhirrahmânirrahîm.
    Ay ile ilgili bir yazı görmüştüm. Ayın bulunduğu yere getirilmiş olma ihtimalinden bahsediyordu.

    Ayrıca o senelerde AYIN İKİYE AYRILDIĞINA DAİR Dünya' ının farklı yerlerinde gözlemler olmuş.
    [SIGPIC][/SIGPIC]
    To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts.

  3. #3
    müttaki isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    09.01.2007
    Yaş
    46
    Mesajlar
    203
    Tecrübe Puanı
    6

    Standart

    2 bakara 138 Allah'ın (verdiği) rengiyle boyandık. Allah'tan daha güzel rengi kim verebilir? Biz ancak O'na kulluk ederiz (deyin).(diyanet vakfı)
    Bismillahirrahmanirrahim(1 fatiha 1)

  4. #4
    mhmt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    mhmt isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    07.11.2006
    Mesajlar
    2.994
    Tecrübe Puanı
    41

    Standart

    katılmayanlar neden değildiri tıkalmadılar????
    1) yeni bi tartışma çıkarmamak için.

    2) .....!

    hangisi?
    CİHAD: Fert, cemaat ve toplum bazında iyiliklerin yaşanır hale gelmesi, kötülüklerin kaldırılması için bütün gücümüzle hep beraber ve teşkilatlı bir şekilde çalışma mecburiyetini üzerimize yükleyen farzdır...

    heryazdığımiçinالله يعلم(ALLAH bİliR)diyorum...

  5. #5
    muaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    muaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    09.04.2007
    Yaş
    28
    Mesajlar
    60
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart

    Birden kanım çekiliyor gibi oldu okuyunca.ne demek uydurma(kullamılan kelime korkuttu beni)çok kereler duyduğum efendimizin anısını ki doğruluğundan asla şüphe etmem,anketi yapılıyor...neden? doğruluğundan kesin emin olunan vardır veya ihtilafa düşülenler.bu sizce ihtilaflı mı?

  6. #6
    nurşeyma - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    nurşeyma isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    07.04.2007
    Yaş
    37
    Mesajlar
    306
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart

    Alıntı müttaki Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    2 bakara 138 Allah'ın (verdiği) rengiyle boyandık. Allah'tan daha güzel rengi kim verebilir? Biz ancak O'na kulluk ederiz (deyin).(diyanet vakfı)
    Bakara Suresi ..... 118 Bilgiden yoksun olanlar dedi ki: "Allah bizimle konuşsaydı yahut bize bir mucize gelseydi ya!..."Onlardan öncekiler de aynen onların dediği gibi demişti.Kalpleri birbirine benzemiştir.Biz ayetleri, gerçeği apaçık bilmek isteyenler için iyiden iyiye açıklamışızdır.

    Yunus Suresi 20 .......Şöyle derler: "Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!" De ki: "Gayb, Allah'ın tekelinde. Hadi bekleyin; sizinle birlikte ben de bekleyenlerdenim."

  7. #7
    khan19556 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    khan19556 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    11.01.2007
    Bulunduğu yer
    Sancağın düştüğü yerden
    Yaş
    32
    Mesajlar
    995
    Tecrübe Puanı
    20

    Standart

    Fetih kardeş bari sen yapma!Çoğu manevi tevatür hükmünde ve bir kısmı mütevatir olan mucizelere birilerinin uydurma-haşa- demelerine müsade etme...

    Ayetle veya mütevatir hadislerle sabit olan mucizeleri inkar etmek küfürdür. Ancak haberi vahid veya zayıf rivayetlerle gelen mucizeleri inkar etmek kişiyi küfre götürmez.

    Alimler, haberleri mütavatir ve âhâd olmak üzere iki kısma ayırmışlardır. Mütevatir haber: Yalan üzere birleşmeleri aklen mümkün olmayan bir topluluğun kendileriyle aynı vasıf ve sayıdaki bir topluluktan rivayet ettikleri haberdir. Bu haber, ravilerin gördükleri veya işittikleri bir şey olmalı, zanna dayalı olmamalıdır. Aynı zamanda ilim ifade etmelidir. Alimlerin çoğunluğuna göre sözü edilen topluluğun belli bir sayısı yoktur; ayrıca müslüman veya adil olma şaı da aranmaz. Bu hususta, usul kitaplarında ayrıntılarıyla izah edilen başka zayıf görüşler de vardır.

    Haber-vahid, ise mütavatir hadisin şartlarını taşımayan haberdir. Bu noktada haberi rivayet eden kimsenin bir veya birden fazla olması arasında herhangi bir fark yoktur. Hükmü konusunda ise ihtilaf edilmiştir: Sahabe, Tabiun ve onlardan sonraki muhaddis, fakih ve usulcülerin büyük çoğunluğu, güvenilir tek kişinin (vahid) haberinin şeriatın delillerinden bir delil olduğunu; zan ve ilim ifade ettiğini, bu sebeple onunla amel etmek gerektiğini belirtmişlerdir. Haber-I vahidle amel, aklen değil şeran sabittir.

