Biz müslümanlar hiçbir şey yapmayıp her şeyi ALLAH’tan bekleyen insanlar değiliz. Biz üzerimize düşen sorumlulukları bilen ve yerine getiren kendimizi ve işlerimizi ALLAH’a teslim eden insanlarız. Kendimiz için ne kadar çalışırsak çalışalım kendimizi geliştirmek için (maddi/manevi) sistematik ve pedagojik olarak organize olmuş bir şekilde gelişimimizin kontrol edildiği pozitif çalışmalarla faaliyetlerde bulunsak ve pozitif eylemlerimizin karşısında pozitif kazanımlar beklesek bile her zaman verim elde edemeyiz. Hayatımızda kazanmak istediğimiz objeler için çalışsak bile nötr bir durumun içerisinde bulunabiliriz. Bütün çalışmalarımızın karşılığını alabiliyormuyuz. Bir öğrenci üniversite sınavından istediği yeri tutturup istediği üniversiteye gidebiliyormu. Aynı kendisi gibi aynı yeri tercih etmiş başka bir fert tarafından geride bırakılmıyormu. İçimizde hangimiz gerekli çalışmaları ve tüm gerekli faaliyetleri gerçekleştirse bile bütün istediklerine sahiptir. Kendimiz için elbette pozitif eylemlerde bulunacağız. Bize Peygamber Efendimiz (sav) böyle nasihat etmiştir. Halife Hz. Ömer camiden insanları elinde sopayla gidin bu dünyaylada ilgilenin diye kovalamıştır. Biz Müslümanlar İslamın gereği olarak hem kendimizle, hem ailemizle, hem vatanımızla, hem tüm dünya insanlarımızla hem yaratılmış insana hizmet eden bütün canlı türleri ile bir bütünüz. Hepimiz aynı kasenin içinde yaratılmışız. Kendimizi bu kaseden ayırmak ve bu dünyada sadece kendimizi düşünüp kendi menfaat kazanımlarımız doğrultusunda hareket edersek, sonuçta tüm dünyayı kazansak bile bu sınavdan sıfır alırız. Bu dünya bir sınavdır. Sınavı biten her Ademoğlu bu sınav alanını terk eder ve sınav sonucuna göre hakettiğini alır. Bu konu Adem Peygamberden Hz. Muhammed’e (sav) bu güne kadar en az 25.000 peyfamber tarafından biz insanlara tebliğ edilmiştir. Bu konuda bize kitaplar verilmiştir. Akıllı bir insana tebliğ etmeye gerek yoktur, hayatın çeşitli menfaat durumları arasında kendi menfaatlerinden başka durumları görmek istemeyen, bu durumları kabul etmeyen insanları uyarmak içindir. Sayın Ascoycota işte sizin gibi düşünen ve bu düşüncesini doğru kabul eden akıllı insanlar için tebliğ gereğine duyulmuştur. Bir insan sonuç olarak ne oluyor, ölmüyormuyuz. Doğmadan önce zaten ölmüş değilmiydik. Peki niye doğduk niye ölüyoruz. Nerden geliyoruz nereye gidiyoruz. Değersiz bir ot gibi yeşerip kuruyup gittiğimizi kabul ediyorsanız kendi kendinize o başka. O zaman zaten insanın kendisine saygısı yoktur değersiz olduğunu zaten kabul ediyordur. Benim fikrim ise hiçbir varlık değersiz değildir, bir ot parçası bile. Hepsi bir dengenin bir tamamlayıcı faktörüdür. Bu dengeyi dengeli bir halde durduran nedir. Dünya hiçbir yere tutturulmamış halde güneşin çekim gücünde boşlukta hareket etmiyormu bütün bunlar size tuhaf gelmiyormu. Bu kadar bu denge kendiliğinden olabilirmi, hiç akıl edemezmiyiz, bize verilen irade ve akıl bu gerçeği bulmak içindir.
Pirimiz Seyyid Ahmet Er Rıfai ve Abdülkadir Geylani Hazretleridir.
Paylaş