Ey iman edenler! Allahtan sabır ve namazla yardım isteyin. Ve innehe le kebiratün illa alal haşiin. Muhakkak ki o (Allahtan sabır ve namazla yardım istemek) çok büyük (ağır) bir şeydir. Bunu ancak Allahtan haşyet duyanlar yapabilirler.
Sabırla yardım istenecek namazın büyüklüğü anlatılan bir ayeti kerime. Bu ayetlerden olsa gerek; istiane (yardım dileme) namazı diye şey vardır. Yukarıdaki ayetin hemen altında ki ayeti kerime sabrı ve namazı biraz daha açıklar mahiyette.
Ellezine yezunnune ennehüm.. Ellezine ismi mevsuldür. Bir önceki ayet ile bağlantı kuruyor. O halde "öyle kimseler ki (Allahtan sabır ve namzla yardım isteyen kişiler) yezunnune ennehüm/zannederler mülagu rabbihim/rabblerine kavuşacaklarını. Ayeti kerime de geçen zannetmek fiilini bazı müfessirler "kesinlik" olarak almışlar. Rabblerine kavuşacaklarını kesin olarak bilmek felan. Fakat böyle bir zannın namaz içinde olması... Namaz kılarken rabblerine kavuşacağını zannetmek. Yani kıldığı namazı son namazmış gibi kılmak. İşte bizi sabretmeye götürecek temel unsurdur. Bu "büyük" işi yapabilmemiz için rabbimize kavuşmayı düşünmek zorundayız.
Kıldığı namazın son namaz olduğunu düşünen/zanneden kişi elbette sabredilmesi gereken yahut sabretmesi gereken ne ise bu metaneti gösteremeye muktedir olacaktır. Kişinin Rabbine kavuşması demek, adaletin tecelli edeceğini gösterir, er veya geç. Fakat müminler bunu "yakin" olarak bilirler. İşte bunlar kişiyi "namaz ile sabıra" ve "sabır ile birlikte namaza" götürecektir.
Konu ARZ_7 tarafından (25.03.2010 Saat 08:07 ) değiştirilmiştir.
Düşünmeden öğrenmek faydasız, öğrenmeden düşünmek tehlikelidir.
Paylaş