    Her müslümanın, Allahu Teâlâ'nın insanlara zaman zaman göndermiş olduğu peygamberlerinin davalarında sadık ve haklı olduklarını ortaya koyan ve Allah tarafından desteklendiklerini ispat eden mucizeler verdiğine inanması farzdır. Hiç bir peygamber yoktur ki, Hak Teâlâ ona bir mucize ihsan ederek onu tasdik etmiş olmasın. Bu husus, Kur'an'da adı geçen her peygamber hakkında indirilen müteaddid âyetlerle sâbit olmuş ve onlara verilen mucizeler açıklanmıştır. O halde mucize gerçeğine iman; Kitap, Sünnet ve İcmâ-ı Ümmet ile sâbittir. Kur'an'la sâbit olan "İsrâ" ve "İnşikâk-ı Kamer" gibi hissî ve kevnî mucizeleri inkâr, küfrü gerektirir. Her Peygambere mucize verildiğine dair pek çok âyetler olduğu gibi Peygamber (s.a.s)'in şu sahih hadisi de zikredilebilir: "Hiç bir peygamber yoktur ki Ona insanların imanına sebep olan mucizeler verilmiş olmasın. Bana verilen mucize ise, ancak bana vahyolunan bir vahiydir. Onun için kıyamet gününde ümmeti en fazla olan peygamber ben olacağımı ümit ediyorum" (Buharî, Fezâilûl-Kur îın, 1; Müslim, İman, 239).

    Peygamberlerin mucize göstermelerinin aklen de mümkün olduğuna en açık delil; mucizeyi yaratan Hak Teâlâ'nın her şeyi yaratacak kudrette bir "Kâdir-i Mutlak" olmasıdır. Çünkü; kâinatta, yerde ve gök yüzündeki canlı cansız varlıklar âlemine dikkatle bakılarak ondaki incelik, şaşmaz düzen ve muhkem nizam incelenip düşünülünce, bütün bunların yaratıcısı olan Hak Teâlâ'nın, peygamberlerini tasdik etmek maksadıyla gerektiğinde, herbirinin elinde, ezelî ilmine ve küllî iradesine uygun olarak mucize adı verilen fevkalâde bir şey yaratmasının aklen mümkün olduğu kolayca anlaşılır. Allah (c.c)'a, sonsuz kudret ve azametine inanan herkes; mucizeye, onun aklen mümkin ve fiilen sâbit olduğuna tereddütsüz iman eder. İnsanlık tarihi bu gerçeğin canlı örnekleriyle doludur.
    [SIGPIC][/SIGPIC]"Sevdiğim bir gelinin bana hediye edildiği veya erkek bir çocuğumun doğduğu müjdesinin verildiği gece benim için, muhacirlerden oluşan bir müfreze içinde olup sabahında düşmanla karşılaşmayı beklediğim ayaz ve buzlu bir gece kadar güzel değildir"

    "Sabaha kadar sağnak halinde devam eden yağmurun altında kalkanımı elime alıp düşmana baskın yapmayı beklediğim bir gece kadar bana ümit veren bir amelim yoktur"
    Halid bin Velid

  8. #8
    radikal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    radikal isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    10.02.2007
    Bulunduğu yer
    Gönül aleminden
    Yaş
    38
    Mesajlar
    2.634
    Tecrübe Puanı
    147

    Standart

    Kaldı ki; Allah (cc) bir peygamberine mucize vermiş diğerine vermemiş gibi bir zihniyet kabul edilemez. Çünkü bu Allah'ın (cc) "Adl" ismine ters bir anlam yükler ki; Allah (cc) korusun!
    Derdi; Allah'ın (cc) rızası olanlara selam olsun!

  9. #9
    muaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    muaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır Yeni Üye
    Üyelik tarihi
    09.04.2007
    Yaş
    28
    Mesajlar
    60
    Tecrübe Puanı
    7

    Standart abi sağolasın

    Alıntı khan19556 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Fetih kardeş bari sen yapma!Çoğu manevi tevatür hükmünde ve bir kısmı mütevatir olan mucizelere birilerinin uydurma-haşa- demelerine müsade etme...

    Ayetle veya mütevatir hadislerle sabit olan mucizeleri inkar etmek küfürdür. Ancak haberi vahid veya zayıf rivayetlerle gelen mucizeleri inkar etmek kişiyi küfre götürmez.

    Alimler, haberleri mütavatir ve âhâd olmak üzere iki kısma ayırmışlardır. Mütevatir haber: Yalan üzere birleşmeleri aklen mümkün olmayan bir topluluğun kendileriyle aynı vasıf ve sayıdaki bir topluluktan rivayet ettikleri haberdir. Bu haber, ravilerin gördükleri veya işittikleri bir şey olmalı, zanna dayalı olmamalıdır. Aynı zamanda ilim ifade etmelidir. Alimlerin çoğunluğuna göre sözü edilen topluluğun belli bir sayısı yoktur; ayrıca müslüman veya adil olma şaı da aranmaz. Bu hususta, usul kitaplarında ayrıntılarıyla izah edilen başka zayıf görüşler de vardır.

    Haber-vahid, ise mütavatir hadisin şartlarını taşımayan haberdir. Bu noktada haberi rivayet eden kimsenin bir veya birden fazla olması arasında herhangi bir fark yoktur. Hükmü konusunda ise ihtilaf edilmiştir: Sahabe, Tabiun ve onlardan sonraki muhaddis, fakih ve usulcülerin büyük çoğunluğu, güvenilir tek kişinin (vahid) haberinin şeriatın delillerinden bir delil olduğunu; zan ve ilim ifade ettiğini, bu sebeple onunla amel etmek gerektiğini belirtmişlerdir. Haber-I vahidle amel, aklen değil şeran sabittir.

    Her müslümanın, Allahu Teâlâ'nın insanlara zaman zaman göndermiş olduğu peygamberlerinin davalarında sadık ve haklı olduklarını ortaya koyan ve Allah tarafından desteklendiklerini ispat eden mucizeler verdiğine inanması farzdır. Hiç bir peygamber yoktur ki, Hak Teâlâ ona bir mucize ihsan ederek onu tasdik etmiş olmasın. Bu husus, Kur'an'da adı geçen her peygamber hakkında indirilen müteaddid âyetlerle sâbit olmuş ve onlara verilen mucizeler açıklanmıştır. O halde mucize gerçeğine iman; Kitap, Sünnet ve İcmâ-ı Ümmet ile sâbittir. Kur'an'la sâbit olan "İsrâ" ve "İnşikâk-ı Kamer" gibi hissî ve kevnî mucizeleri inkâr, küfrü gerektirir. Her Peygambere mucize verildiğine dair pek çok âyetler olduğu gibi Peygamber (s.a.s)'in şu sahih hadisi de zikredilebilir: "Hiç bir peygamber yoktur ki Ona insanların imanına sebep olan mucizeler verilmiş olmasın. Bana verilen mucize ise, ancak bana vahyolunan bir vahiydir. Onun için kıyamet gününde ümmeti en fazla olan peygamber ben olacağımı ümit ediyorum" (Buharî, Fezâilûl-Kur îın, 1; Müslim, İman, 239).

    Peygamberlerin mucize göstermelerinin aklen de mümkün olduğuna en açık delil; mucizeyi yaratan Hak Teâlâ'nın her şeyi yaratacak kudrette bir "Kâdir-i Mutlak" olmasıdır. Çünkü; kâinatta, yerde ve gök yüzündeki canlı cansız varlıklar âlemine dikkatle bakılarak ondaki incelik, şaşmaz düzen ve muhkem nizam incelenip düşünülünce, bütün bunların yaratıcısı olan Hak Teâlâ'nın, peygamberlerini tasdik etmek maksadıyla gerektiğinde, herbirinin elinde, ezelî ilmine ve küllî iradesine uygun olarak mucize adı verilen fevkalâde bir şey yaratmasının aklen mümkün olduğu kolayca anlaşılır. Allah (c.c)'a, sonsuz kudret ve azametine inanan herkes; mucizeye, onun aklen mümkin ve fiilen sâbit olduğuna tereddütsüz iman eder. İnsanlık tarihi bu gerçeğin canlı örnekleriyle doludur.
    abi sağolasın hissettiklerimin bu güzel bilgilerle ifadesi için teşekkürler ben de yazdım ama dilimin döndüğünce.

  10. #10
    khan19556 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    khan19556 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Tercübeli Üye
    Üyelik tarihi
    11.01.2007
    Bulunduğu yer
    Sancağın düştüğü yerden
    Yaş
    32
    Mesajlar
    995
    Tecrübe Puanı
    20

    Standart

    Alıntı muaz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    abi sağolasın hissettiklerimin bu güzel bilgilerle ifadesi için teşekkürler ben de yazdım ama dilimin döndüğünce.
    Allah razı olsun.
    [SIGPIC][/SIGPIC]"Sevdiğim bir gelinin bana hediye edildiği veya erkek bir çocuğumun doğduğu müjdesinin verildiği gece benim için, muhacirlerden oluşan bir müfreze içinde olup sabahında düşmanla karşılaşmayı beklediğim ayaz ve buzlu bir gece kadar güzel değildir"

    "Sabaha kadar sağnak halinde devam eden yağmurun altında kalkanımı elime alıp düşmana baskın yapmayı beklediğim bir gece kadar bana ümit veren bir amelim yoktur"
    Halid bin Velid

Benzer Konular

  1. İlginç değilmi
    By samanyolu in forum Oku, Düşün, Anla
    Cevaplar: 15
    Son Mesaj: 17.05.2009, 23:09
  2. Ne olursan ol yine gel sözü Mevlana'ya ait değilmi??
    By bcetin811 in forum Genel Islam Konular
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 26.05.2007, 04:20

Paylaş

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

Content Relevant URLs by vBSEO ©2011, Crawlability, Inc.